<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>My Blog</title>
	<atom:link href="https://cozumavukatlik.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cozumavukatlik.com.tr</link>
	<description>My WordPress Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 17:00:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cozum-hukuk-ikon-150x150.png</url>
	<title>My Blog</title>
	<link>https://cozumavukatlik.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Etmenin Cezası</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 16:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2510</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Trafik kazasında olay yerini terk etmeye ilişkin dört kritik nokta: 1 Olay yerini terk etmek, kazadaki kusur oranını kendiliğinden artırmaz. Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza sonrasındaki terk ihlali ayrı ayrı değerlendirilir. 2 Eylül 2026 itibarıyla olay yerini terk etmenin idari para cezası 46.000 TL&#8217;dir. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda buna 1-3 yıl &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Trafik kazasında olay yerini terk etmeye ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Olay yerini terk etmek, kazadaki kusur oranını kendiliğinden artırmaz. Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza sonrasındaki terk ihlali ayrı ayrı değerlendirilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eylül 2026 itibarıyla olay yerini terk etmenin idari para cezası 46.000 TL&#8217;dir. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda buna 1-3 yıl hapis ve sürücü belgesinin 2 yıl geri alınması da eklenir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tedavi, yardım veya can güvenliği gibi zorunlu nedenlerle olay yerinden ayrılmak farklı değerlendirilir. Ayrılma nedeninin somut delillerle ortaya konulması önem taşır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Olay yerini terk etmek sigorta bakımından da sonuç doğurur. Sigorta şirketi, şartları oluştuğunda zarar görene ödediği tazminatı kendi sigortalısından rücu yoluyla geri talep eder.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>27 Şubat 2026&#8217;da yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun ile güncel halini alan yaptırımlara göre, trafik kazasında zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk eden sürücüye <strong>46.000 TL idari para ceza uygulanır</strong> ve kaza yaralanma yahut ölümle sonuçlanmışsa bu yaptırıma ek olarak<strong> 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir</strong> ve <strong>sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</strong> Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile olay yerini terk ihlali ise birbirinden ayrı değerlendirilir ve sürücünün<strong> kazadaki kusur oranı, terk nedeniyle uygulanacak yaptırımı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>trafik kazası sonrasında sürücülerin yasal sorumluluklarına,, kaza yerinden ayrılmanın sigorta şirketinin rücu talebine etkisine ve idari yaptırımlara ve itiraz sürecine</strong><b> </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Olay yerini terk dosyalarında yalnızca sürücünün kaza yerinden ayrılıp ayrılmadığına bakılması yeterli değildir. Kazanın maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü olması, sürücünün ayrılma nedeni ve bunu hangi delillerle ispatladığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle sigorta rücusu bakımından, olay yerinin terk edildiğinin ispatı ile terkin zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığı dosyanın sonucunu doğrudan belirleyen iki ayrı hukuki meseledir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Trafik Kazası Sonrasında Sürücünün Yasal Sorumlulukları</h2>
<p>Trafik kazasına karışan sürücünün ilk yükümlülüğü aracını güvenli şekilde durdurmak, kaza yerinde gerekli trafik güvenliği önlemlerini almak ve <strong>kazanın oluşumunun belirlenmesinde kullanılacak iz ve delilleri korumaktır.</strong> Sürücü ayrıca kazaya karışan diğer kişilerin talebi halinde <strong>kimlik, adres, sürücü belgesi, araç ruhsatı ve sigorta bilgilerini paylaşmalıdır.</strong></p>
<p>Kazanın polis veya jandarmaya bildirilmesi gereken durumlarda sürücünün kolluğa haber vermesi ve gerekli işlemler tamamlanmadan olay yerinden ayrılmaması gerekir. Bununla birlikte yalnızca maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların anlaşabildiği kazalarda sürücüler kaza tespit tutanağını düzenleyerek kolluğun gelmesini beklemeden olay yerinden ayrılabilir. <strong>Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu nedenler de ayrıca değerlendirilir.</strong></p>
<p>Bu yükümlülüklerin ihlali, kazanın meydana gelmesindeki kusurdan ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle bir sürücünün kazada kusurlu olup olmadığı ile kazadan sonra olay yerinde yerine getirmesi gereken yükümlülüklere uyup uymadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Trafik Kazasında Kaza Yerini Terk Etmenin Cezası</h2>
<p>Trafik kazasında olay yerini terk etmenin yaptırımları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 81/3. maddesinde düzenlenmiştir ve ilgili madde, <strong>27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun ile değiştirilmiş</strong> ve olay yerini terk etmeye ilişkin yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. Uygulanacak yaptırım, kazanın yalnızca maddi hasarla mı yoksa yaralanma veya ölümle mi sonuçlandığına göre değişkenlik göstermektedir:</p>
<ul>
<li>Anlaşma hali dışında, zorunlu bir neden bulunmaksızın ve polis veya jandarmanın izni olmadan olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</li>
<li>Kaza <strong>yalnızca maddi hasarla sonuçlanmışsa olay yerini terk nedeniyle 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong> Ayrıca hapis cezası veya 2 yıllık sürücü belgesini geri alma yaptırımı uygulanmaz.</li>
<li>46.000 TL idari para cezasına<strong> ek olarak sürücü hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.</strong></li>
<li>Yaralanmalı veya ölümlü kazada olay yerini terk eden sürücünün sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</li>
<li>İki yıllık süre tamamlandıktan sonra <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/el-konulan-ehliyeti-geri-alma/"><strong>sürücü belgesinin iade edilebilmesi</strong></a> için Karayolları Trafik Kanunu kapsamında verilen<strong> idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması gerekir.</strong></li>
</ul>
<p>Bu yaptırımlar, sürücünün kazanın meydana gelmesindeki kusurundan ayrı olarak değerlendirilir. Başka bir ifadeyle <strong>kazadaki kusur oranı bir konu, kazadan sonra zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerinin terk edilmesi ise ayrı bir ihlaldir.</strong></p>
<h2>Kaza Yerinden Ayrılmak Hangi Durumlarda Cezaya Neden Olur?</h2>
<p>Trafik kazasına karışan sürücünün <strong>anlaşma hali veya olay yerinden ayrılmasını zorunlu kılan bir neden bulunmaksızın</strong> gerekli işlemleri yerine getirmeden kaza yerinden ayrılması idari yaptırıma neden olur. Kazanın yalnızca maddi hasarla sonuçlanması veya <strong>araçtaki hasarın küçük olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.</strong> <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/"><strong>Park halindeki bir araca çarpıp</strong></a> araç sahibine ulaşmadan, gerekli bilgileri bırakmadan ve kolluğa haber vermeden ayrılmak da bu kapsamda değerlendirilir.</p>
<p>Buna karşılık yalnızca maddi hasarlı kazalarda tarafların anlaşarak <strong>kaza tespit tutanağını düzenlemesi ve gerekli bilgi alışverişini tamamlaması durumunda</strong> kolluğun gelmesini beklemeden olay yerinden ayrılmaları mümkündür. Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi <strong>zorunlu nedenlerle olay yerinden ayrılma da farklı değerlendirilir.</strong> Yaralanmalı veya ölümlü kazada zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerinin terk edilmesi ise idari yaptırımın yanında <strong>hapis cezası ve sürücü belgesinin geri alınması sonucunu</strong> da doğurur.</p>
<h2>Olay Yerini Terk Etmede Zorunlu Neden ve İspat Yükü</h2>
<p>Olay yerinden ayrılmanın hukuki sonucu değerlendirilirken sürücünün neden ayrıldığı belirleyicidir. Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, <strong>can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu durumlar ile herhangi bir zorunluluk bulunmaksızın olay yerinden ayrılma aynı şekilde değerlendirilmez</strong>. Hastane kayıtları, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve sürücünün kazadan sonraki davranışları ayrılma nedeninin belirlenmesinde kullanılır.</p>
<p>Sigorta rücu uyuşmazlığında sürücünün olay yerini terk ettiğini öncelikle sigorta şirketi ispatlamalıdır. Terk olgusu ortaya konulduktan sonra sürücü, olay yerinden tedavi, yardım, can güvenliği veya benzeri zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni kendisi ispatlamalıdır. <strong>Zorunlu nedenin ispatlanamaması durumunda olay yerini terk, sigorta şirketinin zarar görene ödediği tazminat bakımından rücu sebebi oluşturur.</strong></p>
<h2>Maddi Hasarlı Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Etmek</h2>
<p>Trafik kazasının yalnızca maddi hasarla sonuçlanması, sürücünün olay yerinde yerine getirmesi gereken yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Anlaşma hali veya olay yerinden ayrılmayı zorunlu kılan bir neden bulunmaksızın kaza yerinin terk edilmesi durumunda 46.000 TL idari para cezası uygulanır. Maddi hasarlı kazalarda,<strong> yaralanmalı veya ölümlü kazalarda olay yerini terk için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınması</strong> yaptırımı uygulanmaz.</p>
<p>Tarafların yalnızca maddi hasarla sonuçlanan kazada anlaşarak kaza tespit tutanağı düzenlemesi durumunda kolluğun gelmesini beklemeleri gerekmez ve işlemler tamamlandıktan sonra olay yerinden ayrılabilirler. Buna karşılık taraflardan birinin diğer sürücüyle gerekli işlemleri tamamlamadan ve polis veya jandarmaya haber vermeden olay yerini terk etmesi idari yaptırımın gündeme gelmesine neden olur. Önemli belirtmek gerekir ki, <strong>hasarın küçük olması da bu yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<p>Olay yerini terk etmenin sonucu yalnızca idari para cezasıyla sınırlı değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını gidererek <strong>salt maddi hasarlı trafik kazalarında da olay yerini terk etmenin zorunlu trafik sigortası bakımından rücu sebebi olduğuna karar vermiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/11202, K. 2025/2473, T. 13.02.2025)</strong>. Buna göre sigorta şirketi zarar görene ödeme yaptıktan sonra olay yerinin zorunlu bir neden olmaksızın terk edildiğinin belirlenmesi durumunda ödediği tazminatı sigortalısına rücu edebilir.</p>
<h2>Yaralanmalı veya Ölümlü Kazada Olay Yerini Terk Etmenin Sonuçları</h2>
<p>Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazasında zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk etmek, yalnızca idari para cezasına değil, <strong>hapis cezası ve sürücü belgesinin geri alınmasına da neden olur.</strong> Bunun yanında yaralıya yardım edilmemesi ve trafik sigortası kapsamında yapılan ödemeler bakımından ayrıca hukuki sonuçlar doğurur ve ilgili yaptırımları şöyle özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li>46.000 TL idari para cezası uygulanır.</li>
<li>Olay yerini terk eden sürücü hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.</li>
<li>Sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</li>
</ul>
<p>Kazada kendini idare edemeyecek durumda bulunan yaralıya yardım edilmemesi veya durumun derhâl yetkili makamlara bildirilmemesi, ayrıca<strong> TCK m.98&#8217;de düzenlenen yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu oluşturur.</strong></p>
<p>Olay yerinin zorunlu bir neden olmaksızın terk edilmesi halinde trafik sigortacısının zarar görene ödediği tazminat bakımından sigortalısına rücu hakkı doğar.</p>
<p>Bu yaptırımların hukuki dayanakları birbirinden farklıdır. Bu nedenle sürücü hakkında olay yerini terk nedeniyle idari ve cezai yaptırımlar uygulanırken,<strong> yardım yükümlülüğünün ihlali ayrıca değerlendirilir ve sigorta şirketinin rücu talebi de gündeme gelir.</strong> Bununla birlikte olay yerini terk etmek, sürücünün kazanın meydana gelmesindeki kusur oranını kendiliğinden artırmaz, kazadaki kusur ayrıca belirlenir.</p>
<h3>Yaralıya yardım etmeden olay yerinden ayrılmak suç mudur?</h3>
<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 98. maddesinde düzenlenen<strong> “yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi” suçu kapsamında</strong>, kazada yaralanan ve kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye, durumun elverdiği ölçüde yardım etmemek veya durumu derhal yetkili makamlara bildirmemek suç oluşturur. Bu fiil için bir yıla kadar hapis veya <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/adli-para-cezasi/"><strong>adli para cezası</strong></a> öngörülür. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle <strong>kişinin ölmesi durumunda ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk eden sürücü nasıl tespit edilir?</h3>
<p>Olay yerini terk eden sürücünün tespitinde <strong>güvenlik ve trafik kameraları, araç içi kamera görüntüleri, tanık beyanları, plaka bilgisi ve kaza yerindeki fiziksel bulgular</strong> birlikte değerlendirilir. Plakanın kamera görüntülerinden belirlenmesi durumundaaraç sahibine ulaşılır ve sürücünün kimliği ise kolluk tarafından yürütülen araştırma, alınan ifadeler ve diğer deliller üzerinden tespit edilir. <strong>Araçtan kopan parçalar, boya ve çarpışma izleri</strong> de şüpheli araçla kazanın ilişkilendirilmesinde kullanılabilir.</p>
<h3>Trafik kazası mahallini terk eden sürücüye karşı ne yapılmalıdır?</h3>
<p>Trafik kazasına karışan diğer sürücü olay yerinden ayrılırsa öncelikle polis veya jandarmaya haber vererek kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlamalısınız. Kaçan aracın plakası biliniyorsa plakayı, <strong>bilinmiyorsa aracın marka, model, renk ve kaçış yönü gibi ayırt edici bilgileri not edin</strong> ve kaza yerini, araçtaki hasarı ve varsa kaçan aracı gösteren fotoğraf veya videoları da mutlaka saklayın.</p>
<p>Yine çevrede kazayı gören kişiler varsa iletişim bilgilerini alın ve iş yeri, apartman, site veya trafik kameralarının bulunduğu noktaları kolluğa bildirin.<strong> Kamera kayıtları silinebileceğinden bunların tespiti ve korunması için hızlı hareket edilmesi</strong>, kaçan araç ile sürücünün belirlenmesi açısından önemlidir.</p>
<h3>Kaza yerini terk etmek kusur oranını etkiler mi? Trafik kazası tazminatında etkisi var mıdır?</h3>
<p>Olay yerini terk etmek <strong>tek başına kazadaki kusur oranını artırmaz</strong>. Kusur, sürücülerin kazanın meydana gelmesine neden olan trafik kuralı ihlallerine ve kazanın oluş şekline göre ayrıca belirlenir ve sürücünün sonradan olay yerinden ayrılması nedeniyle kendisine ayrıca bir kusur oranı verilmez. Bununla birlikte olay yerini terk, trafik sigortası bakımından ayrı bir rücu sebebi oluşturabileceğinden, <strong>kazadaki kusur oranı ile olay yerini terk nedeniyle doğabilecek sigorta sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk etmek sigorta ödemesini etkiler mi?</h3>
<p>Taraflardan birinin kaza yerini terk etmesi, zarar gören üçüncü kişiye zorunlu trafik sigortasından yapılacak ödemeyi tek başına ortadan kaldırmaz. Kazadaki kusur, zarar ve diğer tazminat şartları mevcutsa <strong>sigorta şirketi zarar gören kişinin trafik sigortası kapsamındaki zararını karşılar.</strong></p>
<p>Olay yerini terk etmenin belirleyici olduğu nokta, sigorta şirketi ile kendi sigortalısı arasındaki rücu ilişkisindedir.  Sürücünün<strong> tedavi, yardım veya can güvenliği gibi zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk ettiğinin belirlenmesi durumunda</strong>, sigorta şirketinin zarar görene yaptığı ödemeyi sigortalısından geri isteme hakkı doğar. Bu nedenle olay yerini terk, zarar gören kişinin tazminat hakkından çok ödemeyi yapan sigorta şirketinin sonradan sigortalısına yönelmesi bakımından önem taşır.</p>
<h3>Olay yerini terk etmek kasko sigortasını etkiler mi?</h3>
<p>Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında, tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu durumlar dışında, ilgili ihlaller nedeniyle<strong> sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek amacıyla kaza yerinden ayrılması teminat dışında kalan haller</strong> arasında düzenlenmiştir.</p>
<p>Yargıtay da olay yerini terk edilen kasko uyuşmazlıklarında terkin nedenini ve sürücünün davranışını somut olayın koşullarına göre değerlendirmektedir. Örneğin; <strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2022/8658, K. 2022/10533 sayılı kararında,</strong> tek taraflı kazada sürücünün yaralandığına veya can güvenliğinin tehlikeye girdiğine ilişkin bir durum bulunmaması dikkate alınmış ve olay yerinin zorunlu bir nedenle terk edildiğini ispat yükünün sigortalıya geçtiği kabul edilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle kaza sonrasında olay yerinden ayrılmış olmak tek başına kasko ödeme yapmaz sonucunu doğurmaz. <strong>Olay yerinden neden ayrıldığı, ayrılmanın zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığı</strong> ve sürücünün kimliğinin tespitini engellemeye yönelik olup olmadığı kasko teminatının değerlendirilmesinde belirleyicidir.</p>
<h3>Olay yerini terk eden araç bulunamazsa tazminat alınabilir mi?</h3>
<p>Kazaya neden olan araç veya sürücü tespit edilemese dahi yaralanma veya ölüm nedeniyle doğan tazminat talepleri Güvence Hesabına yöneltilebilir fakat<strong> Güvence Hesabı bedensel zararlardan doğan tazminatları karşılar. </strong></p>
<p>Başvuruda kazanın gerçekleştiğini ve bedensel zararı gösteren kolluk kayıtları, sağlık belgeleri ve talebin niteliğine göre gerekli diğer belgeler sunulmalıdır. Dolayısıyla <strong>yalnızca aracınızda maddi hasar meydana gelmiş ve çarpan araç tespit edilememişse Güvence Hesabından araç hasarı için ödeme alınamaz.</strong></p>
<h3>Kaza yerini terk etme cezasına nasıl itiraz edilir?</h3>
<p>Kaza yerini terk nedeniyle uygulanan idari para cezasına, cezanın tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurularak itiraz edebilirsiniz.</strong> Bu süre içerisinde başvuru yapılmaması durumda idari yaptırım kararı kesinleşecektir.</p>
<p>İtirazda olay yerinin terk edilmediğini veya ayrılmanın tedavi, yardım ya da can güvenliği gibi zorunlu bir nedene dayandığını gösteren<strong> kamera kayıtları, hastane belgeleri, tanık beyanları ve diğer deliller sunulmalıdır.</strong></p>
<p>Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazasında olay yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edilmesi durumunda sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır. Bu nedenle itiraz başvurusunda, <strong>şartları bulunuyorsa idari para cezasıyla birlikte sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemin kaldırılması da talep edilmelidir.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk etmek asli kusur sayılır mı?</h3>
<p>Trafik kazalarında kusur, sürücülerin kazanın meydana gelmesine neden olan davranışlarına göre belirlenir ve 2918 sayılı<strong> Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84. maddesinde sayılan asli kusurlar içerisinde trafik kazası yerini terk etmek yer almaz.</strong></p>
<p>Olay yerini terk ise kazanın meydana gelmesinden sonra gerçekleşen <strong>ayrı bir ihlaldir.</strong> Bu nedenle sürücünün olay yerinden kaçmış olması, kazanın oluşumunda otomatik olarak asli kusurlu olduğu anlamına gelmez fakat terk nedeniyle idari veya cezai yaptırım uygulanması ve <strong>zorunlu trafik sigortası bakımından rücu sorumluluğunun doğması ayrıca gündeme gelir.</strong></p>
<p>Asli ve tali kusur kavramlarına ve durumlarına ilişkin daha fazla bilgi almak adına <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazalarinda-asli-ve-tali-kusur-oranlari/"><strong>Trafik Kazalarında Asli ve Tali Kusur Oranları</strong></a> içeriğimize göz atabilirsiniz.</p>
<h3>Çarpıp kaçan aracın plakası bilinmiyorsa ne yapılmalıdır?</h3>
<p>Çarpıp kaçan aracın plakası bilinmiyorsa öncelikle bulunduğunuz bölgeye göre polis yahut jandarmaya başvurarak<strong> kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlamalısınız.</strong> Çevredeki iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit etmeniz ve kayıtların silinmemesi istemeniz yahut imkan varsa kayıtları almanız da önemlidir. Yine varsa<strong> MOBESE kayıtları ve tanık beyanları</strong> da kaçan aracın ve sürücünün tespitinde kullanılabilir.</p>
<p>Yapılan araştırmaya rağmen araç tespit edilemezse ölüm veya bedensel zarar nedeniyle doğan ve kapsamına giren tazminatlar için Güvence Hesabına başvurulabilir ancak <strong>araçtaki maddi hasar ve değer kaybı Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz.</strong> Araç hasarı bakımından kasko poliçeniz varsa zarar, poliçe kapsamına göre kendi sigorta şirketinizden karşılanabilir.</p>
<p>Güvence Hesabına nasıl başvurulur, süreç nasıl ilerler, nelere dikkat edilmelidir vb. sorularınızın yanıtları için avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/"><strong>Güvence Hesabı Nedir? Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</strong></a> içeriğini inceleyebilirsiniz.</p>
<h3>Kazadan sonra hastaneye gitmek için olay yerinden ayrılabilir miyim?</h3>
<p>Sürücünün yahut kazada yaralanan başka bir kişinin tedavi ya da yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitmesi, kaza yerinden ayrılmayı haklı kılan zorunlu hallerden biri olarak değerlendirilir. <strong>Burada gerçekten tedavi ve yardım amacıyla hastaneye gidildiğinin ispatlanması gerekir.</strong> Aksi durumda sigorta şirketinin rücu talebi açısından kuvvetli bir itiraz olmaz.</p>
<p>Hastaneye gidişin acil servis kaydı, muayene saati, hasta kabul belgesi veya diğer sağlık kayıtlarıyla ortaya konulması ve <strong>durumun mümkün olan en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirilmesi, olay yerinden neden ayrıldığının somut olarak ortaya konulmasını sağlar.</strong></p>
<h3>Park halindeki araca çarpıp kaçmanın cezası nedir?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarpan sürücü, araç sahibi olay yerinde değilse araç sahibine ulaşmaya çalışmalı, eğer ulaşamıyorsa iletişim bilgilerini bırakmalı ve <strong>kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmelidir.</strong> Yalnızca not bırakılması, kolluğa bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan bir kazada bu yükümlülükleri yerine getirmeden <strong>olay yerinden ayrılan sürücüye 2026 yılı itibarıyla 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong> Çarpan sürücünün daha sonra tespit edilmesi durumunda araçta meydana gelen hasar ve varsa değer kaybı da kusur ve sigorta hükümlerine göre ayrıca karşılanır.</p>
<p>Bu konuda daha fazla bilgi için avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/"><strong>Park Halinde Araca Çarpma Durumunda Ne Yapılmalıdır?</strong></a> başlıklı içeriği inceleyebilirsiniz.</p>
<h3>Olay yerinden ayrıldıktan sonra tutanak tutulur mu?</h3>
<p>Sürücülerden birinin olay yerinden ayrılmış olması kazanın tutanak altına alınmasına engel değildir. Olay yerine polis yahut jandarma geldiğinde<strong> araçtaki hasarı, yol ve çarpışma izlerini ve diğer fiziksel bulguları kayıt altına alır ve varsa kamera görüntüleri ve tanık beyanlarından da yararlanarak</strong> kazanın gerçekleşme şeklini tespit eder.</p>
<p>Olay yerinden ayrılan sürücü daha sonra plaka, kamera kaydı veya diğer deliller üzerinden tespit edilirse kazaya ilişkin beyanı ayrıca alınır ve yürütülen işlemlere dahil edilir. Dolayısıyla sürücünün olay yerinden ayrılması, <strong>kazanın ve olay yerini terk ettiğinin sonradan delillerle tespit edilmesine engel değildir.</strong></p>
<h3>Olay yerinin terk edilmesi bir rücu sebebi midir?</h3>
<p>Kaza yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edimesi, trafik sigortası açısından rücu sebeplerinden biridir fakat <strong>sürücünün kaza sonrasında olay yerinden ayrılmış olması tek başına</strong> sigorta şirketinin ödediği tazminatı sigortalısından geri alacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Sigorta şirketinin olay yerini terk nedeniyle rücu talebinde bulunabilmesi için <strong>zarar gören üçüncü kişiye sigorta kapsamında bir ödeme yapmış olması ve sürücünün olay yerini zorunlu bir neden olmaksızın terk ettiğini ortaya koyması gerekir</strong>.</p>
<p>Sürücü ise tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni ispatlamalıdır. <strong>Zorunlu ayrılma nedeni ispatlanırsa</strong>, yalnızca olay yerinin terk edilmiş olması bu gerekçeyle rücu için yeterli değildir.</p>
<h3>Sigorta rücu süreci nasıl işler?</h3>
<p>Sigortanın şirketinin rücu süreci, trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye tazminat ödemesi ve sonrasında sigortalısına rücu edilmesini gerektiren bir neden bulunduğunun tespit edilmesiyle başlar ve<strong> olay yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edilmesi, rücu sebeplerinden biridir.</strong></p>
<p>Sigorta şirketi ödediği tazminatı sigortalısından talep eder ve uygulamada bu talep yazılı bir rücu bildirimi veya ihtarnameyle iletilir. Rücu talebinin ödenmesi için kanunda herkes bakımından geçerli sabit bir süre bulunmadığından,<strong> ihtarnamede ödeme için belirtilen süre dikkate alınmalıdır</strong>. Bu süre içinde ödeme yapılmaması hâlinde sigorta şirketi alacağın tahsili için icra takibi veya dava yoluna başvurur.</p>
<p>Sigorta şirketinin talep ettiği tutarın doğrudan kabul edilmesi de zorunlu değildir. <strong>Hem rücu sebebine hem de talep edilen miktara itiraz edilebilir.</strong> Olay yerini terk nedeniyle rücu talep ediliyorsa sigorta şirketinin terk olgusunu ispatlaması, sürücünün ise zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürmesi durumunda bu nedeni ispatlaması gerekir. Bunun yanında sigorta şirketinin zarar görene gerçekten ne kadar ödeme yaptığı ve <strong>talep edilen tutarın tamamının rücu kapsamında bulunup bulunmadığı</strong> da ayrıca incelenmelidir.</p>
<h3>Kaza yaptıktan sonra korkup olay yerinden kaçtım, sigorta parayı benden alır mı?</h3>
<p>Sigortanın rücü hakkı noktasında belirleyici olan olay yerinden neden ayrıldığınız ve bu nedeni ispatlayıp ispatlayamadığınızdır. Yalnızca korku veya panik nedeniyle olay yerinden ayrılmak, <strong>tek başına sigorta şirketinin rücu hakkını ortadan kaldıran zorunlu bir neden olarak kabul edilmez.</strong></p>
<p>Sigorta şirketi olay yerini terk ettiğinizi ispatladıktan sonra, tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma ya da benzeri <strong>zorunlu bir nedenle ayrıldığınızı sizin ispatlamanız gerekir.</strong></p>
<p>Olay yerini zorunlu bir nedenle terk ettiğinizi ispatlayamazsanız, sigorta şirketinin zarar görene ödediği tazminatı size rücu etme hakkı vardır. Buna karşılık zorunlu ayrılma nedenini ispatlarsanız, yalnızca olay yerini terk etmiş olmanız bu gerekçeyle rücu için yeterli olmaz.<strong> Kazadan sonra kısa süre içinde polis veya jandarmaya başvurmanız, sağlık kuruluşuna gittiyseniz buna ilişkin kayıtlar ve olay yerinden neden ayrıldığınızı gösteren diğer deliller</strong> bu değerlendirmede önem taşır.</p>
<h3>Sigorta şirketi hakkımda icra takibi başlattı, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Sigorta şirketi, trafik kazası nedeniyle zarar görene ödediği tazminatı size rücu edebileceğini ileri sürerek mahkeme kararı olmadan ilamsız icra takibi başlatabilir. Tarafınıza ödeme emri tebliğ edilmişse, borca itiraz etmek için tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz etmeniz gerekir. <strong>İtiraz etmediğiniz takdirde takip kesinleşir ve alacağın tahsili için haciz aşamasına geçilebilir. </strong></p>
<p>Süresi içinde yapılan itiraz üzerine ilamsız icra takibi durur. Sigorta şirketinin takibe devam edebilmesi için itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Bunun için <strong>sigorta şirketi alacağın dayanağına göre itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurur.</strong> Bu süreçte olay yerini terk nedeniyle rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, sigorta şirketinin zarar görene yaptığı ödeme ve icra takibine konu edilen alacağın miktarı ve dayanağı birlikte incelenmelidir.</p>
<h3>Olay yerini terk durumunda ispat yükü kime aittir?</h3>
<p>Trafik kazası sonrasında kaza yerini terk etme nedeniyle yürütülen sigorta rücu sürecinde, <strong>sürücünün olay yerini terk ettiğinin ispatı öncelikle sigorta şirketi tarafından yapılmalıdır.</strong> Sigorta şirketi bu durumu kaza tutanağı, kamera görüntüsü, tanık beyanı yahut diğer delillerle ortaya koymalıdır.</p>
<p>Olay yerinin terk edildiği ispatlandıktan sonra ise sürücü, <strong>can güvenliği, tedavi ya da yardım amacı gibi zorunlu bir nedenle olay yerinden ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni ispatlamalıdır.</strong> Zorunlu bir nedenin ispatlanamaması durumunda sigorta şirketi, zarar görene ödediği tazminatı kendi sigortalısına rücu etme hakkına sahip olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Park Halinde Araca Çarpma Durumunda Ne Yapılmalıdır?</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 16:19:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2491</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Park halinde araca çarpma durumunda ilişkin dört kritik nokta: 1 Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmak asli kusur hallerinden biridir fakat park eden aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi değişebilir. 2 Araç sahibi olay yerinde değilse yalnızca iletişim bilgisi bırakmak yeterli değildir. Kazanın en kısa sürede polis &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Park halinde araca çarpma durumunda ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmak asli kusur hallerinden biridir fakat park eden aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi değişebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Araç sahibi olay yerinde değilse yalnızca iletişim bilgisi bırakmak yeterli değildir. Kazanın en kısa sürede polis veya jandarmaya da bildirilmesi gerekir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Çarpan araç tespit edilemezse park halindeki araçta meydana gelen maddi hasar Güvence Hesabından karşılanmaz. Bu durumda varsa kasko poliçesi belirleyicidir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">1 Temmuz 2026 itibarıyla araç hasarı için trafik sigortasına yapılan başvuru değer kaybı başvurusunu da kapsar. Hasar için atanan eksper değer kaybını da hesaplayarak raporuna ekler.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpılması durumunda <strong>çarpan sürücü kural olarak <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazalarinda-asli-ve-tali-kusur-oranlari/">asli kusurlu</a> kabul edilir ve meydana gelen zarardan sorumlu olur.</strong> Araç sahibi olay yerinde değilse sürücünün kendisine ulaşmaya çalışması, ulaşamıyorsa iletişim bilgilerini bırakması ve kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmesi gerekir. <strong>Bu yükümlülüklerin yerine getirilmeden olay yerinden ayrılması idari para cezasına neden olacaktır. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>park halindeki bir araca çarpan sürücünün ne yapması gerektiğine, olası idari para ve hapis cezasının ne olduğuna, sigortanın ödeme koşullarına ve tarafların kusur oranlarına</strong><b> </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Park halindeki araca çarpma dosyalarında kusur değerlendirmesi yapılırken yalnızca aracın hareketsiz olması değil, parkın trafik kurallarına uygunluğu ve park biçiminin kazanın meydana gelmesine etkisi de incelenmelidir. Bunun yanında sürücünün kazadan sonra araç sahibine ulaşmaya çalışması, bilgilerini bırakması ve kolluğa bildirimde bulunması kazanın oluşumundaki kusurdan ayrı yükümlülüklerdir. Özellikle sürücünün olay yerinden ayrıldığı dosyalarda fotoğraf ve kamera kayıtlarının hızlı şekilde temin edilmesi, hem aracın tespiti hem de kazanın gerçekleşme şeklinin ortaya konulması açısından önem taşır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Park Halindeki Araca Çarptım, Ne Yapmalıyım?</h2>
<p>Park halindeki bir araca çarptığınızda öncelikle aracınızı güvenli bir yerde durdurmalı ve <strong>olay yerinden ayrılmamalısınız.</strong> Araç sahibi olay yerindeyse kazaya ilişkin bilgiler karşılıklı olarak paylaşılmalı ve yalnızca maddi hasar bulunan ve tarafların anlaşabildiği durumlarda kaza tespit tutanağı düzenlenmelidir. <strong>Olay yerini, araçların konumunu ve meydana gelen hasarı gösteren fotoğrafların çekilmesi de önemlidir.</strong></p>
<p>Araç sahibi olay yerinde değilse kendisine veya araçla ilgilenen kişiye ulaşmaya çalışmalısınız. Ulaşamamanız durumunda aracın görünür bir yerine adınız, iletişim bilgileriniz ve aracınızın plakasını içeren yazılı bir not bırakmalısınız fakat yalnızca not bırakıp olay yerinden ayrılmak yeterli değildir. <strong>Kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya da bildirmeniz gerekir.</strong></p>
<p>Bu yükümlülükler,<strong> hasarın küçük olması durumunda da geçerlidir.</strong> Tamponda çizik veya kaportada küçük bir sürtme meydana gelmiş olması, kazayı kayıt altına alma ve araç sahibine ulaşma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Park Halindeki Aracın Sahibi Olay Yerinde Değilse Ne Yapılmalıdır?</h2>
<p>Araç sahibi olay yerinde değilse, çarpan sürücü önce onu bulmaya çalışmalıdır. Çevredeki işyerlerine sorulabilir veya kısa bir süre beklenebilir. Aracın sahibi ilk anda bulunamazsa, aracın görünür bir yerine ad, telefon numarası ve kısa bir açıklama içeren bir not bırakılmalıdır. <strong>Ardından durum mutlaka polise veya jandarmaya bildirilmeli ve kaza tespit tutanağının resen düzenlenmesi istenmelidir.</strong></p>
<h2>Park Halindeki Araca Çarpınca Tutanak Nasıl Tutulur?</h2>
<p>İki taraf da olay yerindeyse tutanak, karşılıklı anlaşmalı kaza tespit tutanağı formuyla doldurulur. Formda tarafların kimlik, araç ve sigorta bilgileri, kazanın oluş şekli ve hasarın krokisi yer alır. <strong>Araç sahibi olay yerinde değilse, tutanak kolluk kuvvetleri tarafından resen düzenlenir</strong> ve bu durumda tanık beyanları ve kamera kayıtları tutanağa delil olarak eklenir. Tutanağın bir örneği her iki tarafa da verilir ve sigorta başvurusunda kullanılır.</p>
<h2>Park Halindeki Araca Çarpıp Kaçmanın Cezası</h2>
<p>Park halindeki bir araca çarpan sürücü, araç sahibi olay yerinde değilse araç sahibini veya ilgili kişiyi bulmaya çalışmalı, ulaşamaması durumunda araç üzerine yazılı bilgi bırakmalı ve olayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmelidir. <strong>Yalnızca not bırakılması, kolluğa bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<p>2026 yılında yapılan düzenlemeyle, anlaşma hali dışında maddi hasarlı bir trafik kazasında <strong>polis yahut jandarmanın izni olmadan ve zorunluluk bulunmaksızın olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong></p>
<p>Kazanın yaralanma veya ölümle sonuçlanması halinde ise olay yerinden zorunluluk bulunmaksızın izinsiz ayrılan sürücü hakkında <strong>1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir ve sürücü ehliyeti 2 yıl süreyle geri alınır. </strong>Bu yaptırımlar, kazanın meydana gelmesi nedeniyle ayrıca doğabilecek <strong>ceza ve hukuki sorumluluklardan bağımsızdır.</strong></p>
<p><strong>Ayrıca park halindeki araca trafik kazası sonucu istemeden zarar verilmesi TCK m.151&#8217;deki mala zarar verme suçunu oluşturmaz.</strong> Mala zarar verme suçunun oluşabilmesi için aracın kasten veya en azından olası kastla zarara uğratılması gerekir ki <strong>bu suçun taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir.</strong> Kazada meydana gelen araç hasarı ve diğer maddi zararlar ise kusur ve sigorta hükümleri kapsamında ayrıca karşılanır.</p>
<h2>Park Durumundaki Aracıma Çarpılmış, Ne Yapmalıyım?</h2>
<p>Aracınıza park halindeyken çarpıldığını fark ettiğinizde <strong>öncelikle aracın park konumunu, oluşan hasarı ve olay yerini fotoğraflayın.</strong> Aracın üzerinde veya çevresinde çarpan kişi tarafından bırakılmış bir not ya da iletişim bilgisi olup olmadığını kontrol edin. Herhangi bir bilgi bırakılmamışsa <strong>çevredeki iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit edin ve mümkünse ilgili saatlere ait kayıtların silinmemesini isteyin</strong> ve olayı gören kişiler varsa iletişim bilgilerini de alın.</p>
<p>Çarpan araç veya sürücü olay yerinde değilse polis ya da jandarmaya başvurarak kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlayın. <strong>Aracın tespitine yardımcı olabilecek kamera görüntülerinin bulunduğu yerleri ve varsa görgü tanıklarını bildirmeniz de önemli.</strong></p>
<p>Çarpan araç tespit edilirse, kusur değerlendirmesinin ardından zarar gören araç sahibi olarak karşı aracın zorunlu trafik sigortasına başvurabilirsiniz. <strong>Çarpan araç tespit edilemezse araçtaki maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz.</strong> Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamında kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir.</p>
<h2>Hatalı Park Durumundaki Araca Çarpma Hakkında Yargıtay Kararları</h2>
<p>Park halindeki araca çarpma davalarında mahkemeler, kusuru 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84/l maddesine dayanarak değerlendirir. <strong>Bu madde, kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmayı asli kusur hali sayar. Mahkemeler bu değerlendirmeyi kaza tespit tutanağı, fotoğraflar ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle destekler.</strong> Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpan sürücü, mahkeme kararlarında genellikle tam veya asli kusurlu bulunur. Park eden aracın kurallara aykırı bırakılmış olması bu sonucu değiştirebilir ve park eden tarafa da sınırlı bir kusur payı verilmesine yol açabilir.</p>
<p>Hükmedilecek tazminat, zararın tamamı değil, sürücünün kusur oranına göre hesaplanan kısmı üzerinden belirlenir ve bu ilke ceza yargılamasında da gözetilir. Emsal kararların dosyanıza uygulanabilirliği, somut olayın kendine özgü koşullarına göre değişir. <strong>Dosyanıza özgü, tam künyeli emsal karar taraması için bir bu alanda uzman bir avukattan destek almanız sürecin sağlam bir zemine oturmasını sağlar.</strong></p>
<h3>Araca çarpan kişi bulunamazsa ne olur?</h3>
<p>Her ne kadar ilk anda akla Güvence Hesabı gelse de, park halindeki aracınıza çarpan araç ve sürücü tespit edilemiyorsa araçta meydana gelen <strong>maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz. </strong>Güvence Hesabı, kimliği tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararları değil,<strong> ölüm veya bedensel zarar nedeniyle doğan ve kapsamına giren tazminatları karşılar.</strong></p>
<p>Bu nedenle çarpan araç bulunamıyorsa aracınızdaki hasarın karşılanması bakımından <strong>kasko poliçenizin bulunup bulunmadığı belirleyicidir.</strong> Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamına göre kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir. Aksi takdirde kendi imkanlarınızla hareket etmeniz gerekecektir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpmada kusur kimdedir?</h3>
<p><strong>Kural olarak kusur, çarpan sürücüdedir. </strong>Park halindeki araç kurallara uygun şekilde park edilmişse, sürücü kusur değerlendirmesinde herhangi bir pay almaz. <strong>İstisna, park edilen aracın kurallara aykırı bırakılmış olmasıdır.</strong> Örneğin; görüş açısını kapatacak biçimde park edilmesi buna girer. Bu durumda park eden tarafa da sınırlı bir kusur payı verilebilir. <strong>Kusur oranı, kaza tespit tutanağı ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle netleştirilir.</strong></p>
<h3>Sigorta hasarı karşılar mı?</h3>
<p>Park halindeki araçtaki hasarı, <strong>eğer araç kurallara uygun park edilmişse, çarpan sürücünün zorunlu trafik sigortası karşılar.</strong> Çarpan sürücünün kendi aracındaki hasar ise zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır ve varsa kendi kasko poliçesi tarafından karşılanır.</p>
<h3>Değer kaybı talep edilebilir mi?</h3>
<p><strong>Araç kurallara uygun park edilmiş ve kazada çarpan araç kusurlu bulunmuşsa,</strong> aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen kayıp, zorunlu trafik sigortasından talep edilebilir. Eğer park halindeki aracın hatalı park nedeniyle kazanın meydana gelmesine etki eden bir kusuru bulunuyorsa, değer kaybı talebi de kusur oranına göre değerlendirilir.</p>
<p><strong>1 Temmuz 2026 itibarıyla değer kaybı için ayrıca başvuru yapılmasına gerek yoktur.</strong> Karşı aracın trafik sigortasına araç hasarı için başvuran kişi, değer kaybı için de başvurmuş kabul edilir. Araç hasarını incelemek üzere atanan eksper, aracın değer kaybını da hesaplayarak raporuna ekler. Sigorta şirketi hesaplanan değer kaybı tutarını hak sahibine ayrıca bildirir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpınca polis çağırmak gerekir mi?</h3>
<p>Araç sahibi olay yerindeyse ve taraflar anlaşarak kaza tespit tutanağı düzenlerse, polis çağırmak zorunlu değildir. Araç sahibi olay yerinde değilse durum değişir. Sürücünün araç sahibine ulaşmaya çalışması, ulaşamaması durumunda iletişim bilgilerini bırakması ve <strong>kazayı polis veya jandarmaya bildirmesi gerekir.</strong></p>
<p>Tarafların kazanın nasıl gerçekleştiği veya <strong>kusur konusunda anlaşamaması ya da taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlenmesine engel bir durum bulunması durumlarında</strong> ise polis ya da jandarmaya haber verilerek kazanın resmi olarak kayıt altına alınması gerekir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpınca not bırakmak yeterli midir?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarptıktan sonra not bırakmak tek başına yeterli değil, <strong>aynı gün kazayı polis yahut jandarmaya da bildirmek gerekir. Aksi takdirde olay yerini terk iddiasıyla karşılaşma riski doğacaktır.</strong> Not bırakırken de herhangi bir nedenle kaybolma ve görülmeme ihtimalini dikkate alarak en sağlıklı şekilde konumlandırmak ufak fakat kritik bir noktadır.</p>
<h3>Aracıma park halindeyken çarpıp kaçmışlar, kamera kayıtlarını nasıl alabilirim?</h3>
<p>Burada öncelikle kamera sistemlerinin kayıtları saklama sürelerinin birbirinden farklı olduğunu ve eski görüntülerin otomatik olarak silinebildiğinden dolayı kazadan sonra <strong>kamera kayıtlarına erişilmesi noktasında hızlı hareket edilmesi gerektiğinin</strong> altını çizmek gerekir.</p>
<p>Kazanın gerçekleştiği noktayı gören iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit ettikten sonra kaydın bulunduğu işletme veya yönetime kazanın yaklaşık tarih ve saatini bildirerek ilgili <strong>görüntülerin silinmemesini ve mümkünse bir kopyasının tarafınıza verilmesini isteyin. </strong></p>
<p>Kamera kayıtlarında <strong>üçüncü kişilere ait görüntüler de bulunabileceğinden kayıt sahibi görüntüleri doğrudan sizinle paylaşmayabilir.</strong> Bu durumda polis veya jandarmaya başvurarak kazayı kayıt altına aldırın ve kamera görüntülerinin bulunduğu yeri bildirin. Görüntüler, yürütülen süreç kapsamında ilgili yerden<strong> resmi olarak talep edilerek alınabilir.</strong></p>
<h3>Hatalı park edilmiş araca çarpıldığında kim kusurlu olur?</h3>
<p>Hatalı park edilmiş bir araca çarpıldığında kusur, <strong>park ihlalinin ve çarpan sürücünün davranışının kazanın meydana gelmesine etkisine göre belirlenir.</strong> Aracın görüşü engelleyecek, geçişi daraltacak ya da trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde park edilmesi kazaya etki etmişse, <strong>park eden araç yönünden de kusur belirlenebilir.</strong></p>
<p>Bununla birlikte, <strong>hatalı park edilmiş olması çarpan sürücünün kusurunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</strong> Örneğin; sürücünün hızını yol şartlarına göre ayarlamaması veya gerekli dikkat ve özeni göstermemesi de kazaya neden olmuşsa <strong>kusur iki taraf arasında paylaştırılabilir.</strong></p>
<h3>Vurup kaçan aracı kamera tespit etti, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Vurup kaçan aracın kamera görüntülerinden tespit edilebildiği durumlarda öncelikle <strong>görüntülerin bir kopyasını alın</strong> ve kayıtların silinmemesi için kamera sisteminin bulunduğu iş yeri, site yönetimi ya da otoparkla iletişime geçin. Ardından polis veya jandarmaya başvurarak <strong>kazanın resmi olarak bir tutanak ile kayıt altına alınmasını</strong> sağlayın. Görüntülerde plakanın açıkça görülmesi aracın tespitini kolaylaştırırken,<strong> kazanın gerçekleşme anının kaydedilmiş olması kusurun belirlenmesinde de delil olarak kullanılabilir.</strong></p>
<h3>Park halinde bir araca sürttüm, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Park halindeki bir araca sürttüğünüzde <strong>hasar küçük olsa dahi hukuki sorumluluğunuz değişmediğinden dolayı olay yerinden doğrudan ayrılmamalı</strong>, çarptığınız aracın plakasını, oluşan hasarı, araçların konumunu ve olay yerini fotoğraflamalısınız.</p>
<p>Sonrasında araç sahibine ulaşma imkanı varsa durumu bildirmelisiniz. Yalnızca maddi hasarın meydana geldiği bu gibi ufak kazalarda çoğu zaman hızlıca bir anlaşma sağlamak ve kazaya ilişkin bilgileri karşılıklı kayıt altına almak mümkündür.<strong> Araç sahibine ulaşamadığınız durumda mutlaka bir not bırakmalı ve sonrasında kazayı bölgeye bağlı olarak polis yahut jandarmaya bildirmelisiniz.</strong> Yalnızca not bırakmanın kanundaki yükümlülüğü yerine getirdiğiniz anlamına gelmeyecektir.</p>
<p>Çarptığınız araçta meydana gelen zarar, <strong>kazadaki sorumluluğunuz kapsamında aracınızın zorunlu trafik sigortasından karşılanabilir.</strong> Karşı araçta onarım sonrasında ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana gelmişse araç sahibi, onarım bedelinin yanında araç değer kaybını da talep edebilir.</p>
<p>Bu nedenle tamponda çizik ya da kaportada küçük bir sürtme gibi sınırlı görünen hasarlarda dahi olayı kayıt altına almak ve araç sahibine ulaşmak önemlidir. <strong>Tekrar belirtmek isteriz ki, hasarın küçük olması, kazaya ilişkin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<h3>Park halindeki bir araca çarpma hangi kusur maddesine girer?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarpma, <strong>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84. maddesinin (j) bendi kapsamında açıkça tanımlanmıştır.</strong> Buna göre taşıt yolu üzerinde kurallara uygun şekilde park edilmiş araca çarpmak asli kusur sayılır.</p>
<p>Diğer taraftan,<strong> park halindeki aracın trafik kurallarına aykırı biçimde bırakılmış olması,</strong> özellikle hatalı parkın kazanın meydana gelmesini etkilediği senaryoda kusur değerlendirmesini değiştirecektir.</p>
<h3>Aracıma vurup kaçtılar, plakasını aldım, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Kaçan aracın plakasının alınması süreci büyük ölçüde kolaylaştırır. Öncelikle yaşadığınız durumu polise ya da jandarmaya bildirerek <strong>kaza tespit tutanağının düzenlenmesini yani kazanın kayıt altına alınmasını istemelisiniz. </strong></p>
<p>Aracınız kurallara uygun şekilde park halindeyken başka bir aracın çarpması durumunda, kazanın meydana gelmesindeki sorumluluk çarpan araç yönünden değerlendirilir fakat <strong>aracın trafik kurallarına aykırı veya kazanın meydana gelmesine etki edecek şekilde park edilmiş olması kusur değerlendirmesini değiştirebilir.</strong> Bu nedenle aracın park konumunu ve kazanın gerçekleşme şeklini gösteren fotoğraf ve kamera görüntülerinin korunması önemlidir.</p>
<p>Plaka üzerinden kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortası tespit edildikten sonra <strong>zarar gören araç sahibi olarak karşı aracın trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketine başvurmanız gerekir.</strong> Başvuruda kazaya ilişkin tutanak, aracınızın ruhsatı, hasarı gösteren fotoğraflar, kimlik bilgileri ve ödeme için IBAN bilgisi paylaşmalısınız.<strong> Eğer bu süreçte araç onarılmışsa servis faturası ve onarıma ilişkin belgeler de dosyaya eklenmelidir.</strong> Sigorta şirketi hasarın niteliğine göre ek belge isterse bu belgelerin de dosyaya tamamlanması gerekir.</p>
<p>Yapılan onarıma rağmen aracın ikinci el piyasa değeri düşmüşse a<strong>raç değer kaybı da karşı tarafın kusuru oranında trafik sigortasından ayrıca talep edilebilir.</strong> Örneğin; kazadan önce hasarsız olan bir kapının çarpma sonucunda onarılması veya değiştirilmesi aracın satış değerini düşürmüşse, bu değer kaybı onarım bedelinden ayrı bir zarar kalemi olarak ileri sürülür.</p>
<p>Sigorta şirketinin yazılı başvuruyu <strong>15 gün içinde cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamaması</strong> durumunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir yahut dava yoluna gidebilirsiniz.</p>
<p><script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "inLanguage": "tr-TR",
  "mainEntity": [
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Araca çarpan kişi bulunamazsa ne olur?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Çarpan araç ve sürücü tespit edilemezse araçtaki maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz. Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamında kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpmada kusur kimdedir?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpan sürücü asli kusurlu sayılır. Park edilen aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi buna göre değişebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Sigorta hasarı karşılar mı?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Park halindeki araç kurallara uygun şekilde park edilmişse, meydana gelen zarar çarpan aracın zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanabilir. Çarpan sürücünün kendi aracındaki hasar ise zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Değer kaybı talep edilebilir mi?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Çarpan aracın kusurlu olduğu kazada, onarım sonrasında oluşan araç değer kaybı zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanabilir. 1 Temmuz 2026 itibarıyla araç hasarı için yapılan başvuru değer kaybı başvurusunu da kapsar."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpınca polis çağırmak gerekir mi?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Araç sahibi olay yerindeyse ve taraflar kaza tespit tutanağı düzenleyebiliyorsa polis çağırmak zorunlu değildir. Araç sahibi olay yerinde değilse kazanın polis veya jandarmaya bildirilmesi gerekir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpınca not bırakmak yeterli midir?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Hayır. Araç sahibi bulunamıyorsa iletişim bilgilerinin bırakılmasının yanında kazanın en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirilmesi de gerekir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Aracıma park halindeyken çarpıp kaçmışlar, kamera kayıtlarını nasıl alabilirim?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kazayı gören iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit ederek ilgili görüntülerin silinmemesini ve mümkünse bir kopyasının verilmesini isteyin. Görüntüler sizinle paylaşılmazsa kayıtların resmî olarak temini için polis veya jandarmaya başvurabilirsiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Hatalı park edilmiş araca çarpıldığında kim kusurlu olur?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kusur, hatalı parkın ve çarpan sürücünün davranışının kazanın meydana gelmesine etkisine göre belirlenir. Hatalı park kazaya etki etmişse her iki taraf yönünden de kusur belirlenebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Vurup kaçan aracı kamera tespit etti, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kamera görüntülerinin bir kopyasını alarak veya silinmemesini sağlayarak polis veya jandarmaya başvurun ve kazayı kayıt altına aldırın. Plaka tespit edilirse karşı aracın zorunlu trafik sigortasına başvurabilirsiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halinde bir araca sürttüm, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Olay yerinden ayrılmadan araç sahibine ulaşmaya çalışın ve hasarı fotoğraflayın. Araç sahibine ulaşamıyorsanız iletişim bilgilerinizi bırakmalı ve kazayı polis veya jandarmaya bildirmelisiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki bir araca çarpma hangi kusur maddesine girer?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpma, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.84/l kapsamında asli kusur olarak düzenlenmiştir. Hatalı parkın kazaya etkisi varsa kusur değerlendirmesi değişebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Aracıma vurup kaçtılar, plakasını aldım, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Plakayı ve kazaya ilişkin delilleri koruyarak polis veya jandarmaya başvurup kazayı kayıt altına aldırın. Ardından plaka üzerinden karşı aracın zorunlu trafik sigortası tespit edilerek hasar için sigorta şirketine başvurulabilir."
      }
    }
  ]
}
</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Kazası Tespit Davası Dilekçe Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:58:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2476</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar İş kazası tespit davası dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemiş olması, olayın iş kazası olarak tespit edilmesine engel değildir. Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmediği durumlarda da tespit için dava yoluna başvurulur. 2 İş kazasının tespiti davası SGK ve işverene karşı yöneltilir. SGK&#8217;nın davalı gösterilmemesi taraf teşkilinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">İş kazası tespit davası dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemiş olması, olayın iş kazası olarak tespit edilmesine engel değildir. Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmediği durumlarda da tespit için dava yoluna başvurulur.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">İş kazasının tespiti davası SGK ve işverene karşı yöneltilir. SGK&#8217;nın davalı gösterilmemesi taraf teşkilinin eksik kalmasına ve yargılama sürecinin uzamasına neden olur.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tutanak bulunmaması tek başına iş kazasının ispatını engellemez. Hastane ve acil servis kayıtları, tanık beyanları, kamera görüntüleri, işyeri kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sigortasız çalışırken meydana gelen kazalarda çalışma ilişkisinin de ispatlanması gerekir. İşveren çalışma ilişkisini reddediyorsa hizmet tespiti ile iş kazasının tespiti aynı dava kapsamında talep edilebilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemesi yahut SGK&#8217;nın bu olayı iş kazası olarak kabul etmiyor olması, <strong>iş kazasının sonradan tespitine engel değildir.</strong> İş kazası tespit davası için hazırlanacak dava dilekçesinde kazanın ne zaman, nerede ve nasıl meydana geldiği, işverenle çalışma ilişkisi, dayanılan deliller ve tespit talebi açıkça ortaya konmalı ve özellikle tutanak bulunmayan veya sigortasız çalışmanın söz konusu olduğu dosyalarda <strong>hastane kayıtlar, tanıklar ve işyeri kayıtları olayın ispatı açısından mutlaka dilekçeye eklenmelidir. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <b>iş kazası tespit davası dilekçesinin nasıl hazırlanması gerektiğine, dilekçede dikkat edilmesi gereken noktalara, dilekçenin mahkemeye nasıl ulaştırılabileceğine ve alternatif durumlardaki dilekçe örneklerine </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">İş kazasının tespiti davalarında yalnızca kazanın gerçekleştiğini ispatlamak yeterli değildir, olayın çalışma ilişkisi içinde ve 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılmasını sağlayan koşullarda meydana geldiğinin de ortaya konulması gerekir. İşverenin kazayı bildirmediği, çalışma ilişkisini reddettiği veya SGK&#8217;nın olayı iş kazası olarak kabul etmediği dosyalarda dilekçede kurulacak vakıa-delil bağlantısı davanın temelini oluşturur.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Nedir? Nasıl Hazırlanır?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesi, <strong>meydana gelen olayın iş kazası sayıldığının mahkemece belirlenmesi için iş mahkemesine sunulan dava belgesidir</strong> ve dilekçenin mahkemeye verilmesiyle dava açılmış sayılır.</p>
<p>Dilekçe, sürecin belirli aşamasında gündeme gelir. İlk olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulur fakat Kurum olayı iş kazası saymaz ya da başvuru sonuçsuz kalırsa dava yoluna gidilir. <strong>Kurum kararı, dilekçede hukuki yararın dayanağı olarak gösterilir.</strong></p>
<p>Dilekçeye ilişkin hazırlık üç aşamalı olmalıdır. İlk aşamada olayın oluş biçimi tarih, saat ve yer bilgisiyle yazılır. İkinci aşamada husumet belirlenir ve<strong> dava SGK ile işverene birlikte yöneltilir.</strong> Üçüncü aşamada deliller sıralanır ve elde bulunanlar dilekçeye eklenir.</p>
<p>Dilekçenin zorunlu unsurları kanunda sayılmıştır (HMK m.119). <strong>Mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, davanın konusu, vakıalar, deliller, hukuki sebepler, talep sonucu ve imza yer almalıdır.</strong> Eksik hazırlanan dilekçe davanın açılmamış sayılmasına kadar giden sonuç doğurabilir fakat dilekçenin hazırlanmasında hukuki destek almak elbette riski azaltacaktır.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/is-kazasi-tespit-davasi-cevap-dilekcesi.docx"><strong>İş Kazası Tespit Davası Cevap Dilekçesi örneğini</strong></a> bağlantıya tıklayarak hemen indirebilirsiniz.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/SGK-is-kazasi-tespiti-dilekcesi.pdf"><strong>SGK İş Kazası Tespiti Dilekçesi örneğini</strong></a> bağlantıya tıklayarak hemen indirebilirsiniz.</p>
<h2>İşveren Tarafından Bildirilmeyen İş Kazası İçin Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>sigortalı olarak çalışırken kaza geçiren ancak işverenin SGK&#8217;ya bildirimde bulunmadığı durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı], [işyeri sicil numarası]
<p><strong>KONU:</strong> [Tarih] tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Davalı işveren bünyesinde [tarih] tarihinden itibaren [görev] olarak çalışmaktayım. Sigorta bildirimim yapılmış olup hizmet dökümüm dilekçe ekindedir.</li>
<li>[Tarih] günü saat [saat] sıralarında [işyeri adresi] adresinde görevim başındayken [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza meydana gelmiştir. Olay sırasında [tanık adları] çalışma alanında bulunmaktaydı.</li>
<li>Kaza sonrası [hastane adı] Acil Servisine kaldırıldım. [Teşhis] tanısı konularak [tedavi] uygulanmış, [süre] süreyle istirahat verilmiştir. Hastane kayıtları ve raporlar ekte sunulmuştur.</li>
<li>İşveren olayı kayda geçirmemiş, tutanak düzenlememiş ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunmamıştır. Kanun, işverene kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirim yükümlülüğü getirmektedir.</li>
<li>Bildirim yapılmadığı için tarafımca [tarih] tarihinde Kuruma başvurulmuş, [tarih] tarihli yazı ile talebim reddedilmiştir. Yazı örneği dilekçe ekindedir.</li>
<li>Olay, işverence yürütülen iş nedeniyle ve işyerinde meydana gelmiş olup kanunda sayılan iş kazası hâllerinden birini oluşturmaktadır (5510 sayılı Kanun m.13).</li>
<li>Tespit kararı verilmedikçe geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri doğmamaktadır. Davada hukuki yararım bulunmaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.13; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>SGK hizmet dökümü ve başvuru evrakı, Kurumun red yazısı, işyeri sicil dosyası, hastane kayıtları ve epikriz, işyeri kamera görüntüleri, puantaj kayıtları, iş müfettişi raporu, tanık beyanları, keşif ve bilirkişi incelemesi.</p>
<p><strong>Tanıklar:</strong> [Ad Soyad &#8211; adres], [Ad Soyad &#8211; adres]
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>SGK Tarafından İş Kazası Olarak Kabul Edilmeyen Olay İçin Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>işverenin iş kazası bildirimi yaptığı fakat SGK&#8217;nın inceleme sonucunda olayı iş kazası kabul etmediği durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı]
<p><strong>KURUM KARARI:</strong> [… Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü, tarih ve sayılı yazı]
<p><strong>KONU:</strong> Kurumca iş kazası sayılmayan [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[İşveren unvanı] bünyesinde [görev] olarak çalışmaktayım. [Tarih] tarihinde [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza geçirdim ve olay Kuruma bildirilmiştir.</li>
<li>Kurum tarafından yürütülen inceleme sonucunda [tarih] tarihli yazı ile olayın iş kazası sayılmadığı bildirilmiştir. Gerekçe olarak [kazanın işyeri dışında gerçekleştiği / olayın ani rahatsızlıktan kaynaklandığı / nedensellik bağı kurulamadığı] gösterilmiştir.</li>
<li>Kurum kararı eksik incelemeye dayanmaktadır. Tahkikat sırasında [tanık adı] dinlenmemiş, [kamera görüntüleri / işyeri kayıtları] temin edilmemiş ve olay yerinde inceleme yapılmamıştır.</li>
<li>Olay, kanunda sayılan hâller kapsamındadır. [Kaza görevli olarak işyeri dışına gönderildiğim sırada gerçekleşmiştir / işverence sağlanan servis aracında meydana gelmiştir / işin yürütümü nedeniyle ortaya çıkmıştır].</li>
<li>Olay ile bedensel zararım arasındaki nedensellik bağı sabittir. [Hastane adı] tarafından düzenlenen [tarih] tarihli raporda [teşhis] tespit edilmiş, maluliyet oranım [oran] olarak belirlenmiştir.</li>
<li>Kurum kararı bağlayıcı nitelikte değildir. Olayın iş kazası olup olmadığı, delillerin tamamı değerlendirilerek mahkemece belirlenir.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.13; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119 ve m.266.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>Kurumun tahkikat dosyası ve red yazısı, iş müfettişi raporu, hastane kayıtları ve sağlık kurulu raporu, işyeri sicil dosyası, servis güzergah kayıtları, görevlendirme yazıları, tanık beyanları, keşif ve bilirkişi incelemesi.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle Kurum tahkikat dosyasının celbine, davanın kabulü ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İşvernin İş İlişkisini veya Kazayı Kabul Etmediği Durumda Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>işverenin, iş ilişkisini ve dolayısıyla iş kazasını reddettiği durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı]
<p><strong>KONU:</strong> [Tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasındaki çalışmamın tespiti ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Davalı işveren bünyesinde [tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasında [görev] olarak, günlük [saat] saat ve haftanın [gün sayısı] günü fiilen çalıştım. Ücretim [tutar] TL olup ödemeler [elden / banka havalesiyle] yapılmıştır.</li>
<li>Çalışmam Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiştir. İşveren, tarafımla arasında iş ilişkisi bulunmadığını ileri sürmektedir.</li>
<li>Çalışma ilişkisi somut delillerle ortaya konulacaktır. [Banka ödeme kayıtları / işyeri giriş çıkış kayıtları / mesaj ve çağrı kayıtları / iş kıyafeti ve kimlik kartı] mevcuttur. Ayrıca işyerinin komşu esnafı ve müşterileri çalışmama tanıklık edecektir.</li>
<li>[Tarih] günü çalışma sırasında [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza geçirdim. Olay işveren tarafından da kabul edilmemekte, tutanak düzenlenmemiştir.</li>
<li>Kaza sonrası [hastane adı] Acil Servisine başvurdum. Kayıtlarda olayın çalışma sırasında gerçekleştiği belirtilmiştir.</li>
<li>Kanun sigortalılığı bildirime değil fiilî çalışmaya bağlamaktadır. Çalışma ilişkisinin tespiti halinde iş kazası hükümleri uygulanacaktır.</li>
<li>İki talep birbiriyle bağlantılıdır ve aynı delillerle ispatlanacaktır. Hizmet tespiti kabul edilmeden iş kazası tespiti sonuç doğurmayacağından taleplerin birlikte incelenmesini istiyoruz.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.4, m.13 ve m.86; 4857 sayılı İş Kanunu; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>Banka hesap hareketleri, işyeri giriş çıkış ve puantaj kayıtları, mesaj ve çağrı kayıtları, işyerine ait fatura ve irsaliyeler, hastane kayıtları, komşu işyeri sahipleri ile müşterilerin tanıklığı, kolluk araştırması, keşif ve bilirkişi incelemesi. Tanıklar: [Ad Soyad &#8211; adres], [Ad Soyad &#8211; adres].</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile [tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığımın tespitine, [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İş Kazası Tespit Davasında Hangi Deliller Dilekçeye Eklenebilir?</h2>
<p><strong>İş kazasının nerede, ne zaman ve hangi koşullarda meydana geldiğini ve olayın çalışma ilişkisiyle bağlantısını ortaya koyan deliller</strong> dava dilekçesinde mutlaka yer almalıdır. SGK, hastane, kolluk yahut işveren gibi üçüncü kişilerde bulunan kayıtların ilgili kurumlardan celbi talep edilmeli ve tüm bu belgeler de dilekçede yer almalıdır.</p>
<p>Olayın özelliklerine de bağlı olarak iş kazası tespit davasında gündeme getirilebilecek deliller şöyledir:</p>
<ul>
<li>SGK&#8217;ya yapılan iş kazası bildirimi, başvuru evrakı ve Kurum tarafından verilmiş kararlar</li>
<li>SGK tahkikat dosyası ile varsa denetmen veya müfettiş raporları</li>
<li>Hastane ve acil servis kayıtları, epikrizler, ambulans kayıtları ve sağlık raporları</li>
<li>İşyeri özlük dosyası, ücret bordroları, puantaj ve çalışma kayıtları</li>
<li>İşyeri kamera görüntüleri ile giriş-çıkış kayıtları</li>
<li>Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ve varsa ceza soruşturması dosyası</li>
<li>Banka kayıtları, taraflar arasındaki mesajlaşmalar ve olayla bağlantılı diğer iletişim kayıtları</li>
<li>Tanık beyanları</li>
<li>Keşif ve bilirkişi incelemesi</li>
</ul>
<p><strong>Kamera görüntüsü gibi belirli bir süre sonunda silinen kayıtların bulunduğu durumlarda</strong> bu delillerin kaybolmadan temin edilmesine yönelik talebin dilekçede açıkça belirtilmesi kritik noktalardan biridir.</p>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Nereye Verilir?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesi, bu davada görevli ve yetkili olan iş mahkemesine sunulur. Eğer dilekçe fiziki olarak verilecekse ilgili <strong>adliyedeki tevzi bürosuna teslim edilir.</strong> İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise dava, iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde açılır.</p>
<p>Yetkili iş mahkemesinin belirlenmesinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;ndaki yetki kuralları uygulanır. Buna göre <strong>dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerindeki veya işin ya da işlemin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde açılır.</strong> Birden fazla davalı varsa bunlardan birinin yerleşim yerindeki iş mahkemesi de yetkilidir.</p>
<p>Dava avukat aracılığıyla açılıyorsa <strong>dilekçe ve ekleri UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik ortamda da sunulur.</strong> Davayı avukatsız açan kişiler ise gerekli elektronik imza şartlarını sağlamaları durumunda (dilekçenin imzalanması gerekmektedir) UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik dava açma imkanından yararlanır.</p>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmelidir?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesinde kazanın meydana geldiği tarih, yer, çalışma ilişkisi ve olayın nasıl oluştuğu somut biçimde açıklanmalı ve <strong>tespiti istenen olay herhangi bir tereddüte, boşluğa yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir.</strong></p>
<p>Süreçte bir uzman yönlendirmesi alındığı takdirde avukat tüm detayların üzerinde titizlikle duracak olsa da, dilekçeyi kendisi hazırlayacak vatandaşlar için bu süreçte aşağıdaki noktalara dikkat etmelerini öneririz:</p>
<ul>
<li>Kazanın tarihi, saati, yeri ve meydana geliş şekli açıkça anlatılmalıdır.</li>
<li>Kazanın yapılan işle veya işveren tarafından verilen görevle bağlantısı ortaya konulmalıdır.</li>
<li>Tespit talebinin hangi tarihli olaya ilişkin olduğu açıkça yazılmalıdır.</li>
<li>SGK ve işveren doğru şekilde davalı gösterilmelidir.</li>
<li>Dayanılan deliller dilekçede belirtilmeli, davacının elindeki belgeler dilekçeye eklenmelidir.</li>
<li>SGK tahkikat dosyası, hastane kayıtları, kamera görüntüleri veya işyeri kayıtları gibi davacının elinde bulunmayan deliller için celp talebinde bulunulmalıdır.</li>
<li>Tanık, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi başvurulacak diğer deliller belirtilmelidir.</li>
<li>Dilekçenin talep sonucu açık ve tereddütsüz şekilde kurulmalı ve dilekçe imzalanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Pratikte sıklıkla karşılaştığımız bir sorun olarak, <strong>kaza tarihinin yanlış veya birbiriyle çelişkili şekilde belirtilmesi, hangi olayın iş kazası olarak tespitinin istendiği konusunda belirsizlik yaratır.</strong> Bu nedenle dilekçedeki olaylar ile talep sonucu arasında uyum bulunması gerekir.</p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi arabulucuya verilir mi?</h3>
<p><strong>İş kazasının tespiti davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı olmadığından</strong> dolayı dava dilekçesi arabulucuya değil, doğrudan görevli ve yetkili iş mahkemesine sunulmalıdır.</p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 3. maddesi uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle <strong>iş kazasının tespiti davası açılırken arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerekmez fakat</strong> aynı uyuşmazlık kapsamında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacakları da talep edilecekse, <strong>bu alacaklar bakımından zorunlu arabuluculuk şartı ayrıca yerine getirilmelidir.</strong></p>
<h3>Şahitlerin isimleri dilekçede hemen belirtilmeli midir?</h3>
<p>Tespit davasında tanık beyanlarına dayanılacaksa, tanık delili dava dilekçesinde belirtilmelidir ve iş  mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulandığından ötürü <strong>taraflar, dayandıkları delilleri ve bu delillerin hangi olayların ispatı için gösterildiğini dilekçelerinde açıklamalıdır. </strong></p>
<p>Tanıkların ad ve soyadlarının, tebligata elverişli adreslerinin ve hangi olaylar hakkında dinleneceklerinin de dava dilekçesinde belirtilmesi yargılamanın daha sağlıklı ilerlemesini sağlar. <strong>Mahkeme tanıkların bildirilmesi için ayrıca süre verdiğinde ise tanık listesi bu süre içerisinde sunulur.</strong></p>
<p>Hukuki süreç açısından özellikle <strong>kazayı gören, kazadan hemen sonra olay yerine gelen veya işçinin kaza tarihinde işyerinde çalıştığını bilen kişilerin tanık olarak gösterilmesi önem taşır.</strong> Tanığın mevcut durumda aynı işyerinde çalışması, tek başına dinlenmesine engel değildir. Mahkeme tanık beyanını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.</p>
<h3>Sigortasız çalışanlar dilekçeye hizmet tespiti talebini de ekleyebilir mi?</h3>
<p>İş kazasının meydana geldiği tarihte sigortasız çalışan işçi, hizmet tespiti ile iş kazasının tespitini aynı davada talep edebilir. İşveren çalışma ilişkisini reddediyorsa, <strong>öncelikle işçinin kaza tarihinde o işverene bağlı olarak çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerekir.</strong> Çalışma ilişkisinin tespiti, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesi açısından doğrudan önem taşır.</p>
<p>Bu durumda dilekçede sigortasız çalışılan dönem ile iş kazasının meydana geldiği tarih açıkça belirtilmelidir. Çalışmayı gösteren <strong>işyeri kayıtları, ücret ödemeleri, mesajlaşmalar, tanık beyanları ve diğer deliller de dilekçede gösterilmelidir.</strong></p>
<p>Hizmet tespiti ile iş kazasının tespiti aynı çalışma ilişkisine dayanıyor ve bir talep hakkında verilecek karar diğerini etkiliyorsa talepler birlikte değerlendirilir. <strong>Yargıtay da bu şekilde bağlantılı hizmet tespiti ve iş kazası tespiti taleplerinin ayrılarak farklı dosyalarda görülmesini hukuka uygun bulmamaktadır.</strong></p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi avukatsız verilebilir mi?</h3>
<p>İş kazasının tespiti davasını açmak adına <strong>avukatla temsil edilmek zorunlu değildir.</strong> İşçi yahut diğer hak sahipleri dava dilekçesini kendileri hazırlayarak görevli ve yetkili mahkemeye sunabilir. Bununla beraber, <strong>davada doğru tarafların gösterilmesi, olayın iş kazası sayılmasını sağlayan durumlar açıklanması, delillerin bildirilmesi ve gerekli kayıtların ilgili kurumlardan celbinin istenmesi</strong> gibi süreçlerin tümü uzmanlık gerektirdiğinden dolayı bir profesyonel ile takip etmek, hak kaybı yaşanma riskini minimuma indirecektir.</p>
<h3>Dilekçede SGK&#8217;yı davalı göstermezsem ne olur?</h3>
<p>Olayın iş kazası olarak tespiti SGK&#8217;nın hak alanını ve işverenin hukuki durumunu doğrudan etkilediğinde, her iki kurum ve/veya kişinin de iş kazası tespit davasında taraf olması gerekir. Davanın yalnızca işverene karşı açılması, taraf teşkilini eksik bıracaktır. <strong>Bu durumda mahkeme, SGK yönünden taraf teşkilinin sağlanması için davacıya süre verir. </strong> Davacı verilen süre içerisinde gerekli usul işlemlerini yerine getirerek SGK&#8217;nın davada taraf olmasını sağlar ve sonrasında yargılamaya devam edilir.</p>
<p><strong>Davanın başlangıçta doğru taraflara yöneltilmesi yargılama sürecinin uzamasının önüne geçeceğinden</strong>, iş kazası tespit davası dilekçesi hazırlanırken davalılar bölümüne Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı mutlaka eklenmelidir.</p>
<h3>Dilekçedeki eksiklikler sonradan düzeltilebilir mi?</h3>
<p>HMK m. 119 kapsamında, <strong>dava dilekçesindeki bazı eksiklerin giderilmesi için davacıya kesin bir süre verilmesi öngörülürken, bazı unsurlar bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır.</strong> Dolayısıyla her eksikliğin sonradan düzeltilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Davacının ve davalının adı, soyadı ve adresleri, davacının kimlik numarası, varsa tarafların kanuni temsilcileri ile davacı vekilinin bilgileri, davacının iddiasının dayanağı olan olayların sıra numarası altında açık özetleri, her bir olayın hangi delillerle ispat edileceği ve dava dilekçesindeki imza eksikse <strong>hakim, eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verir.</strong> Dilekçedeki eksikler bu süre içerisinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.</p>
<p>Buna karşılık <strong>mahkemenin adı, davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri, hukuki sebepler ile açık bir şekilde talep sonucu</strong> HMK m.119/2&#8217;deki bir haftalık kesin süre düzenlemesinin kapsamında değildir fakat bu unsurların eksik olmasının sonuçları birbirinden farklıdır.</p>
<p>Örneğin; hukuki sebeplerin dilekçede eksik veya yanlış gösterilmesi nedeniyle dava reddedilmez. Davacı, iddiasını dayandırdığı vakıaları açıkça ortaya koymakla yükümlüdür. Bu durumlarda uygulanacak hukuk kurallarını ise hakim belirler. Dolayısıyla <strong>iş kazasının oluş şekli dilekçede doğru şekilde açıklanmış ancak uygulanacak kanun maddesi yanlış gösterilmişse</strong> hakim bu maddeyle bağlı kalmaz ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralını kendisi belirler.</p>
<p>Dava açıldıktan sonra <strong>talep sonucunun veya ileri sürülen olayların değiştirilmesi</strong> ise HMK&#8217;daki iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi ile ıslah hükümlerine tabidir. <strong>Islah, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere tamamen veya kısmen düzeltmesine imkan tanır</strong> ve tahkikat sona erinceye kadar yapılır. Dolayısıyla dava dilekçesinde yer alan bazı hata veya eksikliklerin sonradan düzeltilmesi mümkündür fakat bu durumda elbette sınırsız değildir. <strong>Tespiti istenen iş kazasının tarihi, olayın oluş şekli ve talep sonucu gibi davanın kapsamını belirleyen hususların başlangıçta açık biçimde yazılması</strong>, sonradan ıslah yoluna başvurma ihtiyacını ortadan kaldırır.</p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi UYAP üzerinden gönderilebilir mi?</h3>
<p>İş kazası tespit davasının UYAP üzerinden açılması mümkündür ve hazırlanan dava dilekçesi de yine bu sistemden dosyaya eklenebilir. <strong>Süreç avukat tarafından takip ediliyorsa işlem UYAP Avukat Portal&#8217;ından gerçekleştirilir</strong> ve gerekli harç ve masraflar da sistem üzerinden ödenir.</p>
<p>Davayı avukatsız açacak vatandaşlar da UYAP Vatandaş Portal&#8217;ını kullanabilir fakat bunun için yalnızca sisteme girmek yeterli değildir. <strong>Dilekçenin elektronik ortamda imzalanarak gönderilebilmesi için elektronik imza kullanılması gerekir.</strong> Bu imkandan yoksun vatandaşlar alternatif olarak görevli ve yetkili mahkemeye fiziki olarak sunmalıdır dilekçesidir.</p>
<p>Bir uyarı olarak, elektronik sistemde yaşanabilecek olası aksaklıkların dikkate alınmasını <strong>(UYAP Avukat Portal&#8217;da ödeme gerektiren dava açma işlemleri 23.30 ile 00.15 saatleri arasında gerçekleştirilememektedir)</strong> ve bu nedenle dilekçe işlemlerinin son dakikalara bırakılmamasını öneririz.</p>
<h3>Aynı dilekçede hem tespit hem tazminat talep edilebilir mi?</h3>
<p><strong>İş kazasının meydana gelip gelmediği konusunda uyuşmazlık varsa tespit ve tazminat taleplerinin ayrı davalarda yürütülmesi gerekir.</strong> Bunun temel nedenlerinden biri taleplerdeki tarafların farklılaşmasıdır. İş kazasının tespiti SGK&#8217;nın hak alanını doğrudan etkilediğinden tespit davası SGK ve işverene karşı yöneltilirken, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası işverene yönetiltilir, SGK taraf değildir.</p>
<p>Yine olayın iş kazası olduğu hukuken belirlenmeden, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz. Bu nedenle tazminat davası devam ederken olayın iş kazası olup olmadığı konusunda uyuşmazlık ortaya çıkarsa<strong>, işçiye SGK ve işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açması için süre verilir ve tespit davasının sonucu tazminat davasında bekletici mesele yapılır.</strong></p>
<p>Arabuluculuk bakımından ise her iki dava için de istisna bulunmaktadır. <strong>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 3. maddesi uyarınca iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir</strong> fakat aynı uyuşmazlıkta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacakları da talep edilecekse, bu alacaklar bakımından dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.</p>
<p>Olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş olması durumunda ise ayrıca tespit davası açılmasına kural olarak ihtiyaç bulunmaz ve gerekli diğer şartlar mevcutsa işverene karşı iş kazasından kaynaklanan tazminat talepleri ileri sürülebilir. Buna karşılık <strong>SGK&#8217;nın olayı iş kazası olarak kabul etmediği veya olayın kuruma hiç bildirilmediği durumlarda</strong>, tazminat davasından önce ya da tazminat yargılaması sırasında iş kazasının tespitine ilişkin sürecin tamamlanması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süre Tutum Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:07:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2434</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Süre tutum dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 1 Haziran 2024 itibarıyla ceza yargılamasında süre tutum dilekçesinin uygulama alanı büyük ölçüde daralmıştır. Güncel düzenlemede istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başladığından, kural olarak doğrudan gerekçeli istinaf başvurusu yapılabilmektedir. 2 Eski usule tabi ceza dosyalarında süre tutum dilekçesi hala önem taşıyabilir. Özellikle 1 Haziran &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Süre tutum dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">1 Haziran 2024 itibarıyla ceza yargılamasında süre tutum dilekçesinin uygulama alanı büyük ölçüde daralmıştır. Güncel düzenlemede istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başladığından, kural olarak doğrudan gerekçeli istinaf başvurusu yapılabilmektedir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eski usule tabi ceza dosyalarında süre tutum dilekçesi hala önem taşıyabilir. Özellikle 1 Haziran 2024&#8217;ten önce tefhim edilen ceza kararlarında eski süre kuralları dikkate alınmalıdır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">İcra mahkemesi kararlarında süre tutum dilekçesi uygulamada önemini korur. Bu kararlarda istinaf süresinin kısa olması nedeniyle gerekçeli karar beklenmeden başvuru yapılması gerekebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Süre tutum dilekçesi tek başına gerekçeli istinaf dilekçesinin yerini tutmaz. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra ilgili yasal süre içerisinde ayrıntılı istinaf sebeplerinin sunulması gerekir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kanunda düzenlenmeyen ve uygulamadan doğan süre tutum dilekçesinin<strong> ceza yargılamasındaki işlevi</strong>, yüksek mahkeme kararları ve<strong> 1 Haziran 2024&#8217;deki kanun değişikliği ile sona ermiştir</strong> ve gerekçeli istinaf dilekçesi teke başına yeterli hale gelmiştir. Hukuk ve iş yargılamasında ise kanun yolu süresi hiçbir zaman kısa karara bağlı olmamıştır. <strong>Eski tarihli ceza kararları, kısa süreye tabi icra mahkemesi kararları ve tebligatın geçerliliğinin tartışıldığı dosyalarda</strong> süre tutum dilekçesi hala anlam taşır.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <b>süre tutum dilekçesinin hangi hallerde gündeme geldiğine, ceza, hukuk ve iş mahkemesindeki kullanımına ve dilekçe hazırlanırken dikkat edilmesi gereken noktalara </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Süre tutum dilekçesi, güncel mevzuat bakımından her dosyada başvurulması gereken zorunlu bir yol değildir. Özellikle ceza yargılamasında 1 Haziran 2024 sonrası değişiklikler dikkate alınmalı, dosyanın karar tarihi, tebligat durumu ve tabi olduğu kanun yolu süresi birlikte değerlendirilerek hareket edilmelidir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Nedir?</h2>
<p>Gerekçe içermeyen ve amacı yalnızca süreyi korumak olan süre tutum dilekçesi<strong>, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koymak adına kullanılır</strong> ve kanunda doğrudan düzenlenmemiş, uygulamadan doğmuştur.</p>
<p><strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/405 E., 2020/949 K. sayılı kararında</strong>, kısa kararda gerekçe bulunmamasına rağmen süreyi kaçırmak istemeyen tarafların gerekçeli kararı beklemeden başvuru iradesini ortaya koyduğunu, uygulamada anılan metinlere süre tutum dilekçesi dendiğini belirtmiştir.</p>
<p>Mevzuattaki güncel durum süre tutum dilekçesinin işlevini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. <strong>Anayasa Mahkemesi 2022/144 E., 2023/137 K. sayılı kararıyla ceza yargılamasında istinaf süresini tefhimden başlatan hükmü iptal etmiştir.</strong> Ardından 7499 sayılı Kanunla Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 273. maddesi yeniden düzenlenmiş, istinaf süresi iki haftaya çıkarılmış ve başlangıç anı gerekçeli kararın tebliği olarak belirlenmiştir ve değişiklik 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak ceza dosyalarında süre tutum kurumuna gerek kalmamıştır. <strong>Gerekçe elinize ulaşmadan süre işlemediği için tek dilekçeyle gerekçeli istinaf başvurusu yapılır.</strong> Hukuk yargılamasında ise süre zaten ilamın tebliğinden başladığından kurumun hukuki dayanağı hiçbir zaman bulunmamıştır.</p>
<h2>Hangi Durumlarda Süre Tutum Dilekçesi Verilir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesinin gündeme geleceği hukuk durumları aşağıdaki gibidir:</p>
<ul>
<li><strong>1 Haziran 2024 tarihinden önce tefhim edilen ceza kararlarında</strong> eski usul geçerli olduğundan süre tutum dilekçesi verilir.</li>
<li>İcra mahkemesi kararlarında istinaf süresi tefhim ya da tebliğden itibaren on gün olduğundan gerekçe beklenmeden başvuru yapılır.</li>
<li>Tarafın duruşmada hazır bulunduğu ve<strong> süre başlangıcı konusunda tereddüt yaşandığı dosyalarda</strong> ihtiyaten verilir.</li>
<li>Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tartışmalıysa, süre riskini ortadan kaldırmak için başvurulur.</li>
<li><strong>Vekaletin yeni üstlenildiği ve dosya içeriğinin henüz incelenmediği durumlarda</strong> zaman kazanmak amacıyla kullanılır.</li>
<li>Karara karşı başvuru iradesinin karşı tarafa ve mahkemeye erken bildirilmesi istendiğinde tercih edilir.</li>
</ul>
<p>Sayılan hallerin dışında dilekçe vermek zorunlu değildir. <strong>Ceza dosyalarında gerekçeli karar elinize ulaştığında süre başlar. Hukuk dosyalarında da başlangıç tebliğ tarihidir.</strong> Yine de ihtiyaten verilen dilekçe zarar doğurmaz, yalnızca gerekçeli dilekçenin ayrıca sunulması gerekir.</p>
<h2>Ceza Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Aşağıdaki süre tutum dilekçesi örneği, eski usule tabi ceza dosyaları ile süre başlangıcı tartışmalı dosyalar içindir. Köşeli parantezli alanlar kendi dosya bilgilerinizle değiştirilir. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas, [0000/000] Karar</p>
<p><strong>SANIK:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>MÜDAFİİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>KARAR TARİHİ:</strong> […/…/……]
<p><strong>KONU:</strong> Mahkemenizce verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunun bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [tarih] tarihinde hüküm kurulmuş ve karar tarafımıza tefhim edilmiştir. Karar usul ve yasaya aykırıdır.</li>
<li>Gerekçeli karar henüz yazılıp tebliğ edilmediğinden istinaf sebepleri ayrıntılı biçimde bildirilememektedir. İşbu dilekçe, süreyi korumak ve istinaf iradesini ortaya koymak amacıyla sunulmaktadır.</li>
<li>Gerekçeli kararın tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini talep ediyoruz. Tebliğden sonra istinaf sebeplerini içeren ayrıntılı dilekçemiz kanuni süresi içinde sunulacaktır.</li>
<li>Hükmün lehimize bozulmasını gerektiren sebepler, gerekçeli kararın incelenmesinin ardından ayrıca açıklanacaktır. Bu aşamada tüm istinaf sebeplerine ilişkin haklarımız saklıdır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.34, m.232, m.272, m.273 ve m.275; Anayasa m.36 ve m.40.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurduğumuzun kabulüne, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Sanık / Müdafii &#8211; [Ad Soyad]- İmza</strong></p>
<h2>Hukuk Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Hukuk yargılamasında süre ilamın tebliğinden işler. Aşağıdaki örnek, kısa karar sonrası istinaf iradesini kayda geçirmek isteyen taraflar içindir. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>DAVACI / DAVALI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>KARŞI TARAF:</strong> [Ad Soyad]
<p><strong>KONU:</strong> Kısa karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağının bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [tarih] tarihli celsede kısa karar tefhim edilmiştir. Karar müvekkil aleyhine olup hukuka aykırıdır.</li>
<li>Gerekçeli karar henüz tebliğ edilmediğinden istinaf sebepleri bu aşamada ayrıntılı biçimde ortaya konulamamaktadır. İstinaf yoluna başvurma irademiz işbu dilekçe ile kayda geçirilmektedir.</li>
<li>İstinaf yoluna başvuru süresi ilamın usulen taraflara tebliğiyle işlemeye başlar (HMK m.345). Gerekçeli kararın müvekkile ve tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğini talep ediyoruz.</li>
<li>Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren kanuni süre içinde istinaf sebeplerini içeren dilekçemiz ve gerekli harçlar sunulacaktır. Fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklıdır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297, m.321, m.341, m.343, m.344 ve m.345; Anayasa m.36.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuru irademizin kayda alınmasına, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı / Davalı Vekili &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İş Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>İş mahkemesi kararlarında da Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Aşağıdaki örnek işçilik alacağı ve işe iade dosyaları için hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>DAVACI (İŞÇİ):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALI (İŞVEREN):</strong> [Unvan], [vergi numarası]
<p><strong>KONU:</strong> Kısa karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağının bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [kıdem tazminatı / ihbar tazminatı / fazla mesai alacağı / işe iade] talebimize ilişkin [tarih] tarihli celsede kısa karar açıklanmıştır.</li>
<li>Verilen karar müvekkil aleyhine olup bilirkişi raporundaki hesaplama ile dosyadaki delil durumu bakımından hukuka aykırıdır. İstinaf yoluna başvurulacaktır.</li>
<li>Gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden istinaf sebeplerimiz bu dilekçede ayrıntılandırılamamaktadır. Dilekçe, başvuru iradesini kayda geçirmek amacıyla sunulmaktadır.</li>
<li>İşe iade davalarında yargılamanın ivedi görülmesi gerektiğinden gerekçeli kararın en kısa sürede yazılarak tarafımıza tebliğini talep ediyoruz.</li>
<li>Tebliğden itibaren kanuni süre içinde istinaf sebeplerini içeren dilekçemiz sunulacak, harç ve giderler aynı süre içinde yatırılacaktır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297, m.341, m.344 ve m.345; 4857 sayılı İş Kanunu; Anayasa m.36.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuru irademizin kayda alınmasına, gerekçeli kararın ivedilikle yazılarak tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı Vekili &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Verildikten Sonra Ne Olur?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesinin dosyaya kaydedilmesiyle kanun yoluna başvuru iradesi resmileşir ve ilk derece mahkemesi gerekçeli kararını yazarak taraflara tebliğe çıkarır. Asıl süreç tebligatın ulaşmasıyla başlar. Bu andan itibaren <strong>ceza ve genel hukuk davalarında iki hafta, icra mahkemesi kararlarında ise on gün içinde</strong> somut itiraz gerekçelerini içeren ayrıntılı istinaf dilekçesi sunulmalıdır.</p>
<p><strong>Hukuk davalarında istinaf harç ve gider avanslarının bu süre zarfında yatırılması zorunludur</strong> (ceza davaları harçtan muaftır) ve ayrıntılı gerekçeli dilekçenin süresinde sunulmaması halinde üst mahkeme incelemesini yalnızca kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı tutar.</p>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesi düzenlenirken <strong>mahkeme adı, esas ve karar numarası, karar tarihi ile taraf ve vekil bilgilerinin</strong> hatasız yazılması dilekçenin yanlış bir dosyaya kaydedilmesini önlemek açısından ilk şarttır. Dilekçe metninde <strong>hükme karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulduğu tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ifade edilmeli</strong> ve yalnızca &#8220;gerekçeli kararın tebliği talebi&#8221; içeren metinlerin tek başına kanun yolu başvurusu sayılmayabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Yine <strong>dilekçede gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması açıkça talep edilmeli</strong> ve tebligat yapıldıktan sonra ise yasal iki haftalık süre içinde ayrıntılı gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulması ve gerekli harç/giderlerin tamamlanması için tebliğ tarihi titizlikle takip edilmelidir. Özellikle <strong>ceza dosyalarında hükmün 1 Haziran 2024 öncesine mi yoksa sonrasına mı ait olduğu teyit edilerek</strong> tabi olunan usul kuralı doğru belirlenmelidir.</p>
<h2>Süre tutum dilekçesi verilmezse ne olur?</h2>
<p><strong>Güncel ceza ve hukuk yargılaması usulünde istinaf süreleri kural olarak gerekçeli kararın tebliği ile başladığından</strong>, süre tutum dilekçesi verilmemesi kendiliğinden doğrudan hak kaybına yol açmaz; taraflar tebligatı bekleyip iki haftalık yasal sürede doğrudan gerekçeli istinaf dilekçesi sunabilir.</p>
<p><strong>1 Haziran 2024 öncesi tefhim edilmiş eski usule tabi ceza dosyalarında ve sürenin tefhimle başladığı 10 günlük icra mahkemesi kararlarında</strong> süre tutum verilmemesi hükmün kesinleşmesine neden olur. Kesinleşen karar sonrasında ceza dosyalarında infaz, hukuk dosyalarında ise ilamlı icra süreçleri başlayacağından sürenin başlangıç tarihinin doğru tespiti en kritik noktalardandır.</p>
<h2>Süre tutum dilekçesi hangi mahkemeye verilmelidir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesi kural olarak <strong>kararı veren ilk derece mahkemesine sunulur,</strong> doğrudan Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay&#8217;a gönderilmez.</p>
<p>Hukuk yargılamasında HMK m. 343 uyarınca dilekçenin başka bir yer mahkemesi aracılığıyla gönderilmesi de mümkün olmakla birlikte, <strong>olası gecikmelerin önüne geçmek adına doğrudan kararı veren mahkemeye verilmesi ya da UYAP üzerinden iletilmesi tercih edilmelidir.</strong></p>
<p>Ceza infaz kurumunda bulunan <strong>tutuklu veya hükümlüler ise dilekçelerini cezaevi yönetimine teslim edebilir</strong> ve evrakın idareye kayıt karşılığı verildiği tarih mahkemeye sunulma tarihi olarak kabul edilir.</p>
<h3>Süre tutum dilekçesi istinaf yerine geçer mi?</h3>
<p>Kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koyarak süreyi koruma işlevi gören süre tutum dilekçesi, somut gerekçeleri içermediğinden tek başına bir istinaf dilekçesi yerine geçmez. Nitekim <strong>Anayasa Mahkemesi kararlarında süre tutumun bağımsız bir kurum olmadığın</strong>ı, doğrudan istinaf başvurusu sayılarak harçlandırılması gerektiğini, <strong>sonradan verilen metnin ise gerekçelerin bildirilmesi niteliğinde olduğunu</strong> vurgulamıştır.</p>
<p><strong>Gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmaması durumunda</strong> Yargıtay içtihatları kapsamında inceleme yalnızca kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı kalacağından, yasal süresinde gerekçeli dilekçenin sunulması esastır.</p>
<h3>Süre tutum dilekçesinde zamanaşımı var mıdır?</h3>
<p>Süre tutum dilekçesi zamanaşımına değil, <strong>mahkemece resen gözetilen kesin ve hak düşürücü sürelere tabidir</strong> ve bu sürenin kaçırılması durumunda başvuru esasa girilmeksizin doğrudan usulden reddedilir.</p>
<p>Süreler yargılama aşamasına göre farklılık göstermekte olup7499 sayılı Kanun sonrası ceza muhakemesinde istinaf ve temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta, hukuk yargılamasında iki hafta, icra mahkemesi kararlarında ise tefhim/tebliğden itibaren on gündür. <strong>1 Haziran 2024 tarihinden önce tefhim edilen ceza dosyalarında eski yedi günlük hak düşürücü süre kuralı uygulandığından</strong>, sürenin belirlenmesinde hükmün verildiği tarihin esas alınması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2423</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Tutukluluğa itiraz sürecine ve başvuru dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 7499 sayılı Kanun ile itiraz süresi 2 haftaya çıkarılmıştır ve cezaevinde dilekçenin idareye teslim tarihi geçerli sayılır. 2 Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararlarına itirazları Asliye Ceza Mahkemesi inceler. 3 Avukatsız doğrudan itiraz hakkı yalnızca tutuklunun resmi eşine ve veli/vasisine aittir. Diğer &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Tutukluluğa itiraz sürecine ve başvuru dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">7499 sayılı Kanun ile itiraz süresi 2 haftaya çıkarılmıştır ve cezaevinde dilekçenin idareye teslim tarihi geçerli sayılır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararlarına itirazları Asliye Ceza Mahkemesi inceler.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Avukatsız doğrudan itiraz hakkı yalnızca tutuklunun resmi eşine ve veli/vasisine aittir. Diğer yakınlar süreci avukatla yürütmelidir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">İki haftalık süre kaçsa bile her an tahliye talep edilebilir ve her yeni devam kararına karşı tekrar itiraz yolu açıktır.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kişi hürriyetini kısıtlayan en ağır koruma tedbiri olan tutuklama kararlarına karşı, <strong>kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde yetkili üst mercie itiraz edilmesi mümkündür.</strong> 7499 sayılı Kanun ile uzatılan güncel başvuru süreleri, görevli mahkemeler ve harçtan muaf itiraz usulü, sürecin hak kaybı yaşanmadan yönetilmesinde kritik rol oynar.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>tutukluluğa itiraz sürecinin nasıl ilerlediğine, hak düşürücü sürelere ve farklı aşamalarda itiraza dair dilekçe örneklerine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Tutuklama peşin bir ceza değil, yalnızca kaçma ve delil karartma şüphesinin somutlaştığı durumlarda başvurulacak istisnai bir koruma tedbiridir. Matbu gerekçelerle verilen kararlara karşı iki haftalık yasal sürede somut deliller ve adli kontrol seçenekleri öne sürülerek itiraz edilmelidir. İtiraz süresi kaçırılsa dahi tahliye istemi hiçbir süreye bağlı değildir ve her 30 günlük devam kararı yeni bir itiraz hakkı doğurur.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Tutukluluğa İtiraz Nedir ve Hangi Hallerde Yapılır?</h2>
<p>Tutukluluğa itiraz, <strong>kişinin hürriyetini kısıtlayan tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğunun bağımsız bir üst merci tarafından denetlenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur.</strong> Bu başvuru temel olarak üç aşamada gündeme gelir:</p>
<ul>
<li>Soruşturma evresinde Sulh Ceza Hâkimliğince verilen ilk tutuklama kararlarına karşı,</li>
<li>Kovuşturma (dava) evresinde Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemelerinin verdiği tutukluluğun devamı kararlarına karşı,</li>
<li>Yargılamanın herhangi bir aşamasında yapılan tahliye (salıverilme) talebinin reddi kararlarına karşı.</li>
</ul>
<p>Öncelikle tutuklama bir ceza değil, istisnai bir koruma tedbiridir. B<strong>u tedbirin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra şüphelinin kaçma, saklanma veya delilleri karartma tehlikesinin somut olgularla ortaya konulması gerekir.</strong> Yapılacak itirazda, bu yasal şartların oluşmadığı, tutuklama tedbirinin ölçüsüz olduğu ve adli kontrol hükümlerinin amaca ulaşmak için yeterli geleceği hukuki gerekçelerle savunulur.</p>
<p>İtirazın kabulü durumunda şüpheli veya sanık derhal tahliye edilir ya da hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilir. <strong>İtirazın reddedilmesi durumunda tutukluluk hali devam etse de mevzuat gereğince tutukluluk durumu en geç otuzar günlük periyotlarla resen (kendiliğinden) incelenmeye devam eder.</strong></p>
<h2>Tutukluluğa İtiraz Süresi ve Başvuru Süreci</h2>
<p>Tutuklama kararına karşı itiraz süresi, kararın tefhim yahut tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır ve <strong>7499 sayılı Kanun&#8217;la yapılan değişiklikle eski 7 günlük süre iki haftaya çıkarılmıştır.</strong></p>
<p>İtiraz dilekçesi doğrudan kararı veren hakimlik veya mahkemeye sunulur ve ilgili merci kararını yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde yetkili inceleme merciine iletir. İki haftalık yasal hak düşürücü sürenin kaçırılması durumunda ise karara itiraz hakkı düşse de <strong>şüpheli veya sanık herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın yargılamanın her aşamasında CMK m. 104 kapsamında doğrudan salıverilme (tahliye) talebinde bulunabilir.</strong></p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Haksiz_Tutuklama_Tazminat_Basvuru_Dilekcesi.pdf"><strong>Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Başvuru Dilekçesi örneğini bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Tahliye_Talebi_Dilekcesi.docx"><strong>Tahliye Talebi Dilekçesi örneğini bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<h2>Sulh Ceza Hakimliği Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği, soruşturma evresinde sulh ceza hakimliğince verilen karara karşı hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH CEZA HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN (ŞÜPHELİ):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Ceza infaz kurumu adı ve adresi]
<p><strong>MÜDAFİİ: [</strong>Boş bırakılacak]
<p><strong>SORUŞTURMA NO:</strong> [… Cumhuriyet Başsavcılığı 0000/000000 Soruşturma]
<p><strong>KARAR:</strong> [… Sulh Ceza Hakimliği 0000/0000 Değişik İş sayılı, …/…/…… tarihli tutuklama kararı]
<p><strong>KONU:</strong> Tutuklama kararının kaldırılması, aksi hâlde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyeme karar verilmesi talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Hakkımda [suç adı] suçundan soruşturma yürütülmekte olup [tarih] tarihinde gözaltına alındım. Sulh ceza hakimliğince aynı gün tutuklanmama karar verilmiştir. İtirazım süresi içinde sunulmaktadır.</li>
<li>Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil yoktur. Hakkımdaki iddia [müşteki beyanı / ihbar] dışında hiçbir delille desteklenmemektedir. Kamera görüntüleri, HTS kayıtları ve tanık beyanları henüz toplanmamış, buna rağmen tutuklama yoluna gidilmiştir.</li>
<li>Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. [Süre] yıldır [adres] adresinde ikamet etmekteyim, [iş yeri adı] bünyesinde çalışmaktayım ve ailemle birlikte yaşamaktayım. Yurt dışına çıkış kaydım yoktur. Kolluk çağrısı üzerine kendi rızamla ifade vermeye gittim.</li>
<li>Delilleri karartma tehlikesi de yoktur. Suça konu deliller kolluk tarafından toplanmış ve dosyaya girmiştir. Müşteki ve tanıklarla aramda bağ bulunmamaktadır.</li>
<li>Adli sicil kaydım bulunmamaktadır. Daha önce hakkımda yürütülmüş soruşturma ya da kovuşturma yoktur.</li>
<li>Tutuklama, son çare olarak başvurulması gereken tedbirdir. Somut olayda adli kontrol tedbirleri koruma amacını fazlasıyla karşılar. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü ya da konut terk etmeme tedbiri uygulanabilir.</li>
<li>Tutukluluğun devamı ailem bakımından ağır sonuç doğurmaktadır. [Bakmakla yükümlü olduğum kişiler / sağlık durumum] nedeniyle özgürlüğümün kısıtlanması ölçüsüz kalmaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.101, m.109, m.267, m.268 ve m.271; Anayasa m.19.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, tutuklama kararının kaldırılarak tahliyeme, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakılmama karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemesi Tutukluluk Halinin Devamına İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Kovuşturma evresinde dosya mahkemededir ve tutukluluk her duruşmada yeniden değerlendirilir. Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği, devam kararına karşı hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… AĞIR CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN (SANIK):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Ceza infaz kurumu adı ve adresi]
<p><strong>MÜDAFİİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>KARAR:</strong> […/…/…… tarihli duruşmada verilen tutukluluğun devamına ilişkin karar]
<p><strong>KONU:</strong> Tutukluluğun devamına ilişkin kararın kaldırılması ve tahliyeme karar verilmesi talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[Tarih] tarihinden bu yana tutukluyum. Tutuklu geçen süre [süre] olup dosyanın geldiği aşama gözetildiğinde ölçüsüz hale gelmiştir.</li>
<li>Devam kararı gerekçesiz verilmiştir. Kararda yalnızca kaçma şüphesi ve delil durumu ifadeleri yer almakta, hangi somut olguya dayanıldığı gösterilmemektedir. Aynı kalıp gerekçe [sayı] duruşmadır tekrarlanmaktadır.</li>
<li>Delil toplama süreci tamamlanmıştır. Tüm tanıklar dinlenmiş, bilirkişi raporu dosyaya girmiş, [kamera kayıtları / banka kayıtları] temin edilmiştir. Delilleri karartma tehlikesinden söz edilemez.</li>
<li>Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Sabit ikametim ve düzenli işim vardır. Tutuklandığım tarihe kadar tüm çağrılara uydum, hiçbir duruşmaya katılmazlık etmedim.</li>
<li>İsnat edilen suçun kanunda öngörülen ceza aralığı ve dosyadaki delil durumu birlikte değerlendirildiğinde, tutukluluğun devamı ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.</li>
<li>Adli kontrol tedbiri amaca ulaşmak için yeterlidir. Kanun, tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına açıkça imkan tanır. İmza yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağı somut olayda güvence sağlar.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.104, m.108, m.109, m.268 ve m.271; Anayasa m.19; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, tutukluluğun devamına ilişkin kararın kaldırılmasına ve tahliyeme, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Şüpheli ve Sanık Yakını Tarafından Verilebilecek İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Tutuklunun eşi ile yasal temsilcisi kendi adına itiraz edebilir. Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği anılan kişiler için hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH CEZA HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>YAKINLIK DERECESİ:</strong> Tutuklunun [eşi / yasal temsilcisi]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>TUTUKLU:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>SORUŞTURMA NO:</strong> [… Cumhuriyet Başsavcılığı 0000/000000 Soruşturma]
<p><strong>KONU:</strong> Tutuklu yakınım hakkında verilen tutuklama kararına itirazlarımın sunulmasıdır.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[Ad Soyad] benim [eşim / velayetim altındaki çocuğum / vesayetim altındaki yakınım] olup [tarih] tarihinde tutuklanmıştır. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşi, kendisine açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliğinden başvurabilir (CMK m.262). İtirazım anılan sıfatla sunulmaktadır.</li>
<li>Eşimin sabit ikameti bulunmaktadır. [Süre] yıldır [adres] adresinde birlikte yaşamaktayız. Kaçma ihtimalinden söz edilemez, ikametgah ve nüfus kayıtları dilekçe ekindedir.</li>
<li>Eşim ailenin geçimini tek başına sağlamaktadır. [Sayı] çocuğumuz bulunmakta, [okul / bakım] giderleri kendisi tarafından karşılanmaktadır. Tutukluluğun devamı ailenin geçim kaynağını tümüyle ortadan kaldırmıştır.</li>
<li>Eşimin sağlık durumu kurum koşullarına elverişli değildir. [Hastalık] nedeniyle düzenli tedavi görmekte olup sağlık raporları ekte sunulmuştur.</li>
<li>Adli sicil kaydı bulunmamaktadır. Bugüne kadar hiçbir soruşturmaya konu olmamıştır.</li>
<li>Adli kontrol tedbirleri somut olayda yeterlidir. Eşimin imza yükümlülüğü altına alınması ve yurt dışına çıkışının yasaklanması halinde soruşturmanın selameti korunur.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.101, m.109, m.262, m.268 ve m.271; Anayasa m.19.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, [Ad Soyad] hakkındaki tutuklama kararının kaldırılmasına, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h3>Tutuklama kararına hangi gerekçelerle itiraz edilebilir?</h3>
<p>Tutuklamanın kanuni koşulları üzerinden kurulan itiraz gerekçelerinden en önemlisi, <strong>kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilin bulunmamasıdır.</strong> Dosyada yalnızca soyut iddialar varsa tutuklamanın dayanağı eksik kalır ve bu da itirazı güçlendirir.</p>
<p><strong>İkinci gerekçe ise tutuklama nedeninin gerçekleşmemesidir.</strong> Sabit ikamet, düzenli iş, aile bağları ve çağrılara uyulmuş olması kaçma şüphesini ortadan kaldırır ve delillerin toplanmış olması da karartma tehlikesini bitirir.</p>
<p>Üçüncü gerekçe de ölçülülüktür. <strong><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/">Adli kontrolün</a> yeterli olduğu durumlarda</strong> tutuklamaya gidilmesi ölçüsüz kalır. Son olarak dördüncü gerekçe kararın gerekçesizliğidir. Kalıp ifadelerle yetinilen kararlar denetime elverişli sayılmaz. <strong>Sağlık durumu, yaş ve bakmakla yükümlü olunan kişiler destekleyici gerekçe oluşturur.</strong></p>
<h3>Tutukluluğa itiraz reddedilirse tekrar itiraz edilebilir mi?</h3>
<p><strong>Aynı karara karşı ikinci kez itiraz etmek mümkün olmamakla beraber</strong> tutukluluk her duruşmada ve en geç otuz günlük sürelerle mahkemece kendiliğinden yeniden incelenir. <strong>Her yeni devam kararı bağımsız sayılır</strong> ve kendisine karşı tutukluluğa itiraz edilebilir. Yine salıverilme istemi de her zaman kullanılabilir. Talebin reddi durumunda ret kararına ayrıca itiraz edilir. <strong>Yeni delil ortaya çıkması ya da koşulların değişmesi başvurunun kabul ihtimalini artırır.</strong></p>
<h3>Tutuklu yakını avukatsız itiraz dilekçesi verebilir mi?</h3>
<p>CMK m. 262 kapsamında, kanun yollarına başvurma hakkı şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşine tanınmıştır. <strong>Yasal temsilci, küçükler bakımından veli, kısıtlılar bakımından vasidir. </strong>Bu nedenle yetkişkin bir kişinin kardeşi, annesi ya da çocuğu kendi adına başvuramaz ve bu kişiler tarafından verilen dilekçeler, başvuru hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilir.</p>
<p>Gözaltı kararına ise durum değişir ve <strong>gözaltı kararına karşı eş ile birinci ve ikinci derece kan hısımları da sulh ceza hakimine başvurabilir (CMK m.91/5)</strong> fakat aynı yetki tutuklamaya itirazda tanınmamıştır.</p>
<p>Başvuru hakkı bulunmayan yakınların elinde tek yol müdafi görevlendirmektir. <strong>Avukat tutulması durumunda müdafi kendi adına ve bağımsız olarak itiraz eder.</strong> Maddi imkanı olmayan aileler baro adli yardım bürosuna başvurabilir. <strong>Eş ya da yasal temsilci bakımından ise avukat zorunluluğu bulunmaz</strong>, dilekçe doğrudan verilir.</p>
<h3>Tutukluluğa itiraz dilekçesini kimler verebilir?</h3>
<p>Tutukluluğa itiraz dilekçesi şüpheli/sanık yahut müdafisi aracılığıyla verilebileceği gibi şüphelinin yasal temsilcisi (veli/vasi) ve eşi tarafından da verilebilir. <strong>Yetişkin kişilerin anne, baba, çocuk veya kardeş gibi diğer yakınlarının doğrudan başvuru hakkı bulunmadığından</strong> bu kişilerin süreci bir avukat üzerinden yürütmesi gerekir. Ayrıca tutuklu kişi başvurusunu cezaevi yönetimine dilekçe vererek ya da zabıt katibine beyanda bulunarak da yapabilir.</p>
<h3>Tutuklama kararına itiraz dilekçesi nereye verilir?</h3>
<p>Tutuklama kararına karşı itiraz dilekçesi,<strong> kararı veren hakimliğe yahut mahkemeye (cezaevindeki tutuklular için Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne) sunulur.</strong> Başvuruyu alan merci öncelikle talebi kendisi değerlendirir ve kararı yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili üst mercie gönderir.</p>
<p><strong>Soruşturma evresinde</strong> Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği tutuklama ve adli kontrol kararlarına itirazlar dikey denetim usulü gereğince yargı çevresindeki Asliye Ceza Mahkemesi hakimi tarafından incelenirken, <strong>kovuşturma evresinde</strong> Asliye Ceza Mahkemesi kararlarını Ağır Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi kararlarını ise numara olarak kendisini izleyen (tek daire varsa en yakın) Ağır Ceza Mahkemesi karara bağlar.</p>
<h3>Tutukluluğa itiraz ne zaman sonuçlanır?</h3>
<p>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nda tutukluluğa itirazın karara bağlanması noktasında <strong>kesin bir gün sayısı belirlenmemekle beraber</strong> m. 271/3 uyarınca incelemenin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması esastır. <strong>Kanunda öngörülen tek kesin süre</strong>, kararına itiraz edilen merciin başvuruyu yerinde görmemesi durumunda dosyayı <strong>en geç üç gün içinde</strong> yetkili inceleme merciine gönderme yükümlülüğüdür.</p>
<p>Kural olarak duruşma açılmaksızın evrak üzerinden yürütülen bu süreç, <strong>mahkemenin iş yoğunluğu ve dosya kapsamına bağlı olarak uygulamada birkaç gün ile birkaç hafta arasında sonuçlanmakta</strong> ve verilen karar tutukluya ceza infaz kurumu aracılığıyla tebliğ edilmektedir.</p>
<h3>İtiraz süresi ne zaman başlar?</h3>
<p>Tutuklama kararına itiraz süresi, kararın ilgili vatandaşa tefhim (yüze karşı okuma) yahut tebliğ edildiği an başlar.  Sorguda hazır bulunan şüpheli ya da sanık için süre kararın duruşmada yüzüne okunduğu gün başlarken, <strong>yoklukta verilen kararlarda ise tebligatın yapıldığı tarih esas alınır.</strong></p>
<p>Yasal sürenin hesabında kararın öğrenildiği <strong>ilk gün hesaba katılmaz</strong> ve sürenin son günü hafta sonu veya resmi tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk mesai günü mesai bitimine kadar uzar. Ceza infaz kurumunda bulunan tutukluların kuruma sunduğu dilekçelerde ise evrakın mahkemeye ulaştığı tarih değil, <strong>cezaevi idaresine kayıt karşılığı teslim edildiği gün başvuru tarihi olarak kabul edilir.</strong></p>
<h3>İtiraz süresinin kaçırılması durumunda ne olur?</h3>
<p>Dilekçenin süre geçtikten sonra verilmesi durumunda <strong>merci esasa görmeden süre yönünden ret kararı verir</strong> ve tutukluluk aynen devam eder. Yine de itiraz hakkı tümüyle kaybedilmiş değildir. Salıverilme istemi hiçbir süreye tabi tutulmamıştır ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülür. T<strong>alep reddedilirse ret kararı yeni karar sayılır ve kendisine karşı iki hafta içinde başvurulur.</strong></p>
<p>Mahkemenin kendiliğinden yaptığı incelemeler de sürer. <strong>Tutukluluk hali en geç otuz günlük sürelerle yeniden değerlendirilir.</strong> Her devam kararı yeni başvuru hakkı doğurduğundan sonraki karar beklenerek süreç yeniden işletilebilir.</p>
<h3>Tutuklama kararına itiraz reddedilirse ne olur?</h3>
<p>İtirazın reddedilmesi durumunda kişi ceza infaz kurumunda tutuklu kalmaya devam eder. Aynı karara karşı tekrar itiraz edilmesi mümkün değildir fakat ret kararı süreci tümüyle bitirmez. <strong>Sonraki tutukluluk incelemesinde ya da duruşmada verilecek devam kararına karşı yeniden tutukluluğa itiraz edilebilir.</strong> Salıverilme istemi de her zaman gündeme getirilir.</p>
<p>Olağan yollar tükendiğinde, <strong>tutukluluğun makul süreyi aştığı ya da kararların gerekçesiz olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi&#8217;ne bireysel başvuru yapılabilir.</strong> Başvuru için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması aranır.</p>
<h3>Azami tutukluluk süresi ne kadardır?</h3>
<p>Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıl olup, zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir ve <strong>toplam süre on sekiz ayı aşamaz. </strong></p>
<p><strong>Ağır cezaya konu olan vakalarda</strong> ise iki yıl olup, uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Yani <strong>üst sınır beş yıldır.</strong> Devletin güvenliğine ve anayasal düzenli karşı suçlar ile terör suçlarında uzatma süresi beş yıla kadar çıkar.</p>
<p><strong>Soruşturma evresindeki dosyalarda</strong> ise ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde soruşturmadaki tutukluluk altı ayı, giren işlerde bir yılı aşamaz.</p>
<p><strong>Uzatma kararları Cumhuriyet savcısının, şüpheli ya da sanığın ve müdafinin görüşleri alındıktan sonra verilir</strong> ve azami sürenin dolması durumunda tutuklu kendiliğinden tahliye edilir.</p>
<h3>İtiraz harca veya ücrete tabi midir?</h3>
<p>Ceza muhakemesinde kanun yoluna başvuru için harç ödenmesi aranmaz ve bu kapsamda tutukluluğa itiraz da harca ya da herhangi bir ücrete tabi değildir. <strong>Ceza infaz kurumundan yapılan başvurularda da tutukludan bir ödeme istenmez, posta giderini kurum karşılar.</strong></p>
<h3>Cezaevinden itiraz dilekçesi kaç günde mahkemeye ulaşır?</h3>
<p>Ceza infaz kurumu idaresi, itiraz dilekçesini kayda alır ve tutukluya alındı belgesi verir. Dolayısıyla <strong>dilekçenin ulaşması birkaç gün sürse dahi bu gecikme hak kaybına yol açmaz.</strong> Kanun, tutuklulunun dilekçesini ceza infaz kurumu müdürüne vermesini yeterli saymıştır. <strong>Bu tarih, mahkemeye verildiği tarih olarak kabul edilir.</strong> Yine de verilen belgenin saklanması, sonradan doğabilecek olası süre tartışmaları açısından önemli bir kanıt oluşturur.</p>
<p>Diğer taraftan, önemli bir nokta olarak, <strong>tutuklu dilekçe yazmak zorunda da değildir. </strong>Kanun, ceza infaz kurumu müdürüne ya da zabıt katibine <strong>sözlü beyanda bulunarak kanun yoluna başvurma imkanı tanır.</strong> Beyan tutanağa geçirilir ve yazılı başvuruyla aynı sonucu doğurur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvence Hesabı Nedir? Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 05:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2384</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamına ve başvuru sürecine ilişkin dört kritik nokta: 1 Güvence Hesabı, zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği belirli durumlarda zarar görenlerin tazminat taleplerini karşılamak amacıyla faaliyet gösterir. 2 Sigortasız, sigortası geçersiz veya plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda kural olarak yalnızca bedensel zararlar Güvence Hesabı kapsamında karşılanır. 3 Güvence Hesabı’nın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamına ve başvuru sürecine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Güvence Hesabı, zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği belirli durumlarda zarar görenlerin tazminat taleplerini karşılamak amacıyla faaliyet gösterir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sigortasız, sigortası geçersiz veya plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda kural olarak yalnızca bedensel zararlar Güvence Hesabı kapsamında karşılanır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Güvence Hesabı’nın ödeme sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan zorunlu trafik sigortası teminat limitleriyle sınırlıdır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Başvurunun reddedilmesi, eksik ödeme yapılması veya sürecin sonuçsuz kalması durumlarında Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yoluyla hukuki süreç devam ettirilebilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p><strong>Zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği durumlarda</strong> zarar görenin belirli haklarını, belirli koşullarda korumak amacıyla kurulan Güvence Hesabı&#8217;na sigortalının tespit edilemediği, aracın sigortasız olduğu, çalınmış araçla kaza yapıldığı ve sigorta şirketinin iflas ettiği durumlarda başvurulabilir. Kural olarak <strong>yalnızca bedensel zararları karşılayan bu fonun</strong> tazminat limitleri, kaza anındaki zorunlu sigorta limitleri ile aynıdır.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>Güvence Hesabı&#8217;nın trafik kazalarında hangi durumlarda devreye girdiğine, başvuru sürecine, ret yanıtı gelmesi durumunda karara itiraz ihtimaline ve zamanaşımı sürelerine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Güvence Hesabı’na başvuru yapılmadan önce kazanın hangi kapsamda kaldığının, talep edilebilecek zarar kalemlerinin ve kaza tarihindeki teminat limitlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Özellikle bedensel zarar içeren dosyalarda kusur, maluliyet ve aktüeryal hesaplamaların doğru yapılması, hak sahibinin gerçek zararına uygun tazminat talep edebilmesi ve sürelerin kısalması açısından kritik noktalardır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Güvence Hesabı Nedir?</h2>
<p>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nun (14 Haziran 2007) 14. maddesiyle beraber<strong> kurumsal yapısı yeniden düzenlenerek Güvence Hesabı adıyla</strong> Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği bünyesinde faaliyet göstermeye başlayan organizasyon, zorunlu sigortaların çeşitli nedenlerden dolayı devreye giremediği durumlarda,<strong> zarar görenlere tazminat ödeyen bir fon olarak tanımlabilir. </strong></p>
<p>Güvence Hesabı bir kamu kurumu değildir ve kaynağı, <strong>sigorta şirketlerinin ve sigorta ettirenlerin ödediği katılma paylarıdır.</strong> Denetimi ise Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yapılır.</p>
<p>Trafik kazalarındaki hukuki süreçler açısından süreçte tamamlayıcı bir yeri bulunur ve kusurlu araç sigortalıysa talep doğrudan sigorta şirketine yöneltilir. <strong>Sigorta yoksa, geçersizse ya da araç tespit edilemiyorsa mağdurun başvuracağı adres Güvence Hesabı olur.</strong> Ödeme, zorunlu sigortanın kaza tarihinde geçerli teminat tutarlarıyla sınırlıdır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Hangi Durumlarda Ödeme Yapar?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;nın ödeme yapacağı durumlar, <strong>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nda belirlenmiştir</strong> ve bu kanunda sayılmayan durumlar için yapılan başvurular sonuçsuz kalır. Detayına baktığımızda;</p>
<ul>
<li>Kazaya sebep olan aracın tespit edilememesi</li>
<li>Aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması</li>
<li>Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın kazaya karışarak işletenin hukuken sorumlu tutulamaması</li>
</ul>
<p>durumlarında Güvence Hesabı&#8217;ndan ödeme alınabilir. Bunlara ek olarak,<strong> ruhsatı iptal edilen yahut iflas eden sigorta şirketlerinin ödemekle yükümlü olduğu tazminatlar da</strong> Güvence Hesabı’nın sorumluluğundadır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</h2>
<p>Kural olarak trafik kazalarındaki <strong>bedensel zararları karşılayan</strong> Güvence Hesabı, kalıcı sakatlık durumunda gelecekte uğranılacak ekonomik kayıpları güvence altına alan sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı, geçici iş göremezlikten kaynaklanan kazanç kayıpları ve bakıcı giderlerini öder.</p>
<p>Kazanın ölümle sonuçlanması durumunda ise ölenin maddi yardımından yoksun kalan yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ile defin giderleri karşılanır.</p>
<p>Araç hasarı, onarım masrafı veya değer kaybı gibi doğrudan maddi zararlar ise <strong>yalnızca kazaya karışan sigorta şirketinin iflas etmesi veya ruhsatının iptal edilmesi</strong> durumlarında tazmin edilir.</p>
<p>Öte yandan, genel tedavi ve hastane masrafları Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamı dışındadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde yapılan düzenleme gereğince, <strong>trafik kazalarından kaynaklanan tüm sağlık hizmeti ve tedavi giderlerinden doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumlu kılınmış, </strong>sigorta şirketleri ile Güvence Hesabı’nın bu kalemdeki sorumluluğu sona erdirilmiştir. Bu nedenle hastane ve tıbbi tedavi masrafları için ilgili başvuru mercii SGK&#8217;dır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Maddi Hasarı Karşılar mı?</h2>
<p>Kural olarak karşılamaz. Çarpan aracın sigortasız olması veya kazadan sonra kaçması hâlinde araçta meydana gelen maddi hasar, onarım masrafı ve değer kaybı Güvence Hesabı tarafından ödenmez. Bu kuralın tek istisnası, kazaya neden olan kusurlu aracın trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketinin iflas etmesi veya ruhsatının iptal edilmiş olmasıdır; yalnızca bu durumda maddi hasarlar da fon kapsamına girer.</p>
<p>İflas hâli dışındaki sigortasız veya faili meçhul kazalarda maddi hasar için Güvence Hesabı’na başvurulamaz. Varsa kasko poliçesi üzerinden kendi sigortanızdan hasarınızı temin edebilir; kaskonuz yoksa oluşan maddi zararın tahsili için kazada kusuru bulunan araç sürücüsü ve işletenine (ruhsat sahibine) karşı doğrudan yasal yollara ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davasına başvurabilirsiniz.</p>
<h2>Güvence Hesabı Ödeme Limitleri</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;nın tazminat limitleri, kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) teminat limitleri ile sınırlıdır ve tazminat tutarı belirlenirken başvuru ya da dava tarihi değil,<strong> tekrar altını çizmek isteriz ki kazanın meydana geldiği tarih esas alınır. </strong></p>
<p>2026 yılı için bedensel zararlarda (sakatlanma ve ölüm) otomobiller için kişi başına teminat limiti<strong> 3.600.000 TL</strong>, kaza başına azami teminat ise<strong> 18.000.000 TL</strong>’dir. <strong>Yalnızca sigorta şirketinin iflası durumunda devreye giren</strong> araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararlarda ise araç başına 400.000 TL, kaza başına toplam 800.000 TL limit uygulanır. Örneğin, <strong>kaza 2025 yılında gerçekleşmişse</strong>, kişi başı 2.700.000 TL, kaza başı 13.500.000 TL teminat limiti geçerliliğini korur.</p>
<p>Eğer aynı kazada birden fazla kişi zarar görüyorsa, <strong>her hak sahibi için kişi başına belirlenen teminat limiti uygulanır</strong> fakat Güvence Hesabı tarafından ödenebilecek toplam tazminat, ilgili araç grubu için belirlenen kaza başına azami teminat limitini aşamaz. <strong>Aşması durumunda, mevcut teminat limiti hak sahipleri arasında zararları oranında yani garame yöntemiyle paylaştırılır. </strong></p>
<h2>Güvence Hesabının Karşılamadığı Zararlar</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvuruların önemli bir bölümü, talep edilen kalemlerin mevzuat gereği fonun teminat kapsamı dışında kalması nedeniyle reddedilir. <strong>Hak ve zaman kaybı yaşamamak adına, Güvence Hesabı&#8217;nın karşılamadığı ve aşağıda detaylandırdığımız zararlara göz atabilirsiniz: </strong></p>
<ul>
<li>Kaza nedeniyle duyulan acı ve ızdırap için istenen manevi tazminat talepleri.</li>
<li>Sigorta şirketinin iflası veya ruhsat iptali durumu hariç olmak üzere, araç hasarları ve değer kaybı kalemleri,</li>
<li>KTK m. 98 uyarınca trafik kazalarındaki tıbbi ve sağlık giderlerinden doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumlu olduğundan tedavi masrafları.</li>
<li>Kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan sürücünün veya işletenin kendi uğradığı bedensel ve maddi zararlar.</li>
<li>Aracın çalınmış yahut gasp edilmiş olduğunu bilerek araca binen sürücü ve yolcuların zararları.</li>
<li>Yetkili makamlardan izin alınarak veya izinsiz yapılan yarış ve hız denemeleri sırasında oluşan zararlar.</li>
<li>İlgili kanun ve genel şartlarda sigorta teminatı dışı sayılan tüm diğer talepler.</li>
</ul>
<p><strong>Güvence Hesabı&#8217;nın karşılamadığı</strong> manevi tazminat, değer kaybı ve araç onarım masrafları gibi kalemlerin tahsili için kazada kusurlu bulunan <strong>araç sürücüsü ve ruhsat sahibine karşı tazminat davası açılması gerekir. </strong></p>
<h2>Güvence Hesabı&#8217;na Kimler Başvurabilir?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na başvuru hakkı kazada yararlanan sürücüler, yolcular ve yayalar gibi zarar gören kişilere aittir. Ölümlü bir trafik kazasında başvuru hakkı, kazazedenin desteğinden yoksun kalan yakınlarına geçer. <strong>Kusurlu sürücünün kendisi ile aracın işleteni başvuramaz.</strong></p>
<h2>Nasıl Başvurulur?</h2>
<p>Herhangi bir mahkeme ya da idare kararı beklenmeksizin doğrudan Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvuruda, aşağıdaki adımlarla ilerlemek gerekir:</p>
<ul>
<li>Kaza sonrası kolluğa haber verilir ve kaza tespit tutanağı düzenlettirilir.</li>
<li>Karşı aracın sigortası e-Devlet ya da Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden sorgulanır.</li>
<li>Sigortanın bulunmadığı ya da geçersiz olduğu belgelenir.</li>
<li>Sağlık kuruluşundan tedavi kayıtları ve maluliyet raporu temin edilir.</li>
<li>Başvuru dilekçesi hazırlanır, zarar kalemleri ve talep edilen tutar yazılır.</li>
<li>Dilekçe ve ekleri Güvence Hesabı&#8217;na elden, posta yoluyla ya da elektronik ortamda iletilir.</li>
<li>Eksik belge bildirimi gelirse süresi içinde tamamlanır.</li>
</ul>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na <strong>başvuru harca tabi değildir ve avukat zorunluluğu bulunmaz.</strong> Dosya tamamlandıktan sonra inceleme başlar, tazminat miktarında ve hak sahiplerinde tereddüt bulunmazsa ödeme banka aracılığıyla yapılır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Başvurusu İçin Gerekli Belgeler</h2>
<p>Başvuru için gerekli belgeler,<strong> zararın türüne göre değişkenlik göstermekle beraber</strong>, ortak olarak istenenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Başvuru dilekçesi ve kimlik belgesi fotokopisi</li>
<li>Kaza tespit tutanağı ya da kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tutanağı</li>
<li>Varsa ceza soruşturma dosyası ve kusur bilirkişi raporu.</li>
<li>Kazaya karışan araçlara ait ruhsat bilgileri ve sigorta sorgulama çıktısı.</li>
<li>Hastane epikrizi, tedavi kayıtları ve sağlık kurulu raporu.</li>
<li>Sürekli sakatlıkta maluliyet oranını gösteren rapor.</li>
<li>Ölüm durumunda ölüm belgesi, veraset ilamı ve nüfus kayıt örneği.</li>
<li>Destek ilişkisini ve gelir durumunu gösteren belgeler.</li>
<li>Banka hesap bilgisi ve varsa vekaletname.</li>
</ul>
<p>Süreçte kritik bir nokta olarak, belgelerin eksiksiz sunulması, süreci belirgin biçimde kısaltır. Yine <strong>maluliyet raporunun yetkili sağlık kuruluğundan alınmış olması</strong> da eksik rapor dolayısıyla dosyasının uzun süre beklemesi ihtimalini ortadan kaldıracaktır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Tazminat Başvurusu Ne Kadar Sürede Sonuçlanır?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvurunun sonuçlanma süresi <strong>dosyanın türüne, delil durumuna ve evrakların eksiksiz sunulmasına bağlı</strong> olarak değişkenlik göstermekle beraber, gerekli tüm bilgi ve belgeler verildiği takdirde basit niteliktek dosyalar için <strong>ortalama 1-3 ay içerisinde sonuçlanır.</strong> Bedensel zararları konu alan daha geniş kapsamlı dosyalarda bu süreç tahmin edilebileceği gibi uzar.</p>
<p>Maluliyet oranını gösteren yetkili sağlık kurulu raporunun temini, kusur oranına ilişkin savcılık ve ceza soruşturması dosyalarının yahut kaza tespit tutanaklarının kesinleşmesinin beklenmesi ve bağımsız aktüeryal tazminat hesaplamalarının yapılması, sürecin uzamasındaki temel etkenlerdir. Yine <strong>ceza mahkemesinde devam eden bir yargılama varsa</strong>, kusur durumunun netleşmesi için mahkeme kararının yahut bilirkişi raporunun beklenmesi gerekebilir.</p>
<p>Uygulamada en sık karşılaşılan gecikme sebebi ise eksik ya da usule aykırı sunulan evraklardır. Güvence Hesabı raportörlerinden gelen <strong>eksik belge bildirimlerinin en kısa sürede tamamlanması, dosya kayıt numarası üzerinden sürecin düzenli takip edilmesi</strong> ve yazışmaların kayıt altında tutulması sürecin gereksiz yere uzamasını engeller. Dosyanın sürüncemede kalması veya yasal sürelerde yanıt verilmemesi durumunda ise vakit kaybetmeden <strong>Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurulabilir.</strong></p>
<h2>Zamanaşımı Süresi Nedir?</h2>
<p>Güvence Hesabı’na yapılacak tazminat başvurularında zamanaşımı süresi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında kural olarak <strong>zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl</strong> ve <strong>her halükarda kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.</strong></p>
<p>Burada trafik kazasının bir suç teşkil etmesi durumunda ayrı bir parantez açmak gerekir. Yaralanmalı yani taksirle yaralama suçunun gündeme geldiği trafik kazalarında zamanaşımı <strong>8 yı</strong>l, taksirle öldürme suçunda ise <strong>15 yıla kadar uzar. </strong></p>
<p>Sürenin başlangıcı her zaman kazanın gerçekleştiği an değildir. Özellikle sürekli sakatlık (maluliyet) durumlarında 2 yıllık öğrenme süresi kaza anında değil, <strong>maluliyet oranını gösteren kesin sağlık kurulu raporunun hak sahibine tebliğ edildiği veya kesinleştiği tarihte başlar.</strong></p>
<h2>Güvence Hesabı ile Sigorta Şirketinden Tazminat Talebi Arasındaki Fark</h2>
<p>Temel fark, <strong>talebin dayanağındadır.</strong> Sigorta şirketine karşı talep poliçeye dayanır; Güvence Hesabı&#8217;na karşı talep kanundan doğar.</p>
<p>Kapsam bakımından da ayrılırlar. Sigorta şirketi poliçe teminatları çerçevesinde maddi hasarı da öder. Güvence Hesabı ise kural olarak yalnızca bedensel zararı karşılar.</p>
<p>Yine usul yönünden de fark vardır.<strong> Sigorta şirketine karşı tahkim yoluna gitmeden önce</strong> şirkete yazılı başvuru yapılması dava şartıdır. Güvence Hesabı bakımından ön başvuru şartı aranmaz, başvuru doğrudan fona yapılır ve sonuç alınamazsa tahkim yoluna gidilir.</p>
<p>Sonuç bakımından ise benzeşirler. <strong>Her iki yolda da ödeme teminat limitleriyle sınırlıdır</strong> ve limiti aşan kısım için kusurlu tarafa dava açılması gerekir.</p>
<h2>Güvence Hesabı ve Kusurlu Sürücü Arasındaki Rücu Süreci</h2>
<p>Güvence Hesabı yaptığı ödemeyi kusurlu taraftan geri alır. Rücu yetkisi <strong>Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 108. maddesi, Sigortacılık Kanunu&#8217;nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği&#8217;nin 16. maddesine</strong> dayanır.</p>
<p>Süreç ödemenin yapılmasıyla başlar. Fon, zarar görene ödediği tutar kadar sorumlunun yerine geçer ve alacağı devralır. Ardından kusurlu sürücüye, araç işletenine, varsa sigortacısına ya da sigortacının iflas masasına yazılı bildirim gönderilir.</p>
<p>Bildirimde ödenen tutar, kaza bilgileri ve ödeme tarihi yer alır. Kendisine bildirim ulaşan kişi süresi içinde ödeme yapmazsa icra takibi başlatılır.</p>
<p>Rücu edilen tutar ödenen tazminatla sınırlıdır. <strong>Fon, ödediğinden fazlasını isteyemez.</strong> Buna karşılık ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz de talep edilir.</p>
<h2>Güvence Hesabı&#8217;nda İcra Takibi ve Dava</h2>
<p>Zorunlu başvuruya rağmen Güvence Hesabı tarafından ödeme yapılmaması, <strong>başvurunun haksız reddedilmesi veya eksik ödeme yapılması durumlarında</strong> zarar görenler yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Bu aşamada hak sahipleri alacağın tahsili için doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davası açabileceği gibi, daha hızlı ve düşük maliyetli olan Sigorta Tahkim Komisyonu yolunu da tercih edebilir.</p>
<p>Sigorta Tahkim Komisyonu hakemleri tarafından verilen ve kesinleşen kararlar doğrudan mahkeme ilamı niteliğindedir. <strong>Güvence Hesabı hakem kararına veya mahkeme hükmüne rağmen ödeme yapmazsa</strong>, bu ilama dayanılarak kurum aleyhine icra dairesinde doğrudan ilamlı icra takibi başlatılır. İlamlı icra takiplerine itiraz yoluyla takibin durdurulması mümkün olmadığından, tazminat tutarı yasal faiz ve icra masraflarıyla birlikte fondan tahsil edilir.</p>
<p>Öte yandan, doğrudan Güvence Hesabı’na karşı ilamsız icra takibi başlatılması durumunda kurumun 7 gün içinde takibe itiraz etme hakkı bulunur. İtiraz üzerine takip durur ve uyuşmazlığın çözümü için itirazın iptali davası açılması gerekir. <strong>Hak ve zaman kaybı yaşamamak adına</strong>, önce tahkim veya dava yoluyla ilam (kesin karar) alınıp ardından icra takibine geçilmesi en güvenli hukuki yöntemdir.</p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;na başvuru reddedilirse ne yapılır?</h3>
<p>Güvence Hesabı&#8217;ndan <strong>ret yanıtı gelmesi yahut 15 gün içerisinde cevap verilmemesi</strong> durumunda hak sahiplerinin önünde iki hukuki yol vardır.</p>
<p>İlki ve pratikte en çok tercih edilen, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmaktır. <strong>Tahkim süreci mahkemelere kıyasla çok daha hızlı sonuçlanır</strong>, masrafları düşüktür ve hakemlerin verdiği kararlar doğrudan mahkeme ilamı niteliğinde olup icraya konulabilir. İkinci yol ise uyuşmazlığı yargıya taşıyarak<strong> Asliye Ticaret Mahkemesi’nde doğrudan tazminat davası açmaktır.</strong></p>
<p>Süreçte izlenecek adımı Güvence Hesabı&#8217;nın ret gerekçesi belirler. Ret kararı, yalnızca usul ya da sağlık kurulu raporu yetersizliği, kaza tutanağı eksikliği vb. eksik evraktan kaynaklanıyorsa, bu belgeler tamamlanarak tekrar başvuru yapılabilir. <strong>Talebin kapsam dışı olarak değerlendirilmesi durumu varsa</strong> (örneğin kaçan aracın yalnızca araç hasarına yol açması, kazada yayanın %100 kusurlu bulunması veya olayın bir trafik kazası sayılmaması), alacak tahsili için doğrudan kazaya karışan kusurlu araç sürücüsü ve işletenine karşı yasal yollara başvurulmalıdır.</p>
<h3>Güvence Hesabı tazminatı ne kadar sürede ödenir?</h3>
<p>Güvence Hesabı’na yapılan başvurulara kurum yasa gereği <strong>en geç 15 gün içinde bir cevap vermesi veya süreci başlatmalıdır. </strong>Başvuru dosyasının incelenmesi, maluliyet ve kusur raporlarının denetlenerek aktüeryal tazminat hesabının çıkarılması ise uygulamada <strong>ortalama 1 ila 2 ay (30-45 gün) sürmektedir.</strong> Gerekli tüm evraklar eksiksiz tamamlanıp dosya onaylandığında ise yine yasal mevzuat gereği <strong>en geç 8 iş günü içinde tazminat hak sahibinin banka hesabına aktarılır.</strong></p>
<p>Kaza tespit tutanağında <strong>kusur belirsizliği bulunması, savcılık/ceza soruşturmasının sürmesi yahut hak sahipliğine ilişkin evrakların eksik olması</strong> durumlarında inceleme süresi uzayabilir. Başvuruya 15 gün içinde cevap verilmemesi veya ödemenin gerekçesiz gecikmesi durumunda hak sahipleri yasal faiz talebiyle birlikte doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir veya dava açabilirler.</p>
<p>Burada altını çizmek istediğimiz önemli bir nokta olarak <strong>Güvence Hesabı, başvuru, dosya masrafı ya da tazminat aktarımı adı altında hak sahiplerinden hiçbir surette ücret, harç veya kart bilgisi talep etmez.</strong> Tazminat vaadiyle işlem ücreti isteyen aracı kişi veya mesajların dolandırıcılık amacı taşıdığı belirtmek isteriz.</p>
<h3>Çarparak kaçan bir araç arabama zarar verdi, masrafı Güvence Hesabı öder mi?</h3>
<p>Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların karıştığı kazalarda Güvence Hesabı yalnızca bedensel zararları ödemekle yükümlüdür ve aracınızda oluşan <strong>maddi hasar, onarım masrafları ya da değer kaybı kapsam dışında tutulur. </strong>Eğer kaza sırasında araç içinde<strong> yaralanma yahut vefat durumu varsa</strong>, oluşan maluliyet, bakıcı gideri ve destekten yoksun kalma gibi <strong>bedensel zarar kalemleri için Güvence Hesabı&#8217;na başvurulabilir. </strong></p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;ndan manevi tazminat talep edebilir miyim?</h3>
<p>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) genel şartları kapsamında manevi tazminat talepleri teminat kapsamı dışındadır. <strong>Güvence Hesabı da yalnızca zorunlu sigortanın kapsamında giren bedensel zararları karşıladığından dolayı manevi tazminat taleplerini ödemez. </strong></p>
<p>Diğer taraftan, bedensel zararlar ve iş göremezlik tazminatı için Güvence Hesabı&#8217;na başvurulmuş olması, manevi tazminat talepleri açısından bir engel değildir. Hak sahipleri, <strong>Güvence Hesabı sürecini ve kusurlu taraflara karşı manevi tazminat sürecini eş zamanlı ve birbirini etkilemeyecek şekilde</strong> ayrı yollardan yürütebilirler.</p>
<h3>Sigortasız bir araç bana çarptı, değer kaybı alabilir miyim?</h3>
<p>Güvence Hesabı, <strong>sigortasız araçların karıştığı kazalarda yalnızca bedensel zaraları güvence altına aldığından</strong>, aracın uğradığı değer kaybı gibi doğrudan maddi zarar kalemlerinin talep edilmesi kapsam dışındadır. Bu nedenle araçtaki piyasa değer kaybı, <strong>kazada kusuru bulunan araç sürücüsüne ve araç işletenine yani ruhsat sahibine yöneltilmelidir. </strong></p>
<p>Talep edilecek tutarın hukuken somutlaştırılması için <strong>kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları, onarım faturaları ve sigorta ekspertiz raporu ile değer kaybının tespit ettirilmesi gerekir.</strong> Karşı tarafın borcu rızaen ödememesi durumunda, öncelikle arabuluculuk, sonrasında ise icra takibi veya Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nde tazminat davası yoluna başvurulur.</p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;ndan aldığım tazminat eksikse fark için dava açabilir miyim?</h3>
<p>Güvence Hesabı tarafından yapılan ödeme, gerçek maddi zararı ve yasal aktüeryal hesabı tam olarak karşılamadığında, eksik kalan tutar için başvuru ve dava hakkınız devam eder. Süreçte hak kaybı yaşamamak adına ödeme belgesi ve/veya ibranameyi imzalarken, <strong>&#8220;fazlaya ilişkin haklar saklıdır&#8221; şerhinin düşülmesi çok önemlidir. </strong></p>
<p>Dava açmadan önce, yasa gereği öncelikle Güvence Hesabı&#8217;na yazılı başvuru yapılarak eksik tutarın ödenmesi talep edilmelidir. <strong>Başvurunun reddedilmesi yahut 15 gün içerisinde yanıtsız kalması durumunda</strong> Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilir veya Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir.</p>
<p>Bu süreçte, Güvence Hesabı&#8217;nın sorumluluğunun kaza tarihindeki <strong>yasal poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğunu ve bu limiti aşan bakiye zararların Güvence Hesabı&#8217;ndan değil</strong>, kazada kusurlu bulunan araç sürücüsü ve işleteninden talep edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<h3>Yayaların Güvence Hesabı&#8217;na başvurma hakkı var mıdır?</h3>
<p>Bir motorlu aracın çarpması sonucunda bedensel zarara uğrayan <strong>yayalar, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla Güvence Hesabı&#8217;na doğrudan başvurabilir.</strong> Tabi başvuru hakkının doğması için <strong>yayaya çarpan aracın trafik sigortasının bulunmaması, aracın çalıntı olması, sigorta şirketinin iflas etmesi</strong> yahut aracın kazadan sonra kaçarak plakasının tespit edilememesi gerekir.</p>
<p>Bir parantez olarak, <strong>kaçan araçlarda Güvence Hesabı&#8217;nın yalnızca bedensel zararları karşıladığı unutulmamalıdır.</strong> Yine eğer kazada yararlanma durumu varsa iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri talep edilebilirken yayanın vefatı durumunda ise geride kalan hak sahipleri destekten yoksun kalma tazminatına başvurabilir.</p>
<p><strong>Kazada yayanın kusur olması durumunda</strong>, kusur oranında tazminattan indirim yapılır. Kaldırımda yürürken bir aracın çarptığı yaya örneğin, kusursuz olduğu için tazminat tam olarak ödenir. <strong>Aynı şartlar ve başvuru hakkı</strong>, bir motorlu aracın çarpması sonucunda zarar gören <strong>bisiklet ve elektrikli scooter&#8217;lar için de geçerlidir. </strong></p>
<h3>Başvuru için avukat tutmak zorunlu mudur?</h3>
<p>Hak sahipleri, <strong>başvuru dilekçesini ve gerekli evrakları bizzat hazırlayarak</strong> Güvence Hesabı&#8217;na doğrudan başvurabilir ve bu başvuru için avukat zorunluluğu yoktur.</p>
<p>Buna karşın, <strong>bedensel zarar içeren dosyalar detaylı teknik ve hukuki uzmanlık gerektirir.</strong> Örneğin, tazminat miktarının hesaplanmasında maluliyet oranı, bakiye yaşam süresi tablosu (TRH 2010), kusur durumu ve gelir verileri üzerinden hazırlanan karmaşık aktüeryal hesaplamalara ihtiyaç vardır. <strong>Bu hesaplamaların hukuki ve teknik olarak denetlenmemesi</strong>, hak sahiplerinin gerçek zararından daha düşük bir tazminatla karşılaşmasına yol açabilir.</p>
<p>Hukuki süreçte <strong>başvurunun reddedilmesi, eksik ödeme yapılması ya da Sigorta Tahkim Komisyonu ile dava süreçlerinin yürütülmesi aşamalarında da hak kaybına uğramamak adına</strong> sürecinde alanda uzman bir avukat aracılığıyla takip edilmesi önem taşır.</p>
<p>Güvence Hesabında Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasi Tayini Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/vasi-tayini-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/vasi-tayini-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Ezgi Bozkurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 18:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2362</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Vasi tayini sürecine ilişkin dört kritik nokta: 1 Vasi tayini, kendi işlerini göremeyen kişinin kişisel ve malvarlığına ilişkin menfaatlerinin korunması için yasal temsilci atanmasını sağlar. 2 Vasi tayini talebi, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;ne yapılır. 3 Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama talebinde resmi sağlık kurulu raporu sürecin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Vasi tayini sürecine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Vasi tayini, kendi işlerini göremeyen kişinin kişisel ve malvarlığına ilişkin menfaatlerinin korunması için yasal temsilci atanmasını sağlar.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Vasi tayini talebi, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;ne yapılır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama talebinde resmi sağlık kurulu raporu sürecin temel belgelerinden biridir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Vasi atanmasına ilişkin karara karşı tebliğden itibaren 10 gün içinde itiraz edilebilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Hastanede yatan babanın emekli maaşıyla ilgili işlem yapmak, felç geçiren eşin hesabından işlem gerçekleştirmek yahut zihinsel engelli evladın malvarlığını yönetmek, <strong>kişinin kendi adına işlem yapamadığı durumlarda</strong> yasal temsilci ihtiyacını gündeme getirir. Böyle durumlarda <strong>Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nden</strong> vasi atanması istenebilir. Vasi tayini, kanunda düzenlenen kısıtlama sebeplerinin bulunduğu durumlarda, <strong>kişinin ve malvarlığının korunmasını sağlar. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>vasi atamasının hangi durumlarda gündeme geleceğine, karara nasıl itiraz edilebileceğine ve vasi talebi sürecini başlatan dilekçelere</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/04da4ac90aa802e8cc54328dc62f3b94031eb8257c6aa976a81a5a7357f504f5?s=280&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Ezgi Bozkurt" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Vasi tayini başvurularında yalnızca gerekli belgelerin sunulması değil, kişinin neden vesayet altına alınması gerektiğinin somut biçimde ortaya konulması da önemlidir. Özellikle sağlık durumuna dayalı başvurularda raporların ve günlük yaşamda karşılaşılan güçlüklerin doğru şekilde aktarılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından belirleyicidir..</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Ezgi Bozkurt</p>
<p class="expert-role">Tazminat ve Sigorta Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Vasi Tayini Nedir? Hangi Durumlarda Vasi Atanır?</h2>
<p><strong>Kendi işlerini göremeyecek durumdaki</strong> kişiye mahkeme kararıyla yasal temsilci atanmasını ifade eden vasi tayini, kısıtlının kişiliğine ve malvarlığına ilişkin menfaatlerini korur, hukuki işlemlerinde kısıtlıyı temsil eder. T<strong>ürk Medeni Kanunu, vesayeti gerektiren halleri şu şekilde belirlemiştir: </strong></p>
<ul>
<li>Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır (TMK m.404).</li>
<li>Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması için sürekli yardıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır (TMK m.405).</li>
<li>Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve malvarlığını kötü yönetme de kısıtlama sebebidir (TMK m.406).</li>
<li>1 yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olan ergin hakkında da kısıtlama kararı verilir (TMK m.407).</li>
<li>Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat eden kişi kendi kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m.408).</li>
</ul>
<p>Sayılan sebepler sınırlıdır ve genişletilemez ve <strong>kanunda yer almayan gerekçeyle kısıtlama kararı verilemez.</strong> Yaşlılık tek başına kısıtlama sebebi sayılmaz, burada kişinin işlerini yürütemez duruma gelmiş olması aranır. Vesayet altına alınan kişi <strong>ayırt etme gücünden sürekli yoksunsa tam ehliyetsiz, ayırt etme gücü varsa sınırlı ehliyetsiz sayılır.</strong></p>
<p><strong>**</strong> Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Vasi_Degistirme_Dilekcesi.docx"><strong>Vasi Değiştirme Dilekçesi örneğini bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<p><strong>**</strong> Avukatlarımızın hazırladığı <strong><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Vesayet_Tasinmaz_Satis_Izni_Dilekcesi.pdf">Vesayet Makamından Taşınmaz Satış İzni Dilekçesi örneğini</a> bağlantıya tıklayarak</strong> hemen indirebilirsiniz.</p>
<h2>Vasi Tayini Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/"><strong>Çözüm Hukuk Bürosu</strong></a> avukatlarının hazırladığı vasi tayini dilekçe örneğini bulabilirsiniz. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>TALEP EDEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>HAKKINDA VASİ TAYİNİ İSTENEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>YAKINLIK DERECESİ:</strong> [Oğlu, kızı, eşi, kardeşi]
<p><strong>KONU:</strong> [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilerek tarafıma vasi olarak atanmam talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Hakkında vasi tayini istenen [Ad Soyad], [tarih] doğumlu olup [adres] adresinde ikamet etmektedir. Kendisi [teşhis] nedeniyle günlük işlerini yürütememekte; banka, tapu ve sosyal güvenlik işlemlerini takip edememektedir.</li>
<li>Sağlık durumu [hastane adı] tarafından düzenlenen [tarih] tarihli sağlık kurulu raporuyla belgelenmiştir. Rapor dilekçe ekinde sunulmuştur.</li>
<li>Bakımını [süre] süredir tarafım üstlenmektedir. Aynı konutta birlikte yaşamaktayız. Aile içinde vasiliğime itiraz eden kimse bulunmamaktadır.</li>
<li>Vasiliğe engel halim yoktur. Adli sicil kaydım dilekçe ekindedir.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER:</strong> Türk Medeni Kanunu&#8217;nun vesayete ilişkin hükümleri ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu.</p>
<p><strong>DELİLLER:</strong> Nüfus kayıt örneği, sağlık kurulu raporu, adli sicil kaydı, yerleşim yeri belgesi, tanık beyanları.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM:</strong> Açıklanan nedenlerle [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilmesine ve tarafıma vasi olarak atanmama karar verilmesini saygılarımla talep ederim. <strong>[Tarih]</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Talep Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Zihinsel Engelli Vasi Tayini Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/"><strong>Çözüm Hukuk Bürosu</strong></a> avukatlarının hazırladığı zihinsel engelli bireyler için vasi tayini dilekçe örneğini bulabilirsiniz. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p><strong>Zihinsel engelli çocuk on sekiz yaşını doldurduğunda velayet sona erer.</strong> Anne ve baba, ergin evladı adına işlem yapabilmek için vasi kararı almak zorundadır. Aşağıdaki örnek doğrudan ergin engelli çocuklar için hazırlanmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>TALEP EDEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>HAKKINDA VASİ TAYİNİ İSTENEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>YAKINLIK DERECESİ:</strong> Annesi / Babası</p>
<p><strong>KONU:</strong> Zihinsel engelli olan ve ergin hâle gelen [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilerek tarafıma vasi olarak atanmam talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Oğlum / kızım [Ad Soyad], [tarih] tarihinde on sekiz yaşını doldurmuştur. Ergin olmasıyla birlikte velayet hakkım sona ermiştir. Kendisi doğuştan zihinsel engelli olup ayırt etme gücüne sahip değildir.</li>
<li>[Hastane adı] tarafından düzenlenen [tarih] tarihli engelli sağlık kurulu raporunda engel oranı %[oran] olarak belirlenmiştir. Raporda tam bağımlı ibaresi yer almaktadır.</li>
<li>Doğduğu günden bu yana bakımını, beslenmesini, tedavisini ve özel eğitim sürecini tek başıma yürütmekteyim. Velayet sona erdiği için engelli aylığı, evde bakım yardımı, sağlık kurulu işlemleri ve banka hesabına ilişkin işlemler yapılamaz duruma gelmiştir.</li>
<li>Vasiliğe engel halim bulunmamaktadır. Eşim ve diğer çocuklarım vasiliğime muvafakat etmektedir. Muvafakat beyanları dilekçe ekinde sunulmuştur.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER:</strong> Türk Medeni Kanunu ve Engelliler Hakkında Kanun hükümleri.</p>
<p><strong>DELİLLER:</strong> Engelli sağlık kurulu raporu, nüfus kayıt örneği, özel eğitim ve rehabilitasyon kayıtları, aile bireylerinin muvafakat beyanları, tanık beyanları.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM:</strong> Açıklanan nedenlerle [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilmesine ve tarafıma vasi olarak atanmama karar verilmesini saygılarımla talep ederim. <strong>[Tarih]</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Talep Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Hastalık Nedeniyle Vasi Tayini Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/"><strong>Çözüm Hukuk Bürosu</strong></a> avukatlarının hazırladığı <strong>hastalık nedeniyle vasi tayini dilekçe örneğini</strong> bulabilirsiniz. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p>Alzheimer, inme, ağır demans ve benzeri hastalıklar ayırt etme gücünü sonradan ortadan kaldırır. <strong>Hasta artık vekaletname veremez, çünkü vekalet için de ayırt etme gücü aranır. Geriye tek seçenek olarak vasi tayini kalır.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>TALEP EDEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>HAKKINDA VASİ TAYİNİ İSTENEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000], [açık adres]
<p><strong>YAKINLIK DERECESİ:</strong> Eşi</p>
<p><strong>KONU:</strong> [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilerek tarafıma vasi olarak atanmam talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Eşim [Ad Soyad] ile [tarih] tarihinde evlendik. [Tarih] tarihinde [Alzheimer / serebrovasküler olay / ağır demans] teşhisi konulmuştur. Hastalık ilerleyici seyir göstermektedir.</li>
<li>Eşim yakınlarını tanıyamamakta, yer ve zaman algısını yitirmiş durumdadır. Günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamamaktadır. Sağlık durumu [hastane adı] tarafından düzenlenen [tarih] tarihli sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiştir.</li>
<li>Teşhisten önce düzenlenmiş vekaletname bulunmadığından emekli maaşının tahsili, tedavi masraflarının karşılanması, huzurevi ve bakım hizmeti sözleşmeleri ile taşınmaz işlemleri yürütülememektedir. Hastanede yapılacak tıbbi müdahalelerde onam verecek yasal temsilci de bulunmamaktadır.</li>
<li>Vasiliğe engel halim yoktur. Çocuklarımızın muvafakat beyanları ekte sunulmuştur.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER:</strong> Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kısıtlama ve vesayet hükümleri.</p>
<p><strong>DELİLLER:</strong> Sağlık kurulu raporu, hastane epikrizi ve tedavi kayıtları, evlilik cüzdanı örneği, nüfus kayıt örneği, çocukların muvafakat beyanları, tanık beyanları.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM:</strong> Açıklanan nedenlerle [Ad Soyad] hakkında kısıtlama kararı verilmesine ve tarafıma vasi olarak atanmama karar verilmesini saygılarımla talep ederim.<strong> [Tarih]</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Talep Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Vasi Tayini Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?</h2>
<p>Vasi tayini dilekçesinde <strong>mahkeme adı, talepte bulunan kişinin ve kısıtlanması istenen kişinin bilgileri, detaylı açıklamalar, hukuki sebepler, deliller ve talep bölümleri</strong> yer almalıdır.</p>
<p>Açıklamalar bölümünde, <strong>kişinin hangi nedenle işlerini gerektiği gibi yürütemediği ve vesayet altına alınmasını gerektiren durum somut şekilde açıklanmalıdır.</strong> Sağlık durumu, günlük yaşamda karşılaşılan güçlükler ve varsa bu durumu gösteren belgeler mümkün olduğunca açık şekilde belirtilmelidir.</p>
<p>Dilekçede vasi adayı da gösterilebilir. Vesayet makamı, <strong>haklı bir sebep olmadıkça öncelikle eş veya yakın hısımlardan birini vasi olarak atar (TMK m. 414).</strong> Kısıtlanacak kişinin veya anne ve babasının önerdiği kişi de vasiliğe atanabilir (TMK m. 415). Bu nedenle talep bölümünde, somut duruma göre kısıtlama kararı verilmesi ve uygun görülen kişinin vasi olarak atanması istenebilir.</p>
<h2>Nelere Dikkat Edilmelidir?</h2>
<p>Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı nedeniyle vasilik talep ediliyorsa, r<strong>esmi sağlık kurulu raporu alınması gereklidir (TMB m. 409).</strong> Bu gibi durumlarda hakim, karar vermeden önce kısıtlanması istenen kişiyi dinler ve sağlık kurulu raporunu dikkate alır. <strong>Diğer kısıtlama sebeplerinde de kanunda öngörülen dinleme şartlarının yerine getirilmesi gerekir.</strong> Mahkeme, kişinin durumuna göre gerekli incelemeleri yapar ve gerektiğinde işlemleri bulunduğu yerde gerçekleştirebilir.</p>
<p><strong>Vasi adayının da kanunda belirtilen vasiliğe engel hallerden birinin bulunmaması gerekir.</strong> Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler vasi olamaz. <strong>Ayrıca kısıtlanacak kişi ile vasi adayı arasında önemli bir menfaat çatışması bulunması da vasiliğe engel oluşturabilir (TMK m. 418</strong>). Örneğin vasi adayı ile kısıtlanacak kişi arasında miras veya alacak gibi ciddi bir uyuşmazlık bulunması, mahkemenin başka bir kişiyi vasi olarak değerlendirmesine yol açar.</p>
<h2>Dilekçede Hangi Belgeler Sunulur?</h2>
<p>Vasi tayini başvurusunda sunulacak belgeler, talebin içeriğine bağlı olarak değişkenlik gösterecektir. Örneğin, sağlık durumuna dayalı bir vasi talebinde kişinin durumunu gösteren sağlık kurulu raporuna ihtiyaç vardır. Yine vasilik talep eden kişi ile kısıtlanması istenen kişi aracındaki yakınlığı göstermek amacıyla <strong>nüfus kayıt örneği, ikametgah belgesi ve adli sicil kaydı gibi belgeler eklenmelidir. </strong></p>
<p>Duruma göre <strong>epikrizler, tedavi kayıtları ve engellilik durumunu gösteren belgeler</strong> de dosyaya eklenebilir. Birden fazla kişinin vasi olmak istemesi veya vasi adayına ilişkin bir uyuşmazlık bulunması durumunda ise ilgili kişilerin beyanları ve diğer deliller de önem taşır. Hangi belgelerin gerekli olduğu dosyanın niteliğine göre değiştiğinden, mahkeme gerekli gördüğü belgelerin sunulmasını isteyebilir. <strong>Bu nedenle başvuru sırasında sunulmayan bir belgenin sonradan tamamlanması mümkün olabilir.</strong></p>
<h2>Dilekçe Nereye Verilir?</h2>
<p><strong>Vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;dir</strong> ve vasi tayini talebi bu kuruma yapılır. Denetim makamı ise Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir (TMK m. 397). Burada önemli bir nokta olarak; yetkili vesayet makamı, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki vesayet makamıdır (TMK m. 411). Dolayısıyla <strong>başvuru yapılırken talepte bulunan kişinin değil, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri esas alınır. </strong>Dilekçe adliyede ilgili birim üzerinden mahkemeye sunulabilir.<strong> Avukat aracılığıyla takip edilen dosyalarda ise UYAP üzerinden başvuru yapılabilir. </strong></p>
<h2>Vasi Tayini Dilekçesini Kim Verebilir?</h2>
<p>Vasi tayini talebini kişinin kendisi <strong>(yaşlılık, hastalık veya başka bir nedenle)</strong> talep edebileceği gibi eş, çocuklar, anne, baba, kardeşler ve diğer yakınları da vesayet makamına başvurabilir.</p>
<p>Bunların yanında bazı resmi makamların da vesayeti gerektiren bir durumu bildirme yükümlülüğü vardır. <strong>İdari makamlar, noterler ve mahkemeler</strong>, görevlerini yerine getirirken vesayeti gerektiren bir durumu öğrenmeleri halinde bunu yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Uzun süreli hapis cezasının infazına başlanan hükümlüler bakımından <strong>ceza infaz kurumu idaresinin de bildirim yükümlülüğü bulunur.</strong> Bildirim üzerine vesayet makamı gerekli işlemleri kendiliğinden başlatabilir.</p>
<p>Vesayet hükümleri kamu düzenine ilişkin olduğundan <strong>bu süreç yalnızca tarafların iradesine bağlı değildir.</strong> Bu nedenle vesayet işlerinde <strong>feragat ve sulh yoluyla uyuşmazlığın sona erdirilmesi mümkün değildir.</strong></p>
<h3>Vasi tayini ne kadar sürer?</h3>
<p>Dosyanın özelliklerine göre değişmekle beraber vasi tayini <strong>ortalama 2-6 ay içerisinde sonuçlanır.</strong> Sağlık kurulu raporunun alınması buradaki sürede belirleyicidir. Eğer rapor, vasi tayini başvurusu esnasında sunulmuşsa süreç daha kısa sürecektir. <strong>Raporun mahkeme tarafından istenmesi durumunda</strong> ise hastane randevusu, muayene ve heyet süreci nedeniyle <strong>kararın çıkması uzayacaktır. </strong></p>
<p>Vasi atamasına karar verildikten sonra <strong>kararın tebliği ve kesinleşmesine ilişkin işlemlerle devam eder süreç.</strong> Vasi, görevine ilişkin yetkilerini mahkemenin kararının kesinleşmesinden sonra kullanmaya başlar. <strong>TBM m. 456 kapsamında belirtildiği üzere vasinin görevi iki yıl için verilir</strong> ve vesayet makamı bu süreyi her defasında iki yıl uzatabilir. Sürenin uzatılması için vasi tayini davası açılmasına gerek yoktur. Vesayet makamına başvuru yapılması yeterlidir. Görev süresi boyunca vasinin denetim kapsamında <strong>hesap ve rapor sunma yükümlülüğü de bulunur. </strong></p>
<h3>Vasi tayini kararına itiraz edilebilir mi?</h3>
<p>Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ tarihinden başlayarak 10 gün içerisinde TBM m. 488 kapsamında itiraz etmek mümkündür. İtiraz dilekçesinde<strong> karara hangi sebeple karşı çıkıldığı somut olarak gösterilmeli</strong> ve mümkünse belgelerle desteklenmelidir.</p>
<p>Vasi olarak atanan kişi, vasi atanmasına itiraz etmekten farklı olarak <strong>vasiliği kabul etmekten de kaçınabilir.</strong> Atanan kişi, vasi atanmasının tarafında tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde kaçınma nedenini ileri sürebilir. Yine <strong>vasinin görevini gerektiği gibi yerine getirmemesi veya sonradan ortaya çıkan bir nedenin bulunmasında da</strong> vasinin görevden alınması ve yerine başka bir vasi atanması da talep edilebilir.</p>
<h3>Vasi atanması için avukat gerekli midir?</h3>
<p>Vasi atanması için kanunda avukatla temsil edilme zorunluluğu yoktur ve <strong>kişi, vasi atanmasına ilişkin talebi içeren dilekçeyi kendisi hazırlayarak görevli mahkemeye sunabilir.</strong> Kural olarak çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirilen vesayet süreçleri, diğer dava türlerine göre nispeten daha sade ilerler.</p>
<p>Zorunluluk olmamasına rağmen <strong>aile içinde kimin vasi olarak atanacağı konusunda anlaşmazlık bulunduğu yahut kısıtlanacak kişinin taşınmazı ya da şirket hisselerinin olduğu durumlarda</strong> vekaletnameye dayanılarak yapılan işlemlerin tartışmaya açık olması veya vasi adayına itiraz edilmesi ihtimallerinde hukuki değerlendirme ve doğru delillerin sunulması önem kazanır. Burada da avukat desteği sürecin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar. Maddi durumu avukatlık ücretini karşılamaya elverişli olmayan kişiler<strong> gerekli şartları taşıdıkları takdirde adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesi talep edebilir. </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/vasi-tayini-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adli Kontrol Nedir? Yurt Dışı Yasağı ve İmza Şartı</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tazminat Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2343</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Adli kontrol kararına ve tedbirlere ilişkin dört kritik nokta: 1 Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder ancak belirlenen yükümlülüklere uymak zorundadır. 2 Adli kontrol tek bir yükümlülükten ibaret değildir. Yurt dışı yasağı, imza, konutunu terk etmeme, güvence ve diğer yükümlülüklerden biri veya birkaçı aynı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Adli kontrol kararına ve tedbirlere ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder ancak belirlenen yükümlülüklere uymak zorundadır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol tek bir yükümlülükten ibaret değildir. Yurt dışı yasağı, imza, konutunu terk etmeme, güvence ve diğer yükümlülüklerden biri veya birkaçı aynı anda uygulanabilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol kararına itiraz edilebilir ve şartların değişmesi durumunda kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Karara itiraz için yedi günlük süre bulunurken, sonrasında da tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı ileri sürülebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol yükümlülüğünün ihlali tutuklama riskini doğurabilir fakat her ihlal tutuklama anlamına gelmez. İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları değerlendirilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Bir ceza soruşturması yahut kovuşturması sürecinde kişinin tutuklanması her zaman zorunlu değildir. Tutuklama yerine uygulanabilecek daha hafif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kapsamında kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder fakat <strong>yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da konutunu terk etmeme gibi bazı yükümlülüklere uyması gerekir. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>adli kontrol uygulanan durumlara, kararın nasıl kaldırılabileceğine, itiraz sürecine ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalara</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Adli kontrol, kişi hakkında peşinen verilmiş bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tedbirin kapsamı ve devamı, kişinin somut durumuyla ve yargılamadaki ihtiyaçlarla orantılı olmalıdır. Koşullar değiştiğinde ise yalnızca yükümlülüklere uymak değil, artık gerekli olmayan bir tedbirin kaldırılması veya hafifletilmesi için hukuki yolların kullanılması da önem taşır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Adli Kontrol Nedir?</h2>
<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 109. maddesinde yer alan</strong> adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir ve hakim, tutuklama şartları oluşmuş olsa bile kişiyi cezaevine koymak yerine bazı yükümlülüklerle serbest bırakabilir. Bu uygulama ile amaç, <strong>kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakmadan, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürümesini güvence altına almaktır</strong> ve mahkumiyet kararı verilene kadar bu süreçte kişi hala masum kabul edilir.</p>
<h2>Adli Kontrol Uygulanan Durumlar</h2>
<p><strong>Yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak</strong> ve bunu kişinin tutuklanmasına gerek kalmadan yapmak amacıyla uygulanan adli kontrol, kişinin kaçmasını önlemek, delillerin korunmasını sağlamak ve yargılama sürecindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla uygulanır. <strong>Suçun niteliği, dosyadaki deliller ve kişinin durumu, hangi tedbirlerin uygulanacağı noktasında belirleyicidir. </strong></p>
<h2>Adli Kontrol Türleri</h2>
<p>Adli kontrol kapsamında uygulanabilecek birçok farklı yükümlülük vardır ve hakim ya da mahkeme, <strong>dosyanın özelliklerine ve olayın gerektirdiği ölçüye bağlı olarak bu yükümlülüklerden birine ya da birkaçına birlikte karar verebilir.</strong> Başlıca adli kontrol yükümlülükleri şöyledir:</p>
<ul>
<li>Kişinin Türkiye&#8217;den yurt dışına çıkmasının yasaklanması.</li>
<li>Kişinin hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmasıdır. Uygulamada bu yükümlülük çoğunlukla imza verme şeklinde uygulanır.</li>
<li>Hakim veya mahkemenin belirlediği çağrılara uymayı veya belirlenen faaliyetleri yerine getirmeyi gerektirebilir.</li>
<li>Kişinin belirlenen yerleşim bölgesinin sınırları dışına çıkmamasıdır. Hakim tarafından belirlenen bazı yerlere gitmekten kaçınmayı gerektirir.</li>
<li>Halk arasında ev hapsi olarak bilinen konu terk etmeme tedbirinde kişinin konutundan ayrılmasına izin verilmez.</li>
<li>Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirli yerlere gitmemek. Kişinin hareket alanı, karar kapsamında belirlenen bölge veya yerlerle sınırlandırılabilir.</li>
<li>Kararda belirtilmesi durumunda kişinin sürücü belgesini teslim etmesi ve araç kullanmaması gerekir.</li>
<li>Kişinin silah bulundurmasının veya taşımasının yasaklanması ve gerekli durumlarda mevcut silahların teslim edilmesidir.</li>
<li>Belirlenen miktarda paranın güvence olarak yatırılmasıdır.</li>
<li>Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya bağımlılık yapıcı maddeler ya da alkol kullanımıyla ilgili durumlarda, tedavi veya muayeneye tabi tutulmayı içerebilir.</li>
<li>Somut olayın özelliklerine göre mağdurun haklarını korumaya yönelik belirli yükümlülükler uygulanabilir.</li>
</ul>
<p>Uygulamada kişi hakkında hem yurt dışına çıkmama hem de belirli aralıklarla imza verme yükümlülüğü getirilebilir yani <strong>somut olayın özelliklerine göre birden fazla adli kontrol yükümlülüğünü aynı anda uygulanabilir.</strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Nedir?</h2>
<p>Adli kontrol kararı kapsamında gündeme gelen tedbirlerden biri olan yurt dışına çıkış yasağı ile kişinin tedbir kaldırılmadığı ya da değiştirilmediği sürece <strong>Türkiye&#8217;den yurt dışına çıkması yasaktır.</strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Nasıl Uygulanır?</h2>
<p>Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbiri, kararın <strong>ilgili kurum ve sistemlere bildirilmesiyle</strong> uygulanır. Tedbirin amacı, hakkında yurt dışı yasağı bulunan kişinin Türkiye&#8217;den çıkış yapmasını önlemektir. Yurt dışına çıkış yasağı devam eden kişi,<strong> sınır kapısı veya havalimanı gibi yurt dışına çıkış noktalarında yapılan kontroller sırasında tedbir nedeniyle çıkış yapamaz. </strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Kaldırılması İçin Ne Yapılmalı?</h2>
<p>Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması için karara itiraz edilmesi veya şartların değişmesi durumunda tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesinin talep edilmesi gerekir. Adli kontrol kararına itiraz edilmek isteniyorsa, <strong>kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre itiraz yoluna başvurulmalıdır.</strong></p>
<p>Yedi günlük itiraz süresinin geçmesinden sonra da yurt dışı yasağının kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Bu durumda başvuru, <strong>önceki karara yönelik bir itirazdan ziyade, tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı veya değiştiği gerekçesine dayanır.</strong></p>
<p>Başvuruda, yurt dışı yasağının artık gerekli olmadığını gösteren somut nedenlerin açıklanması önemlidir. Soruşturmanın veya kovuşturmanın geldiği aşama, <strong>delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kişinin kaçma riskinin azalmış olması, yurt dışına çıkmasını gerektiren iş, eğitim veya ailevi nedenler gibi koşullar</strong>, olayın özelliklerine göre değerlendirmede dikkate alınabilir.</p>
<p><strong>Başvurunun hangi mercie yapılacağı</strong>, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Yetkili hakim veya mahkeme, dosyanın mevcut durumunu ve yurt dışı yasağının devamını gerektiren nedenleri değerlendirerek tedbiri kaldırabilir, değiştirebilir veya devam ettirebilir.</p>
<h2>İmza Şartı</h2>
<p>İmza şartı, adli kontrol kapsamında uygulanabilen yükümlülüklerden biridir. Bu yükümlülük getirildiğinde kişi, <strong>belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurarak imza vermek zorundadır.</strong> Hangi birime, ne sıklıkta ve hangi zaman aralıklarında başvurulacağı, verilen adli kontrol kararına ve uygulamaya ilişkin belirlemelere göre değişebilir.</p>
<p>İmza yükümlülüğünün amacı, <strong>kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen kurallara uyup uymadığının düzenli olarak takip edilmesini sağlamaktır.</strong> Bu tedbir, kişinin günlük yaşamını tamamen kısıtlamadan belirli aralıklarla ilgili birime başvurmasını gerektirir.</p>
<p>Belirlenen gün veya saatlerde <strong>imza verilmemesi</strong>, adli kontrol yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilir ve <strong>tutuklanma kararına neden olabilir.</strong> Bu nedenle imza günlerinin ve saatlerinin düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.</p>
<h2>İmza Hangi Sıklıkla Nereye Atılmalı?</h2>
<p>Uygulamada imza yükümlülüğü çoğunlukla kişinin ikamet ettiği yere bağlı kolluk biriminde yerine getirilir fakat hangi birime başvurulacağı, <strong>verilen kararın içeriğine göre değişebilir. </strong>İmza yükümlülüğünün sıklığı da dosyanın özelliklerine göre belirlenir. Standart bir uygulama yoktur bu noktada. <strong>Günlük, haftalık veya haftanın belirli günlerinde imza verme şeklinde farklı uygulamalar olabilir. </strong></p>
<h2>İmza Şartının Kaldırılması</h2>
<p>Adli kontrol kapsamında verilen imza yükümlülüğünün kaldırılması adına itirazın, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre yapılması gerekir. <strong>Koşulların değişmesi yahut tedbirin hafifletilmesi de itiraz konusu olabilir. </strong></p>
<p>Soruşturmanın ilerlemesi ile beraber <strong>delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kaçma ya da delilleri etkileme riskinin azalması</strong> vb. durumları, kaldırma talebinde ileri sürülebilecek hususlardandır.</p>
<p>Talep, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre yetkili hakim veya mahkemeye sunulur. Yetkili merci, dosyanın mevcut durumunu ve adli kontrol tedbirine duyulan ihtiyacı değerlendirerek bir karar verir.</p>
<h3>Adli Kontrol Tedbirinde Şüpheli ve Sanıkların Yükümlülükleri</h3>
<p>Adli kontrol altındaki şüpheli veya sanık, hakkında verilen kararda belirtilen yükümlülüklere eksiksiz şekilde uymalıdır. Örneğin; imza verme yükümlülüğü varsa belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurmalı, yurt dışına çıkamama yükümlülüğü varsa Türkiye&#8217;den çıkmamalı ve konutunu terk etmeme kararı verilmişse bu tedbire uygun hareket etmelidir.</p>
<p>Kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen yükümlülüklerine ilişkin değişiklikleri ve kendisini etkileyebilecek önemli durumları ilgili makamlara zamanında bildirmesi önemlidir. Ayrıca <strong>kanuni şartları bulunan çağrılara ve duruşmalara uyması gerekir.</strong></p>
<p>Adli kontrol yükümlülüklerinin isteyerek yerine getirilmemesi, <strong>CMK m. 112 kapsamında tutuklama kararı verilmesine neden olabilir fakat her ihlalin doğrudan tutuklama sonucunu doğuracağı söylenemez.</strong> İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları yetkili yargı mercii tarafından değerlendirilir.</p>
<h3>Adli Kontrol Kararının Kaldırılması</h3>
<p>Şüpheli veya sanığın adli kontrol tedbirinin kaldırılması, tedbirin değiştirilmesi yahut yükümlülüklerin hafifletilmesi talebi, soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına göre <strong>tedbirin uygulanmasına hala ihtiyaç bulunup bulunmadığı</strong> yetkili hakim ve/veya mahkeme tarafından değerlendirilir.</p>
<p>Adli kontrol tedbirinin uygulanmasını gerektiren nedenler ortadan kalktığında, yetkili yargı mercii tedbiri resen de kaldırabilir. Yine adli kontrol, <strong>dosyanın sonucuna göre de sona erebilir</strong> fakat beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın adli kontrolü hangi aşamada ve ne şekilde sona erdireceği, kararın içeriğine ve dosyanın durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bu nedenle adli kontrolün kaldırılması isteniyorsa, <strong>tedbirin neden artık gerekli olmadığını açıklayan gerekçelerin ve varsa bunları destekleyen belgelerin sunulması önemlidir.</strong></p>
<h3>Adli Kontrolde Elektronik Kelepçe Uygulaması</h3>
<p>Elektronik kelepçe ile uygulanan izleme sistemi, <strong>kişinin belirlenen kurallara ve konutta bulunma yükümlülüğüne uyup uymadığının teyitini sağlar</strong> ve belirlenen sınırlar dışına çıkılması durumunda sistem ilgili birimlere ihlal bildirimi yapar. Tedbirin kendisinden farklı olarak bir denetim yöntemi olan elektronik kelepçe uygulaması, <strong>her adli kontrolde veya her konutunu terk etmeme kararında kullanılmaz.</strong></p>
<h2>Adli Kontrol Tedbirini İhlalin Sonuçları</h2>
<p>İmza atmamak, yasağa rağmen yurt dışına çıkmaya çalışmak, elektronik kelepçeyi çıkarmak vb. adli kontrol tedbirlerini ihlal eden durumlarda <strong>hakim, ihlale karşılık hemen tutuklama kararı verebilir</strong> ve bu durum, verilecek cezanın miktarına bakılmaksızın uygulanabilecek ağır bir sonuçtur.</p>
<h3>Güvence Bedeli (Kefalet ile Tahliye) Nedir?</h3>
<p>Halk arasında kefalet olarak da bilinen güvence bedeli uygulamasında şüpheli veya sanık, <strong>yargılamadan kaçmayacağına dair bir güvence olması adına mahkeme tarafından belirlenen tutarı</strong> dosyaya yatırır ve kaçması durumunda bu bedele el konulacağını kabul eder.</p>
<h3>Güvence Bedeli Nasıl Belirlenir ve Nasıl Geri Alınır?</h3>
<p>Adli kontrol kapsamında gündeme gelen güvence bedelinin ve ödeme koşulları belirlenirken <strong>kişinin ekonomik durumu, yükümlülüklerin niteliği ve dosyanın özellikleri dikkate alınır</strong> ve bu uygulama ile şüpheli veya sanığın yargılama sürecindeki yükümlülüklerine uymasını ve gerektiğinde belirlenen gider veya yükümlülüklerin karşılanmasını güvence altına alınması amaçlanır.</p>
<p>Adli kontrol sona erdiğinde,<strong> güvence bedelinin iade edilip edilmeyeceği ve hangi kısmının iade edileceği, kişinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine</strong> ve güvence kapsamında karşılanması gereken bir tutar bulunup bulunmadığına bağlı karar verilir. İade koşulları oluştuğunda, güvence bedelinin iadesi için ilgili yargı merciine başvurulması gerekebilir.</p>
<h2>Adli Kontrol Tedbiri ve Cezadan Sayılan Süre</h2>
<p>Adli kontrol tedbirleri kapsamında uygulanan <strong>yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da güvence yatırma gibi yükümlülükler nedeniyle geçen süre</strong>, hukuki süreç sonunda hükmedilen hapis cezasından düşülmez.</p>
<p>Bununla beraber, <strong>konutunu terk etmeme yükümlülüğünün uygulanması bakımından kanunda özel bir mahsup düzenlemesi bulunur</strong> ve kişinin bu tedbir altında geçirdiği sürenin cezadan nasıl mahsup edileceği, verilen kararın niteliğine ve uygulanacak yasal hükümlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Adli Kontrol Tedbiri Yargıtay Kararları</h2>
<p>Yargıtay, tutukluluk süresi uzadığında veya tutuklama şartları zayıfladığında, kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını isabetli bulmaktadır. Yerleşik uygulamada, özellikle yurt dışına çıkmamak ve duruşmalara düzenli katılmak şartlarıyla tahliye kararları onanmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemelerin tutuklamayı sürdürürken bunun gerekçesini somut olarak göstermesini de aramaktadır. Gerekçesiz veya tekrar niteliğindeki kararlar, adli kontrol imkânı yeterince değerlendirilmediği için bozma sebebi sayılabilmektedir. Bu içtihat çizgisi, adli kontrolün istisna değil, tutuklamaya tercih edilmesi gereken asıl yol olduğunu göstermektedir.</p>
<h3>Adli kontrol tedbiri ne kadar sürer?</h3>
<p>Adli kontrol tedbirinin süresinde suçun niteliği ve soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğu belirleyicidir. Soruşturma aşamasında adli kontrol, <strong>ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda en fazla iki yıl, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda ise en fazla üç yıl uygulanabilir.</strong> Kanunda belirtilen şartların bulunması halinde ise bu süreler uzatılabilir.</p>
<p>Kovuşturma aşamasında ise adli kontrol tedbiri <strong>mahkeme tarafından kaldırılmadığı sürece yargılama devam ederken uygulanabilir.</strong> Bu nedenle adli kontrolün ne zaman sona ereceği, yalnızca kararın verildiği tarihe göre değil, tedbirin kaldırılıp kaldırılmadığına ve dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Adli kontrol kararına uyulmazsa ne olur?</h3>
<p>Adli kontrol kapsamındaki yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında ilgili yargı makamı tutuklama kararı verebilir. İhlalin niteliği bu kararda belirleyici rol oynar. <strong>Haklı bir mazeret varsa ve bu durum mümkün olan en kısa sürede deliller ile desteklenerek ilgili makamlara bildiriliyorsa</strong> hukuki yaptırımın yönü değişebilir.</p>
<h3>Adli kontrol şartı yurt dışına çıkabilir mi?</h3>
<p>Hakkında adli kontrol kararı kapsamında yurt dışına çıkamamak şeklinde bir yükümlülük bulunan kişi, bu tedbir kaldırılmadan ya da değiştirilmeden yurt dışına çıkamaz. Diğer taraftan, <strong>her adli kontrol kararının yurt dışı çıkış yasağı yükümlülüğü içermeyebileceğinin altını çizmemiz gerekir. </strong></p>
<h3>Adli kontrolde imza var mı?</h3>
<p>İmza verme, <strong>uygulamada sık karşılaşılan adli kontrol kararlarından biri olmakla beraber</strong> her zaman uygulanması zorunlu değildir. Dosyanın özelliklerine göre farklı bir yükümlülük gündeme gelebilir. Kişi hakkında yurt dışına çıkamamak, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirlenen bazı yerlere düzenli olarak başvurmak gibi. Bu nedenle adli kontrol kararı verildiğinde <strong>kişinin hangi yükümlülüklere tabi olduğu, kararın içeriğinden ayrıca kontrol edilmelidir.</strong></p>
<h3>Yurt dışı çıkış yasağı nasıl kontrol edilir?</h3>
<p>Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan kişi, bu tedbirin uygulanıp uygulanmadığını öncelikle <strong>UYAP Vatandaş Portalı üzerinden</strong> dosya ve karar bilgilerini kontrol ederek öğrenebilir. Yurt dışına çıkış yasağı aktifken sınır kapısı veya havalimanından çıkış yapılmaya çalışılması durumunda pasaport kontrolü sırasında tedbir nedeniyle yurt dışına çıkışa izin verilmez. Dolayısıyla <strong>özellikle seyahat öncesinde yasağın kaldırıldığına ilişkin kararın verilip verilmediğinin</strong> ve kararın ilgili sistemlere işlendiğinin kontrol edilmesi önem taşır.</p>
<h3>Adli kontrol kararı kim verir?</h3>
<p>Adli kontrol kararını, süreç <strong>soruşturma aşamasındaysa sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme verir.</strong> Kovuşturma ve soruşturma aşamalarında Cumhuriyet savcısı adli kontrol uygulanmasını talep ederek sürecin değerlendirilmesini başlatır.</p>
<h3>Adli kontrol sicile işler mi?</h3>
<p>Adli kontrolün kişinin suçlu bulunduğuna anlamına gelen bir mahkumiyet değil, koruma tedbiri olması dolayısıyla bu karar <strong>adli sicil kaydına işlenmez ve kişinin sicil kaydında sabıka olarak görünmez. </strong>Soruşturma yahut kovuşturma dosyasında uygulanan adli kontrol kararının <strong>tek başına kişinin suçlu olduğu anlamına gelmediğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<h3>Adli kontrol imza kaçırırsa ne olur?</h3>
<p>İmza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, adli kontrol tedbirine aykırı davranılması olarak değerlendirilir ve şüpheli veya sanık hakkında yetkili yargı mercii tarafından tutuklama kararı verilebilir. <strong>İmzanın bir kez kaçırılmasının doğrudan tutuklama kararı anlamına gelmediğini</strong> ifade etmemiz gerekir burada.</p>
<p>Hastalık, kaza yahut başka bir haklı mazeret nedeniyle imza atılamadıysa, bu durum mümkün olan en kısa süre içerisinde belgeleriyle birlikte ilgili makamlara bildirilmelidir. <strong>Mazeretin gerçekten olduğunu gösteren sağlık raporu, kaza tutanağı vb. belgelerin sunulması</strong> hukuki yaptırım açısından kritik önem taşır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? İtiraz, İhlal ve Dilekçe</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Ezgi Bozkurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 21:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2327</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Uzaklaştırma kararına ilişkin dört kritik nokta: 1 Şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler de 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talep edebilir. Uzaklaştırma kararı için her durumda delil veya belge sunulması zorunlu değildir. 2 Eski eş, nişanlı, aile bireyleri veya aile bağı bulunmayan kişiler arasındaki şiddet ve şiddet tehlikesi de kanun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Uzaklaştırma kararına ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler de 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talep edebilir. Uzaklaştırma kararı için her durumda delil veya belge sunulması zorunlu değildir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eski eş, nişanlı, aile bireyleri veya aile bağı bulunmayan kişiler arasındaki şiddet ve şiddet tehlikesi de kanun kapsamında değerlendirilebilir. Tek taraflı ısrarlı takip mağdurları da koruma kapsamındadır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tedbirin süresi olayın özelliklerine ve riskin niteliğine göre belirlenir. Tehlikenin devam etmesi durumunda süre dolmadan tedbirin uzatılması, değiştirilmesi veya devam ettirilmesi talep edilebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Uzaklaştırma kararına aykırı davranıldığında ilk ihlalde 3 günden 10 güne, ihlalin tekrarlanması hâlinde 15 günden 30 güne kadar zorlama hapsi gündeme gelir. Toplam zorlama hapsi süresi 6 ayı geçemez.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Şiddete uğramanız yahut henüz gerçekleşmemiş olsa bile <strong>kendinizi tehdit altında hissetmeniz hukuki koruma talep etmeniz adına yeterli bir nedendir</strong> ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararı, olayın özelliklerine göre belirlenen kapsamı ile <strong>karşı tarafın size, evinize, iş yerinize veya çocuğunuzun bulunduğu yerlere yaklaşmasını engelleyebileceği gibi iletişim kurmasını da yasaklayabilir. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>uzaklaştırma kararının hangi durumlarda ve nasıl alınabileceğine, kararın ihlal edilmesi durumundaki hukuki sonuçlara ve itiraz sürecine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/04da4ac90aa802e8cc54328dc62f3b94031eb8257c6aa976a81a5a7357f504f5?s=280&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Ezgi Bozkurt" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Uzaklaştırma kararında en önemli nokta, yalnızca yaşanan olayı değil, devam eden şiddet veya şiddet riskini de doğru şekilde ortaya koymaktır. Başvurunun açık ve somut biçimde yapılması, talep edilen tedbirlerin olayın niteliğine uygun belirlenmesi ve kararın süresi ile kapsamının dikkatle takip edilmesi, koruma kararının etkinliği açısından kritik önemdedir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Ezgi Bozkurt</p>
<p class="expert-role">Tazminat ve Sigorta Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Hangi Hallerde Verilir?</h2>
<p><strong>Fiziksel, cinsel, psikolojik yahut ekonomik şiddete maruz kaldıysanız</strong> ya da şiddete uğraşama tehlikeniz bulunuyorsa, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talep edebilirsiniz ve <strong>şiddetin henüz gerçekleşmemiş olması, tedbir kararı verilmesine engel değildir. </strong></p>
<p><strong>8/3/2012 tarihinde kabul edilen Kanun No. 6284 AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN:</strong> <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120320-16.htm" target="_blank" rel="noopener">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120320-16.htm</a></p>
<p>Uzaklaştırma kararı verilebilmesi için delil ve belge aranmaz ve başvuran kişinin beyanı ve olaylara ilişkin anlatımı, tedbir talebinin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Bununla beraber elbette varsa <strong>mesaj, arama kaydı, fotoğraf, video veya diğer delillerin başvuruda belirtilmesi sürecin değerlendirilmesine yardımcı olur. </strong>Tek taraflı ısrarlı takip mağdurları da kanunun koruma kapsamındadır.</p>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?</h2>
<p>Uzaklaştırma ve koruma talebinde bulunmak için kolluk birimlerine, Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na, Aile Mahkemesi&#8217;ne ve ŞÖNİM&#8217;e başvurabilirsiniz. Tehlike içerisindeyseniz ve durum çok acilse <strong>en yakın karakola ya da jandarmaya başvurmanız işlemlerin hızlı şekilde başlatılması açısından pratik bir yoldur. </strong></p>
<p>Kolluk birimine başvurduğunuzda yaşadığınız olayları anlatmalı ve durumun tutanak altına alınmasını istemelisiniz. Olayın niteliğine göre ilgili birimler kanunun kendisine verdiği yetki kapsamında önleyici tedbirleri alabilir ve gerekli işlemleri ilgili mercilere iletir. <strong>Aile Mahkemesi&#8217;ne de doğrudan dilekçe ile başvurulabilir.</strong></p>
<p>Uzaklaştırma kararının verilebilmesi için <strong>her durumda duruşma yapılması gerekmez.</strong> Hakim talebi dosya üzerinden değerlendirerek karar verebilir ve bu değerlendirmede tedbir kararı verilmesi bakımından delil veya belge aranması zorunlu değildir.</p>
<p><strong>Uzaklaştırma kararı almak için avukat tutmak zorunlu değildir</strong> fakat başvuruda olayların açık, somut ve mümkün olduğunca kronolojik şekilde anlatılması; varsa mesaj, arama kaydı, fotoğraf, video veya diğer delillerin belirtilmesi talebin değerlendirilmesini kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>ŞÖNİM İletişim Bilgileri: <a href="https://www.aile.gov.tr/iletisim/bakanlik-iletisim-bilgileri/sonim/" target="_blank" rel="noopener">https://www.aile.gov.tr/iletisim/bakanlik-iletisim-bilgileri/sonim/</a> </strong></p>
<p><strong>Şiddet Mağdurlarına 7/24 Ücretsiz Hukuki Destek:</strong> <strong><a href="https://www.instagram.com/gelincikprojesi/" target="_blank" rel="noopener">https://www.instagram.com/gelincikprojesi/</a></strong></p>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Kimlere Verilir?</h2>
<p>Uzaklaştırma kararı yalnızca eşler arasındaki uyuşmazlıklarla sınırlı değildir ve kanunda belirtilen şartların oluşması durumunda eski eş, nişanlı, aile bireyleri veya <strong>aile bağı bulunmayan farklı bir kişi tarafından uygulanan şiddet ya da şiddet tehlikesi nedeniyle</strong> tedbir kararı verilebilir. Yine kanunun yalnızca kadınlara yönelik bir koruma mekanizması olmadığını, <strong>erkekler, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının da yararlanabileceğini belirtmemiz gerekir. </strong></p>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Kaç Gün Sürer?</h2>
<p>Uzaklaştırma kararının süresine ilişkin kanunda kesin bir ifade belirlenmemiştir ve olayın koşullarına ve riskin niteliğine göre değişkenlik gösterir. İlgili kanun kapsamında uzaklaştırma kararı <strong>ilk defasında en çok altı ay için verilebilir</strong> fakat bu bir zorunluluk değildir. Olayın özelliklerine göre <strong>bir ay, iki ay veya daha kısa ya da farklı bir süre belirlenebilir.</strong></p>
<p>Şiddet riskinin ya da tehlikenin devam etmesi durumunda uzaklaştırma tedbirinin süresi dolmadan önce uzatılması, değiştirilmesi ya da aynen devam ettirilmesi talep edilebilir. Bunun için <strong>kararın bitiş tarihini yakından takip etmek ve süresi dolmadan önce ilgili makama başvurmanız gerekir. </strong></p>
<h2>Kararın Kapsamı Nedir?</h2>
<p>Her uzaklaştırma kararında aynı yasakların uygulanması gerekmez. Olayın özelliklerine ve mahkemenin verdiği tedbir kararına göre uzaklaştırmanın kapsamı değişecektir.</p>
<p>Kararda, şiddet uygulayan kişinin korunan kişiye <strong>konutuna, iş yerine veya çocuğunun okuluna yaklaşmaması</strong>, telefon, mesaj, sosyal medya veya diğer iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi gibi tedbirlere yer verilebilir. Gerekli görülmesi durumunda <strong>üçüncü kişiler aracılığıyla iletişim kurulmasının önlenmesine yönelik tedbirler de uygulanabilir.</strong></p>
<p>Bunun yanında, korunan kişinin bulunduğu konuttaki eşyalara zarar vermeme, silah veya benzeri araçları kolluğa teslim etme ve alkol ya da uyuşturucu/uyarıcı madde etkisindeyken korunan kişiye yaklaşmama gibi önleyici tedbirlere de karar verilebilir. <strong>Şiddet uygulayan kişinin alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığının ya da kullanımının bulunması durumunda ise tedaviye yönelik tedbirler de gündeme gelebilir.</strong></p>
<p>Dolayısıyla uzaklaştırma kararının kapsamını belirleyen temel unsur mahkeme veya yetkili merci tarafından somut olay için verilen tedbirlerin içeriğidir. <strong>Kararda hangi davranışların yasaklandığı ve hangi alanlara yaklaşılmaması gerektiği açıkça belirtilir.</strong></p>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Sonrası Ne Olur?</h2>
<p>Uzaklaştırma kararının uygulanması ve takibinden, kararın niteliğine göre kolluk kuvvetleri, ŞÖNİM ve ilgili diğer kurumlar sürece dahil olur. <strong>Gerekli görülmesi durumunda psikolojik destek, barınma ve diğer sosyal hizmetlerden yararlanmanız sağlanır süreçte. </strong></p>
<p>Karşı tarafın tedbir kararına uyması sonucunda kararda belirtilen süre sona erdiğinde tedbir de sona erer fakat <strong>tehlikeli durumunda devam ettiğini düşünüyorsanız, tedbir süresi dolmadan önce tedbirin uzatılmasını, değiştirilmesini veya yeni bir tedbir kararı verilmesini talep edebilirsiniz.</strong></p>
<p>Kararın ihlal edilmesi durumunda ise zorlama hapsi gündeme gelir ve <strong>ihlali oluşturan durum aynı zamanda tehdit, kasten yaralama veya başka bir suç teşkil ediyorsa bu fiil nedeniyle ayrıca adli süreç yürütülür.</strong></p>
<h2>Uzaklaştırma Kararına İtiraz</h2>
<p>6284 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesi, uzaklaştırma kararına itiraza ilişkin süreci ve süreleri netleştirmiştir. Bu kapsamda itiraz süresi, <strong>kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. </strong></p>
<p>Karara itiraz, <strong>Aile Mahkemesi&#8217;ne sunulacak dilekçeyle yapılır ve itirazı, kararı veren hakim incelemez,</strong> dosya kanunda öngörülen usule göre itirazı inceleyecek mahkemeye gönderilir. Karara itiraz edilmiş olması tedbirin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.</p>
<p>İtiraz mercii, <strong>kural olarak itiraz hakkında bir hafta içinde karar verir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.</strong> Bu nedenle iki haftalık itiraz süresinin geçirilmemesi önemlidir.</p>
<h2>Uzaklaştırma Kararının İhlal Edilmesi</h2>
<p>Uzaklaştırma kararının ihlal edilmesi durumunda, aleyhinde karar verilen kişi hakkında ilk ihlalde üç günden on güne kadar, ihlalin tekrarlanması durumunda ise on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi kararı verilir. <strong>İlgili kanunun 13. maddesine göre zorlama hapsinin toplam süresi 6 ayı geçemez. </strong></p>
<p>Tedbir kararına uyulmasını sağlamak amacı taşıyan ve klasik anlamda bir ceza mahkumiyeti olmayan zorlama hapsi, bu yönüyle adli sicil kayıtlarına işlemez ve <strong>tekerrüre esas olmaz ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.</strong></p>
<p>Uzaklaştırma kararının ihlali aynı zamanda tehdit, kasten yaralama ya da başka bir suç oluşturuyorsa, bu fiil nedeniyle ayrıca adli soruşturma ve kovuşturma süreci yürütülür. <strong>Zorlama hapsi ile suç nedeniyle yürütülen adli süreç birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur.</strong></p>
<p>Uzaklaştırma kararının ihlal edildiği durumlarda süreci mümkün olan en kısa sürede kolluğa veya <a href="https://www.aile.gov.tr/iletisim/bakanlik-iletisim-bilgileri/sonim/" target="_blank" rel="noopener"><strong>ŞÖNİM</strong></a>&#8216;e bildirmeniz ve varsa <strong>mesaj, arama kaydı, fotoğraf, video veya diğer delilleri muhafaza etmenizi öneririz.</strong></p>
<p><strong>ŞÖNİM iletişim bilgileri için; <a href="https://www.aile.gov.tr/iletisim/bakanlik-iletisim-bilgileri/sonim/" target="_blank" rel="noopener">https://www.aile.gov.tr/iletisim/bakanlik-iletisim-bilgileri/sonim/</a> </strong></p>
<h2>Uzaklaştırma Kararı Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, <a href="https://cozumavukatlik.com.tr"><strong>Çözüm Hukuk Bürosu</strong></a> avukatlarının hazırladığı dilekçe örneğini bulabilirsiniz. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p>Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Uzaklastirma_Karari_Dilekcesi.docx"><b>uzaklaştırma kararı dilekçe örneğini bağlantıya tıklayarak</b></a> indirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>[İL/İLÇE] AİLE MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p>** Nöbetçi Aile Mahkemesi de olabilir.</p>
<p><strong>BAŞVURAN (KORUNMASI İSTENEN):</strong> [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [Numara], Adres: [Adres]
<p><strong>HAKKINDA TEDBİR İSTENEN:</strong> [Ad Soyad], Adres: [Adres]
<p><strong>KONU:</strong> 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı verilmesi talebimdir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<ol>
<li>[Ad Soyad] ile [ilişki türü, örn. eşim / birlikte yaşadığım kişi] olarak aynı hanede yaşamaktayız.</li>
<li>[Tarih] tarihinde [olayın kısa anlatımı: örn. bana hakaret etti, fiziksel şiddet uyguladı, tehdit etti].</li>
<li>Bu olay ilk defa yaşanmamıştır, daha önce de [varsa önceki olaylar kısaca] şeklinde olaylar yaşanmıştır.</li>
<li>Şu anda kendimi güvende hissetmiyorum, [Ad Soyad]&#8217;ın tekrar bana zarar vereceğinden endişe ediyorum.</li>
</ol>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM:</strong> Yukarıda anlattığım nedenlerle, 6284 sayılı Kanun kapsamında hakkımda koruyucu ve önleyici tedbir kararı verilmesini, [Ad Soyad]&#8217;ın bana ve [varsa: çocuklarıma/evime/iş yerime] yaklaşmasının yasaklanmasını talep ederim.</p>
<p><strong>EKLER:</strong> [varsa fotoğraf, mesaj kaydı, doktor raporu, tanık bilgisi]
<p style="text-align: right;"><strong>[Tarih] [Ad Soyad / İmza]</strong></p>
<h3>Uzaklaştırma kararı nereden sorgulanır?</h3>
<p><strong>Lehine uzaklaştırma kararı verilen kişiler, kararın UYAP Vatandaş Portal veya e-Devlet üzerinden görüntülenip görüntülenemediğini kontrol edebilir</strong> fakat aleyhine karar verilen kişiler bakımından standart hukuki süreçler gibi UYAP ekranlarında karar görünmeyebilir ve uygulamada çoğunlukla Aile Mahkemelerinin değişik iş dosyaları üzerinden yürütülür. Dolayısıyla <strong>aleyhinize bir uzaklaştırma kararı ihtimali varsa ilgili adliyenin Aile Mahkemesi kalemi ya da yetkili birimlerinden bilgi almanız en sağlıklı seçenek olacaktır. </strong></p>
<h3>Uzaklaştırma kararı sicile işler mi?</h3>
<p>Bir ceza değil, geçici bir koruma tedbiri olması dolayısıyla uzaklaştırma kararı adli sicil (sabıka) kaydında görülmez ve karara eksiksiz uyulduğu takdirde kişinin siciline yansımaz. <strong>Kararın ihlali durumunda verilen zorlama hapsi, <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/tazyik-hapsi/">tazyik hapsi</a> niteliğinde olduğundan adli sistemdeki özel disiplin kayıtlarına işlenir.</strong></p>
<h3>Haksız yere uzaklaştırma kararı aldığını düşünen kişi ne yapmalı?</h3>
<p>Haksız yere uzaklaştırma kararı aldığını düşünen vatandaşlar, karar kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta (14 gün) içerisinde kararı veren Aile Mahkemesi&#8217;ne itiraz etmeli ve <strong>itiraz dilekçesinde iddiaların neden gerçeği yansıtmadığını</strong> kamera kaydı, mesajlaşmalar, HTS kayıtları yahut tanık bilgileri gibi delilleri ekleyerek anlatmalıdır.</p>
<p>Burada kritik bir nokta olarak, <strong>itiraz edilmiş olması uzaklaştırma kararını durdurmaz ve süreç sonuçlanana kadar karara uyulması zorunludur. Aksi halde ihlal nedeniyle zorlama hapsi uygulanır.</strong> Sürecin mümkün olan en hızlı ve doğru şekilde ilerlemesi ve hak kaybı yaşamamak adına uzman bir avukattan destek almanızı öneririz.</p>
<h3>Uzaklaştırma kararı ne kadar sürede çıkar?</h3>
<p>6284 sayılı Kanun&#8217;un acil koruma esasına dayanması dolayısıyla uzaklaştırma kararı <strong>bürokratik süreçlerle bekletilmez ve çoğu zaman aynı gün ya da en geç 24 saat içerisinde çıkar.</strong> Kararın çıkma süresinde başvurulan kurum da belirleyicidir. Şöyle ki;</p>
<ul>
<li>Gece, hafta sonu veya acil tehlike anında polise/jandarmaya başvurulduğunda <strong>uzaklaştırma tedbiri derhal (birkaç saat içinde) uygulanmaya başlar.</strong></li>
<li>Mesai saatleri içinde mahkemeye ya da savcılığa sunulan dilekçeler genellikle aynı gün, yoğunluğa bağlı olarak ise <strong>en geç 24 saat içinde hakim tarafından karara bağlanır.</strong></li>
</ul>
<h3>Uzaklaştırma kararı karşı tarafa nasıl bildirilir?</h3>
<p>Uzaklaştırma kararı, kararı veren merci tarafından korunan kişiye ve şiddet uygulayana tebliğ ya da tefhim (yüzüne karşı) yoluyla bildirilir. Eğer <strong>durumun gecikmesinde sakınca bulunuyorsa</strong> kolluk tarafından şiddet uygulayana tutanakla vakit kaybetmeden tebliğ edilir.</p>
<p>Burada önemli bir nokta olarak, tedbir kararının tebliğ edilmemiş olması, <strong>kararın uygulanmasına engel bir durum değildir</strong> fakat uzaklaştırma kararına aykırılık dolayısıyla zorlama hapsi uygulanabilmesi için kararın tefhim veya tebliğ edilmesi ve <strong>karara aykırı davranılması durumunda zorlama hapsi uygulanabileceğine ilişkin ihtarın kararda yer alması ve tefhim veya tebliğ sırasında da bildirilmesi gerekir.</strong></p>
<h3>Polis uzaklaştırma kararı verebilir mi?</h3>
<p>Kolluk kuvvetlerine başvurulması durumunda <strong>yetki nöbetçi polis memurunda değil, amirindedir.</strong> Dolayısıyla acil durumlarda polis karar verir demek yerine kolluk amirinin uzaklaştırma tedbiri alabileceğini söylemek hukuken daha doğru olur. <strong>Bu karar kalıcı değildir</strong>, takip eden ilk iş günü mahkemenin onayına sunulur ve hakim tarafından 24 saat içinde onaylanmadığı takdirde tedbirler kendiliğinden kalkar.</p>
<h3>Uzaklaştırma kararı kaç defa uzatılabilir?</h3>
<p>Uzaklaştırma kararının uzatılmasında herhangi bir sayı sınırı yoktur ve <strong>ilk tedbir kararı en çok 6 ay için verilebilir.</strong> Şiddetin ve tehlikenin devam etmesi durumunda karar defalarca uzatılabilir, kanun bu noktada bir üst limit belirlememiştir. Önemli olan durumun varlığını sürdürmesidir. <strong>Kararın süresi bitmeden önce Aile Mahkemesi&#8217;ne başvurularak tedbirin uzatılması talep edilmelidir. </strong></p>
<h3>Karakol uzaklaştırma kararı verebilir mi?</h3>
<p>Gecikmesinde sakıncası bulunan hallerde yani mesai saatleri dışı, hafta sonu ya da hayati tehlike anında evet, karakol ya da ilgili kolluk birimi uzaklaştırma kararı verebilir. Karakolda amirin aldığı bu karar, <strong>takip eden ilk iş günü hakimin onayına sunulur ve hakim tarafından 24 saat içinde onaylanmayan kararlar kendiliğinden kalkar. </strong></p>
<h3>Boşanma davası açmadan uzaklaştırma kararı alınabilir mi?</h3>
<p>Uzaklaştırma kararı hukuken boşanma davasından bağımsızdır ve <strong>uzaklaştırma kararı almak için önceden açılmış bir boşanma davası bulunması şart değildir.</strong> Kişinin şiddet yahut şiddet tehlikesi altında olması Aile Mahkemesi&#8217;ne, polis/jandarma merkezine veya Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na başvurarak uzaklaştırma talep etmesi için yeterlidir. <strong>Boşanma davasının devam ettiği sırada da uzaklaştırma tedbiri istenebilir. </strong></p>
<h3>Uzaklaştırma kararı devam ederken ortak konuta girilebilir mi?</h3>
<p>Hakkında müşterek konuttan uzaklaştırma yahut yaklaşmama kararı verilen kişinin <strong>bu karar uyarınca konuta girmesi mümkün değildir.</strong> Karar süresinde ortak konuta girmeye çalışmak, kapıya gitmek ya da konutun çevresinde bulunmak kararın ihlali sayılır ve bu durumun tespiti halinde kişi hakkında <strong>3 günden 10 güne kadar ertelenemez ve paraya çevrilemez zorlama hapsi uygulanır.</strong> Eğer kişinin evden kişisel eşyalarını alması gerekiyorsa <strong>bunu yalnızca polis ya da jandarma refakatinde gerçekleştirmesi mümkündür. </strong></p>
<h3>Uzaklaştırma kararı çocukla görüşmeyi engeller mi?</h3>
<p>Aksi kararlaştırılmadıkça uzaklaştırma kararı çocukla görüşmeyi doğrudan engellemez fakat 6284 sayılı Kanun kapsamında hakim, <strong>çocuğun üstün yararını ve güvenliğini korumak amacıyla kişisel ilişkiyi kısıtlayabilir (belirli günlerle) ya da refakatçi şartı koyabilir.</strong></p>
<h3>Uzaklaştırma kararında eve yaklaşma mesafesi kaç metredir?</h3>
<p>Uzaklaştırma kararının kapsamı ve alanı, olayın özelliklerine ve koruma ihtiyacı dikkate alınarak hakim tarafından belirlenir. Dolayısıyla <strong>kanunda sabit bir mesafeden bahsetmek mümkün değildir.</strong> Bazı kararlar belirli bir mesafe üzerinden değil konut, okul ya da işyerine yaklaşmama gibi konum üzerinden belirlenir. Hakimin takdirine göre 50, 100 ya da 500 metre gibi belirli bir mesafe sınırı da olabilir.</p>
<h3>Uzaklaştırma kararı almak için delil gerekir mi?</h3>
<p>6284 sayılı Kanun, bazı koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması noktasında somut bir delil yahut belge zorunluluğu aramaz ve bu durum uzaklaştırma kararı için de geçerlidir. Dolayısıyla <strong>uzaklaştırma kararı almak için başvuranın yaşadığı şiddeti ya da şiddet tehlikesini beyan etmesi hukuken yeterlidir. </strong></p>
<p>Bununla beraber başvuruda sunulan bilgi ve belgeler asla önemsiz değildir. Mesaj kayıtları, fotoğraflar, kamera görüntüleri, tanık bilgileri, sağlık raporları veya diğer belgeler <strong>olayın doğru biçimde değerlendirilmesine ve bunun sonucunda tedbirin süresi ve kapsamının genişlemesini sağlayacaktır. </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlaşmalı Boşanma Ortak Velayet Protokolü Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/ortak-velayet-protokolu-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/ortak-velayet-protokolu-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Ezgi Bozkurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 19:54:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2317</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Anlaşmalı boşanmada ortak velayet protokolüne ilişkin dört kritik nokta: 1 Eşler, çocuğun velayetini ortak kullanma konusunda anlaşabilir ve bu hususu boşanma protokolünde ayrıntılı olarak düzenleyebilir. 2 Çocuğun ikameti, görüşme düzeni, eğitim, sağlık ve nafaka gibi konular belirsizliğe yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır. 3 Tarafların ortak iradesi tek başına yeterli değildir. Hakim, protokolün çocuğun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Anlaşmalı boşanmada ortak velayet protokolüne ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eşler, çocuğun velayetini ortak kullanma konusunda anlaşabilir ve bu hususu boşanma protokolünde ayrıntılı olarak düzenleyebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Çocuğun ikameti, görüşme düzeni, eğitim, sağlık ve nafaka gibi konular belirsizliğe yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tarafların ortak iradesi tek başına yeterli değildir. Hakim, protokolün çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimine uygun olup olmadığını da değerlendirir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">İnternet ortamında yer alan örnek metinler yol gösterici olsa da her aile yapısı ve ortak velayet düzeni farklı olduğundan, protokol kişisel koşullara göre hazırlanmalıdır.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Anlaşmalı boşanma sürecinde eşler, <strong>çocukların velayeti konusunda ortak velayet üzerinde anlaşabilir ve bu durumda hazırlanan ortak velayet protokolü, çocuğun ikamet edeceği yer, ebeveynlerin hak ve sorumlulukları, kişisel ilişki düzeni, nafaka ile eğitim ve sağlık giderlerine ilişkin hükümleri içerir</strong> ve bu protokolün hukuki geçerlilik kazanabilmesi için tarafların iradesini açık ve uygulanabilir şekilde yansıtması ve sonrasında hakim tarafından uygun bulunarak onaylanması gerekir.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>ortak velayet protokolünün nasıl hazırlanmasına gerektiğine, dikkat edilmesi gereken noktalara ve protokol örneklerine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/04da4ac90aa802e8cc54328dc62f3b94031eb8257c6aa976a81a5a7357f504f5?s=280&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Ezgi Bozkurt" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Ortak velayet protokollerinde en sık karşılaşılan sorun, tarafların yalnızca boşanma iradesini düzenleyip çocukla ilgili ayrıntıları genel ifadelerle geçmesidir. Oysa çocuğun hangi adreste yaşayacağı, eğitim ve sağlık kararlarının nasıl alınacağı, tatil dönemleri, giderlerin paylaşımı ve ebeveynlerin sorumlulukları ne kadar ayrıntılı düzenlenirse, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçmek de o kadar kolay olur.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Ezgi Bozkurt</p>
<p class="expert-role">Tazminat ve Sigorta Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Ortak Velayet Protokolü Nedir? Nasıl Hazırlanır?</h2>
<p>Anne ve babanın, çocukla ilgili <strong>ikamet, görüşme günleri, nafaka ve eğitim kararları gibi noktalardaki anlaşmalarını yazılı hale getiren ortak velayet protokolü</strong>, taraflarca imzalanıp mahkemeye sunulur ve mahkemede hem hukuka uygunluk hem de çocuğun yarası açısından incelenir. <strong>Bu süreçte eksik yahut belirsiz madde olması mahkemenin onayını geciktirecek</strong>, belki de protokolü reddetmesine neden olacaktır. Dolayısıyla sürecin her iki taraf ve çocuk açısından da hem maddi hem manevi mağduriyet yaratmaması açısından ilk andan itibaren avukat gözetiminde yürütülmesinde yarar vardır.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Ortak Velayet Protokolü &#8211; Örnek 1</h2>
<p>Avukatlarımızın hazırladığı aşağıdaki örnek, <strong>tek çocuğu bulunan ve çocuğun tek ebeveynle sabit ikamet ettiği aileler için hazırlanmıştır.</strong></p>
<p>Uzman avukatlarımızın sizler için ayrıca hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Anlasmali-Bosanmada-Ortak-Velayet-Talep-Dilekcesi.docx"><strong>Ortak Velayet Talep Dilekçesi&#8217;ni bağlantıya tıklayarak</strong></a> indirebilirsiniz. Yine ayrıca hazırladığımız <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Ortak-Velayete-Gecis-Velayetin-Degistirilmesi-Dilekcesi.pdf"><strong>Ortak Velayete Geçiş Dilekçesi&#8217;ni de bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>ANLAŞMALI BOŞANMA VE ORTAK VELAYET PROTOKOLÜ</strong></p>
<p><strong>TARAFLAR:</strong></p>
<p><strong>Davacı Eş:</strong> [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [Numara], Adres: [Adres]
<p><strong>Davalı Eş:</strong> [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [Numara], Adres: [Adres]
<p><strong>MÜŞTEREK ÇOCUK:</strong> [Ad Soyad], Doğum Tarihi: [Tarih]
<p><strong>MADDE 1 &#8211; BOŞANMA:</strong> Taraflar, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmayı kabul etmişlerdir.</p>
<p><strong>MADDE 2 &#8211; VELAYET:</strong> Müşterek çocuğun velayeti, anne ve babaya ortak olarak bırakılmıştır. Taraflar, çocuğun eğitim, sağlık ve tatil kararlarını birlikte alacaklarını kabul eder.</p>
<p><strong>MADDE 3 &#8211; İKAMET:</strong> Çocuk, [Anne/Baba] ile birlikte [Adres] adresinde ikamet edecektir.</p>
<p><strong>MADDE 4 &#8211; KİŞİSEL İLİŞKİ:</strong> Diğer ebeveyn, çocuğu her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu Cumartesi saat 10.00&#8217;dan Pazar saat 18.00&#8217;a kadar yanında bulundurabilecektir. Yaz döneminde temmuz ayının ilk on beş günü çocuk, diğer ebeveynle kalacaktır.</p>
<p><strong>MADDE 5 &#8211; NAFAKA:</strong> [Ad Soyad], çocuğun ihtiyaçları için aylık [Tutar] TL iştirak nafakası ödeyecektir. Nafaka, her yıl Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı yıllık artış oranında güncellenecektir.</p>
<p><strong>MADDE 6 &#8211; EĞİTİM VE SAĞLIK:</strong> Okul seçimi, sağlık kararları ve önemli tıbbi müdahaleler, iki tarafın ortak onayıyla alınacaktır.</p>
<p><strong>MADDE 7 &#8211; YARGILAMA GİDERLERİ:</strong> Yargılama giderleri ve harçlar, taraflarca eşit oranda karşılanacaktır.</p>
<p>Protokol, [Tarih] tarihinde iki nüsha olarak düzenlenmiş ve taraflarca imzalanmıştır.</p>
<p><strong>Davacı Eş                                                                                                                 Davalı Eş</strong></p>
<p><strong>[Ad Soyad / İmza]                                                                                                 [Ad Soyad / İmza]</strong></p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Ortak Velayet Protokolü &#8211; Örnek 2</h2>
<p>Avukatlarımızın hazırladığı aşağıdaki örnek, <strong>iki çocuğu bulunan ve dönüşümlü ikamet modelini tercih eden aileler için hazırlanmıştır.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ANLAŞMALI BOŞANMA VE ORTAK VELAYET PROTOKOLÜ</strong></p>
<p><strong>TARAFLAR:</strong></p>
<p><strong>Davacı Eş:</strong> [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [Numara], Adres: [Adres]
<p><strong>Davalı Eş:</strong> [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [Numara], Adres: [Adres]
<p><strong>MÜŞTEREK ÇOCUKLAR:</strong> 1) [Ad Soyad], Doğum Tarihi: [Tarih] 2) [Ad Soyad], Doğum Tarihi: [Tarih]
<p><strong>MADDE 1 &#8211; BOŞANMA:</strong> Taraflar, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmayı kabul etmişlerdir.</p>
<p><strong>MADDE 2 &#8211; VELAYET:</strong> Müşterek çocukların velayeti, anne ve babaya ortak olarak bırakılmıştır.</p>
<p><strong>MADDE 3 &#8211; DÖNÜŞÜMLÜ İKAMET:</strong> Çocuklar, hafta değişimli olarak her iki ebeveynin yanında kalacaktır. Değişim, her Pazar saat 18.00&#8217;da yapılacaktır. Okul dönemi boyunca, teslim ve alım noktası çocukların okuluna en yakın nokta olarak belirlenmiştir.</p>
<p><strong>MADDE 4 &#8211; TATİL PAYLAŞIMI:</strong> Yarıyıl tatili, çift yıllarda anne, tek yıllarda baba yanında geçirilecektir. Yaz tatili iki eşit döneme bölünecek, her ebeveyn kendi döneminde çocuklarla vakit geçirecektir.</p>
<p><strong>MADDE 5 &#8211; GİDERLERİN PAYLAŞIMI:</strong> Eğitim, sağlık ve temel bakım giderleri için ortak hesap açılacaktır. Taraflardan her biri, hesaba aylık [Tutar] TL yatıracaktır. İştirak nafakası, ortak hesap üzerinden karşılanmış sayılır ve tutar, Türkiye İstatistik Kurumunun yıllık artış oranında güncellenecektir.</p>
<p><strong>MADDE 6 &#8211; KARAR ALMA:</strong> Okul, sağlık ve seyahat gibi önemli kararlar, iki tarafın yazılı onayı alınmadan uygulanmayacaktır.</p>
<p><strong>MADDE 7 &#8211; İLETİŞİM:</strong> Taraflar, çocukların diğer ebeveynle telefon veya görüntülü görüşmesine, kalınan dönemden bağımsız olarak her gün imkan tanıyacaktır.</p>
<p><strong>MADDE 8 &#8211; YARGILAMA GİDERLERİ:</strong> Yargılama giderleri ve harçlar, taraflarca eşit oranda karşılanacaktır.</p>
<p>Protokol, [Tarih] tarihinde iki nüsha olarak düzenlenmiş ve taraflarca imzalanmıştır.</p>
<p><strong>Davacı Eş                                                                                                                 Davalı Eş</strong></p>
<p><strong>[Ad Soyad / İmza]                                                                                                 [Ad Soyad / İmza]</strong></p>
<h2>Protokol Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler</h2>
<p>Ortak velayet protokolü hazırlanırken dikkat edilmesi gereken kritik noktalar şöyledir:</p>
<ul>
<li>Görüşme günleri gün ve saat belirtilerek yazılmalı, belirsiz ifade kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Nafaka miktarı ve yıllık artış oranı açıkça yazılmalıdır.</strong></li>
<li>Eğitim, sağlık ve tatil kararlarının nasıl alınacağı net biçimde tarif edilmelidir.</li>
<li><strong>Yargılama giderlerinin nasıl paylaşılacağı</strong> protokolde yer almalıdır.</li>
<li>Madde numaraları ve taraf bilgileri eksiksiz doldurulmalıdır.</li>
<li><strong>Protokolün avukat kontrolünden geçmesi</strong> mahkeme onayını hızlandıran bir adımdır.</li>
</ul>
<h2>Mahkeme Ortak Velayet Protokolünü Hangi Durumlarda Kabul Etmez?</h2>
<p>Protokolün mahkeme beklentileriyle uyuşmadığı durumlarda kabul edilmemesi gündeme gelir ve bu durumlardan başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Nafaka miktarının yazılmaması.</li>
<li>Görüşme günlerinin belirsiz bırakılması.</li>
<li>Taraflardan birinin protokolü baskı altında imzaladığını belirtmesi.</li>
<li>Çocuğun yararına aykırı bir düzenleme olması.</li>
<li>Taraflar arasında iletişim ve iş birliği kurulamayacağının anlaşılması.</li>
</ul>
<p>Bu durumlarda protokoldeki ve süreçteki eksiklerin tamamlanması ve sonrasında mahkemeye yeniden sürülmesi gerekir. <strong>Hiç şüphesiz sürecin en başından itibaren bir uzman avukat yönlendirmesi ile hareket etmek</strong> bu gibi gecikmeleri ve aksaklıkların önüne geçecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/ortak-velayet-protokolu-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
