<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Çiğdem Baykara &#8211; My Blog</title>
	<atom:link href="https://cozumavukatlik.com.tr/yazar/avcigdembaykara/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cozumavukatlik.com.tr</link>
	<description>My WordPress Blog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Oct 2026 15:21:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cozum-hukuk-ikon-150x150.png</url>
	<title>Av. Çiğdem Baykara &#8211; My Blog</title>
	<link>https://cozumavukatlik.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılmalıdır?</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-bildirimi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-bildirimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 20:30:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2581</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar İş kazası bildiriminde dikkat edilmesi gereken dört kritik nokta: 1 İşveren, iş kazasını yetkili kolluk birimine derhal, SGK&#8217;ya ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmelidir. 2 İş kazasının geç veya hiç bildirilmemesi, olayın iş kazası niteliğini ve işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. 3 İşveren bildirim yapmazsa işçi, SGK&#8217;ya dilekçeyle başvurarak olayın iş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">İş kazası bildiriminde dikkat edilmesi gereken dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">İşveren, iş kazasını yetkili kolluk birimine derhal, SGK&#8217;ya ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmelidir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">İş kazasının geç veya hiç bildirilmemesi, olayın iş kazası niteliğini ve işçinin haklarını ortadan kaldırmaz.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">İşveren bildirim yapmazsa işçi, SGK&#8217;ya dilekçeyle başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini talep edebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">2026 yılında süresinde bildirim yapmayan işverene 44.443 TL&#8217;den başlayan ve işyerinin çalışan sayısı ile tehlike sınıfına göre 133.329 TL&#8217;ye kadar çıkan idari para cezası uygulanır.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>İş kazası yaşandıktan sonra atılması gereken en önemli ve ilk adım, iş kazasının bildirilmesidir. İşveren, kazayı yetkili kolluk birimine derhal, <strong>SGK&#8217;ya ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür.</strong> SGK bildiriminin süresinde yapılmaması durumunda işverene bu rehberin hazırlandığı Ekim 2026 yılı için 44.443 TL&#8217;den başlayan ve işyerinin çalışan sayısı ile tehlike sınıfına göre 133.329 TL&#8217;ye kadar çıkan idari para cezası uygulanır. <strong>Bildirimin hiç yapılmaması ise olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz</strong> fakat zamanında kayıt altına alınmayan bir kazanın gerçekleşme şeklinin ve iş ile bağlantısının sonradan ispatlanması zorlaşabilir.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>iş kazası bildiriminin nasıl yapılması gerektiğine, kimin sorumluluğunda olduğuna ve hangi süreler içerisinde yapılmasının önemli olduğuna</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">İş kazası dosyalarında bildirim kadar önemli olan bir diğer konu, kazanın ilk günden doğru delillerle kayıt altına alınmasıdır. İşveren bildirim yapmasa dahi işçi sonradan SGK&#8217;ya başvurabilir fakat aradan zaman geçtikçe kazanın iş sırasında ve iş nedeniyle gerçekleştiğini ispatlamak güçleşir. Bu nedenle özellikle kaza tutanağı, ilk hastane kayıtları, kamera görüntüleri, işyeri yazışmaları ve tanık bilgileri henüz erişilebilir durumdayken dosyaya kazandırılmalıdır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>İş Kazası Bildirimi Nedir? Neden Önemlidir?</h2>
<p>İş kazası bildirimi, meydana gelen kazanın yetkili kolluk birimine ve SGK&#8217;ya bildirilerek resmi kayıtlara geçirilmesidir.<strong> 5510 sayılı Kanun&#8217;un 13. maddesinde düzenlenen bu bildirim</strong>, olayın SGK tarafından iş kazası kapsamında değerlendirilmesi ve sigortalının iş kazasına bağlı haklarının belirlenmesi açısından önem taşır.</p>
<p>Olayın iş kazası olarak kabul edilmesi ve gerekli şartların oluşması durumunda geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölümlü kazalarda hak sahiplerine gelir bağlanması gibi SGK yardımları gündeme gelir.</p>
<p>Kazanın zamanında bildirilmesi ayrıca olayın gerçekleşme şeklinin, <strong>sağlık sonuçlarının ve iş ile bağlantısının belgelenmesini kolaylaştırarak ileride doğabilecek tazminat ve iş kazasının tespiti uyuşmazlıklarında</strong> önemli bir kayıt oluşturur.</p>
<p>Bu süreçte bilinmesi gereken temel kavramlardan birkaçı şöyledir:</p>
<p><strong>&#8211; Maluliyet oranı:</strong> İş kazasının sigortalının meslekte kazanma gücünde oluşturduğu kalıcı kaybın oranını ifade eder ve sürekli iş göremezlik geliri ile tazminat hesaplamalarında temel verilerden biridir.</p>
<p>Maluliyet oranına ve nasıl tespit edildiğine ilişkin detaylı bilgi için <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-maluliyet-orani-tespiti/"><strong>İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti</strong></a> web sayfamızı inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>&#8211; Geçici iş göremezlik ödeneği:</strong> İş kazası nedeniyle geçici olarak çalışamayan sigortalıya, raporlu olduğu dönem için SGK tarafından yapılan ödemedir.</p>
<p>Kaza sonrasında rapor parası ödemesine ilişkin daha fazla bilgi ve hesaplama için <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/rapor-parasi-hesaplama/"><strong>Rapor Parası Hesaplama</strong></a> web sayfamızı kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>&#8211; Sürekli iş göremezlik geliri:</strong> İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünü en az %10 kaybeden sigortalıya, belirlenen sürekli iş göremezlik derecesine göre SGK tarafından bağlanan gelirdir.</p>
<p>İş kazasına ilişkin tazminat hesaplamalarında kullanılması adına hazırladığımız <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tazminat-hesaplama/"><strong>İş Kazası Tazminat Hesaplama</strong></a> web sayfamızı kullanarak tazminat süreçlerine dair daha fazla bilgi ve yönlendirme alabilirsiniz.</p>
<p><strong>&#8211; Destekten yoksun kalma tazminatı:</strong> Ölümlü iş kazasında, hayatını kaybeden kişinin maddi desteğinden yoksun kalanların sorumlulardan talep ettiği tazminattır.</p>
<h2>İş Kazasını Kim Bildirmelidir?</h2>
<p>İş kazasını SGK&#8217;ya bildirmekle yükümlü olan kişi, sigortalılık statüsüne göre değişir. 4/a kapsamında hizmet akdiyle çalışan işçilerde bildirimi işveren, 4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan sigortalılarda ise sigortalının kendisi yapar. </p>
<p>İşverenin iş kazasını bildirmemesi veya süresinde bildirmemesi durumunda işçi ya da hak sahipleri (yakınları) SGK&#8217;ya başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini talep edebilir. İşçinin kendi yaptığı bu başvuru, işverenin yasal bildirim yükümlülüğünü ve geç bildirim nedeniyle doğacak sorumluluğunu kesinlikle ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>İş Kazası Bildirim Süreleri</h2>
<p>4/a kapsamında çalışan bir işçinin geçirdiği iş kazası,<strong> işveren tarafından bölgedeki yetkili kolluk birimine derhal, SGK&#8217;ya ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirilmelidir.</strong> Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmiş ve işveren kazayı daha sonra öğrenmişse 3 iş günlük süre, <strong>kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Bu önemli bir detaydır.</strong></p>
<p>Üç iş günlük sürenin hesabında <strong>kazanın meydana geldiği gün hesaba katılmaz ve süre takip eden iş gününden başlar.</strong> Cumartesi, pazar ve resmi tatiller iş günü hesabına dahil edilmez. Örneğin; perşembe günü meydana gelen bir kazada cuma birinci, pazartesi ikinci, salı ise üçüncü iş günüdür ve bildirimin en geç salı günü yapılması gerekir.</p>
<p><strong>4/b kapsamında</strong> kendi adına ve hesabına çalışan sigortalılar, geçirdikleri iş kazasını kendileri SGK&#8217;ya bildirir. <strong>Bildirim, kazadan itibaren bir aylık süreyi aşmamak şartıyla</strong>, kişinin bildirim yapmasına engel olan durumun ortadan kalkmasından sonraki 3 iş günü içinde yapılmalıdır. Sağlık hizmeti sunanlar da kendilerine başvuran iş kazası vakalarını SGK&#8217;ya en geç 10 gün içinde bildirmekle yükümlüdür.</p>
<p><strong>Bildirim süresinin geçirilmesi işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.</strong> Süresinde bildirim yapılmaması durumunda idari para cezası uygulanır ve olay sonradan iş kazası olarak kabul edildiğinde, bildirim tarihine kadar geçen dönem için işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir. <strong>Geç bildirim yapılmış olması işçinin olayın iş kazası olarak tespit edilmesini istemesine veya iş kazasından kaynaklanan tazminat haklarını kullanmasına engel değildir.</strong></p>
<h2>Bildirim Nereye ve Nasıl Yapılır?</h2>
<p>İş kazası bildirimi <strong>kolluk birimine ve SGK&#8217;ya yapılır.</strong> İşveren, kazayı bulunduğu yerdeki yetkili kolluk birimine derhal, SGK&#8217;ya ise kural olarak kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür.<strong> Kolluk bildirimi ile SGK bildirimi birbirinden ayrıdır </strong>ve polis veya jandarmaya haber verilmiş olması SGK&#8217;ya yapılması gereken bildirimin yerine geçmez.</p>
<p>SGK bildirimi, <strong>işveren tarafından İş Kazası ve Meslek Hastalığı e-Bildirim sistemi üzerinden elektronik ortamda yapılabileceği gibi</strong> İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi kullanılarak doğrudan veya posta yoluyla da Kuruma gönderilebilir.</p>
<p>Bildirimde kazazedenin bilgileri ile kazanın tarihi, saati, yeri ve nasıl gerçekleştiği açıkça belirtilmelidir. Postayla yapılan bildirimlerde sürenin kaçırılmaması açısından gönderim şekli önemlidir. Adi postada bildirimin SGK kayıtlarına giriş tarihi, iadeli taahhütlü veya acele posta servisinde ise postaya veriliş tarihi esas alınır.</p>
<h2>İş Kazası SGK&#8217;ya Nasıl Bildirilir?</h2>
<p>4/a kapsamındaki çalışanlarda iş kazasının SGK&#8217;ya bildirimi işveren tarafından, kazadan sonraki 3 iş günü içinde elektronik ortamda yapılır.<strong> İşveren bildirim yapmazsa işçi, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezine dilekçeyle başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini talep edebilir.</strong></p>
<p>Dilekçede kazanın tarihi, yeri ve nasıl gerçekleştiği açıklanmalı ve kaza tutanağı, sağlık kayıtları, tanık bilgileri ve varsa kamera görüntüleri gibi deliller sunulmalıdır. SGK, gerekli gördüğünde olayın iş kazası niteliğini ayrıca incelemektedir.</p>
<p><strong>İşçinin SGK&#8217;ya başvurması ise işverenin yasal bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz</strong> ve süresinde bildirim yapmayan işveren hakkında idari para cezası uygulanır.</p>
<h2>Memurların İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?</h2>
<p>5510 sayılı Kanun&#8217;un 4/1-c bendi kapsamındaki kamu görevlilerinin görevleri sırasında geçirdiği kazalarda bildirim, bağlı oldukları kamu kurumu tarafından SGK&#8217;ya yapılır. <strong>Kurum, yetkilendirilmiş elektronik sistem üzerinden kazaya ilişkin bilgileri ve gerekli belgeleri SGK&#8217;ya iletir</strong> ve olayın niteliğine göre ayrıca kolluk birimlerine bildirim yapılması da gerekir.</p>
<p>Kamu kurumunun bildirim yapmadığı durumlarda memur, ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezine başvurarak kazanın kayda alınmasını ve durumunun incelenmesini talep edebilir.</p>
<h2>İşverenin Bildirim Dışındaki Yükümlülükleri</h2>
<p><strong>İşverenin yükümlülüğü iş kazasını SGK&#8217;ya bildirmekle sınırlı değildir.</strong> Kaza sonrasında olayın kayıt altına alınması, nedenlerinin araştırılması ve benzer kazaların tekrarını önleyecek tedbirlerin alınması gerekir. Bu kapsamda işverenin başlıca yükümlülükleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>İş kazasının kaydının tutulması ve kazaya ilişkin inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi.</li>
<li>Yaralanma veya ölüm olmasa dahi işyerine zarar veren ya da zarar verme potansiyeli bulunan olayların incelenerek raporlanması.</li>
<li>Yaralanan işçinin gerekli sağlık hizmetine ulaşmasının sağlanması.</li>
<li>İş kazası tutanağının olayın gerçekleşme biçimini doğru yansıtacak şekilde düzenlenmesi.</li>
<li>İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin süreç hakkında bilgilendirilmesi.</li>
<li>Kazanın nedenlerinin ve kazaya yol açan çalışma koşullarının araştırılması.</li>
<li>Kaza sonrasında risk değerlendirmesinin gözden geçirilmesi ve gerektiğinde yenilenmesi.</li>
<li>Aynı veya benzer bir kazanın tekrarını önleyecek iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması.</li>
</ul>
<p>Bu yükümlülüklerin ihlalinde uygulanacak yaptırım, yerine getirilmeyen yükümlülüğe göre değişir. Örneğin;<strong> iş kazasının kaydının tutulmaması veya gerekli inceleme ve raporlamanın yapılmaması</strong> 6331 sayılı Kanun kapsamında idari para cezasına, risk değerlendirmesinin yapılmaması veya gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmaması ise ayrıca idari para cezalarına yol açar. Bazı cezalar <strong>(risk değerlendirmesinin yapılmaması ile acil durum ve tahliyeye ilişkin bazı yükümlülüklerin yerine getirilmemesi gibi)</strong> aykırılığın devam ettiği her ay için uygulanır.</p>
<p>Çalışmanın ciddi ve yakın tehlike oluşturduğu durumlarda işin durdurulması da gündeme gelebilir. Ayrıca alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığının tespit edilmesi, <strong>işverenin kazadaki kusur oranını ve işçiye karşı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunu etkiler</strong> ve şartları oluştuğunda SGK yaptığı ödemeler için işverene rücu etme hakkını kullanır.</p>
<h2>İş Kazası Tutanağı Nasıl Tutulmalıdır?</h2>
<p>İş kazası tutanağı, <strong>kazanın nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini açık ve yoruma yer vermeyecek şekilde kayıt altına almalı</strong> ve mümkünse kazanın hemen ardından ve olay yerinde düzenlenmelidir. Tutanakta aşağıdaki bilgilere yer verilmesi önemlidir:</p>
<ul>
<li>Kazanın tarihi ve saati</li>
<li>Kazanın gerçekleştiği yer</li>
<li>Kazazedenin adı, soyadı ve görevi</li>
<li>Kazanın nasıl gerçekleştiğinin kronolojik anlatımı</li>
<li>Kazaya neden olan makine, ekipman veya çalışma koşulları</li>
<li>Yaralanmanın niteliği ve etkilenen vücut bölgesi</li>
<li>Kaza sonrasında yapılan ilk müdahale ve sağlık kuruluşuna sevk bilgileri</li>
<li>Kazayı gören tanıkların adları ve beyanları</li>
<li>Varsa kamera kaydı, fotoğraf veya diğer delillere ilişkin bilgiler</li>
<li>Tutanağı düzenleyen kişiler ile tanıkların adları ve imzaları</li>
</ul>
<p>Tutanakta kusurun kimde olduğuna ilişkin yorum yapmak yerine olayın nasıl gerçekleştiği somut biçimde anlatılmalıdır.<strong> Eksik veya gerçeğe aykırı tutanağa karşı tanık beyanları, kamera görüntüleri, sağlık kayıtları ve diğer deliller kullanılabilir.</strong> Tutanak tek başına kazanın oluş biçimini kesinleştiren bir belge değildir. Kaza anında tutanak tutulmamışsa sonradan da düzenlenebilir fakat olaydan sonra hazırlanan tutanağın içeriğinin diğer delillerle desteklenmesi önem taşır.</p>
<h3>İş kazası geç bildirilirse ne olur?</h3>
<p>İş kazasının işveren tarafından 3 iş günlük süre geçtikten sonra bildirilmesi durumunda idari para cezası uygulanır. <strong>2026 yılında bu ceza 44.443 TL&#8217;den başlar ve işyerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre 133.329 TL&#8217;ye kadar çıkar.</strong></p>
<p>Kaza sonradan SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilirse, geç bildirim nedeniyle bildirim tarihine kadar geçen dönem için işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneği de işverenden tahsil edilir. Geç bildirim işçinin iş kazasından kaynaklanan tazminat haklarını ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>Geriye dönük iş kazası bildirmek mümkün müdür?</h3>
<p>Evet, iş kazası süresinde bildirilmemiş olsa da sonradan SGK&#8217;ya başvurularak olayın iş kazası olarak incelenmesi istenebilir. Sürenin geçirilmesi olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz fakat aradan zaman geçtikçe kazanın ispatı zorlaşabilir. İşverene karşı maddi ve manevi tazminat taleplerinde ise <strong>kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğundan, geriye dönük başvurunun geciktirilmemesini öneririz.</strong></p>
<h3>İş kazasının hiç bildirilmemesi durumunda ne olur?</h3>
<p><strong>İşverenin iş kazasını SGK&#8217;ya bildirmemesi, olayın iş kazası niteliğini veya işçinin haklarını ortadan kaldırmaz.</strong> İşveren, kazayı 3 iş günü içinde SGK&#8217;ya bildirmek zorundadır ve bu yükümlülüğü yerine getirmediğinde Ekim 2026 itibariyla 44.443 TL&#8217;den başlayan ve işyerinin çalışan sayısı ile tehlike sınıfına göre 133.329 TL&#8217;ye kadar çıkan idari para cezası uygulanır.</p>
<p>Kaza SGK&#8217;ya sonradan bildirilir veya SGK tarafından iş kazası olarak tespit edilirse, bildirim tarihine kadar geçen dönem için işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir. <strong>İşçi, işveren bildirim yapmasa da SGK&#8217;ya başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini isteyebilir</strong> ve gerektiğinde iş kazasının tespiti için dava açabilir. İşverene karşı iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde ise kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.</p>
<h3>İşveren iş kazasını bildirmezse işçi ne yapmalıdır?</h3>
<p>İşverenin iş kazasını bildirmediği durumda işçi veya yakınları kazanın tarihi, yeri ve oluş şeklini anlatarak, sağlık raporu ve tanık bilgileri ile beraber SGK’ya kendileri başvurmalıdır. Bir alternatif olarak işçi durumu Çalışma Bakanlığı&#8217;na da bildirebilir; iş müfettişliği bu ihbar üzerine denetim başlatır fakat SGK’ya doğrudan başvuru hakkı daha hızlı bir yoldur.<strong> Tüm bu sürecin başında bir avukattan destek almak, delillerin zamanında toplanmasını sağlar ve olası hak kayıplarını engeller.</strong></p>
<h3>İşçi iş kazasını kendisi SGK&#8217;ya bildirebilir mi?</h3>
<p>4/a kapsamında çalışan işçilerde iş kazasını SGK&#8217;ya bildirme yükümlülüğü işverene aittir.<strong> İşveren bildirim yapmazsa işçi</strong>, bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezine dilekçe vererek kazayı bildirebilir ve olayın iş kazası olarak incelenmesini talep edebilir.</p>
<p>İşçinin SGK&#8217;ya başvurması, işverenin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Süresinde bildirim yapmayan işveren hakkında ayrıca yaptırım uygulanır. <strong>4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan sigortalılar ise iş kazası bildirimini kendileri yapar.</strong></p>
<h3>Küçük iş kazalarının da SGK&#8217;ya bildirilmesi gerekir mi?</h3>
<p>5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliği taşıyan olaylar, <strong>yaralanma hafif olsa dahi SGK&#8217;ya bildirilmelidir.</strong> Bildirim yükümlülüğü kazanın veya yaralanmanın ağırlığına göre değişmez. Küçük bir kesik, burkulma veya düşme de şartları taşıyorsa iş kazasıdır. Ayrıca<strong> ilk anda önemsiz görünen bir yaralanmanın sağlık sonuçları daha sonra ortaya çıkabileceğinden ötürü</strong> kazanın zamanında bildirilmesi olay ile yaralanma arasındaki bağın ve iş kazasının ispatını da kolaylaştırır.</p>
<h3>Hastanede iş kazası olarak belirtilmeyen olay sonradan iş kazası olarak bildirilebilir mi?</h3>
<p>Evet, <strong>hastane kayıtlarında olayın iş kazası olarak belirtilmemiş olması sonradan iş kazası bildirimi yapılmasına engel değildir.</strong> Olayın nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiği, kaza tutanağı, işyeri kayıtları, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve sağlık belgeleriyle ortaya konularak SGK&#8217;ya başvurulabilir.</p>
<p>SGK mevcut belgeleri değerlendirir ve gerekli görürse inceleme yaparak olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası olup olmadığını belirler. Dolayısıyla hastanedeki ilk kaydın iş kazası olarak açılmamış olması tek başına iş kazası bildirim hakkını ortadan kaldırmaz.</p>
<h3>İş kazası bildirildikten sonra SGK inceleme yapar mı?</h3>
<p>SGK, her iş kazası bildiriminden sonra işyerinde ayrıca inceleme yapmaz. İş kazası bildirgesi, kaza tutanağı, kolluk kayıtları, sağlık belgeleri ve diğer bilgiler olayın iş kazası olduğunu açıkça ortaya koyuyorsa SGK bu belgeler üzerinden karar verir.</p>
<p><strong>Belgelerin yetersiz veya çelişkili olması</strong>, olay hakkında ihbar ya da şikayet bulunması veya kazanın niteliğinin mevcut kayıtlardan belirlenememesi durumunda ise ayrıntılı inceleme yapılır. Bu süreçte sosyal güvenlik denetmenleri veya ilgili denetim birimleri işyeri kayıtlarını, tanık ifadelerini ve kazanın gerçekleşme koşullarını araştırır.</p>
<p><strong>Ölüm veya yüksek maluliyetle sonuçlanan iş kazalarında daha kapsamlı inceleme süreci yürütülür.</strong> Yapılan değerlendirme sonucunda SGK olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası olup olmadığına karar verir.</p>
<h3>Kaza günü bildirim süresine dahil edilir mi?</h3>
<p>İş kazası bildiriminde üç iş günlük süre, kazanın ertesi günü başlar. Bu kural, kazanın işverenin kontrolündeki bir yerde olması için geçerlidir.<strong> Kaza, işverenin kontrolü dışında bir yerde olduysa süre, kazanın öğrenildiği günün ertesinden başlar.</strong></p>
<h3>Bildirim yapılıp yapılmadığı nasıl öğrenilir?</h3>
<p>İş kazası bildiriminin yapılıp yapılmadığı <strong>ALO 170 üzerinden veya bağlı olunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/Sosyal Güvenlik Merkezinden öğrenilebilir.</strong> Yine e-Devlet&#8217;teki “4A/4B İşgöremezlik Ödemesi Görme” ve istirahat raporu hizmetlerinden, ilgili kaydın vakıa türünün “İş Kazası” olarak işlenip işlenmediğinin kontrolü de mümkündür.</p>
<p>İşverenin bildirim yapmadığı öğrenildiğinde <strong>işçi, kazanın tarihini ve gerçekleşme şeklini açıklayan bir dilekçe ve elindeki belgelerle SGK&#8217;ya başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini talep etmelidir.</strong> En net yönlendirme için hızlıca SGK’dan bilgi almanızı öneririz. Büromuz avukatlarından yönlendirme aldığınız takdirde tüm süreci sizin adınıza takip etmekte ve haklarınızı korumaktayız.</p>
<h3>Hafta sonu veya resmi tatil günleri 3 iş günü hesabına dahil edilir mi?</h3>
<p><strong>İş günü hesabında hafta sonu ve resmi tatiller süre dahil edilmez.</strong> Bu kapsamda cumartesi de tatil kabul edilir ve hesaba dahil edilmez. Örneğin, perşembe günü meydana gelen bir kazada süre cuma günü başlar ve pazartesi ve salı günleri sayılır. Hafta sonu atlanır. Benzer şekilde resmi tatile denk gelen günler de aynı şekilde çıkarılır.</p>
<h3>Evden çalışma sırasında yaşanan kazalar iş kazası bildirimi kapsamına girer mi?</h3>
<p>Evden çalışma sırasında meydana gelen bir kaza, <strong>yapılan işle bağlantılıysa iş kazası kapsamında değerlendirilir ve SGK&#8217;ya bildirilir.</strong> Örneğin; çalışma sırasında iş için kullanılan ekipmanın arızalanması sonucu yaralanmak ya da işin yürütümü sırasında meydana gelen bir olay nedeniyle zarar görmek bu kapsama girer.</p>
<p>Buna karşılık çalışma saatleri içinde gerçekleşse bile işle bağlantısı bulunmayan, örneğin ev işi yaparken yaşanan bir kaza tek başına iş kazası sayılmaz.<strong> Olayın işle bağlantısının tartışmalı olduğu durumlarda</strong> kazanın zamanı ve gerçekleşme şekli ayrıntılı şekilde belgelenmeli <strong>(hastane kayıtları, işverenle yapılan yazışmalar, e-posta ve toplantı kayıtları, sistem giriş-çıkış kayıtları ve varsa tanık beyanları</strong>) ve iş kazası bildirimi süresi içinde yapılmalıdır.</p>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"İş Kazası Bildirimi Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş kazası bildirimi, meydana gelen kazanın yetkili kolluk birimine ve SGK’ya bildirilerek resmi kayıtlara geçirilmesidir. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenen bu bildirim, olayın SGK tarafından iş kazası kapsamında değerlendirilmesi ve sigortalının iş kazasına bağlı haklarının belirlenmesi açısından önem taşır."}},{"@type":"Question","name":"Bildirim Nereye ve Nasıl Yapılır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş kazası bildirimi kolluk birimine ve SGK’ya yapılır. İşveren, kazayı bulunduğu yerdeki yetkili kolluk birimine derhal, SGK’ya ise kural olarak kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kolluk bildirimi ile SGK bildirimi birbirinden ayrıdır ve polis veya jandarmaya haber verilmiş olması SGK’ya yapılması gereken bildirimin yerine geçmez."}},{"@type":"Question","name":"İş kazası geç bildirilirse ne olur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş kazasının işveren tarafından 3 iş günlük süre geçtikten sonra bildirilmesi durumunda idari para cezası uygulanır. 2026 yılında bu ceza 44.443 TL’den başlar ve işyerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre 133.329 TL’ye kadar çıkar."}},{"@type":"Question","name":"Geriye dönük iş kazası bildirmek mümkün müdür?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evet, iş kazası süresinde bildirilmemiş olsa da sonradan SGK’ya başvurularak olayın iş kazası olarak incelenmesi istenebilir. Sürenin geçirilmesi olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz fakat aradan zaman geçtikçe kazanın ispatı zorlaşabilir. İşverene karşı maddi ve manevi tazminat taleplerinde ise kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğundan, geriye dönük başvurunun geciktirilmemesini öneririz."}},{"@type":"Question","name":"İşveren iş kazasını bildirmezse işçi ne yapmalıdır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İşverenin iş kazasını bildirmediği durumda işçi veya yakınları kazanın tarihi, yeri ve oluş şeklini anlatarak, sağlık raporu ve tanık bilgileri ile beraber SGK’ya kendileri başvurmalıdır. Bir alternatif olarak işçi durumu Çalışma Bakanlığı’na da bildirebilir; iş müfettişliği bu ihbar üzerine denetim başlatır fakat SGK’ya doğrudan başvuru hakkı daha hızlı bir yoldur. Tüm bu sürecin başında bir avukattan destek almak, delillerin zamanında toplanmasını sağlar ve olası hak kayıplarını engeller."}},{"@type":"Question","name":"Küçük iş kazalarının da SGK’ya bildirilmesi gerekir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliği taşıyan olaylar, yaralanma hafif olsa dahi SGK’ya bildirilmelidir. Bildirim yükümlülüğü kazanın veya yaralanmanın ağırlığına göre değişmez. Küçük bir kesik, burkulma veya düşme de şartları taşıyorsa iş kazasıdır. Ayrıca ilk anda önemsiz görünen bir yaralanmanın sağlık sonuçları daha sonra ortaya çıkabileceğinden ötürü kazanın zamanında bildirilmesi olay ile yaralanma arasındaki bağın ve iş kazasının ispatını da kolaylaştırır."}},{"@type":"Question","name":"Hastanede iş kazası olarak belirtilmeyen olay sonradan iş kazası olarak bildirilebilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evet, hastane kayıtlarında olayın iş kazası olarak belirtilmemiş olması sonradan iş kazası bildirimi yapılmasına engel değildir. Olayın nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiği, kaza tutanağı, işyeri kayıtları, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve sağlık belgeleriyle ortaya konularak SGK’ya başvurulabilir."}},{"@type":"Question","name":"Kaza günü bildirim süresine dahil edilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş kazası bildiriminde üç iş günlük süre, kazanın ertesi günü başlar. Bu kural, kazanın işverenin kontrolündeki bir yerde olması için geçerlidir. Kaza, işverenin kontrolü dışında bir yerde olduysa süre, kazanın öğrenildiği günün ertesinden başlar."}},{"@type":"Question","name":"Hafta sonu veya resmi tatil günleri 3 iş günü hesabına dahil edilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş günü hesabında hafta sonu ve resmi tatiller süre dahil edilmez. Bu kapsamda cumartesi de tatil kabul edilir ve hesaba dahil edilmez. Örneğin, perşembe günü meydana gelen bir kazada süre cuma günü başlar ve pazartesi ve salı günleri sayılır. Hafta sonu atlanır. Benzer şekilde resmi tatile denk gelen günler de aynı şekilde çıkarılır."}}]}</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-bildirimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Trafik Kazası Avukatı</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/istanbul-trafik-kazasi-avukati/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/istanbul-trafik-kazasi-avukati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 11:56:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2552</guid>

					<description><![CDATA[Trafik kazası sonrasında tazminatın doğru hesaplanması ve hak kaybı yaşanmaması, kusur oranından maluliyet raporuna, sigorta başvurusundan tahkim ve dava sürecine kadar birçok aşamanın birlikte yönetilmesini gerektirir. Büromuzun trafik kazası sonrasında tazminat ve sigorta hukuku süreçlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu, kazanın ilk değerlendirmesinden tazminatın tahsiline kadar sürecin tüm aşamalarında hukuki destek sağlar. Kusur ve maluliyet oranlarının takibi, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trafik kazası sonrasında tazminatın doğru hesaplanması ve hak kaybı yaşanmaması</strong>, kusur oranından maluliyet raporuna, sigorta başvurusundan tahkim ve dava sürecine kadar birçok aşamanın birlikte yönetilmesini gerektirir. <strong>Büromuzun trafik kazası sonrasında tazminat ve sigorta hukuku süreçlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu</strong>, kazanın ilk değerlendirmesinden tazminatın tahsiline kadar sürecin tüm aşamalarında hukuki destek sağlar.</p>
<p>Kusur ve maluliyet oranlarının takibi, maddi ve manevi tazminat hesabının yapılması, sigorta şirketine başvuru ve tekliflerin değerlendirilmesi, Sigorta Tahkim Komisyonu süreci ile gerekli durumlarda tazminat ve ceza davalarının takibi aynı dosya kapsamında bütüncül olarak yürütülür. Böylece <strong>hangi tazminatın kimden, hangi tutarda ve hangi hukuki yolla talep edileceği dosyanın koşullarına göre belirlenerek</strong> süreç baştan sona en sağlıklı ve kısa yoldan takip edilir.</p>
<p>İstanbul trafik kazası avukatı, kaza sonrası sigorta başvurusundan tazminat davasına ve ceza soruşturmasına kadar tüm süreci profesyonel ve şeffaf bir şekilde yürüten hukuk profesyonelidir. <b>İstanbul, TÜİK’in 2025 yılındaki verilerine baktığımızda 47.717 kişiyle en fazla yaralanmalı trafik kazasının görüldüğü şehirdir</b> ve trafik kazalarından kaynaklı hukuki süreçlerin bu denli yoğunlaştığı bir şehirde maddi ve manevi tazminat süreçlerini en sağlıklı ve kısa yoldan sonuca kavuşturmak doğru bir hukuki destek almakla mümkündür. </p>
<h2>Trafik Kazası Avukatı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler</h2>
<p>Trafik kazası avukatı seçerken yalnızca genel dava tecrübesine değil, <strong>sigorta hukuku, tazminat hesabı, kusur ve maluliyet süreçlerini birlikte yönetebilme deneyimine bakılmalıdır</strong> çünkü; trafik kazası dosyalarında yapılacak teknik veya usule ilişkin bir hata, doğrudan alınacak tazminatı ve izlenecek hukuki yolu etkiler.</p>
<p>Birkaç örnekle açıklamak istersek;</p>
<ul>
<li><strong>Kaza tespit tutanağının imzalanmış olması kusur oranının kesinleştiği anlamına gelmez</strong> ve hatalı kusur değerlendirmesine süresi içerisinde itiraz edilmesi gerekir.</li>
<li>Bedensel zararlı kazalarda <strong>maluliyet oranının doğru mevzuata ve tıbbi bulgulara göre belirlenmesi</strong>, tazminat hesabının temelini oluşturur.</li>
<li>Sigorta şirketinin yaptığı teklif doğrudan kabul edilmeden önce<strong> gerçek zarar üzerinden yeniden hesaplanmalı, geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri veya diğer zarar kalemlerinin eksik bırakılıp bırakılmadığı</strong> kontrol edilmelidir.</li>
<li>Sigorta şirketine gerekli başvuru yapılmadan tazminat davasına geçilmesi ise dava şartı yönünden sorun yaratır.</li>
</ul>
<p>Tüm bunlara baktığımızda, avukat seçimden yalnızca dosyayı dava aşamasında takip eden değil, kazanın ilk incelemesinden kusur ve maluliyet değerlendirmesine, tazminat hesabından sigorta başvurusu ve tahkime kadar sürecin tamamını yönetebilen bir avukatla çalışılması gerekliliği ortaya daha net çıkacaktır.</p>
<p><b>İstanbul&#8217;da dosya sayısının yüksek olması uygulamayı da ayrıştırır. Aynı konuda farklı adliyelerin yerleşik kabulleri bulunur</b> ve Çözüm Hukuk’un İstanbul’da uzmanlaşmış trafik kazası avukat kadrosu, hangi yargı çevresinde hangi raporun denetime elverişli sayıldığını bilerek itirazın yönünü belirler ve İstanbul&#8217;un her iki yakasındaki adliyelerde ve Altunizade&#8217;deki Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde hukuki süreçleri yürütür. </p>
<div class="chbi-modul">
<section class="chbi-bolum" aria-labelledby="chbi-baslik">
<h2 id="chbi-baslik" class="chbi-baslik"><span class="chbi-baslik-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M20 10c0 6-8 12-8 12s-8-6-8-12a8 8 0 0 1 16 0Z"/><circle cx="12" cy="10" r="3"/></svg></span>Ofisimizin İletişim ve Adres Bilgileri</h2>
<p class="chbi-giris">Çözüm Hukuk Bürosu olarak, İstanbul&#8217;daki müvekkillerimizle Bakırköy&#8217;deki ofisimizde yüz yüze görüşerek dosya değerlendirmesi yapıyoruz. Görüşme öncesinde sürece ilişkin sorularınız için bizi telefonla arayabilir, WhatsApp üzerinden yazabilir ya da e-posta gönderebilirsiniz. Görüşmeye gelirken dosyanızla ilgili hangi belgeleri getirmeniz gerektiği noktasında avukatlarımızdan bilgi alabilirsiniz.</p>
<div class="chbi-grid">
<address class="chbi-panel">
<div class="chbi-satir"><span class="chbi-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M20 10c0 6-8 12-8 12s-8-6-8-12a8 8 0 0 1 16 0Z"/><circle cx="12" cy="10" r="3"/></svg></span></p>
<div><span class="chbi-etiket">Adres</span><span class="chbi-deger"><a href="https://share.google/g3qJTGojim94eXpYC" target="_blank" rel="noopener">Osmaniye, İsmail Erez Blv. No:9 D:6, 34146 Bakırköy/İstanbul</a></span></div>
</div>
<div class="chbi-satir"><span class="chbi-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M22 16.92v3a2 2 0 0 1-2.18 2 19.79 19.79 0 0 1-8.63-3.07 19.5 19.5 0 0 1-6-6 19.79 19.79 0 0 1-3.07-8.67A2 2 0 0 1 4.11 2h3a2 2 0 0 1 2 1.72 12.84 12.84 0 0 0 .7 2.81 2 2 0 0 1-.45 2.11L8.09 9.91a16 16 0 0 0 6 6l1.27-1.27a2 2 0 0 1 2.11-.45 12.84 12.84 0 0 0 2.81.7A2 2 0 0 1 22 16.92z"/></svg></span></p>
<div><span class="chbi-etiket">Telefon ve WhatsApp</span><span class="chbi-deger"><a href="tel:+905413710609">0 (541) 371 06 09</a></span></div>
</div>
<div class="chbi-satir"><span class="chbi-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><rect x="2" y="4" width="20" height="16" rx="2"/><path d="m22 7-10 6L2 7"/></svg></span></p>
<div><span class="chbi-etiket">E-posta</span><span class="chbi-deger"><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></span></div>
</div>
<div class="chbi-butonlar"><a class="chbi-btn chbi-btn-ana" href="tel:+905413710609"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M22 16.92v3a2 2 0 0 1-2.18 2 19.79 19.79 0 0 1-8.63-3.07 19.5 19.5 0 0 1-6-6 19.79 19.79 0 0 1-3.07-8.67A2 2 0 0 1 4.11 2h3a2 2 0 0 1 2 1.72 12.84 12.84 0 0 0 .7 2.81 2 2 0 0 1-.45 2.11L8.09 9.91a16 16 0 0 0 6 6l1.27-1.27a2 2 0 0 1 2.11-.45 12.84 12.84 0 0 0 2.81.7A2 2 0 0 1 22 16.92z"/></svg>Ara</a><a class="chbi-btn chbi-btn-ikincil" href="https://wa.me/905413710609" target="_blank" rel="noopener"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M7.9 20A9 9 0 1 0 4 16.1L2 22Z"/></svg>WhatsApp</a><a class="chbi-btn chbi-btn-ikincil" href="https://maps.app.goo.gl/jKU5B62XcACwXwQP9" target="_blank" rel="noopener"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><polygon points="3 11 22 2 13 21 11 13 3 11"/></svg>Yol Tarifi</a></div>
</address>
<div class="chbi-harita"><iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d3011.3493910139437!2d28.880890890683215!3d40.9957252974865!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x14cabb8081ff510f%3A0xc1d7aa15b081736d!2zw4fDtnrDvG0gSHVrdWs6IFNpZ29ydGEsIMSwxZ8gS2F6YXPEsSB2ZSBUcmFmaWsgS2F6YXPEsSBBdnVrYXRsxLFrIEhpem1ldGxlcmk!5e0!3m2!1str!2str!4v1776008768357!5m2!1str!2str" title="Çözüm Hukuk Bürosu Bakırköy ofis konumu" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade" allowfullscreen></iframe></div>
</div>
</section>
</div>
<h2>Trafik Kazası Avukatı Hangi Konularda Hukuki Destek Sağlar?</h2>
<p>Trafik kazası sonrasında yalnızca tazminat davası değil, kazanın nasıl gerçekleştiğinin ve kusurun belirlenmesi, sağlık durumunun belgelenmesi, sigorta şirketine başvuru, tazminatın hesaplanması ve <strong>gerektiğinde ceza soruşturmasının takibi gibi birbiriyle bağlantılı birçok hukuki süreç ortaya çıkar</strong> ve tüm bu süreçlerin yönetimi ve takibi ve müvekkil iletişiminden trafik kazası avukatı sorumludur.</p>
<p>Bu kapsamda, <strong>büromuzun hukuki destek sağladığı noktalar şöyledir:</strong></p>
<ul>
<li>Kaza sonrasında savcılık ve sigorta bildirimlerinin doğru şekilde yapılması.</li>
<li>Kaza tespit tutanağı ve kazaya ilişkin delillerin incelenmesi.</li>
<li>Kusur oranının belirlenmesi ve hatalı kusur değerlendirmelerine itiraz edilmesi.</li>
<li>Sağlık kurulu raporu ve maluliyet oranı süreçlerinin takip edilmesi.</li>
<li>Maddi ve manevi tazminat tutarlarının hesaplanması.</li>
<li>Sigorta şirketine başvurunun yapılması ve tazminat teklifinin değerlendirilmesi.</li>
<li>Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru sürecinin yürütülmesi.</li>
<li>Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarının takip edilmesi.</li>
<li>Kazaya ilişkin ceza soruşturması ve ceza davasının takip edilmesi</li>
<li>Hükmedilen veya kararlaştırılan tazminatın tahsil sürecinin yürütülmesi.</li>
</ul>
<div class="chby-modul">
<section class="chby-bolum" aria-labelledby="chby-baslik">
<h2 id="chby-baslik" class="chby-baslik"><span class="chby-baslik-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><circle cx="12" cy="12" r="10"/><path d="M9.09 9a3 3 0 0 1 5.83 1c0 2-3 3-3 3"/><path d="M12 17h.01"/></svg></span>Yanıtı Merak Edilen Sorular</h2>
<p class="chby-giris">Trafik kazası sonrasında gündeme gelen hukuki süreçlere ilişkin yanıtı en çok merak edilen soruları bu bölümde bulabilirsiniz. Dosyanız özelinde bilgi ve yönlendirme almak için tek yapmanız gereken uzman avukatlarımızla iletişime geçmek.</p>
<p><input class="chby-radio" type="radio" name="chby-sekme" id="chby-sekme-1" checked><input class="chby-radio" type="radio" name="chby-sekme" id="chby-sekme-2"><input class="chby-radio" type="radio" name="chby-sekme" id="chby-sekme-3"></p>
<div class="chby-sekmeler"><label class="chby-sekme" for="chby-sekme-1"><span class="chby-sekme-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><rect x="2" y="7" width="20" height="14" rx="2"/><path d="M16 21V5a2 2 0 0 0-2-2h-4a2 2 0 0 0-2 2v16"/></svg></span><span class="chby-sekme-ad">Avukata Başvuru ve Ücretler</span><span class="chby-sekme-sayi">8 soru</span></label><label class="chby-sekme" for="chby-sekme-2"><span class="chby-sekme-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M12 22s8-4 8-10V5l-8-3-8 3v7c0 6 8 10 8 10"/><path d="m9 12 2 2 4-4"/></svg></span><span class="chby-sekme-ad">Sigorta ve Tazminat Süreci</span><span class="chby-sekme-sayi">7 soru</span></label><label class="chby-sekme" for="chby-sekme-3"><span class="chby-sekme-ikon" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="m14.5 12.5-8 8a2.119 2.119 0 1 1-3-3l8-8"/><path d="m16 16 6-6"/><path d="m8 8 6-6"/><path d="m9 7 8 8"/><path d="m21 11-8-8"/></svg></span><span class="chby-sekme-ad">Dava Süreci ve Mahkeme</span><span class="chby-sekme-sayi">5 soru</span></label></div>
<div class="chby-paneller">
<div class="chby-panel chby-panel-1">
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazası avukatı ücreti ne kadardır ve hangi süreçler bu ücrete dahildir?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Trafik kazası avukatı için tek ve sabit bir ücret bulunmaz ve ücret dosyanın kapsamına, takip edilecek hukuki süreçlere ve avukat ile müvekkil arasındaki ücret sözleşmesine göre belirlenir.</p>
<p>Kararlaştırılan ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamaz. 2025-2026 Tarifesinde Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için maktu ücret 45.000 TL, konusu para olan işlerde ilk 600.000 TL için nispi oran %16&#8217;dır. Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca dava veya hükmolunacak şeyin değeri üzerinden kararlaştırılan ücret ise %25&#8217;i aşamaz.</p>
<p>Trafik kazası dosyasında sigorta şirketine başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu süreci, tazminat davası ve ceza dosyasının takibi ayrı ayrı gündeme gelebileceğinden, hangi işlemlerin avukatlık ücretine dahil olduğunun ücret sözleşmesinde açıkça belirlenmesi faydalı olacaktır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Avukatlık ücreti ne zaman ödenir?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Trafik kazası avukatlık ücretinin ne zaman ve nasıl ödeneceği, avukat ile müvekkil arasındaki ücret sözleşmesinde belirlenir. Ücretin tamamının başlangıçta ödenmesi, taksitlendirilmesi veya bir bölümünün başlangıçta, kalanının tazminat tahsil edildiğinde ödenmesi kararlaştırılabilir. Dava harcı, bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderleri avukatlık ücretinden ayrıdır. Mahkeme tarafından karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti ise Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca avukata aittir ve müvekkille kararlaştırılan avukatlık ücretinden ayrı değerlendirilir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Avukatlık ücreti dışında dosyada hangi masraflar çıkar?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Trafik kazası dosyasında avukatlık ücretinin dışında başvuru, dava ve bilirkişi giderleri de bulunur. Tazminat davasında dava açılırken harç ve gider avansı yatırılır ve dosyanın ilerleyen aşamalarında kusur, aktüerya veya maluliyet incelemesi için bilirkişi ve Adli Tıp giderleri doğabilir.</p>
<p>Sigorta Tahkim Komisyonunda ise 16 Temmuz 2026 itibarıyla 85.001 TL üzerindeki uyuşmazlıklarda başvuru ücreti talep edilen tutarın %1,8&#8217;idir. Ayrıca 2026 tarifesine göre adli trafik bilirkişisi için 2.260 TL, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma hesabı için 3.590 TL bilirkişi ücreti öngörülmüştür.</p>
<p>Tahkim başvurusunda tebligat gideri ise KEP kullanılması durumunda 75 TL, fiziki tebligatta 325 TL&#8217;dir. Dolayısıyla dosyanın toplam masrafı, talep edilen tazminat miktarına ve yapılacak incelemelere göre değişir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazası avukatına ne zaman başvurulmalıdır?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Trafik kazası avukatına başvuru için en doğru zaman kazadan sonraki ilk günlerdir. Kamera görüntüleri kısa sürede silinir, tanıkların iletişim bilgileri kaybolur ve araç onarıma girdiğinde hasar tespiti güçleşir. Erken başvuru, şikayet süresinin kaçırılmasını ve eksik maluliyet raporu alınmasını da önler.</p>
<p>Yine sigorta şirketinden teklif gelmeden önce avukata danışılması, ibraname imzalanarak hak kaybı yaşanmasının önüne geçer.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazasında avukat tutmak zorunlu mudur?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Hukuk davalarında taraflar davalarını kendileri takip edebilir, avukatla temsil zorunlu değildir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 71. madde) fakat zorunluluk bulunmaması, uygulamada eşit sonuç doğurmaz ve hak kaybına zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Kusur raporuna iki hafta içinde teknik gerekçeyle itiraz edilmemesi, aktüerya hesabının yöntem hatası taşıması ya da belirsiz alacak davasında talep artırımının süresinde yapılmaması tazminatı kalıcı olarak düşürür.</p>
<p>Ceza davasında mağdurun katılan sıfatını alması da ayrı usul işlemidir. Sigorta şirketleri dosyaları kendi hukuk ekipleriyle takip eder ve karşı tarafta trafik kazası avukatı bulunmaması dengesizlik yaratır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Avukata başvururken hangi belgeler gereklidir?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>İlk görüşme için kaza tespit tutanağı, araç ruhsatı, sürücü belgesi ve poliçe bilgisi yeterlidir. Dosya açıldığında hastane kayıtları, epikriz, ameliyat notu, film ve raporlar, varsa maluliyet raporu, gelir belgesi veya vergi kaydı, ölümlü kazalarda nüfus kayıt örneği ve veraset ilamı istenir.</p>
<p>Araç hasarında eksper raporu, onarım faturası ve servis giriş çıkış belgesi eklenir. Ceza dosyası varsa soruşturma numarası alınır. Belgelerin bazıları eksikse avukatlarımız vekaletname sonrası kurumlardan resen talep eder. Vekaletname bulunmadan hastane ve kolluk kayıtları temin edilemez.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Başka şehirde yaşıyorum, Çözüm Hukuk&#8217;a nasıl vekaletname verebilirim?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Vekaletname bulunduğunuz şehirdeki herhangi bir noterden düzenlenir ve tarafımıza elektronik ortamda iletilir, büroya gelmeniz gerekmez. Noterde kimlik belgesi yeterlidir, ceza davası takibi için ayrıca iki adet fotoğraf istenir. Vekaletnamenin ceza dosyalarını da kapsaması için tevkil yetkisi ile ceza yetkisinin metne yazılması gerekir. e-Devlet üzerinden düzenlenen elektronik vekaletname de kabul edilir.</p>
<p>Dosya açıldıktan sonra duruşmalar ve kurum başvuruları tarafımızca yürütülür, müvekkilin şehir değiştirmesi gerekmez. Süreç boyunca bilgilendirme telefon ve istek halinde yazılı olarak da kalması adına e-posta ile yapılır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Şirket aracıyla trafik kazası yaptıktan sonra da avukat tutmalı mıyım?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Şirket aracıyla yapılan trafik kazalarında avukatla temsil zorunlu değildir fakat sürücünün sorumluluğu kişisel araçla yapılan kazalara göre daha geniş bir hukuki çerçevede değerlendirilir. Kazanın koşullarına göre sürücünün yanı sıra aracın işleteni, işveren ve zorunlu trafik sigortacısının sorumluluğu gündeme gelir ve şirketin veya sigorta şirketinin ödediği tazminatın sürücüye rücu edilmesi de ayrıca değerlendirilir. Kaza işin yürütümü sırasında meydana gelmişse iş kazası hükümleri de devreye girer. Bu nedenle sürücünün kusuru, ceza sorumluluğu, üçüncü kişilere karşı tazminat sorumluluğu ve kendisine yöneltilebilecek rücu taleplerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>
</div>
</details>
</div>
<div class="chby-panel chby-panel-2">
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Dava açmadan tazminat alınabilir mi?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Evet, trafik kazası tazminatı için her durumda dava açılması gerekmez. İlk olarak sigorta şirketine başvuru yapılır ve sigorta şirketinin talebi karşılaması durumunda tazminat, dava sürecine gitmeden tahsil edilir.</p>
<p>Talebin reddedilmesi, eksik karşılanması veya süresinde cevap verilmemesinde ise şartları oluşuyorsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulur. Bu adımda hakemler dosyayı en geç 4 ay içinde karara bağlar.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazası davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Arabuluculuk yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak davada zorunludur, zorunluluk davalıya göre değişir. Bu dava ticari nitelikte olduğundan, açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi). Kusurlu sürücüye, araç sahibine ve işletene karşı açılacak dava haksız fiile dayanır ve arabuluculuk şartına tabi değildir. İkisi birlikte dava edildiğinde mahkeme dosyayı ayırır, sigorta şirketine ilişkin kısım arabuluculuk yokluğundan reddedilir. Arabuluculuk süreci altı hafta içinde tamamlanır, zorunlu hallerde iki hafta uzatılır. Anlaşmama tutanağı da dava dilekçesine eklenir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Sigorta şirketinin teklifini kabul etmeden önce nelere bakılmalı?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Sigorta şirketinin tazminat teklifi kabul edilmeden önce, teklif edilen tutarın gerçek zararı karşılayıp karşılamadığı hesaplanmalıdır. Kusur ve maluliyet oranı, gelir, geçici ve sürekli iş göremezlik ile diğer tazminat kalemleri bu hesaplamada dikkate alınır. Çözüm Hukuk Bürosu&#8217;nun trafik kazalarında uzmanlaşmış avukatları, dosyaya özgü tazminat hesabını yaparak sigorta şirketinin teklifini bu tutarla karşılaştırır ve teklifin kabul edilmesi, yeniden değerlendirilmesinin istenmesi veya hukuki sürece devam edilmesi konusunda en doğru yönlendirmeyi yapar.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Kaza tutanağını imzaladıktan sonra kusur oranına itiraz edilebilir mi?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Evet, kaza tespit tutanağını imzalamış olmanız sonradan belirlenen kusur oranına itiraz etmenize engel değildir. Maddi hasarlı kazalarda sürücüler kaza tespit tutanağını düzenler fakat nihai kusur oranını kendileri belirlemez. Tutanak SBM sistemine aktarıldıktan sonra kusur değerlendirmesi kazaya karışan araçların trafik sigortası şirketleri tarafından yapılır ve belirlenen oran sigorta şirketiniz tarafından size bildirilir.</p>
<p>Bu bildirimin ardından değerlendirmeyi değiştirebilecek yeni bilgi ve belgeler sunarak 5 iş günü içinde sigorta şirketinizden kusur oranının yeniden değerlendirilmesini isteyebilirsiniz. Kamera görüntüleri, kaza yeri ve araç hasar fotoğrafları, tanık beyanları ve kazanın oluş biçimini gösteren diğer deliller itirazda kullanılabilir.</p>
<p>İtiraza rağmen kusur uyuşmazlığı devam ederse Sigorta Tahkim Komisyonuna veya yargı yoluna başvurulur ve mahkeme tutanaktaki değerlendirmeyle bağlı olmadan bilirkişi incelemesi yaptırarak kusuru yeniden belirler.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Kazada kusurluyum, yine de tazminat alabilir miyim?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Evet, kazada kusurlu olmak tazminat hakkını her durumda tamamen ortadan kaldırmaz, belirleyici olan kusurun oranı ve hangi zararın tazmininin talep edildiğidir. Örneğin; yaralanmalı bir kazada sürücünün %25, karşı tarafın %75 kusurlu olduğu belirlenmişse, tedavi gideri, geçici veya sürekli iş göremezlik ve diğer bedensel zararlar nedeniyle hesaplanan tazminattan sürücünün kendi kusuru oranında indirim yapılır ve karşı tarafın %75 kusuruna karşılık gelen bölüm talep edilir.</p>
<p>Sürücünün kazada %100 kusurlu olması durumunda ise kendi bedensel ve maddi zararları için karşı taraftan tazminat talep edilemez. Kasko sigortası bulunuyorsa araçtaki zarar ayrıca poliçe kapsamına göre değerlendirilir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Karşı tarafın sigortası yoksa veya sürücü kaçtıysa ne olur?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Karşı tarafın zorunlu trafik sigortası yoksa veya kazaya neden olan araç tespit edilemiyorsa, ölüm ve kalıcı sakatlık gibi bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulur. Kaçan aracın plakasının ve sürücüsünün tespiti için kolluk kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık beyanlarından yararlanılır ve araç tespit edilemezse bedensel zarar Güvence Hesabından talep edilir.</p>
<p>Güvence Hesabı araç hasarını ve manevi tazminatı karşılamaz. Bu zararlar, sorumlu sürücü veya işleten sonradan tespit edilirse doğrudan onlara yöneltilir. Güvence Hesabına başvuru, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıl içinde yapılmalıdır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Kaza esnasında aracımın sigortası yoktu, bu konuda nasıl ilerlemeliyim?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Aracınızın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması, kazadaki kusur oranınızı değiştirmez ve karşı taraf kusurluysa tazminat talep etmenize engel olmaz. Karşı tarafın kusuru oranında zararınızı onun zorunlu trafik sigortasından, teminatı aşan veya sigorta kapsamında bulunmayan zararları ise sorumlu kişilerden talep edersiniz. Kazada siz kusurluysanız ve aracınız sigortasızsa, karşı tarafa verdiğiniz zarardan şahsen sorumlu olursunuz ve şartları oluştuğunda zarar görene Güvence Hesabı tarafından yapılan ödemeler de size rücu edilir.</p>
<p>Ayrıca zorunlu trafik sigortası olmadan trafiğe çıkılması idari yaptırım ve aracın trafikten men edilmesi sonucunu doğurur. Bu yaptırımlar, kazadan kaynaklanan tazminat sorumluluğundan ayrı uygulanır.</p>
</div>
</details>
</div>
<div class="chby-panel chby-panel-3">
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazası davaları ne kadar sürer?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>İlk derece yargılaması ortalama bir buçuk ile iki buçuk yıl arasında sürer. Süreyi uzatan temel etken bilirkişi aşamasıdır, kusur ve aktüerya raporları ile itirazlar üzerine alınan ek raporlar dosyayı aylarca bekletir. Maluliyet için Adli Tıp Kurumu&#8217;na gidilen dosyalarda süre bir yıla kadar uzar. İstinaf incelemesi ortalama bir yıl sürer.</p>
<p>Sigorta Tahkim Komisyonu yolu belirgin şekilde hızlıdır ve dört aylık karar süresine bağlıdır fakat teklif edilen rakamın, mahkemenin hükmetme ihtimali olan tazminatla yan yana değerlendirilmesi gerekir. Ceza davası ise tazminat davasından bağımsız yürür ve çoğunlukla daha erken sonuçlanır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazası tazminatında zamanaşımı süresi nedir?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Tazminat talebi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülür (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 109. madde). Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır ve süre uzar.</p>
<p>Ölümlü kazalarda süre on beş yıla, yaralanmalı kazalarda on yıla çıkar. Uzamış sürenin işlemesi için mahkumiyet kararı şart değildir, fiilin suç oluşturması yeterlidir. Zamanaşımı sorumlu kişi yönünden kesilirse sigortacı yönünden de kesilir. Rücu alacaklarında süre iki yıldır.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">MOBESE ve kamera görüntüleri nasıl temin edilir?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Kamera görüntüleri doğrudan vatandaşa verilmez, savcılık veya mahkeme kararıyla temin edilir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma kapsamında kamu kurumlarından bilgi ve belge isteme yetkisine sahiptir (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 332. madde). Hukuk davasında ise mahkemeden müzekkere yazılması talep edilir.</p>
<p>Kayıt saklama süresi süreci sınırlar. MOBESE kayıtları kurum uygulamasına göre otuz gün dolayında saklanır, özel işyeri kameralarında süre yedi güne kadar iner. Kayıt silinmeden önce savcılığa dilekçe verilmesi ya da delil tespiti istenmesi gerekir. Gecikme halinde görüntü kalıcı olarak kaybolur.İstanbul&#8217;da kayıtlar İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde tutulur, talep savcılık aracılığıyla aynı birime yöneltilir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Trafik kazasına ilişkin davalar hangi mahkemede görülür?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Yetki bakımından davacıya birden fazla seçenek tanınmıştır. Haksız fiilden doğan davalar, fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde açılır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 16. madde). Davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Sigorta şirketine karşı açılan davada şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi eklenir.</p>
<p>Ceza davası ise kazanın meydana geldiği yer asliye ceza mahkemesinde görülür. Ölümlü kazalarda dosya ağır ceza mahkemesine gitmez, taksirli suç olduğundan asliye ceza görevlidir.</p>
</div>
</details>
<details class="chby-soru">
<summary>
<h3 class="chby-soru-baslik">Dava sürecinde mahkemeye katılmak zorunda mıyım, avukatımın gitmesi yeterli mi?</h3>
<p><span class="chby-arti" aria-hidden="true"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2.4" stroke-linecap="round" aria-hidden="true"><path d="M12 5v14M5 12h14"/></svg></span></summary>
<div class="chby-cevap">
<p>Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında, avukatla temsil edilen kişinin kural olarak her duruşmaya bizzat katılması gerekmez, duruşmaları avukatı takip eder fakat mahkeme kişinin isticvap edilmesine (uyuşmazlıkla ilgili belirli konularda bizzat dinlenmesine ve kendisine soru sorulmasına) karar verirse duruşmaya katılması gerekir.</p>
<p>Kişi geçerli bir mazereti olmadan duruşmaya katılmaz veya katıldığı halde soruları cevapsız bırakırsa, HMK m.171 uyarınca kendisine sorulan vakıaları ikrar etmiş, yani kabul etmiş sayılır ve mahkeme de bu vakıaları kabul edilmiş olarak değerlendirir. Bedensel zarar ve maluliyet incelemesi kapsamında hastane veya Adli Tıp Kurumu tarafından muayeneye çağrılması durumunda da kişinin bizzat katılması gerekir. Bunların dışında dava sürecini avukat takip eder.</p>
</div>
</details>
</div>
</div>
<div class="chby-cta">
<div class="chby-cta-metin">
<p class="chby-cta-baslik">Sorunuzun yanıtını bulamadınız mı?</p>
<p class="chby-cta-aciklama">Dosyanıza ilişkin sorularınız için bize telefonla ya da WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.</p>
</div>
<div class="chby-cta-butonlar"><a class="chby-btn chby-btn-ana" href="tel:+905413710609"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M22 16.92v3a2 2 0 0 1-2.18 2 19.79 19.79 0 0 1-8.63-3.07 19.5 19.5 0 0 1-6-6 19.79 19.79 0 0 1-3.07-8.67A2 2 0 0 1 4.11 2h3a2 2 0 0 1 2 1.72 12.84 12.84 0 0 0 .7 2.81 2 2 0 0 1-.45 2.11L8.09 9.91a16 16 0 0 0 6 6l1.27-1.27a2 2 0 0 1 2.11-.45 12.84 12.84 0 0 0 2.81.7A2 2 0 0 1 22 16.92z"/></svg>Hemen Ara</a><a class="chby-btn chby-btn-ikincil" href="https://wa.me/905413710609" target="_blank" rel="noopener"><svg viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="currentColor" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" aria-hidden="true"><path d="M7.9 20A9 9 0 1 0 4 16.1L2 22Z"/></svg>WhatsApp</a></div>
</div>
</section>
</div>
<h2>Kaza Sonrasında Savcılık ve Sigorta Bildirimi</h2>
<p>Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda soruşturma kolluk tutanağıyla kendiliğinden başlar fakat mağdurun şikayetçi olduğunu yazılı olarak bildirmesi gerekir.</p>
<p><strong>Basit yaralanmada soruşturma şikayete bağlıdır</strong> ve şikayet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (Türk Ceza Kanunu 89. madde). Süre kaçırıldığında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve ceza dosyasındaki bilirkişi raporundan tazminat davasında yararlanma imkanı zayıflar.</p>
<p>Sigorta bildirimi ise kazadan sonra makul sürede yapılır ve hastane kayıtları, epikriz ve ilk müdahale belgeleri bildirim ekine konulur.</p>
<h2>Delillerin Toplanması ve Kaza Tespit Tutanağına İtiraz</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/kaza-tespit-tutanagina-itiraz/"><strong>Kaza tespit tutanağı</strong> </a>kesin delil değildir ve aksi her türlü delille ispatlanabilir. <strong>Tutanakta kusur oranı yer almaz, yalnızca kural ihlali işaretlenir.</strong> Maddi hasarlı kazalarda taraflarca doldurulan tutanak yanlış düzenlenmişse, sigorta aşamasında Tutanak Değerlendirme Komisyonu&#8217;na, yargılama aşamasında ise bilirkişi incelemesiyle itiraz edilir.</p>
<p><strong>Fotoğraf, video, kamera görüntüsü ve araç içi kayıt cihazı verileri belge niteliğindedir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. madde).</strong> Tanık bilgilerinin olay yerinde alınması önemlidir çünkü sonrasında bu tanıklara ulaşmak oldukça zorlaşır.</p>
<h2>Kusur Oranının Belirlenmesi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz</h2>
<p><strong>Kusur oranı tazminatın tutarını doğrudan belirler</strong> ve bu yönüyle sürecin en önemli bileşenlerindendir. Oran, trafik ve araç tekniği bilirkişilerince düzenlenen raporla saptanır. Rapora itiraz süresi, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 281. madde).<strong> İtiraz edilmeyen rapor hükme esas alınır.</strong></p>
<p><strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 14.12.2023 tarihli 2023/11230 Esas ve 2023/13550 Karar</strong> sayılı kararında kusur raporları arasındaki çelişkiyi bozma sebebi saymıştır. Karara göre üniversite öğretim üyelerinden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden denetime elverişli yeni rapor alınır.</p>
<p>Trafik kazası sonrasında tazminat hesaplama ilişkin avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasi-tazminat-hesaplama/"><strong>Trafik Kazası Tazminat Hesaplama</strong></a> web sayfasını inceleyebilirsiniz.</p>
<h2>Sağlık Kurulu Raporu ve Maluliyet Oranı</h2>
<p><strong>Maluliyet oranı, tazminat hesabının çarpanıdır ve raporun hangi mevzuata göre düzenlendiği sonucu değiştirir.</strong> Kaza tarihi 19 Şubat 2019 sonrasına denk geliyorsa rapor, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınarak düzenlenir. Önceki tarihli kazalarda kaza anında yürürlükte olan yönetmelik uygulanır.</p>
<p>Rapor, <strong>Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş hastanelerin sağlık kurullarından alınır.</strong> Tedavi tamamlanmadan ve iyileşme süresi dolmadan alınan rapor erken sayılır ve oran düşük çıkar. Rapora itiraz edilmesi halinde dosya Adli Tıp Kurumu&#8217;na gönderilir.</p>
<h2>Araç Hasarı, Ekspertiz, Değer Kaybı ve İkame Araç Gideri</h2>
<p><strong>Değer kaybı hesaplama yöntemi 1 Temmuz 2026 tarihi itibariyla tamamen değişmiştir.</strong> 12 Haziran 2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan düzenlemeyle sabit katsayı tablosu kaldırıldı, yerine aracın kaza öncesi ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrası piyasa değeri arasındaki fark esası getirildi. Yeni sistemde hasar başvurusu değer kaybı talebini de kapsar, ayrıca talep şartı aranmaz.</p>
<p>Ödenecek tutar karşı tarafın kusur oranıyla sınırlıdır. İkame araç gideri, aracın onarımda kaldığı makul süre için günlük kiralama bedeli üzerinden hesaplanır ve araç fiilen kiralanmamış olsa dahi istenir. Trafik kazası avukatı, eksper raporundaki onarım süresini servis kayıtlarıyla karşılaştırır.</p>
<h2>Yaralanmalı Kazalarda Maddi Tazminat Kalemleri</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/bedeni-hasar-tazminati/"><strong>Bedensel zarar</strong></a> halinde istenebilecek kalemler kanunda sayılmıştır. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar maddi tazminat kapsamındadır (Türk Borçlar Kanunu 54. madde).</p>
<p>Geçici iş göremezlik dönemi için gelir kaybı, sürekli maluliyet için ömür boyu kayıp hesaplanır. Bakıcı gideri, protez ve ortez bedelleri, refakatçi gideri ve ulaşım masrafları da talep edilir. <strong>Kayıt dışı çalışanlarda gelir, asgari ücret üzerinden değil meslek kuruluşundan sorulan emsal ücret üzerinden belirlenir.</strong> Faturası bulunmayan giderler tanık ve bilirkişi incelemesiyle ispatlanır.</p>
<h2>Manevi Tazminat Talebi</h2>
<p><strong>Manevi tazminat, bedensel bütünlüğün zedelenmesi ve yakının ölümü hallerinde istenir (Türk Borçlar Kanunu 56. madde).</strong> Tutar maktu olarak takdir edilir, maluliyet oranıyla orantılı hesaplanmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.12.2014 tarihli 2014/21-872 Esas ve 2014/1086 Karar sayılı kararında, 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı&#8217;na dayanarak takdir ölçütlerini saymıştır.</p>
<p>Ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur ağırlığı, olayın ağırlığı, olay tarihi ve maluliyet oranı birlikte gözetilir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olamaz. Ölüm halinde eş, çocuk, anne, baba ve kardeş ayrı ayrı talepte bulunur. <strong>Manevi tazminat zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır</strong>, kusurlu taraftan istenir.</p>
<h2>Ölümlü Kazalarda Destekten Yoksun Kalma Tazminatı</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/"><strong>Destekten yoksun kalma tazminatı</strong></a>, ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kaybı karşılar (Türk Borçlar Kanunu 53. madde). Hak sahipliği mirasçılıktan bağımsızdır, fiilen destek görmek yeterlidir. Hesapta bakiye ömür süresi TRH 2010 yaşam tablosundan alınır.</p>
<p><strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 21.04.2022 tarihli 2021/8471 Esas ve 2022/7679 Karar</strong> sayılı kararında, işleyecek dönem hesabında her yıl için gelirin yüzde on artırılıp yüzde on iskonto edildiği <strong>progresif rant yönteminin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.</strong> Destek payları eş ve çocuk sayısına göre dağıtılır. Ölenin geliri belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınır.</p>
<h2>Sigorta Şirketine Başvuru ve Teklifin Değerlendirilmesi</h2>
<p><strong>Sigorta şirketine başvuru, dava ve tahkim yoluna gitmeden önce yerine getirilmesi zorunlu şarttır.</strong> Başvurudan itibaren on beş gün içinde yazılı cevap gelmezse, dava veya tahkim yolu açılır (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 97. madde). Başvuruya kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, maluliyet raporu, gelir belgesi ve banka hesap bilgisi eklenmelidir.</p>
<p>Pratikte sigorta şirketinden gelen teklif çoğunlukla gerçek zararın altında kalır çünkü eksper hesabı kusur oranını ve bakiye ömür verilerini sigortacı lehine yorumlar. <strong>Teklif, bağımsız aktüerya raporuyla karşılaştırılmadan kabul edilmemelidir.</strong> Büromuzun alandaki uzman avukatları tüm bu süreçte gerekli hesaplamaları yaparak teklifin niteliğine ve sürece ilişkin en sağlıklı karar noktasında müvekkilerimizi bilgilendirmektedir.</p>
<h2>Uzlaşma ve İbra Belgesinin İncelenmesi</h2>
<p>Sigorta şirketinden alınan ödemeye istinaden <strong>ibra belgesi imzalandıktan sonra da eksik ödeme talep edilir.</strong> Tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilir (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 111. madde). Aynı maddeye göre hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar baştan geçersizdir. <strong>İki yıllık süre hak düşürücüdür, kaçırıldığında ibra kesinleşir.</strong> Belgeye çekince konulması sonraki talebi güçlendirir.</p>
<h2>Sigorta Tahkim Komisyonu ve Arabuluculuk Süreci</h2>
<p>Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta şirketiyle uyuşmazlıkta mahkemeye göre daha hızlı sonuç verir (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30. madde). Hakem kararı en geç dört ay içinde verilir ve 2026 yılında uyuşmazlık tutarı 35.000 TL&#8217;nin altındaysa karar kesindir. 35.000 TL ve üzerindeki kararlara tebliğden itibaren on gün içinde itiraz edilir.</p>
<p>122.000 TL&#8217;yi aşan uyuşmazlıklar üç kişilik hakem heyetince görülür. <strong>Temyiz yolu ise 383.000 TL sınırını aşan kararlar için açıktır.</strong> Tahkime başvurudan önce sigortacıya başvurulmuş olması aranır.</p>
<p>Komisyonun tek merkezi vardır, Üsküdar Altunizade&#8217;de bulunur. Başvuru hangi ilden yapılırsa yapılsın Türkiye genelindeki sigorta uyuşmazlıkları burada karara bağlanır. Sigorta şirketlerinin genel müdürlükleri de ağırlıklı olarak İstanbul&#8217;da olduğundan, davalının yerleşim yeri mahkemesi seçeneği çoğu dosyada İstanbul&#8217;u gösterir.</p>
<h2>Maddi ve Manevi Tazminat Davası</h2>
<p>Dava, davalının kim olduğuna göre farklı mahkemede açılır. <strong>Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4. madde).</strong> Sürücü, araç sahibi ve işletene karşı açılan dava ise haksız fiile dayandığından asliye hukuk mahkemesinde görülür. Dava dilekçesinde talep edilen tutar belirsiz alacak olarak gösterilir, böylece bilirkişi raporundan sonra artırım yapılır.</p>
<p><strong>Harç, talep edilen tutar üzerinden nispi olarak hesaplanır.</strong> Faiz, sürücü ve işletene karşı kaza tarihinden, sigorta şirketine karşı ise başvurudan sonraki sekiz iş günlük ödeme süresinin dolmasıyla başlar.</p>
<h2>Ceza Soruşturması ve Davası</h2>
<p><strong>Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda tazminat sürecinin yanında ceza yargılaması yürür.</strong> Taksirle ölüme neden olma suçunun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir (Türk Ceza Kanunu 85. madde). Birden fazla kişinin ölümü ya da ölümle birlikte yaralanma halinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar çıkar. Taksirle yaralamada temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.<strong> Kemik kırığı, organ kaybı gibi neticelerde ceza artırılır.</strong> Bilinçli taksir halinde şikayet aranmaz. Ceza dosyasındaki kusur raporu tazminat davasında güçlü delil oluşturur.</p>
<h2>Kaza Yerinden Ayrılma</h2>
<p>Kaza sonrası zaruret olmadan olay yerinden ayrılmak idari yaptırımlara bağlanmıştır. <strong>27 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 7574 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, maddi hasarlı kazada olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası uygulanır (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 81. madde). </strong></p>
<p>Yaralanmalı veya ölümlü kazada olay yerini terk eden sürücü bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır. Ayrıca <strong>sigorta şirketi ödediği tazminatı sürücüye rücu eder.</strong></p>
<p>Konuyla ilgili tüm detaylar için avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/"><strong>Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Etmenin Cezası</strong></a> başlıklı içeriği inceleyebilirsiniz.</p>
<h2>Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma</h2>
<p>Aracı, kişilerin hayatı ve sağlığı bakımından tehlikeli olacak şekilde kullanmak bağımsız bir suçtur ve <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-guvenligini-tehlikeye-sokma-sucu-ve-cezasi/"><strong>Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma</strong></a> olarak tanımlanan bu suçun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir (Türk Ceza Kanunu 179. madde).</p>
<p><strong>Alkol veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanan sürücü, kaza meydana gelmese dahi aynı hükümden cezalandırılır.</strong> Suç şikayete bağlı değildir, savcılık kendiliğinden soruşturma başlatır. Kaza da meydana gelmişse taksirle yaralama veya öldürme suçuyla birlikte değerlendirilir. Mahkumiyet, tazminat davasında kusurun ağırlığını gösteren delil olarak kullanılır.</p>
<h2>İş Sırasında Meydana Gelen Trafik Kazaları</h2>
<p>İş sırasında veya işveren tarafından sağlanan servis aracıyla işe gidiş gelişte meydana gelen trafik kazası <strong>iş kazası sayılır (5510 sayılı Kanun 13. madde).</strong> İşveren kazayı en geç üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;na bildirmekle yükümlüdür, kolluğa bildirim ise derhal yapılır. <strong>İş kazası sayılan trafik kazasında işçi hem sigorta şirketinden hem işverenden talepte bulunur. İşverene karşı açılan maddi ve manevi tazminat davası iş mahkemesinde görülür ve zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.</strong> Kurumun yaptığı ödemeler tazminattan mahsup edilir.</p>
<h2>Güvence Hesabı Başvurusu</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/"><strong>Güvence Hesabı</strong></a>, sorumlusu bulunamayan veya sigortasız araçların yol açtığı bedensel zararları karşılar (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14. madde). Başvuru hakkı, <strong>çarpan aracın tespit edilememesi, kaza tarihinde zorunlu sigortanın bulunmaması, aracın çalınmış ya da gasbedilmiş olması ve sigorta şirketinin iflası hallerinde doğa</strong>r ve yapılacak ödeme de zorunlu trafik sigortası teminat limitleriyle sınırlıdır. Manevi tazminat ve araç hasarı kural olarak Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamı dışındadır.</p>
<h2>Kusurlu Sürücünün Savunması ve Rücu Davaları</h2>
<p>Kusurlu sürücü yönünden iki ayrı risk doğar. Birincisi tazminatın teminat limitini aşan kısmından şahsen sorumlu tutulmak, ikincisi sigorta şirketinin ödediği tutarı geri istemesidir. <strong>Sigortacının rücu hakkı</strong> ise Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları madde B.4&#8217;de tanımlandığı şekliyle <strong>şu dört halde doğar: </strong></p>
<ul>
<li><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/ehliyetsiz-trafik-kazasi-yapmanin-cezasi/"><strong>Sürücünün ehliyetsiz olması</strong></a>,</li>
<li>kazanın münhasıran alkol ya da uyuşturucu etkisi altında meydana gelmesi,</li>
<li><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/"><strong>olay yerinden kaçılması</strong></a> ve</li>
<li>zararın kasten veya ağır kusurla verilmesi rücu sebebidir.</li>
</ul>
<p>Alkol halinde rücu için kazanın yalnızca alkolden kaynaklandığının ispatı aranır. Savunmada kusur oranının düşürülmesi ve rücu şartlarının gerçekleşmediğinin ortaya konulması esastır.</p>
<h2>Kararın İcrası ve Tazminatın Tahsili</h2>
<p>Kesinleşen karar kendiliğinden ödeme getirmez,<strong> tahsil için icra takibi başlatılması gerekmektedir.</strong> İlamlı icrada borçluya yedi günlük ödeme süresi verilir, sürenin dolmasıyla haciz uygulanır (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 32. madde).</p>
<p>Sigorta şirketinden tahsilat çoğunlukla takip aşamasında tamamlanır. Gerçek kişi borçluda maaş haczi, araç ve taşınmaz haczi ile banka hesaplarına blokaj uygulanır. <strong>Tazminata işletilecek faiz türü alacağa göre değişir, temerrüt tarihi doğru gösterilmezse faiz kaybı doğar.</strong> Vekalet ücreti ve yargılama giderleri de takibe eklenir. Bu süreçte avukatlarımız <strong>karar kesinleşir kesinleşmez takibi başlatarak faiz kaybını önler.</strong></p>
<h2>Kasko ile Zorunlu Trafik Sigortası Arasındaki Fark</h2>
<p>Kasko ve zorunlu trafik sigortasının kapsamı sürücüler tarafından sıklıkla karşıştırılan noktalardan biridir.</p>
<p>Zorunlu trafik sigortası kanunen yaptırılması gereken poliçedir ve yalnızca karşı tarafın zararını karşılar. <strong>Kasko isteğe bağlıdır ve sigortalının kendi aracında oluşan hasarı teminat altına alır (Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1 maddesi). </strong></p>
<p>Tek taraflı kazada aracın hasarı yalnızca kaskodan karşılanır. Kusurlu taraf karşı sürücüyse hasar karşı tarafın zorunlu sigortasından istenir, kasko kullanıldığında ise sigortacı ödediği tutarı karşı tarafa rücu eder. Kasko kullanımı hasarsızlık indirimini düşürür. Ferdi kaza sigortası ise ayrı poliçedir ve diğer ödemelerden bağımsız olarak ödenir ve tazminattan mahsup edilmez.</p>
<h2>İstanbul&#8217;da Trafik Kazası Davaları ve Adliyeler</h2>
<p><b>Dava açılacak adliye kazanın olduğu ilçeye ve davalının adresine göre değişir.</b> Avrupa yakasında İstanbul Adliyesi Çağlayan&#8217;da bulunur ve Şişli, Beyoğlu, Fatih, Beşiktaş, Sarıyer, Kağıthane, Eyüpsultan ile Bayrampaşa ilçelerine bakar. </p>
<p>Bakırköy Adliyesi Bahçelievler, Bağcılar, Esenler, Güngören ve Zeytinburnu&#8217;nu kapsar. Küçükçekmece Adliyesi Avcılar ve Başakşehir&#8217;i, Büyükçekmece Adliyesi Beylikdüzü ve Esenyurt&#8217;u, Gaziosmanpaşa Adliyesi Sultangazi ve Arnavutköy&#8217;ü yargı çevresinde tutar. </p>
<p>Anadolu yakasının büyük bölümü Kartal&#8217;daki İstanbul Anadolu Adliyesi&#8217;ne bağlıdır, Kadıköy&#8217;den Tuzla&#8217;ya kadar on bir ilçe aynı çatı altında görülür. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görevsizlik kararı verilemez, asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (Türk Ticaret Kanunu 5. madde).</p>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Trafik Kazası Avukatı Ücreti Ne Kadardır ve Hangi Süreçler Bu Ücrete Dahildir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Trafik kazası avukatı için sabit bir ücret bulunmaz, ücret dosyanın kapsamına, takip edilecek süreçlere ve ücret sözleşmesine göre belirlenir. Ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamaz ve dava değerine göre belirlenen ücret %25’i aşamaz. Sigorta başvurusu, tahkim, tazminat davası ve ceza dosyası takibinin ücrete dahil olup olmadığı sözleşmede ayrıca belirlenir."}},{"@type":"Question","name":"Avukatlık Ücreti Ne Zaman Ödenir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Ödeme zamanı ve şekli avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeyle belirlenir. Ücret peşin, taksitli veya bir bölümü başlangıçta, kalanı tazminat tahsil edildiğinde ödenecek şekilde kararlaştırılabilir. Dava harcı, bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderleri avukatlık ücretinden ayrıdır."}},{"@type":"Question","name":"Avukatlık Ücreti Dışında Dosyada Hangi Masraflar Çıkar?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Dosyada harç, gider avansı, bilirkişi, Adli Tıp ve tebligat giderleri çıkabilir. Sigorta Tahkim Komisyonunda 16 Temmuz 2026 itibarıyla 85.001 TL üzerindeki uyuşmazlıklarda başvuru ücreti talep tutarının %1,8’idir. Toplam masraf, tazminat miktarına ve dosyada yapılacak incelemelere göre değişir."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazası Davaları Ne Kadar Sürer?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İlk derece yargılaması ortalama 1,5-2,5 yıl, istinaf incelemesi ise yaklaşık 1 yıl sürer. Bilirkişi, ek rapor ve Adli Tıp süreçleri süreyi uzatabilir. Sigorta Tahkim Komisyonunda ise hakemlerin karar süresi 4 aydır."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazası Tazminatında Zamanaşımı Süresi Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Tazminat talebi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her durumda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir. Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır. Bu süre ölümlü kazalarda 15, yaralanmalı kazalarda 10 yıla kadar çıkabilir."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazası Avukatına Ne Zaman Başvurulmalıdır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Trafik kazası avukatına mümkünse kazadan sonraki ilk günlerde başvurulmalıdır. Kamera kayıtlarının silinmesi, tanıklara ulaşılamaması veya aracın onarılması delil toplamayı zorlaştırabilir. Sigorta şirketinin teklifini kabul etmeden veya ibraname imzalamadan önce de hukuki değerlendirme alınması önemlidir."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazasında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Hayır. Hukuk davalarında avukatla temsil zorunlu değildir fakat kusur raporuna itiraz, aktüerya hesabı, talep artırımı ve ceza dosyasına katılma gibi süreye ve usule bağlı işlemlerde yapılan hatalar hak kaybına veya tazminatın düşmesine neden olabilir."}},{"@type":"Question","name":"Avukata Başvururken Hangi Belgeler Gereklidir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İlk görüşme için kaza tespit tutanağı, araç ruhsatı, sürücü belgesi ve poliçe bilgileri yeterlidir. Sonrasında hastane kayıtları, raporlar, gelir belgeleri, eksper raporu, onarım faturaları ve varsa ceza soruşturması bilgileri dosyaya eklenir. Eksik belgelerin bir kısmı vekaletname sonrasında ilgili kurumlardan temin edilebilir."}},{"@type":"Question","name":"Başka Şehirde Yaşıyorum, Çözüm Hukuk'a Nasıl Vekaletname Verebilirim?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Vekaletname bulunduğunuz şehirdeki herhangi bir noterden düzenlenerek elektronik ortamda iletilebilir; büroya gelmeniz gerekmez. Ceza dosyasının da takip edilebilmesi için vekaletnamede gerekli ceza yetkilerinin bulunması gerekir. Dosya açıldıktan sonra duruşma ve kurum başvuruları avukat tarafından takip edilir."}},{"@type":"Question","name":"MOBESE ve Kamera Görüntüleri Nasıl Temin Edilir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Kamera görüntüleri savcılık veya mahkeme aracılığıyla temin edilir. MOBESE kayıtları yaklaşık 30 gün, bazı özel işyeri kamera kayıtları ise 7 gün kadar saklanabildiğinden hızlı hareket edilmelidir. Kayıtlar silinmeden savcılığa başvurulması veya delil tespiti talep edilmesi gerekir."}},{"@type":"Question","name":"Dava Açmadan Tazminat Alınabilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evet. Öncelikle sigorta şirketine başvurulur ve talebin karşılanması halinde dava açmadan tazminat alınabilir. Talebin reddedilmesi, eksik karşılanması veya süresinde cevap verilmemesi halinde şartları varsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazası Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mudur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Sigorta şirketine karşı açılacak ticari nitelikteki davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Kusurlu sürücü, araç sahibi veya işletene karşı haksız fiile dayalı açılan davalarda ise zorunlu arabuluculuk bulunmaz. Arabuluculuk süreci kural olarak 6 hafta içinde tamamlanır ve zorunlu hallerde 2 hafta uzatılabilir."}},{"@type":"Question","name":"Sigorta Şirketinin Teklifini Kabul Etmeden Önce Nelere Bakılmalı?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Teklifin gerçek zararı karşılayıp karşılamadığı, kusur ve maluliyet oranı, gelir, geçici ve sürekli iş göremezlik ile diğer tazminat kalemleri üzerinden değerlendirilmelidir. Hesaplanan gerçek zarar ile sigorta şirketinin teklifi karşılaştırılmadan ibraname veya benzeri belgeler imzalanmamalıdır."}},{"@type":"Question","name":"Kaza Tutanağını İmzaladıktan Sonra Kusur Oranına İtiraz Edilebilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evet. Kaza tespit tutanağını imzalamak sonradan belirlenen kusur oranına itiraz edilmesini engellemez. Kusur oranının bildirilmesinden sonra yeni bilgi ve belgelerle 5 iş günü içinde sigorta şirketinden yeniden değerlendirme istenebilir. Uyuşmazlık devam ederse tahkim veya yargı yoluna başvurulabilir."}},{"@type":"Question","name":"Kazada Kusurluyum, Yine de Tazminat Alabilir Miyim?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evet. Kısmi kusur tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; tazminat kusur oranına göre azaltılır. Örneğin sürücü %25, karşı taraf %75 kusurluysa zararların karşı tarafın %75 kusuruna karşılık gelen bölümü talep edilebilir. %100 kusurlu sürücü ise kendi zararlarını karşı taraftan talep edemez."}},{"@type":"Question","name":"Karşı Tarafın Sigortası Yoksa veya Sürücü Kaçtıysa Ne Olur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Zorunlu trafik sigortası bulunmayan veya tespit edilemeyen aracın neden olduğu ölüm ve kalıcı sakatlık gibi bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabilir. Güvence Hesabı araç hasarını ve manevi tazminatı karşılamaz. Sorumlu kişi sonradan tespit edilirse bu zararlar doğrudan kendisinden talep edilebilir."}},{"@type":"Question","name":"Kaza Esnasında Aracımın Sigortası Yoktu, Bu Konuda Nasıl İlerlemeliyim?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Zorunlu trafik sigortasının bulunmaması kusur oranını değiştirmez ve karşı taraf kusurluysa ondan tazminat talep edilmesini engellemez fakat sigortasız aracın sürücüsü kusurluysa karşı tarafa verdiği zarardan şahsen sorumlu olabilir ve Güvence Hesabının yaptığı ödemeler kendisine rücu edilebilir."}},{"@type":"Question","name":"Şirket Aracıyla Trafik Kazası Yaptıktan Sonra da Avukat Tutmalı Mıyım?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Avukat tutmak zorunlu değildir ancak şirket araçlarında sürücü, işleten, işveren ve sigorta şirketinin sorumluluğu birlikte gündeme gelebilir. Ayrıca şirketin veya sigortacının sürücüye rücu hakkı doğabilir. Kaza işin yürütümü sırasında gerçekleşmişse iş kazası hükümleri de uygulanabilir."}},{"@type":"Question","name":"Trafik Kazasına İlişkin Davalar Hangi Mahkemede Görülür?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Tazminat davası, kazanın gerçekleştiği, zararın meydana geldiği, zarar görenin veya davalının yerleşim yerindeki yetkili mahkemede açılabilir. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda şirket merkezinin bulunduğu yer de seçenekler arasındadır. Ceza davası ise kural olarak kazanın meydana geldiği yerdeki asliye ceza mahkemesinde görülür."}},{"@type":"Question","name":"Dava Sürecinde Mahkemeye Katılmak Zorunda Mıyım, Avukatımın Gitmesi Yeterli Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Avukatla temsil edilen kişinin tazminat davasındaki her duruşmaya katılması gerekmez. Ancak mahkeme isticvap kararı verirse kişinin bizzat duruşmaya katılması gerekir. Hastane veya Adli Tıp Kurumu tarafından maluliyet incelemesi için çağrıldığında da kişinin bizzat hazır bulunması gerekir."}}]}</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/istanbul-trafik-kazasi-avukati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Kazasında Maluliyet Oranına İtiraz</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasinda-maluliyet-oranina-itiraz/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasinda-maluliyet-oranina-itiraz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2540</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar İş kazasında maluliyet oranına itiraz sürecine ilişkin dört kritik nokta: 1 Maluliyet oranı, hem SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirini hem de iş kazası tazminatının hesaplanmasını doğrudan etkiler. 2 Meslekte kazanma gücü kaybının en az %10 olması sürekli iş göremezlik geliri için gereklidir. Oranın %10&#8217;un altında kalması ise işverenden tazminat talep &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">İş kazasında maluliyet oranına itiraz sürecine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Maluliyet oranı, hem SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirini hem de iş kazası tazminatının hesaplanmasını doğrudan etkiler.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Meslekte kazanma gücü kaybının en az %10 olması sürekli iş göremezlik geliri için gereklidir. Oranın %10&#8217;un altında kalması ise işverenden tazminat talep edilmesine engel değildir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">SGK Sağlık Kurulunun belirlediği maluliyet oranı kesin değildir. Önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilir, uyuşmazlık devam ederse konu İş Mahkemesine taşınır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Maluliyet oranının %0 çıkması bütün tazminat haklarını ortadan kaldırmaz. Geçici iş göremezlik ve gelir kaybı gibi maddi zararlar ile manevi tazminat ayrıca değerlendirilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>İş kazasında belirlenen maluliyet oranı, SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirini ve işverenden talep edilecek <strong>tazminatın hesaplanmasını doğrudan etkiler.</strong> Bu nedenle meslekte kazanma gücü kaybının doğru tespit edilmesi, işçinin uğradığı zararın karşılığının belirlenmesi açısından en önemli noktalardandır.</p>
<p>SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenen oranın gerçek sağlık durumunu yansıtmaması veya kazaya bağlı kalıcı kayıpların eksik değerlendirilmesi durumunda maluliyet oranına itiraz edilir. İtiraz önce SGK üzerinden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna taşınır, <strong>uyuşmazlığın devam etmesi durumunda ise yargı yoluna başvurulur. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>maluliyet oranının hangi kurum tarafından nasıl belirlendiğine, bu orana nasıl itiraz edilebileceğine ve itiraz sürecine bağlı olarak sürecin nasıl ilerletilmesi gerektiğine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">İş kazalarında maluliyet oranındaki uyuşmazlıkların temelinde çoğu zaman yaralanmanın varlığından çok, kazanın işçinin mesleğini ve çalışma kapasitesini ne ölçüde etkilediğinin doğru ortaya konulamaması bulunur. Aynı tıbbi hasar, yapılan işe ve kaybedilen fonksiyona göre çalışma hayatında farklı sonuçlar doğurur. Bu nedenle maluliyet tespitinde yalnızca tıbbi tanının değil, kalıcı kaybın işçinin mesleğini sürdürme kapasitesi üzerindeki gerçek etkisinin de doğru belirlenmesi gerekir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>İş Kazasında Maluliyet (Sürekli İş Göremezlik) Oranı Nedir? Neden Önemlidir?</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-maluliyet-orani-tespiti/"><strong>İş kazasında maluliyet oranı</strong></a>, kazanın sigortalının meslekte kazanma gücünde meydana getirdiği kalıcı kaybın oranını ifade eder. Bu oran, <strong>yetkili hastaneler tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporları ve tıbbi belgeler incelenerek SGK tarafından belirlenir. </strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi uyarınca meslekte kazanma gücünün <strong>en az %10 oranında azaldığının tespit edilmesi durumunda sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.</strong> Maluliyet oranının %10&#8217;un altında kalması SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasına engeldir fakat işverenden tazminat talep edilmesine engel değildir. İş kazası nedeniyle kalıcı bir zarar oluşmuşsa, işverenin kusuru ve diğer tazminat şartları doğrultusunda maddi ve manevi tazminat talep edilir.</p>
<p>Belirlenen maluliyet oranı, iş kazası nedeniyle talep edilecek maddi tazminatın hesaplanmasında kullanılan temel verilerden biridir. <strong>İşçinin yaşı, ücreti, kusur durumu ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan zarar hesaplanır.</strong> Bu nedenle sağlık durumunu veya kalıcı kaybı gerçeğe uygun şekilde yansıtmayan bir oran, hem SGK tarafından bağlanacak geliri hem de işverenden talep edilecek tazminatın miktarını doğrudan etkiler.</p>
<h2>Maluliyet Oranı Yüzde 0 Çıkarsa Tazminat Alınabilir Mi?</h2>
<p>İş kazası sonrasında <strong>maluliyet oranının %0 çıkması tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz.</strong> Sürekli iş göremezliğin bulunmaması, iş kazası nedeniyle bedensel veya <strong>ruhsal bir zarar meydana gelmediği anlamına gelmez. </strong></p>
<p>Yargıtay uygulamasında da %0 sürekli iş göremezlik oranına rağmen kazanın kişide oluşturduğu elem, ruhsal etkiler ve tedavi süresi dikkate alınarak <strong>manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir.</strong> Manevi tazminatın belirlenmesinde olayın özellikleri, tarafların kusur durumu ve zararın ağırlığı birlikte değerlendirilir.</p>
<p>Maddi tazminat bakımından da %0 oran, iş kazasından kaynaklanan bütün zarar kalemlerini ortadan kaldırmaz. <strong>İşçinin tedavi ve iyileşme döneminde çalışamaması nedeniyle oluşan geçici iş göremezlik ve gelir kaybı, sürekli iş göremezlik zararından ayrı değerlendirilir.</strong> Bu nedenle %0 maluliyet oranı sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat hesabını etkilerken, iş kazasından doğan diğer maddi zararlar ile manevi tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Maluliyet Oranı Nasıl ve Hangi Kurum Tarafından Belirlenir?</h2>
<p><strong>İş kazasında maluliyet yani meslekte kazanma gücü kaybı oranını SGK belirler.</strong> İşçi, sağlık kurulu raporunun düzenlenmesi için SGK tarafından yetkilendirilmiş hastanelerden birine sevk edilir. Bu hastaneler, SGK&#8217;nın sağlık kurulu raporu düzenleme konusunda yetkilendirdiği devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri veya üniversite hastaneleri gibi sağlık kuruluşlarıdır.</p>
<p>Hastanede iş kazası sonucunda oluşan kalıcı rahatsızlıklar ilgili branşlar tarafından muayene edilir, gerekli tetkikler yapılır ve kazaya bağlı kalıcı bulgular sağlık kurulu raporuna kaydedilir. <strong>Hastane maluliyet oranını belirlemez, yalnızca işçinin sağlık durumunu ve kazaya bağlı kalıcı bulguları raporlar.</strong></p>
<p>Sağlık kurulu raporu ve rapora dayanak oluşturan tıbbi belgeler SGK tarafından incelenir. İş kazasına bağlı rahatsızlığın niteliği, işçinin yaptığı iş ve yaşı gibi unsurlar değerlendirilerek meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit edilir. Birden fazla kalıcı hasar bulunması durumunda oranlar doğrudan toplanmaz. İlgili oranlar <strong>Balthazard formülü kullanılarak birleştirilir.</strong> Böylece işçinin sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmiş olur.</p>
<h2>İş Kazasında Maluliyet Oranına Nasıl İtiraz Edilir?</h2>
<p>İş kazası sonucunda SGK tarafından belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranının sağlık durumunu doğru yansıtmadığı düşünülüyorsa bu orana itiraz edilir. Maluliyet oranı, iş kazası nedeniyle hesaplanacak maddi tazminatın temel verilerinden biri olduğundan oranın doğru belirlenmesi tazminat miktarını doğrudan etkiler. <strong>Gerçek kaybın altında belirlenen bir oran, işçinin sürekli iş göremezlik nedeniyle talep edeceği tazminatın da daha düşük hesaplanmasına neden olur.</strong></p>
<p>Maluliyet oranına itiraz yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda hukuki sonuçları bulunan bir süreçtir. <strong>Bu nedenle sürecin iş kazaları ve tazminat hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi</strong> eksik veya hatalı değerlendirilen tıbbi bulguların tespit edilmesi, itiraz gerekçelerinin doğru oluşturulması ve Yüksek Sağlık Kurulu ile devamındaki yargı sürecinin usulüne uygun yürütülmesi açısından önem taşır.</p>
<p>İtiraz sürecini birkaç adımda aşağıdaki şekilde detaylandırabiliriz:</p>
<ul>
<li>Yetkili hastaneden alınan sağlık kurulu raporu ve diğer tıbbi belgeler incelenerek meslekte kazanma gücü kaybı oranı SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenir.</li>
<li>Belirlenen orana itiraz, ilgili <strong>Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezine</strong> dilekçe verilerek yapılır. İtiraz gerekçeleri dilekçede açıkça belirtilir.</li>
<li>SGK, itiraz üzerine dosyayı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderir. Kurul, ilk karara esas sağlık kurulu raporlarını ve tıbbi belgeleri inceleyerek meslekte kazanma gücü kaybı oranı hakkında yeniden karar verir.</li>
<li>Kurul ilk belirlenen oranı değiştirebilir veya aynı bırakabilir. Yüksek Sağlık Kurulunun verdiği karar SGK açısından bağlayıcıdır ancak<strong> işçi ve işveren açısından kesin ve değiştirilemez bir karar değildir.</strong></li>
<li>İtirazın kabul edilmemesi ve Yüksek Sağlık Kurulunun ilk belirlenen oranı değiştirmemesi ya da belirlenen yeni oranın yine gerçeği yansıtmaması durumunda uyuşmazlık İş Mahkemesine taşınır. Mahkeme, maluliyet oranının yeniden değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alır.</li>
<li>Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen oranlar arasında çelişki bulunması durumunda<strong> bu çelişki, Adli Tıp Kurumunun ilgili üst kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeyle giderilir.</strong></li>
</ul>
<p>Dolayısıyla <strong>SGK Sağlık Kurulunun ilk belirlediği maluliyet oranı kesin değildir.</strong> İlk aşamada Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilir. Bu aşamada da sonuç değişmezse uyuşmazlık yargıya taşınır ve maluliyet oranı Adli Tıp Kurumu incelemesiyle yeniden değerlendirilir.</p>
<h2>İtiraz Nereye Yapılır?</h2>
<p><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-maluliyet-orani-tespiti/"><strong>İş kazasında belirlenen maluliyet oranına</strong></a> ilk itiraz Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezine yapılır. İtiraz dilekçesi doğrudan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna verilmez. <strong>SGK&#8217;ya yapılan başvuru üzerine dosya, yeniden değerlendirilmek üzere Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilir.</strong> Yüksek Sağlık Kurulu, Kurum Sağlık Kurulunun belirlediği meslekte kazanma gücü kaybı oranına yapılan itirazı inceleyen mercidir.</p>
<p>Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı da işçinin gerçek maluliyet durumunu yansıtmıyorsa uyuşmazlık yargıya taşınır.<strong> Bu aşamada görevli mahkeme İş Mahkemesidir.</strong> Yüksek Sağlık Kurulunun kararı SGK Sağlık Kurullarını bağlamakla birlikte işçi açısından yargı yolunu kapatmaz. Mahkeme aşamasında maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu incelemesine başvurulur.</p>
<h2>Maluliyet Oranına İtiraz İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?</h2>
<p>Maluliyet oranına itirazda, belirlenen oranın neden hatalı olduğunu ortaya koyan tıbbi belgeler dosyanın en önemli bölümünü oluşturur. Özellikle <strong>ilk değerlendirmede dikkate alınmayan bir rahatsızlık, kalıcı fonksiyon kaybı veya tedavi sonucu varsa</strong> bunların belgelerle ortaya konulması gerekir. İtiraz başvurusunda şu belgelere yer verilmesi faydalıdır:</p>
<ul>
<li>SGK Sağlık Kurulu tarafından verilen maluliyet oranı kararı</li>
<li>Maluliyet oranına neden itiraz edildiğini açıklayan itiraz dilekçesi</li>
<li>İş kazası sonrasında düzenlenen sağlık kurulu ve hastane raporları</li>
<li>Ameliyat raporları, epikrizler ve tedavi sürecine ilişkin diğer tıbbi belgeler</li>
<li>MR, tomografi, röntgen, EMG ve benzeri tetkik sonuçları</li>
<li>Varsa ilk değerlendirmeden sonra alınan yeni rapor ve tıbbi belgeler</li>
<li>İş kazasına ilişkin tutanak ve diğer kaza belgeleri</li>
<li>Başvuru avukat aracılığıyla yapılıyorsa vekaletname</li>
</ul>
<p>İtiraz dosyasına mümkün olduğunca fazla belge eklemekten ziyade, maluliyet oranının neden gerçeği yansıtmadığını gösteren doğru belgelerin sunulması doğru yaklaşımdır. Örneğin; <strong>hareket kısıtlılığı ilk raporda değerlendirilmemişse bunu gösteren ortopedi muayenesi ve tetkikler; sinir hasarı bulunuyorsa EMG sonuçları itirazın doğrudan dayanağını oluşturur.</strong> Bu nedenle tıbbi belgeler ile itiraz gerekçelerinin birbiriyle uyumlu şekilde hazırlanması gerekir.</p>
<h2>Maluliyet Oranına İtiraz Dilekçesi Nasıl Yazılır?</h2>
<p>Maluliyet oranına itiraz dilekçesi, <strong>belirlenen oranın neden gerçeği yansıtmadığını somut tıbbi bulgular ve belgeler üzerinden detaylarıyla açıklamalıdır.</strong> Bu yönüyle, dilekçede yalnızca daha yüksek bir oran talep edilmesinin yeterli ve anlamlı olmadığını belirtmemiz gerekir.</p>
<p>İtiraz dilekçesinde aşağıda yer alan bilgiler mutlaka yer almalıdır:</p>
<ul>
<li>Başvurunun yapılacağı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü veya Sosyal Güvenlik Merkezi</li>
<li>Başvuranın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve iletişim bilgileri</li>
<li>İtiraz edilen SGK kararının tarih ve sayısı</li>
<li>Belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranı</li>
<li>Orana hangi nedenlerle itiraz edildiğinin açıklaması</li>
<li>Eksik veya hatalı değerlendirildiği düşünülen rahatsızlık ve kalıcı fonksiyon kayıpları</li>
<li>İtiraz gerekçelerini destekleyen sağlık raporu, tetkik ve diğer tıbbi belgelere ilişkin açıklamalar</li>
<li>Dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilerek yeniden değerlendirilmesi talebi</li>
<li>Ekler, tarih ve imza</li>
</ul>
<p>Dilekçenin en önemli bölümü itiraz gerekçesidir. Örneğin; <strong>yalnızca “%15 olarak belirlenen oran düşüktür” denilmesi yerine, “iş kazası sonucunda sol el başparmağında oluşan kalıcı hareket kısıtlılığı değerlendirmeye alınmamıştır” şeklinde somut gerekçe gösterilmeli</strong> ve bu iddiayı destekleyen sağlık raporu veya tetkike atıf yapılmalıdır. Böylece hangi tıbbi bulguya dayanılarak oranın yeniden değerlendirilmesinin talep edildiği açık biçimde ortaya konulur.</p>
<h2>İtiraz Sürecinde Zamanaşımı</h2>
<p>SGK tarafından belirlenen maluliyet oranına Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde yapılacak itiraz için mevzuatta belirlenmiş <strong>genel bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır.</strong> Bununla birlikte itirazın geciktirilmemesi, <strong>maluliyet oranının kesinleştirilmesi ve buna bağlı tazminat sürecinin yürütülmesi açısından</strong> önemlidir.</p>
<p>İş kazası nedeniyle işverene karşı ileri sürülecek maddi ve manevi tazminat taleplerinde ise kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Kazanın aynı zamanda suç oluşturması durumunda ise daha uzun ceza zamanaşımı süresinin uygulanması da gündeme gelir. <strong>Maluliyetin zaman içerisinde geliştiği veya zararın kapsamının sonradan belirlenebilir hale geldiği durumlarda</strong> zamanaşımının başlangıcı ayrıca değerlendirilir.</p>
<h2>Maluliyet Oranının Tespiti Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>SGK ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığı düşünülüyorsa uyuşmazlık İş Mahkemesine taşınır. <strong>Yargılama sırasında meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi için dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilir.</strong> Adli Tıp Kurumu, işçinin tıbbi belgelerini ve önceki sağlık kurulu raporlarını inceler ve <strong>gerekli olduğunda işçiyi muayene ederek</strong> maluliyet oranı hakkında rapor düzenler.</p>
<p>Maluliyet oranına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için <strong>her durumda ayrı bir dava açılması gerekmez.</strong> Devam eden iş kazası tazminat davasında Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen orana itiraz edilmişse, mahkeme maluliyet oranını aynı dava içerisinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle kesinleştirir. <strong>Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu raporları arasında farklılık bulunması durumunda</strong> ise çelişkinin giderilmesi için dosya Adli Tıp Kurumunun ilgili üst kuruluna gönderilir. Maluliyet oranı kesinleştirildikten sonra bu oran <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tazminat-hesaplama/"><strong>iş kazası tazminatı</strong></a> hesabında esas alınır.</p>
<h3>Maluliyet oranına itiraz etmek için avukat gerekir mi?</h3>
<p>Maluliyet oranına itiraz için <strong>avukatla temsil zorunlu değildir</strong> ve  işçi, itiraz dilekçesini kendisi de SGK&#8217;ya verebilir. Diğer taraftan, maluliyet oranı hem sürekli iş göremezlik gelirini hem de iş kazası tazminatının hesaplanmasını doğrudan etkilediğinden, <strong>hangi tıbbi bulgunun eksik değerlendirildiğinin belirlenmesi ve itiraz sürecinin doğru yürütülmesi</strong> açısından iş kazaları alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir.</p>
<h3>Maluliyet oranına itiraz edilirse oran düşebilir mi?</h3>
<p>Maluliyet oranına itiraz edilmesi, oranın mutlaka yükseltileceği anlamına gelmez. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu dosyayı yeniden değerlendirerek mevcut oranı değiştirebilir veya aynı bırakabilir, sonraki kontrol ve yargılama süreçlerinde de farklı oranlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle itirazdan önce mevcut tıbbi belgelerin ve itiraz gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi ve <strong>eğer süreçte uzman bir avukat ile çalışıyorsanız onun yönlendirmelerine bağlı hareket edilmesi gerekir.</strong></p>
<h3>Yüksek Sağlık Kurulu kararı kesin midir?</h3>
<p>Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı SGK Sağlık Kurullarını bağlar fakat işçi, işveren ve mahkeme açısından kesin değildir. <strong>Belirlenen orana ilişkin uyuşmazlık devam ediyorsa konu İş Mahkemesine taşınır</strong> ve yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak maluliyet oranı yeniden değerlendirilir.</p>
<h3>Maluliyet oranı mahkemede yeniden belirlenebilir mi?</h3>
<p>Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz edilmesi durumunda mahkeme, gerekli tıbbi incelemeleri yaptırarak maluliyet oranını yeniden değerlendirir. Bu süreçte Adli Tıp Kurumundan rapor alınır, önceki raporlarla <strong>çelişki bulunuyorsa bu çelişkinin giderilmesi için ilgili üst kurul incelemesine başvurulur.</strong></p>
<h3>Adli Tıp raporu ile SGK raporu farklı çıkarsa ne olur?</h3>
<p>SGK veya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen oran ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında farklılık bulunması durumunda çelişkinin giderilmesi gerekir. Mahkeme, ilgili mevzuata uygun şekilde üst kurul incelemesine başvurarak <strong>maluliyet oranını kesinleştirir ve tazminat hesabını belirlenen nihai oran üzerinden yaptırır.</strong> Yargıtay uygulamasında da farklı oranların bulunduğu dosyalarda bu inceleme silsilesinin tamamlanması aranır.</p>
<h3>İtiraz sürerken mevcut oran üzerinden maaş/gelir alınabilir mi?</h3>
<p>Maluliyet oranına itiraz edilmesi, SGK&#8217;nın mevcut kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve buna bağlı olarak işçiye <strong>sürekli iş göremezlik geliri bağlanmışsa itiraz sürecinde mevcut karar uygulanmaya devam eder.</strong> Oran itiraza bağlı olarak değiştirilirse gelir de yeni karara göre yeniden değerlendirilir. Yeni oranın geçmiş dönem ödemelerine nasıl yansıyacağı ise kararın niteliğine ve uygulanacağı tarihe göre belirlenir.</p>
<h3>Maluliyet tespit davası devam ederken tazminat davası açılabilir mi?</h3>
<p>Maluliyet oranının henüz kesinleşmemiş olması iş kazası nedeniyle tazminat davası açılmasına tek başına engel değildir. Maluliyet oranının ayrı bir davada tespit edilmesi gerekiyorsa mahkeme <strong>bu davanın sonucunu bekletici mesele yaparak kesin oran belirlendikten sonra tazminat hesabına devam eder.</strong> Somut dosyaya göre mahkeme, maluliyet oranının tespiti için ayrıca dava açılması amacıyla süre de verebilir.</p>
<h3>Maluliyet tespiti için işçinin bizzat muayene edilmesi zorunlu mu?</h3>
<p>Maluliyet oranına itiraz sürecinde her aşamada bizzat muayene zorunlu değildir. SGK Sağlık Kurulu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu değerlendirmelerini sağlık kurulu raporları ve dosyadaki tıbbi belgeler üzerinden yapar. <strong>Yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu ise dosyadaki mevcut tıbbi belgeleri yeterli görmezse işçiyi muayeneye çağırır.</strong> Dolayısıyla hukuki sürecin ihtiyacına bağlı olarak muayene tekrarı değişecektir.</p>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Maluliyet oranına itiraz etmek için avukat gerekir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Maluliyet oranına itiraz için avukatla temsil zorunlu değildir ve  işçi, itiraz dilekçesini kendisi de SGK’ya verebilir. Diğer taraftan, maluliyet oranı hem sürekli iş göremezlik gelirini hem de iş kazası tazminatının hesaplanmasını doğrudan etkilediğinden, hangi tıbbi bulgunun eksik değerlendirildiğinin belirlenmesi ve itiraz sürecinin doğru yürütülmesi açısından iş kazaları alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir."}},{"@type":"Question","name":"Maluliyet oranına itiraz edilirse oran düşebilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Maluliyet oranına itiraz edilmesi, oranın mutlaka yükseltileceği anlamına gelmez. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu dosyayı yeniden değerlendirerek mevcut oranı değiştirebilir veya aynı bırakabilir, sonraki kontrol ve yargılama süreçlerinde de farklı oranlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle itirazdan önce mevcut tıbbi belgelerin ve itiraz gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi ve eğer süreçte uzman bir avukat ile çalışıyorsanız onun yönlendirmelerine bağlı hareket edilmesi gerekir."}},{"@type":"Question","name":"Yüksek Sağlık Kurulu kararı kesin midir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı SGK Sağlık Kurullarını bağlar fakat işçi, işveren ve mahkeme açısından kesin değildir. Belirlenen orana ilişkin uyuşmazlık devam ediyorsa konu İş Mahkemesine taşınır ve yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak maluliyet oranı yeniden değerlendirilir."}},{"@type":"Question","name":"Maluliyet oranı mahkemede yeniden belirlenebilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz edilmesi durumunda mahkeme, gerekli tıbbi incelemeleri yaptırarak maluliyet oranını yeniden değerlendirir. Bu süreçte Adli Tıp Kurumundan rapor alınır, önceki raporlarla çelişki bulunuyorsa bu çelişkinin giderilmesi için ilgili üst kurul incelemesine başvurulur."}},{"@type":"Question","name":"Adli Tıp raporu ile SGK raporu farklı çıkarsa ne olur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"SGK veya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen oran ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında farklılık bulunması durumunda çelişkinin giderilmesi gerekir. Mahkeme, ilgili mevzuata uygun şekilde üst kurul incelemesine başvurarak maluliyet oranını kesinleştirir ve tazminat hesabını belirlenen nihai oran üzerinden yaptırır. Yargıtay uygulamasında da farklı oranların bulunduğu dosyalarda bu inceleme silsilesinin tamamlanması aranır."}},{"@type":"Question","name":"İtiraz sürerken mevcut oran üzerinden maaş/gelir alınabilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Maluliyet oranına itiraz edilmesi, SGK’nın mevcut kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve buna bağlı olarak işçiye sürekli iş göremezlik geliri bağlanmışsa itiraz sürecinde mevcut karar uygulanmaya devam eder. Oran itiraza bağlı olarak değiştirilirse gelir de yeni karara göre yeniden değerlendirilir. Yeni oranın geçmiş dönem ödemelerine nasıl yansıyacağı ise kararın niteliğine ve uygulanacağı tarihe göre belirlenir."}},{"@type":"Question","name":"Maluliyet tespit davası devam ederken tazminat davası açılabilir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Maluliyet oranının henüz kesinleşmemiş olması iş kazası nedeniyle tazminat davası açılmasına tek başına engel değildir. Maluliyet oranının ayrı bir davada tespit edilmesi gerekiyorsa mahkeme bu davanın sonucunu bekletici mesele yaparak kesin oran belirlendikten sonra tazminat hesabına devam eder. Somut dosyaya göre mahkeme, maluliyet oranının tespiti için ayrıca dava açılması amacıyla süre de verebilir."}},{"@type":"Question","name":"Maluliyet tespiti için işçinin bizzat muayene edilmesi zorunlu mu?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Maluliyet oranına itiraz sürecinde her aşamada bizzat muayene zorunlu değildir. SGK Sağlık Kurulu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu değerlendirmelerini sağlık kurulu raporları ve dosyadaki tıbbi belgeler üzerinden yapar. Yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu ise dosyadaki mevcut tıbbi belgeleri yeterli görmezse işçiyi muayeneye çağırır. Dolayısıyla hukuki sürecin ihtiyacına bağlı olarak muayene tekrarı değişecektir."}},{"@type":"Question","name":"Maluliyet Oranı Yüzde 0 Çıkarsa Tazminat Alınabilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Yargıtay uygulamasında da %0 sürekli iş göremezlik oranına rağmen kazanın kişide oluşturduğu elem, ruhsal etkiler ve tedavi süresi dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Manevi tazminatın belirlenmesinde olayın özellikleri, tarafların kusur durumu ve zararın ağırlığı birlikte değerlendirilir."}}]}</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasinda-maluliyet-oranina-itiraz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Etmenin Cezası</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 16:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2510</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Trafik kazasında olay yerini terk etmeye ilişkin dört kritik nokta: 1 Olay yerini terk etmek, kazadaki kusur oranını kendiliğinden artırmaz. Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza sonrasındaki terk ihlali ayrı ayrı değerlendirilir. 2 Eylül 2026 itibarıyla olay yerini terk etmenin idari para cezası 46.000 TL&#8217;dir. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda buna 1-3 yıl &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Trafik kazasında olay yerini terk etmeye ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Olay yerini terk etmek, kazadaki kusur oranını kendiliğinden artırmaz. Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza sonrasındaki terk ihlali ayrı ayrı değerlendirilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eylül 2026 itibarıyla olay yerini terk etmenin idari para cezası 46.000 TL&#8217;dir. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda buna 1-3 yıl hapis ve sürücü belgesinin 2 yıl geri alınması da eklenir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tedavi, yardım veya can güvenliği gibi zorunlu nedenlerle olay yerinden ayrılmak farklı değerlendirilir. Ayrılma nedeninin somut delillerle ortaya konulması önem taşır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Olay yerini terk etmek sigorta bakımından da sonuç doğurur. Sigorta şirketi, şartları oluştuğunda zarar görene ödediği tazminatı kendi sigortalısından rücu yoluyla geri talep eder.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>27 Şubat 2026&#8217;da yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun ile güncel halini alan yaptırımlara göre, trafik kazasında zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk eden sürücüye <strong>46.000 TL idari para ceza uygulanır</strong> ve kaza yaralanma yahut ölümle sonuçlanmışsa bu yaptırıma ek olarak<strong> 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir</strong> ve <strong>sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</strong> Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile olay yerini terk ihlali ise birbirinden ayrı değerlendirilir ve sürücünün<strong> kazadaki kusur oranı, terk nedeniyle uygulanacak yaptırımı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>trafik kazası sonrasında sürücülerin yasal sorumluluklarına,, kaza yerinden ayrılmanın sigorta şirketinin rücu talebine etkisine ve idari yaptırımlara ve itiraz sürecine</strong><b> </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Olay yerini terk dosyalarında yalnızca sürücünün kaza yerinden ayrılıp ayrılmadığına bakılması yeterli değildir. Kazanın maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü olması, sürücünün ayrılma nedeni ve bunu hangi delillerle ispatladığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle sigorta rücusu bakımından, olay yerinin terk edildiğinin ispatı ile terkin zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığı dosyanın sonucunu doğrudan belirleyen iki ayrı hukuki meseledir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Trafik Kazası Sonrasında Sürücünün Yasal Sorumlulukları</h2>
<p>Trafik kazasına karışan sürücünün ilk yükümlülüğü aracını güvenli şekilde durdurmak, kaza yerinde gerekli trafik güvenliği önlemlerini almak ve <strong>kazanın oluşumunun belirlenmesinde kullanılacak iz ve delilleri korumaktır.</strong> Sürücü ayrıca kazaya karışan diğer kişilerin talebi halinde <strong>kimlik, adres, sürücü belgesi, araç ruhsatı ve sigorta bilgilerini paylaşmalıdır.</strong></p>
<p>Kazanın polis veya jandarmaya bildirilmesi gereken durumlarda sürücünün kolluğa haber vermesi ve gerekli işlemler tamamlanmadan olay yerinden ayrılmaması gerekir. Bununla birlikte yalnızca maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların anlaşabildiği kazalarda sürücüler kaza tespit tutanağını düzenleyerek kolluğun gelmesini beklemeden olay yerinden ayrılabilir. <strong>Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu nedenler de ayrıca değerlendirilir.</strong></p>
<p>Bu yükümlülüklerin ihlali, kazanın meydana gelmesindeki kusurdan ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle bir sürücünün kazada kusurlu olup olmadığı ile kazadan sonra olay yerinde yerine getirmesi gereken yükümlülüklere uyup uymadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Trafik Kazasında Kaza Yerini Terk Etmenin Cezası</h2>
<p>Trafik kazasında olay yerini terk etmenin yaptırımları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 81/3. maddesinde düzenlenmiştir ve ilgili madde, <strong>27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun ile değiştirilmiş</strong> ve olay yerini terk etmeye ilişkin yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. Uygulanacak yaptırım, kazanın yalnızca maddi hasarla mı yoksa yaralanma veya ölümle mi sonuçlandığına göre değişkenlik göstermektedir:</p>
<ul>
<li>Anlaşma hali dışında, zorunlu bir neden bulunmaksızın ve polis veya jandarmanın izni olmadan olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</li>
<li>Kaza <strong>yalnızca maddi hasarla sonuçlanmışsa olay yerini terk nedeniyle 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong> Ayrıca hapis cezası veya 2 yıllık sürücü belgesini geri alma yaptırımı uygulanmaz.</li>
<li>46.000 TL idari para cezasına<strong> ek olarak sürücü hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.</strong></li>
<li>Yaralanmalı veya ölümlü kazada olay yerini terk eden sürücünün sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</li>
<li>İki yıllık süre tamamlandıktan sonra <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/el-konulan-ehliyeti-geri-alma/"><strong>sürücü belgesinin iade edilebilmesi</strong></a> için Karayolları Trafik Kanunu kapsamında verilen<strong> idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması gerekir.</strong></li>
</ul>
<p>Bu yaptırımlar, sürücünün kazanın meydana gelmesindeki kusurundan ayrı olarak değerlendirilir. Başka bir ifadeyle <strong>kazadaki kusur oranı bir konu, kazadan sonra zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerinin terk edilmesi ise ayrı bir ihlaldir.</strong></p>
<h2>Kaza Yerinden Ayrılmak Hangi Durumlarda Cezaya Neden Olur?</h2>
<p>Trafik kazasına karışan sürücünün <strong>anlaşma hali veya olay yerinden ayrılmasını zorunlu kılan bir neden bulunmaksızın</strong> gerekli işlemleri yerine getirmeden kaza yerinden ayrılması idari yaptırıma neden olur. Kazanın yalnızca maddi hasarla sonuçlanması veya <strong>araçtaki hasarın küçük olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.</strong> <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/"><strong>Park halindeki bir araca çarpıp</strong></a> araç sahibine ulaşmadan, gerekli bilgileri bırakmadan ve kolluğa haber vermeden ayrılmak da bu kapsamda değerlendirilir.</p>
<p>Buna karşılık yalnızca maddi hasarlı kazalarda tarafların anlaşarak <strong>kaza tespit tutanağını düzenlemesi ve gerekli bilgi alışverişini tamamlaması durumunda</strong> kolluğun gelmesini beklemeden olay yerinden ayrılmaları mümkündür. Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi <strong>zorunlu nedenlerle olay yerinden ayrılma da farklı değerlendirilir.</strong> Yaralanmalı veya ölümlü kazada zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerinin terk edilmesi ise idari yaptırımın yanında <strong>hapis cezası ve sürücü belgesinin geri alınması sonucunu</strong> da doğurur.</p>
<h2>Olay Yerini Terk Etmede Zorunlu Neden ve İspat Yükü</h2>
<p>Olay yerinden ayrılmanın hukuki sonucu değerlendirilirken sürücünün neden ayrıldığı belirleyicidir. Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, <strong>can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu durumlar ile herhangi bir zorunluluk bulunmaksızın olay yerinden ayrılma aynı şekilde değerlendirilmez</strong>. Hastane kayıtları, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve sürücünün kazadan sonraki davranışları ayrılma nedeninin belirlenmesinde kullanılır.</p>
<p>Sigorta rücu uyuşmazlığında sürücünün olay yerini terk ettiğini öncelikle sigorta şirketi ispatlamalıdır. Terk olgusu ortaya konulduktan sonra sürücü, olay yerinden tedavi, yardım, can güvenliği veya benzeri zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni kendisi ispatlamalıdır. <strong>Zorunlu nedenin ispatlanamaması durumunda olay yerini terk, sigorta şirketinin zarar görene ödediği tazminat bakımından rücu sebebi oluşturur.</strong></p>
<h2>Maddi Hasarlı Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Etmek</h2>
<p>Trafik kazasının yalnızca maddi hasarla sonuçlanması, sürücünün olay yerinde yerine getirmesi gereken yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Anlaşma hali veya olay yerinden ayrılmayı zorunlu kılan bir neden bulunmaksızın kaza yerinin terk edilmesi durumunda 46.000 TL idari para cezası uygulanır. Maddi hasarlı kazalarda,<strong> yaralanmalı veya ölümlü kazalarda olay yerini terk için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınması</strong> yaptırımı uygulanmaz.</p>
<p>Tarafların yalnızca maddi hasarla sonuçlanan kazada anlaşarak kaza tespit tutanağı düzenlemesi durumunda kolluğun gelmesini beklemeleri gerekmez ve işlemler tamamlandıktan sonra olay yerinden ayrılabilirler. Buna karşılık taraflardan birinin diğer sürücüyle gerekli işlemleri tamamlamadan ve polis veya jandarmaya haber vermeden olay yerini terk etmesi idari yaptırımın gündeme gelmesine neden olur. Önemli belirtmek gerekir ki, <strong>hasarın küçük olması da bu yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<p>Olay yerini terk etmenin sonucu yalnızca idari para cezasıyla sınırlı değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını gidererek <strong>salt maddi hasarlı trafik kazalarında da olay yerini terk etmenin zorunlu trafik sigortası bakımından rücu sebebi olduğuna karar vermiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/11202, K. 2025/2473, T. 13.02.2025)</strong>. Buna göre sigorta şirketi zarar görene ödeme yaptıktan sonra olay yerinin zorunlu bir neden olmaksızın terk edildiğinin belirlenmesi durumunda ödediği tazminatı sigortalısına rücu edebilir.</p>
<h2>Yaralanmalı veya Ölümlü Kazada Olay Yerini Terk Etmenin Sonuçları</h2>
<p>Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazasında zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk etmek, yalnızca idari para cezasına değil, <strong>hapis cezası ve sürücü belgesinin geri alınmasına da neden olur.</strong> Bunun yanında yaralıya yardım edilmemesi ve trafik sigortası kapsamında yapılan ödemeler bakımından ayrıca hukuki sonuçlar doğurur ve ilgili yaptırımları şöyle özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li>46.000 TL idari para cezası uygulanır.</li>
<li>Olay yerini terk eden sürücü hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.</li>
<li>Sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.</li>
</ul>
<p>Kazada kendini idare edemeyecek durumda bulunan yaralıya yardım edilmemesi veya durumun derhâl yetkili makamlara bildirilmemesi, ayrıca<strong> TCK m.98&#8217;de düzenlenen yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu oluşturur.</strong></p>
<p>Olay yerinin zorunlu bir neden olmaksızın terk edilmesi halinde trafik sigortacısının zarar görene ödediği tazminat bakımından sigortalısına rücu hakkı doğar.</p>
<p>Bu yaptırımların hukuki dayanakları birbirinden farklıdır. Bu nedenle sürücü hakkında olay yerini terk nedeniyle idari ve cezai yaptırımlar uygulanırken,<strong> yardım yükümlülüğünün ihlali ayrıca değerlendirilir ve sigorta şirketinin rücu talebi de gündeme gelir.</strong> Bununla birlikte olay yerini terk etmek, sürücünün kazanın meydana gelmesindeki kusur oranını kendiliğinden artırmaz, kazadaki kusur ayrıca belirlenir.</p>
<h3>Yaralıya yardım etmeden olay yerinden ayrılmak suç mudur?</h3>
<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 98. maddesinde düzenlenen<strong> “yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi” suçu kapsamında</strong>, kazada yaralanan ve kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye, durumun elverdiği ölçüde yardım etmemek veya durumu derhal yetkili makamlara bildirmemek suç oluşturur. Bu fiil için bir yıla kadar hapis veya <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/adli-para-cezasi/"><strong>adli para cezası</strong></a> öngörülür. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle <strong>kişinin ölmesi durumunda ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk eden sürücü nasıl tespit edilir?</h3>
<p>Olay yerini terk eden sürücünün tespitinde <strong>güvenlik ve trafik kameraları, araç içi kamera görüntüleri, tanık beyanları, plaka bilgisi ve kaza yerindeki fiziksel bulgular</strong> birlikte değerlendirilir. Plakanın kamera görüntülerinden belirlenmesi durumundaaraç sahibine ulaşılır ve sürücünün kimliği ise kolluk tarafından yürütülen araştırma, alınan ifadeler ve diğer deliller üzerinden tespit edilir. <strong>Araçtan kopan parçalar, boya ve çarpışma izleri</strong> de şüpheli araçla kazanın ilişkilendirilmesinde kullanılabilir.</p>
<h3>Trafik kazası mahallini terk eden sürücüye karşı ne yapılmalıdır?</h3>
<p>Trafik kazasına karışan diğer sürücü olay yerinden ayrılırsa öncelikle polis veya jandarmaya haber vererek kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlamalısınız. Kaçan aracın plakası biliniyorsa plakayı, <strong>bilinmiyorsa aracın marka, model, renk ve kaçış yönü gibi ayırt edici bilgileri not edin</strong> ve kaza yerini, araçtaki hasarı ve varsa kaçan aracı gösteren fotoğraf veya videoları da mutlaka saklayın.</p>
<p>Yine çevrede kazayı gören kişiler varsa iletişim bilgilerini alın ve iş yeri, apartman, site veya trafik kameralarının bulunduğu noktaları kolluğa bildirin.<strong> Kamera kayıtları silinebileceğinden bunların tespiti ve korunması için hızlı hareket edilmesi</strong>, kaçan araç ile sürücünün belirlenmesi açısından önemlidir.</p>
<h3>Kaza yerini terk etmek kusur oranını etkiler mi? Trafik kazası tazminatında etkisi var mıdır?</h3>
<p>Olay yerini terk etmek <strong>tek başına kazadaki kusur oranını artırmaz</strong>. Kusur, sürücülerin kazanın meydana gelmesine neden olan trafik kuralı ihlallerine ve kazanın oluş şekline göre ayrıca belirlenir ve sürücünün sonradan olay yerinden ayrılması nedeniyle kendisine ayrıca bir kusur oranı verilmez. Bununla birlikte olay yerini terk, trafik sigortası bakımından ayrı bir rücu sebebi oluşturabileceğinden, <strong>kazadaki kusur oranı ile olay yerini terk nedeniyle doğabilecek sigorta sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk etmek sigorta ödemesini etkiler mi?</h3>
<p>Taraflardan birinin kaza yerini terk etmesi, zarar gören üçüncü kişiye zorunlu trafik sigortasından yapılacak ödemeyi tek başına ortadan kaldırmaz. Kazadaki kusur, zarar ve diğer tazminat şartları mevcutsa <strong>sigorta şirketi zarar gören kişinin trafik sigortası kapsamındaki zararını karşılar.</strong></p>
<p>Olay yerini terk etmenin belirleyici olduğu nokta, sigorta şirketi ile kendi sigortalısı arasındaki rücu ilişkisindedir.  Sürücünün<strong> tedavi, yardım veya can güvenliği gibi zorunlu bir neden bulunmaksızın olay yerini terk ettiğinin belirlenmesi durumunda</strong>, sigorta şirketinin zarar görene yaptığı ödemeyi sigortalısından geri isteme hakkı doğar. Bu nedenle olay yerini terk, zarar gören kişinin tazminat hakkından çok ödemeyi yapan sigorta şirketinin sonradan sigortalısına yönelmesi bakımından önem taşır.</p>
<h3>Olay yerini terk etmek kasko sigortasını etkiler mi?</h3>
<p>Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında, tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu durumlar dışında, ilgili ihlaller nedeniyle<strong> sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek amacıyla kaza yerinden ayrılması teminat dışında kalan haller</strong> arasında düzenlenmiştir.</p>
<p>Yargıtay da olay yerini terk edilen kasko uyuşmazlıklarında terkin nedenini ve sürücünün davranışını somut olayın koşullarına göre değerlendirmektedir. Örneğin; <strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2022/8658, K. 2022/10533 sayılı kararında,</strong> tek taraflı kazada sürücünün yaralandığına veya can güvenliğinin tehlikeye girdiğine ilişkin bir durum bulunmaması dikkate alınmış ve olay yerinin zorunlu bir nedenle terk edildiğini ispat yükünün sigortalıya geçtiği kabul edilmiştir.</p>
<p>Bu nedenle kaza sonrasında olay yerinden ayrılmış olmak tek başına kasko ödeme yapmaz sonucunu doğurmaz. <strong>Olay yerinden neden ayrıldığı, ayrılmanın zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığı</strong> ve sürücünün kimliğinin tespitini engellemeye yönelik olup olmadığı kasko teminatının değerlendirilmesinde belirleyicidir.</p>
<h3>Olay yerini terk eden araç bulunamazsa tazminat alınabilir mi?</h3>
<p>Kazaya neden olan araç veya sürücü tespit edilemese dahi yaralanma veya ölüm nedeniyle doğan tazminat talepleri Güvence Hesabına yöneltilebilir fakat<strong> Güvence Hesabı bedensel zararlardan doğan tazminatları karşılar. </strong></p>
<p>Başvuruda kazanın gerçekleştiğini ve bedensel zararı gösteren kolluk kayıtları, sağlık belgeleri ve talebin niteliğine göre gerekli diğer belgeler sunulmalıdır. Dolayısıyla <strong>yalnızca aracınızda maddi hasar meydana gelmiş ve çarpan araç tespit edilememişse Güvence Hesabından araç hasarı için ödeme alınamaz.</strong></p>
<h3>Kaza yerini terk etme cezasına nasıl itiraz edilir?</h3>
<p>Kaza yerini terk nedeniyle uygulanan idari para cezasına, cezanın tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurularak itiraz edebilirsiniz.</strong> Bu süre içerisinde başvuru yapılmaması durumda idari yaptırım kararı kesinleşecektir.</p>
<p>İtirazda olay yerinin terk edilmediğini veya ayrılmanın tedavi, yardım ya da can güvenliği gibi zorunlu bir nedene dayandığını gösteren<strong> kamera kayıtları, hastane belgeleri, tanık beyanları ve diğer deliller sunulmalıdır.</strong></p>
<p>Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazasında olay yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edilmesi durumunda sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır. Bu nedenle itiraz başvurusunda, <strong>şartları bulunuyorsa idari para cezasıyla birlikte sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemin kaldırılması da talep edilmelidir.</strong></p>
<h3>Olay yerini terk etmek asli kusur sayılır mı?</h3>
<p>Trafik kazalarında kusur, sürücülerin kazanın meydana gelmesine neden olan davranışlarına göre belirlenir ve 2918 sayılı<strong> Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84. maddesinde sayılan asli kusurlar içerisinde trafik kazası yerini terk etmek yer almaz.</strong></p>
<p>Olay yerini terk ise kazanın meydana gelmesinden sonra gerçekleşen <strong>ayrı bir ihlaldir.</strong> Bu nedenle sürücünün olay yerinden kaçmış olması, kazanın oluşumunda otomatik olarak asli kusurlu olduğu anlamına gelmez fakat terk nedeniyle idari veya cezai yaptırım uygulanması ve <strong>zorunlu trafik sigortası bakımından rücu sorumluluğunun doğması ayrıca gündeme gelir.</strong></p>
<p>Asli ve tali kusur kavramlarına ve durumlarına ilişkin daha fazla bilgi almak adına <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazalarinda-asli-ve-tali-kusur-oranlari/"><strong>Trafik Kazalarında Asli ve Tali Kusur Oranları</strong></a> içeriğimize göz atabilirsiniz.</p>
<h3>Çarpıp kaçan aracın plakası bilinmiyorsa ne yapılmalıdır?</h3>
<p>Çarpıp kaçan aracın plakası bilinmiyorsa öncelikle bulunduğunuz bölgeye göre polis yahut jandarmaya başvurarak<strong> kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlamalısınız.</strong> Çevredeki iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit etmeniz ve kayıtların silinmemesi istemeniz yahut imkan varsa kayıtları almanız da önemlidir. Yine varsa<strong> MOBESE kayıtları ve tanık beyanları</strong> da kaçan aracın ve sürücünün tespitinde kullanılabilir.</p>
<p>Yapılan araştırmaya rağmen araç tespit edilemezse ölüm veya bedensel zarar nedeniyle doğan ve kapsamına giren tazminatlar için Güvence Hesabına başvurulabilir ancak <strong>araçtaki maddi hasar ve değer kaybı Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz.</strong> Araç hasarı bakımından kasko poliçeniz varsa zarar, poliçe kapsamına göre kendi sigorta şirketinizden karşılanabilir.</p>
<p>Güvence Hesabına nasıl başvurulur, süreç nasıl ilerler, nelere dikkat edilmelidir vb. sorularınızın yanıtları için avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/"><strong>Güvence Hesabı Nedir? Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</strong></a> içeriğini inceleyebilirsiniz.</p>
<h3>Kazadan sonra hastaneye gitmek için olay yerinden ayrılabilir miyim?</h3>
<p>Sürücünün yahut kazada yaralanan başka bir kişinin tedavi ya da yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitmesi, kaza yerinden ayrılmayı haklı kılan zorunlu hallerden biri olarak değerlendirilir. <strong>Burada gerçekten tedavi ve yardım amacıyla hastaneye gidildiğinin ispatlanması gerekir.</strong> Aksi durumda sigorta şirketinin rücu talebi açısından kuvvetli bir itiraz olmaz.</p>
<p>Hastaneye gidişin acil servis kaydı, muayene saati, hasta kabul belgesi veya diğer sağlık kayıtlarıyla ortaya konulması ve <strong>durumun mümkün olan en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirilmesi, olay yerinden neden ayrıldığının somut olarak ortaya konulmasını sağlar.</strong></p>
<h3>Park halindeki araca çarpıp kaçmanın cezası nedir?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarpan sürücü, araç sahibi olay yerinde değilse araç sahibine ulaşmaya çalışmalı, eğer ulaşamıyorsa iletişim bilgilerini bırakmalı ve <strong>kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmelidir.</strong> Yalnızca not bırakılması, kolluğa bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan bir kazada bu yükümlülükleri yerine getirmeden <strong>olay yerinden ayrılan sürücüye 2026 yılı itibarıyla 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong> Çarpan sürücünün daha sonra tespit edilmesi durumunda araçta meydana gelen hasar ve varsa değer kaybı da kusur ve sigorta hükümlerine göre ayrıca karşılanır.</p>
<p>Bu konuda daha fazla bilgi için avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/"><strong>Park Halinde Araca Çarpma Durumunda Ne Yapılmalıdır?</strong></a> başlıklı içeriği inceleyebilirsiniz.</p>
<h3>Olay yerinden ayrıldıktan sonra tutanak tutulur mu?</h3>
<p>Sürücülerden birinin olay yerinden ayrılmış olması kazanın tutanak altına alınmasına engel değildir. Olay yerine polis yahut jandarma geldiğinde<strong> araçtaki hasarı, yol ve çarpışma izlerini ve diğer fiziksel bulguları kayıt altına alır ve varsa kamera görüntüleri ve tanık beyanlarından da yararlanarak</strong> kazanın gerçekleşme şeklini tespit eder.</p>
<p>Olay yerinden ayrılan sürücü daha sonra plaka, kamera kaydı veya diğer deliller üzerinden tespit edilirse kazaya ilişkin beyanı ayrıca alınır ve yürütülen işlemlere dahil edilir. Dolayısıyla sürücünün olay yerinden ayrılması, <strong>kazanın ve olay yerini terk ettiğinin sonradan delillerle tespit edilmesine engel değildir.</strong></p>
<h3>Olay yerinin terk edilmesi bir rücu sebebi midir?</h3>
<p>Kaza yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edimesi, trafik sigortası açısından rücu sebeplerinden biridir fakat <strong>sürücünün kaza sonrasında olay yerinden ayrılmış olması tek başına</strong> sigorta şirketinin ödediği tazminatı sigortalısından geri alacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Sigorta şirketinin olay yerini terk nedeniyle rücu talebinde bulunabilmesi için <strong>zarar gören üçüncü kişiye sigorta kapsamında bir ödeme yapmış olması ve sürücünün olay yerini zorunlu bir neden olmaksızın terk ettiğini ortaya koyması gerekir</strong>.</p>
<p>Sürücü ise tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni ispatlamalıdır. <strong>Zorunlu ayrılma nedeni ispatlanırsa</strong>, yalnızca olay yerinin terk edilmiş olması bu gerekçeyle rücu için yeterli değildir.</p>
<h3>Sigorta rücu süreci nasıl işler?</h3>
<p>Sigortanın şirketinin rücu süreci, trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye tazminat ödemesi ve sonrasında sigortalısına rücu edilmesini gerektiren bir neden bulunduğunun tespit edilmesiyle başlar ve<strong> olay yerinin zorunlu bir neden bulunmaksızın terk edilmesi, rücu sebeplerinden biridir.</strong></p>
<p>Sigorta şirketi ödediği tazminatı sigortalısından talep eder ve uygulamada bu talep yazılı bir rücu bildirimi veya ihtarnameyle iletilir. Rücu talebinin ödenmesi için kanunda herkes bakımından geçerli sabit bir süre bulunmadığından,<strong> ihtarnamede ödeme için belirtilen süre dikkate alınmalıdır</strong>. Bu süre içinde ödeme yapılmaması hâlinde sigorta şirketi alacağın tahsili için icra takibi veya dava yoluna başvurur.</p>
<p>Sigorta şirketinin talep ettiği tutarın doğrudan kabul edilmesi de zorunlu değildir. <strong>Hem rücu sebebine hem de talep edilen miktara itiraz edilebilir.</strong> Olay yerini terk nedeniyle rücu talep ediliyorsa sigorta şirketinin terk olgusunu ispatlaması, sürücünün ise zorunlu bir nedenle ayrıldığını ileri sürmesi durumunda bu nedeni ispatlaması gerekir. Bunun yanında sigorta şirketinin zarar görene gerçekten ne kadar ödeme yaptığı ve <strong>talep edilen tutarın tamamının rücu kapsamında bulunup bulunmadığı</strong> da ayrıca incelenmelidir.</p>
<h3>Kaza yaptıktan sonra korkup olay yerinden kaçtım, sigorta parayı benden alır mı?</h3>
<p>Sigortanın rücü hakkı noktasında belirleyici olan olay yerinden neden ayrıldığınız ve bu nedeni ispatlayıp ispatlayamadığınızdır. Yalnızca korku veya panik nedeniyle olay yerinden ayrılmak, <strong>tek başına sigorta şirketinin rücu hakkını ortadan kaldıran zorunlu bir neden olarak kabul edilmez.</strong></p>
<p>Sigorta şirketi olay yerini terk ettiğinizi ispatladıktan sonra, tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma ya da benzeri <strong>zorunlu bir nedenle ayrıldığınızı sizin ispatlamanız gerekir.</strong></p>
<p>Olay yerini zorunlu bir nedenle terk ettiğinizi ispatlayamazsanız, sigorta şirketinin zarar görene ödediği tazminatı size rücu etme hakkı vardır. Buna karşılık zorunlu ayrılma nedenini ispatlarsanız, yalnızca olay yerini terk etmiş olmanız bu gerekçeyle rücu için yeterli olmaz.<strong> Kazadan sonra kısa süre içinde polis veya jandarmaya başvurmanız, sağlık kuruluşuna gittiyseniz buna ilişkin kayıtlar ve olay yerinden neden ayrıldığınızı gösteren diğer deliller</strong> bu değerlendirmede önem taşır.</p>
<h3>Sigorta şirketi hakkımda icra takibi başlattı, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Sigorta şirketi, trafik kazası nedeniyle zarar görene ödediği tazminatı size rücu edebileceğini ileri sürerek mahkeme kararı olmadan ilamsız icra takibi başlatabilir. Tarafınıza ödeme emri tebliğ edilmişse, borca itiraz etmek için tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz etmeniz gerekir. <strong>İtiraz etmediğiniz takdirde takip kesinleşir ve alacağın tahsili için haciz aşamasına geçilebilir. </strong></p>
<p>Süresi içinde yapılan itiraz üzerine ilamsız icra takibi durur. Sigorta şirketinin takibe devam edebilmesi için itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Bunun için <strong>sigorta şirketi alacağın dayanağına göre itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurur.</strong> Bu süreçte olay yerini terk nedeniyle rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, sigorta şirketinin zarar görene yaptığı ödeme ve icra takibine konu edilen alacağın miktarı ve dayanağı birlikte incelenmelidir.</p>
<h3>Olay yerini terk durumunda ispat yükü kime aittir?</h3>
<p>Trafik kazası sonrasında kaza yerini terk etme nedeniyle yürütülen sigorta rücu sürecinde, <strong>sürücünün olay yerini terk ettiğinin ispatı öncelikle sigorta şirketi tarafından yapılmalıdır.</strong> Sigorta şirketi bu durumu kaza tutanağı, kamera görüntüsü, tanık beyanı yahut diğer delillerle ortaya koymalıdır.</p>
<p>Olay yerinin terk edildiği ispatlandıktan sonra ise sürücü, <strong>can güvenliği, tedavi ya da yardım amacı gibi zorunlu bir nedenle olay yerinden ayrıldığını ileri sürüyorsa bu nedeni ispatlamalıdır.</strong> Zorunlu bir nedenin ispatlanamaması durumunda sigorta şirketi, zarar görene ödediği tazminatı kendi sigortalısına rücu etme hakkına sahip olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-olay-yerini-terk-etmenin-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Park Halinde Araca Çarpma Durumunda Ne Yapılmalıdır?</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 16:19:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2491</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Park halinde araca çarpma durumunda ilişkin dört kritik nokta: 1 Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmak asli kusur hallerinden biridir fakat park eden aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi değişebilir. 2 Araç sahibi olay yerinde değilse yalnızca iletişim bilgisi bırakmak yeterli değildir. Kazanın en kısa sürede polis &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Park halinde araca çarpma durumunda ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmak asli kusur hallerinden biridir fakat park eden aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi değişebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Araç sahibi olay yerinde değilse yalnızca iletişim bilgisi bırakmak yeterli değildir. Kazanın en kısa sürede polis veya jandarmaya da bildirilmesi gerekir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Çarpan araç tespit edilemezse park halindeki araçta meydana gelen maddi hasar Güvence Hesabından karşılanmaz. Bu durumda varsa kasko poliçesi belirleyicidir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">1 Temmuz 2026 itibarıyla araç hasarı için trafik sigortasına yapılan başvuru değer kaybı başvurusunu da kapsar. Hasar için atanan eksper değer kaybını da hesaplayarak raporuna ekler.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpılması durumunda <strong>çarpan sürücü kural olarak <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/trafik-kazalarinda-asli-ve-tali-kusur-oranlari/">asli kusurlu</a> kabul edilir ve meydana gelen zarardan sorumlu olur.</strong> Araç sahibi olay yerinde değilse sürücünün kendisine ulaşmaya çalışması, ulaşamıyorsa iletişim bilgilerini bırakması ve kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmesi gerekir. <strong>Bu yükümlülüklerin yerine getirilmeden olay yerinden ayrılması idari para cezasına neden olacaktır. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>park halindeki bir araca çarpan sürücünün ne yapması gerektiğine, olası idari para ve hapis cezasının ne olduğuna, sigortanın ödeme koşullarına ve tarafların kusur oranlarına</strong><b> </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Park halindeki araca çarpma dosyalarında kusur değerlendirmesi yapılırken yalnızca aracın hareketsiz olması değil, parkın trafik kurallarına uygunluğu ve park biçiminin kazanın meydana gelmesine etkisi de incelenmelidir. Bunun yanında sürücünün kazadan sonra araç sahibine ulaşmaya çalışması, bilgilerini bırakması ve kolluğa bildirimde bulunması kazanın oluşumundaki kusurdan ayrı yükümlülüklerdir. Özellikle sürücünün olay yerinden ayrıldığı dosyalarda fotoğraf ve kamera kayıtlarının hızlı şekilde temin edilmesi, hem aracın tespiti hem de kazanın gerçekleşme şeklinin ortaya konulması açısından önem taşır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Park Halindeki Araca Çarptım, Ne Yapmalıyım?</h2>
<p>Park halindeki bir araca çarptığınızda öncelikle aracınızı güvenli bir yerde durdurmalı ve <strong>olay yerinden ayrılmamalısınız.</strong> Araç sahibi olay yerindeyse kazaya ilişkin bilgiler karşılıklı olarak paylaşılmalı ve yalnızca maddi hasar bulunan ve tarafların anlaşabildiği durumlarda kaza tespit tutanağı düzenlenmelidir. <strong>Olay yerini, araçların konumunu ve meydana gelen hasarı gösteren fotoğrafların çekilmesi de önemlidir.</strong></p>
<p>Araç sahibi olay yerinde değilse kendisine veya araçla ilgilenen kişiye ulaşmaya çalışmalısınız. Ulaşamamanız durumunda aracın görünür bir yerine adınız, iletişim bilgileriniz ve aracınızın plakasını içeren yazılı bir not bırakmalısınız fakat yalnızca not bırakıp olay yerinden ayrılmak yeterli değildir. <strong>Kazayı en kısa sürede polis veya jandarmaya da bildirmeniz gerekir.</strong></p>
<p>Bu yükümlülükler,<strong> hasarın küçük olması durumunda da geçerlidir.</strong> Tamponda çizik veya kaportada küçük bir sürtme meydana gelmiş olması, kazayı kayıt altına alma ve araç sahibine ulaşma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</p>
<h2>Park Halindeki Aracın Sahibi Olay Yerinde Değilse Ne Yapılmalıdır?</h2>
<p>Araç sahibi olay yerinde değilse, çarpan sürücü önce onu bulmaya çalışmalıdır. Çevredeki işyerlerine sorulabilir veya kısa bir süre beklenebilir. Aracın sahibi ilk anda bulunamazsa, aracın görünür bir yerine ad, telefon numarası ve kısa bir açıklama içeren bir not bırakılmalıdır. <strong>Ardından durum mutlaka polise veya jandarmaya bildirilmeli ve kaza tespit tutanağının resen düzenlenmesi istenmelidir.</strong></p>
<h2>Park Halindeki Araca Çarpınca Tutanak Nasıl Tutulur?</h2>
<p>İki taraf da olay yerindeyse tutanak, karşılıklı anlaşmalı kaza tespit tutanağı formuyla doldurulur. Formda tarafların kimlik, araç ve sigorta bilgileri, kazanın oluş şekli ve hasarın krokisi yer alır. <strong>Araç sahibi olay yerinde değilse, tutanak kolluk kuvvetleri tarafından resen düzenlenir</strong> ve bu durumda tanık beyanları ve kamera kayıtları tutanağa delil olarak eklenir. Tutanağın bir örneği her iki tarafa da verilir ve sigorta başvurusunda kullanılır.</p>
<h2>Park Halindeki Araca Çarpıp Kaçmanın Cezası</h2>
<p>Park halindeki bir araca çarpan sürücü, araç sahibi olay yerinde değilse araç sahibini veya ilgili kişiyi bulmaya çalışmalı, ulaşamaması durumunda araç üzerine yazılı bilgi bırakmalı ve olayı en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirmelidir. <strong>Yalnızca not bırakılması, kolluğa bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<p>2026 yılında yapılan düzenlemeyle, anlaşma hali dışında maddi hasarlı bir trafik kazasında <strong>polis yahut jandarmanın izni olmadan ve zorunluluk bulunmaksızın olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası uygulanır.</strong></p>
<p>Kazanın yaralanma veya ölümle sonuçlanması halinde ise olay yerinden zorunluluk bulunmaksızın izinsiz ayrılan sürücü hakkında <strong>1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir ve sürücü ehliyeti 2 yıl süreyle geri alınır. </strong>Bu yaptırımlar, kazanın meydana gelmesi nedeniyle ayrıca doğabilecek <strong>ceza ve hukuki sorumluluklardan bağımsızdır.</strong></p>
<p><strong>Ayrıca park halindeki araca trafik kazası sonucu istemeden zarar verilmesi TCK m.151&#8217;deki mala zarar verme suçunu oluşturmaz.</strong> Mala zarar verme suçunun oluşabilmesi için aracın kasten veya en azından olası kastla zarara uğratılması gerekir ki <strong>bu suçun taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir.</strong> Kazada meydana gelen araç hasarı ve diğer maddi zararlar ise kusur ve sigorta hükümleri kapsamında ayrıca karşılanır.</p>
<h2>Park Durumundaki Aracıma Çarpılmış, Ne Yapmalıyım?</h2>
<p>Aracınıza park halindeyken çarpıldığını fark ettiğinizde <strong>öncelikle aracın park konumunu, oluşan hasarı ve olay yerini fotoğraflayın.</strong> Aracın üzerinde veya çevresinde çarpan kişi tarafından bırakılmış bir not ya da iletişim bilgisi olup olmadığını kontrol edin. Herhangi bir bilgi bırakılmamışsa <strong>çevredeki iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit edin ve mümkünse ilgili saatlere ait kayıtların silinmemesini isteyin</strong> ve olayı gören kişiler varsa iletişim bilgilerini de alın.</p>
<p>Çarpan araç veya sürücü olay yerinde değilse polis ya da jandarmaya başvurarak kazanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlayın. <strong>Aracın tespitine yardımcı olabilecek kamera görüntülerinin bulunduğu yerleri ve varsa görgü tanıklarını bildirmeniz de önemli.</strong></p>
<p>Çarpan araç tespit edilirse, kusur değerlendirmesinin ardından zarar gören araç sahibi olarak karşı aracın zorunlu trafik sigortasına başvurabilirsiniz. <strong>Çarpan araç tespit edilemezse araçtaki maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz.</strong> Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamında kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir.</p>
<h2>Hatalı Park Durumundaki Araca Çarpma Hakkında Yargıtay Kararları</h2>
<p>Park halindeki araca çarpma davalarında mahkemeler, kusuru 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84/l maddesine dayanarak değerlendirir. <strong>Bu madde, kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpmayı asli kusur hali sayar. Mahkemeler bu değerlendirmeyi kaza tespit tutanağı, fotoğraflar ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle destekler.</strong> Kurallara uygun park edilmiş bir araca çarpan sürücü, mahkeme kararlarında genellikle tam veya asli kusurlu bulunur. Park eden aracın kurallara aykırı bırakılmış olması bu sonucu değiştirebilir ve park eden tarafa da sınırlı bir kusur payı verilmesine yol açabilir.</p>
<p>Hükmedilecek tazminat, zararın tamamı değil, sürücünün kusur oranına göre hesaplanan kısmı üzerinden belirlenir ve bu ilke ceza yargılamasında da gözetilir. Emsal kararların dosyanıza uygulanabilirliği, somut olayın kendine özgü koşullarına göre değişir. <strong>Dosyanıza özgü, tam künyeli emsal karar taraması için bir bu alanda uzman bir avukattan destek almanız sürecin sağlam bir zemine oturmasını sağlar.</strong></p>
<h3>Araca çarpan kişi bulunamazsa ne olur?</h3>
<p>Her ne kadar ilk anda akla Güvence Hesabı gelse de, park halindeki aracınıza çarpan araç ve sürücü tespit edilemiyorsa araçta meydana gelen <strong>maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz. </strong>Güvence Hesabı, kimliği tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararları değil,<strong> ölüm veya bedensel zarar nedeniyle doğan ve kapsamına giren tazminatları karşılar.</strong></p>
<p>Bu nedenle çarpan araç bulunamıyorsa aracınızdaki hasarın karşılanması bakımından <strong>kasko poliçenizin bulunup bulunmadığı belirleyicidir.</strong> Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamına göre kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir. Aksi takdirde kendi imkanlarınızla hareket etmeniz gerekecektir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpmada kusur kimdedir?</h3>
<p><strong>Kural olarak kusur, çarpan sürücüdedir. </strong>Park halindeki araç kurallara uygun şekilde park edilmişse, sürücü kusur değerlendirmesinde herhangi bir pay almaz. <strong>İstisna, park edilen aracın kurallara aykırı bırakılmış olmasıdır.</strong> Örneğin; görüş açısını kapatacak biçimde park edilmesi buna girer. Bu durumda park eden tarafa da sınırlı bir kusur payı verilebilir. <strong>Kusur oranı, kaza tespit tutanağı ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle netleştirilir.</strong></p>
<h3>Sigorta hasarı karşılar mı?</h3>
<p>Park halindeki araçtaki hasarı, <strong>eğer araç kurallara uygun park edilmişse, çarpan sürücünün zorunlu trafik sigortası karşılar.</strong> Çarpan sürücünün kendi aracındaki hasar ise zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır ve varsa kendi kasko poliçesi tarafından karşılanır.</p>
<h3>Değer kaybı talep edilebilir mi?</h3>
<p><strong>Araç kurallara uygun park edilmiş ve kazada çarpan araç kusurlu bulunmuşsa,</strong> aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen kayıp, zorunlu trafik sigortasından talep edilebilir. Eğer park halindeki aracın hatalı park nedeniyle kazanın meydana gelmesine etki eden bir kusuru bulunuyorsa, değer kaybı talebi de kusur oranına göre değerlendirilir.</p>
<p><strong>1 Temmuz 2026 itibarıyla değer kaybı için ayrıca başvuru yapılmasına gerek yoktur.</strong> Karşı aracın trafik sigortasına araç hasarı için başvuran kişi, değer kaybı için de başvurmuş kabul edilir. Araç hasarını incelemek üzere atanan eksper, aracın değer kaybını da hesaplayarak raporuna ekler. Sigorta şirketi hesaplanan değer kaybı tutarını hak sahibine ayrıca bildirir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpınca polis çağırmak gerekir mi?</h3>
<p>Araç sahibi olay yerindeyse ve taraflar anlaşarak kaza tespit tutanağı düzenlerse, polis çağırmak zorunlu değildir. Araç sahibi olay yerinde değilse durum değişir. Sürücünün araç sahibine ulaşmaya çalışması, ulaşamaması durumunda iletişim bilgilerini bırakması ve <strong>kazayı polis veya jandarmaya bildirmesi gerekir.</strong></p>
<p>Tarafların kazanın nasıl gerçekleştiği veya <strong>kusur konusunda anlaşamaması ya da taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlenmesine engel bir durum bulunması durumlarında</strong> ise polis ya da jandarmaya haber verilerek kazanın resmi olarak kayıt altına alınması gerekir.</p>
<h3>Park halindeki araca çarpınca not bırakmak yeterli midir?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarptıktan sonra not bırakmak tek başına yeterli değil, <strong>aynı gün kazayı polis yahut jandarmaya da bildirmek gerekir. Aksi takdirde olay yerini terk iddiasıyla karşılaşma riski doğacaktır.</strong> Not bırakırken de herhangi bir nedenle kaybolma ve görülmeme ihtimalini dikkate alarak en sağlıklı şekilde konumlandırmak ufak fakat kritik bir noktadır.</p>
<h3>Aracıma park halindeyken çarpıp kaçmışlar, kamera kayıtlarını nasıl alabilirim?</h3>
<p>Burada öncelikle kamera sistemlerinin kayıtları saklama sürelerinin birbirinden farklı olduğunu ve eski görüntülerin otomatik olarak silinebildiğinden dolayı kazadan sonra <strong>kamera kayıtlarına erişilmesi noktasında hızlı hareket edilmesi gerektiğinin</strong> altını çizmek gerekir.</p>
<p>Kazanın gerçekleştiği noktayı gören iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit ettikten sonra kaydın bulunduğu işletme veya yönetime kazanın yaklaşık tarih ve saatini bildirerek ilgili <strong>görüntülerin silinmemesini ve mümkünse bir kopyasının tarafınıza verilmesini isteyin. </strong></p>
<p>Kamera kayıtlarında <strong>üçüncü kişilere ait görüntüler de bulunabileceğinden kayıt sahibi görüntüleri doğrudan sizinle paylaşmayabilir.</strong> Bu durumda polis veya jandarmaya başvurarak kazayı kayıt altına aldırın ve kamera görüntülerinin bulunduğu yeri bildirin. Görüntüler, yürütülen süreç kapsamında ilgili yerden<strong> resmi olarak talep edilerek alınabilir.</strong></p>
<h3>Hatalı park edilmiş araca çarpıldığında kim kusurlu olur?</h3>
<p>Hatalı park edilmiş bir araca çarpıldığında kusur, <strong>park ihlalinin ve çarpan sürücünün davranışının kazanın meydana gelmesine etkisine göre belirlenir.</strong> Aracın görüşü engelleyecek, geçişi daraltacak ya da trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde park edilmesi kazaya etki etmişse, <strong>park eden araç yönünden de kusur belirlenebilir.</strong></p>
<p>Bununla birlikte, <strong>hatalı park edilmiş olması çarpan sürücünün kusurunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</strong> Örneğin; sürücünün hızını yol şartlarına göre ayarlamaması veya gerekli dikkat ve özeni göstermemesi de kazaya neden olmuşsa <strong>kusur iki taraf arasında paylaştırılabilir.</strong></p>
<h3>Vurup kaçan aracı kamera tespit etti, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Vurup kaçan aracın kamera görüntülerinden tespit edilebildiği durumlarda öncelikle <strong>görüntülerin bir kopyasını alın</strong> ve kayıtların silinmemesi için kamera sisteminin bulunduğu iş yeri, site yönetimi ya da otoparkla iletişime geçin. Ardından polis veya jandarmaya başvurarak <strong>kazanın resmi olarak bir tutanak ile kayıt altına alınmasını</strong> sağlayın. Görüntülerde plakanın açıkça görülmesi aracın tespitini kolaylaştırırken,<strong> kazanın gerçekleşme anının kaydedilmiş olması kusurun belirlenmesinde de delil olarak kullanılabilir.</strong></p>
<h3>Park halinde bir araca sürttüm, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Park halindeki bir araca sürttüğünüzde <strong>hasar küçük olsa dahi hukuki sorumluluğunuz değişmediğinden dolayı olay yerinden doğrudan ayrılmamalı</strong>, çarptığınız aracın plakasını, oluşan hasarı, araçların konumunu ve olay yerini fotoğraflamalısınız.</p>
<p>Sonrasında araç sahibine ulaşma imkanı varsa durumu bildirmelisiniz. Yalnızca maddi hasarın meydana geldiği bu gibi ufak kazalarda çoğu zaman hızlıca bir anlaşma sağlamak ve kazaya ilişkin bilgileri karşılıklı kayıt altına almak mümkündür.<strong> Araç sahibine ulaşamadığınız durumda mutlaka bir not bırakmalı ve sonrasında kazayı bölgeye bağlı olarak polis yahut jandarmaya bildirmelisiniz.</strong> Yalnızca not bırakmanın kanundaki yükümlülüğü yerine getirdiğiniz anlamına gelmeyecektir.</p>
<p>Çarptığınız araçta meydana gelen zarar, <strong>kazadaki sorumluluğunuz kapsamında aracınızın zorunlu trafik sigortasından karşılanabilir.</strong> Karşı araçta onarım sonrasında ikinci el piyasa değerinde düşüş meydana gelmişse araç sahibi, onarım bedelinin yanında araç değer kaybını da talep edebilir.</p>
<p>Bu nedenle tamponda çizik ya da kaportada küçük bir sürtme gibi sınırlı görünen hasarlarda dahi olayı kayıt altına almak ve araç sahibine ulaşmak önemlidir. <strong>Tekrar belirtmek isteriz ki, hasarın küçük olması, kazaya ilişkin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.</strong></p>
<h3>Park halindeki bir araca çarpma hangi kusur maddesine girer?</h3>
<p>Park halindeki bir araca çarpma, <strong>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 84. maddesinin (j) bendi kapsamında açıkça tanımlanmıştır.</strong> Buna göre taşıt yolu üzerinde kurallara uygun şekilde park edilmiş araca çarpmak asli kusur sayılır.</p>
<p>Diğer taraftan,<strong> park halindeki aracın trafik kurallarına aykırı biçimde bırakılmış olması,</strong> özellikle hatalı parkın kazanın meydana gelmesini etkilediği senaryoda kusur değerlendirmesini değiştirecektir.</p>
<h3>Aracıma vurup kaçtılar, plakasını aldım, ne yapmalıyım?</h3>
<p>Kaçan aracın plakasının alınması süreci büyük ölçüde kolaylaştırır. Öncelikle yaşadığınız durumu polise ya da jandarmaya bildirerek <strong>kaza tespit tutanağının düzenlenmesini yani kazanın kayıt altına alınmasını istemelisiniz. </strong></p>
<p>Aracınız kurallara uygun şekilde park halindeyken başka bir aracın çarpması durumunda, kazanın meydana gelmesindeki sorumluluk çarpan araç yönünden değerlendirilir fakat <strong>aracın trafik kurallarına aykırı veya kazanın meydana gelmesine etki edecek şekilde park edilmiş olması kusur değerlendirmesini değiştirebilir.</strong> Bu nedenle aracın park konumunu ve kazanın gerçekleşme şeklini gösteren fotoğraf ve kamera görüntülerinin korunması önemlidir.</p>
<p>Plaka üzerinden kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortası tespit edildikten sonra <strong>zarar gören araç sahibi olarak karşı aracın trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketine başvurmanız gerekir.</strong> Başvuruda kazaya ilişkin tutanak, aracınızın ruhsatı, hasarı gösteren fotoğraflar, kimlik bilgileri ve ödeme için IBAN bilgisi paylaşmalısınız.<strong> Eğer bu süreçte araç onarılmışsa servis faturası ve onarıma ilişkin belgeler de dosyaya eklenmelidir.</strong> Sigorta şirketi hasarın niteliğine göre ek belge isterse bu belgelerin de dosyaya tamamlanması gerekir.</p>
<p>Yapılan onarıma rağmen aracın ikinci el piyasa değeri düşmüşse a<strong>raç değer kaybı da karşı tarafın kusuru oranında trafik sigortasından ayrıca talep edilebilir.</strong> Örneğin; kazadan önce hasarsız olan bir kapının çarpma sonucunda onarılması veya değiştirilmesi aracın satış değerini düşürmüşse, bu değer kaybı onarım bedelinden ayrı bir zarar kalemi olarak ileri sürülür.</p>
<p>Sigorta şirketinin yazılı başvuruyu <strong>15 gün içinde cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamaması</strong> durumunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir yahut dava yoluna gidebilirsiniz.</p>
<p><script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "inLanguage": "tr-TR",
  "mainEntity": [
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Araca çarpan kişi bulunamazsa ne olur?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Çarpan araç ve sürücü tespit edilemezse araçtaki maddi hasar Güvence Hesabı tarafından karşılanmaz. Kasko poliçeniz varsa hasarın poliçe kapsamında kendi sigorta şirketinizden karşılanması mümkün olabilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpmada kusur kimdedir?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpan sürücü asli kusurlu sayılır. Park edilen aracın kazaya etki eden bir kural ihlali varsa kusur değerlendirmesi buna göre değişebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Sigorta hasarı karşılar mı?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Park halindeki araç kurallara uygun şekilde park edilmişse, meydana gelen zarar çarpan aracın zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanabilir. Çarpan sürücünün kendi aracındaki hasar ise zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Değer kaybı talep edilebilir mi?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Çarpan aracın kusurlu olduğu kazada, onarım sonrasında oluşan araç değer kaybı zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanabilir. 1 Temmuz 2026 itibarıyla araç hasarı için yapılan başvuru değer kaybı başvurusunu da kapsar."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpınca polis çağırmak gerekir mi?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Araç sahibi olay yerindeyse ve taraflar kaza tespit tutanağı düzenleyebiliyorsa polis çağırmak zorunlu değildir. Araç sahibi olay yerinde değilse kazanın polis veya jandarmaya bildirilmesi gerekir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki araca çarpınca not bırakmak yeterli midir?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Hayır. Araç sahibi bulunamıyorsa iletişim bilgilerinin bırakılmasının yanında kazanın en kısa sürede polis veya jandarmaya bildirilmesi de gerekir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Aracıma park halindeyken çarpıp kaçmışlar, kamera kayıtlarını nasıl alabilirim?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kazayı gören iş yeri, apartman, site veya otopark kameralarını tespit ederek ilgili görüntülerin silinmemesini ve mümkünse bir kopyasının verilmesini isteyin. Görüntüler sizinle paylaşılmazsa kayıtların resmî olarak temini için polis veya jandarmaya başvurabilirsiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Hatalı park edilmiş araca çarpıldığında kim kusurlu olur?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kusur, hatalı parkın ve çarpan sürücünün davranışının kazanın meydana gelmesine etkisine göre belirlenir. Hatalı park kazaya etki etmişse her iki taraf yönünden de kusur belirlenebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Vurup kaçan aracı kamera tespit etti, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kamera görüntülerinin bir kopyasını alarak veya silinmemesini sağlayarak polis veya jandarmaya başvurun ve kazayı kayıt altına aldırın. Plaka tespit edilirse karşı aracın zorunlu trafik sigortasına başvurabilirsiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halinde bir araca sürttüm, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Olay yerinden ayrılmadan araç sahibine ulaşmaya çalışın ve hasarı fotoğraflayın. Araç sahibine ulaşamıyorsanız iletişim bilgilerinizi bırakmalı ve kazayı polis veya jandarmaya bildirmelisiniz."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Park halindeki bir araca çarpma hangi kusur maddesine girer?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Kurallara uygun şekilde park edilmiş bir araca çarpma, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.84/l kapsamında asli kusur olarak düzenlenmiştir. Hatalı parkın kazaya etkisi varsa kusur değerlendirmesi değişebilir."
      }
    },
    {
      "@type": "Question",
      "name": "Aracıma vurup kaçtılar, plakasını aldım, ne yapmalıyım?",
      "acceptedAnswer": {
        "@type": "Answer",
        "text": "Plakayı ve kazaya ilişkin delilleri koruyarak polis veya jandarmaya başvurup kazayı kayıt altına aldırın. Ardından plaka üzerinden karşı aracın zorunlu trafik sigortası tespit edilerek hasar için sigorta şirketine başvurulabilir."
      }
    }
  ]
}
</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/park-halinde-araca-carpma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Kazası Tespit Davası Dilekçe Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:58:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2476</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar İş kazası tespit davası dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemiş olması, olayın iş kazası olarak tespit edilmesine engel değildir. Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmediği durumlarda da tespit için dava yoluna başvurulur. 2 İş kazasının tespiti davası SGK ve işverene karşı yöneltilir. SGK&#8217;nın davalı gösterilmemesi taraf teşkilinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">İş kazası tespit davası dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemiş olması, olayın iş kazası olarak tespit edilmesine engel değildir. Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmediği durumlarda da tespit için dava yoluna başvurulur.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">İş kazasının tespiti davası SGK ve işverene karşı yöneltilir. SGK&#8217;nın davalı gösterilmemesi taraf teşkilinin eksik kalmasına ve yargılama sürecinin uzamasına neden olur.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Tutanak bulunmaması tek başına iş kazasının ispatını engellemez. Hastane ve acil servis kayıtları, tanık beyanları, kamera görüntüleri, işyeri kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sigortasız çalışırken meydana gelen kazalarda çalışma ilişkisinin de ispatlanması gerekir. İşveren çalışma ilişkisini reddediyorsa hizmet tespiti ile iş kazasının tespiti aynı dava kapsamında talep edilebilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>İş kazasının SGK&#8217;ya bildirilmemesi yahut SGK&#8217;nın bu olayı iş kazası olarak kabul etmiyor olması, <strong>iş kazasının sonradan tespitine engel değildir.</strong> İş kazası tespit davası için hazırlanacak dava dilekçesinde kazanın ne zaman, nerede ve nasıl meydana geldiği, işverenle çalışma ilişkisi, dayanılan deliller ve tespit talebi açıkça ortaya konmalı ve özellikle tutanak bulunmayan veya sigortasız çalışmanın söz konusu olduğu dosyalarda <strong>hastane kayıtlar, tanıklar ve işyeri kayıtları olayın ispatı açısından mutlaka dilekçeye eklenmelidir. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <b>iş kazası tespit davası dilekçesinin nasıl hazırlanması gerektiğine, dilekçede dikkat edilmesi gereken noktalara, dilekçenin mahkemeye nasıl ulaştırılabileceğine ve alternatif durumlardaki dilekçe örneklerine </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">İş kazasının tespiti davalarında yalnızca kazanın gerçekleştiğini ispatlamak yeterli değildir, olayın çalışma ilişkisi içinde ve 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılmasını sağlayan koşullarda meydana geldiğinin de ortaya konulması gerekir. İşverenin kazayı bildirmediği, çalışma ilişkisini reddettiği veya SGK&#8217;nın olayı iş kazası olarak kabul etmediği dosyalarda dilekçede kurulacak vakıa-delil bağlantısı davanın temelini oluşturur.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Nedir? Nasıl Hazırlanır?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesi, <strong>meydana gelen olayın iş kazası sayıldığının mahkemece belirlenmesi için iş mahkemesine sunulan dava belgesidir</strong> ve dilekçenin mahkemeye verilmesiyle dava açılmış sayılır.</p>
<p>Dilekçe, sürecin belirli aşamasında gündeme gelir. İlk olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulur fakat Kurum olayı iş kazası saymaz ya da başvuru sonuçsuz kalırsa dava yoluna gidilir. <strong>Kurum kararı, dilekçede hukuki yararın dayanağı olarak gösterilir.</strong></p>
<p>Dilekçeye ilişkin hazırlık üç aşamalı olmalıdır. İlk aşamada olayın oluş biçimi tarih, saat ve yer bilgisiyle yazılır. İkinci aşamada husumet belirlenir ve<strong> dava SGK ile işverene birlikte yöneltilir.</strong> Üçüncü aşamada deliller sıralanır ve elde bulunanlar dilekçeye eklenir.</p>
<p>Dilekçenin zorunlu unsurları kanunda sayılmıştır (HMK m.119). <strong>Mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, davanın konusu, vakıalar, deliller, hukuki sebepler, talep sonucu ve imza yer almalıdır.</strong> Eksik hazırlanan dilekçe davanın açılmamış sayılmasına kadar giden sonuç doğurabilir fakat dilekçenin hazırlanmasında hukuki destek almak elbette riski azaltacaktır.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/is-kazasi-tespit-davasi-cevap-dilekcesi.docx"><strong>İş Kazası Tespit Davası Cevap Dilekçesi örneğini</strong></a> bağlantıya tıklayarak hemen indirebilirsiniz.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/SGK-is-kazasi-tespiti-dilekcesi.pdf"><strong>SGK İş Kazası Tespiti Dilekçesi örneğini</strong></a> bağlantıya tıklayarak hemen indirebilirsiniz.</p>
<h2>İşveren Tarafından Bildirilmeyen İş Kazası İçin Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>sigortalı olarak çalışırken kaza geçiren ancak işverenin SGK&#8217;ya bildirimde bulunmadığı durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı], [işyeri sicil numarası]
<p><strong>KONU:</strong> [Tarih] tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Davalı işveren bünyesinde [tarih] tarihinden itibaren [görev] olarak çalışmaktayım. Sigorta bildirimim yapılmış olup hizmet dökümüm dilekçe ekindedir.</li>
<li>[Tarih] günü saat [saat] sıralarında [işyeri adresi] adresinde görevim başındayken [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza meydana gelmiştir. Olay sırasında [tanık adları] çalışma alanında bulunmaktaydı.</li>
<li>Kaza sonrası [hastane adı] Acil Servisine kaldırıldım. [Teşhis] tanısı konularak [tedavi] uygulanmış, [süre] süreyle istirahat verilmiştir. Hastane kayıtları ve raporlar ekte sunulmuştur.</li>
<li>İşveren olayı kayda geçirmemiş, tutanak düzenlememiş ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunmamıştır. Kanun, işverene kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirim yükümlülüğü getirmektedir.</li>
<li>Bildirim yapılmadığı için tarafımca [tarih] tarihinde Kuruma başvurulmuş, [tarih] tarihli yazı ile talebim reddedilmiştir. Yazı örneği dilekçe ekindedir.</li>
<li>Olay, işverence yürütülen iş nedeniyle ve işyerinde meydana gelmiş olup kanunda sayılan iş kazası hâllerinden birini oluşturmaktadır (5510 sayılı Kanun m.13).</li>
<li>Tespit kararı verilmedikçe geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri doğmamaktadır. Davada hukuki yararım bulunmaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.13; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>SGK hizmet dökümü ve başvuru evrakı, Kurumun red yazısı, işyeri sicil dosyası, hastane kayıtları ve epikriz, işyeri kamera görüntüleri, puantaj kayıtları, iş müfettişi raporu, tanık beyanları, keşif ve bilirkişi incelemesi.</p>
<p><strong>Tanıklar:</strong> [Ad Soyad &#8211; adres], [Ad Soyad &#8211; adres]
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>SGK Tarafından İş Kazası Olarak Kabul Edilmeyen Olay İçin Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>işverenin iş kazası bildirimi yaptığı fakat SGK&#8217;nın inceleme sonucunda olayı iş kazası kabul etmediği durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı]
<p><strong>KURUM KARARI:</strong> [… Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü, tarih ve sayılı yazı]
<p><strong>KONU:</strong> Kurumca iş kazası sayılmayan [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[İşveren unvanı] bünyesinde [görev] olarak çalışmaktayım. [Tarih] tarihinde [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza geçirdim ve olay Kuruma bildirilmiştir.</li>
<li>Kurum tarafından yürütülen inceleme sonucunda [tarih] tarihli yazı ile olayın iş kazası sayılmadığı bildirilmiştir. Gerekçe olarak [kazanın işyeri dışında gerçekleştiği / olayın ani rahatsızlıktan kaynaklandığı / nedensellik bağı kurulamadığı] gösterilmiştir.</li>
<li>Kurum kararı eksik incelemeye dayanmaktadır. Tahkikat sırasında [tanık adı] dinlenmemiş, [kamera görüntüleri / işyeri kayıtları] temin edilmemiş ve olay yerinde inceleme yapılmamıştır.</li>
<li>Olay, kanunda sayılan hâller kapsamındadır. [Kaza görevli olarak işyeri dışına gönderildiğim sırada gerçekleşmiştir / işverence sağlanan servis aracında meydana gelmiştir / işin yürütümü nedeniyle ortaya çıkmıştır].</li>
<li>Olay ile bedensel zararım arasındaki nedensellik bağı sabittir. [Hastane adı] tarafından düzenlenen [tarih] tarihli raporda [teşhis] tespit edilmiş, maluliyet oranım [oran] olarak belirlenmiştir.</li>
<li>Kurum kararı bağlayıcı nitelikte değildir. Olayın iş kazası olup olmadığı, delillerin tamamı değerlendirilerek mahkemece belirlenir.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.13; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119 ve m.266.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>Kurumun tahkikat dosyası ve red yazısı, iş müfettişi raporu, hastane kayıtları ve sağlık kurulu raporu, işyeri sicil dosyası, servis güzergah kayıtları, görevlendirme yazıları, tanık beyanları, keşif ve bilirkişi incelemesi.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle Kurum tahkikat dosyasının celbine, davanın kabulü ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İşvernin İş İlişkisini veya Kazayı Kabul Etmediği Durumda Dilekçe Örneği</h2>
<p>Bu bölümde, Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarının hazırladığı <strong>işverenin, iş ilişkisini ve dolayısıyla iş kazasını reddettiği durumlar için hazırlanan dilekçe örneğini bulabilirsiniz.</strong> Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- [İşveren unvanı]
<p><strong>KONU:</strong> [Tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasındaki çalışmamın tespiti ile [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Davalı işveren bünyesinde [tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasında [görev] olarak, günlük [saat] saat ve haftanın [gün sayısı] günü fiilen çalıştım. Ücretim [tutar] TL olup ödemeler [elden / banka havalesiyle] yapılmıştır.</li>
<li>Çalışmam Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiştir. İşveren, tarafımla arasında iş ilişkisi bulunmadığını ileri sürmektedir.</li>
<li>Çalışma ilişkisi somut delillerle ortaya konulacaktır. [Banka ödeme kayıtları / işyeri giriş çıkış kayıtları / mesaj ve çağrı kayıtları / iş kıyafeti ve kimlik kartı] mevcuttur. Ayrıca işyerinin komşu esnafı ve müşterileri çalışmama tanıklık edecektir.</li>
<li>[Tarih] günü çalışma sırasında [olayın oluş biçimi] şeklinde kaza geçirdim. Olay işveren tarafından da kabul edilmemekte, tutanak düzenlenmemiştir.</li>
<li>Kaza sonrası [hastane adı] Acil Servisine başvurdum. Kayıtlarda olayın çalışma sırasında gerçekleştiği belirtilmiştir.</li>
<li>Kanun sigortalılığı bildirime değil fiilî çalışmaya bağlamaktadır. Çalışma ilişkisinin tespiti halinde iş kazası hükümleri uygulanacaktır.</li>
<li>İki talep birbiriyle bağlantılıdır ve aynı delillerle ispatlanacaktır. Hizmet tespiti kabul edilmeden iş kazası tespiti sonuç doğurmayacağından taleplerin birlikte incelenmesini istiyoruz.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun m.4, m.13 ve m.86; 4857 sayılı İş Kanunu; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119.</p>
<p><strong>DELİLLER</strong></p>
<p>Banka hesap hareketleri, işyeri giriş çıkış ve puantaj kayıtları, mesaj ve çağrı kayıtları, işyerine ait fatura ve irsaliyeler, hastane kayıtları, komşu işyeri sahipleri ile müşterilerin tanıklığı, kolluk araştırması, keşif ve bilirkişi incelemesi. Tanıklar: [Ad Soyad &#8211; adres], [Ad Soyad &#8211; adres].</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile [tarih] &#8211; [tarih] tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığımın tespitine, [tarih] tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İş Kazası Tespit Davasında Hangi Deliller Dilekçeye Eklenebilir?</h2>
<p><strong>İş kazasının nerede, ne zaman ve hangi koşullarda meydana geldiğini ve olayın çalışma ilişkisiyle bağlantısını ortaya koyan deliller</strong> dava dilekçesinde mutlaka yer almalıdır. SGK, hastane, kolluk yahut işveren gibi üçüncü kişilerde bulunan kayıtların ilgili kurumlardan celbi talep edilmeli ve tüm bu belgeler de dilekçede yer almalıdır.</p>
<p>Olayın özelliklerine de bağlı olarak iş kazası tespit davasında gündeme getirilebilecek deliller şöyledir:</p>
<ul>
<li>SGK&#8217;ya yapılan iş kazası bildirimi, başvuru evrakı ve Kurum tarafından verilmiş kararlar</li>
<li>SGK tahkikat dosyası ile varsa denetmen veya müfettiş raporları</li>
<li>Hastane ve acil servis kayıtları, epikrizler, ambulans kayıtları ve sağlık raporları</li>
<li>İşyeri özlük dosyası, ücret bordroları, puantaj ve çalışma kayıtları</li>
<li>İşyeri kamera görüntüleri ile giriş-çıkış kayıtları</li>
<li>Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ve varsa ceza soruşturması dosyası</li>
<li>Banka kayıtları, taraflar arasındaki mesajlaşmalar ve olayla bağlantılı diğer iletişim kayıtları</li>
<li>Tanık beyanları</li>
<li>Keşif ve bilirkişi incelemesi</li>
</ul>
<p><strong>Kamera görüntüsü gibi belirli bir süre sonunda silinen kayıtların bulunduğu durumlarda</strong> bu delillerin kaybolmadan temin edilmesine yönelik talebin dilekçede açıkça belirtilmesi kritik noktalardan biridir.</p>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Nereye Verilir?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesi, bu davada görevli ve yetkili olan iş mahkemesine sunulur. Eğer dilekçe fiziki olarak verilecekse ilgili <strong>adliyedeki tevzi bürosuna teslim edilir.</strong> İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise dava, iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde açılır.</p>
<p>Yetkili iş mahkemesinin belirlenmesinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;ndaki yetki kuralları uygulanır. Buna göre <strong>dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerindeki veya işin ya da işlemin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde açılır.</strong> Birden fazla davalı varsa bunlardan birinin yerleşim yerindeki iş mahkemesi de yetkilidir.</p>
<p>Dava avukat aracılığıyla açılıyorsa <strong>dilekçe ve ekleri UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik ortamda da sunulur.</strong> Davayı avukatsız açan kişiler ise gerekli elektronik imza şartlarını sağlamaları durumunda (dilekçenin imzalanması gerekmektedir) UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik dava açma imkanından yararlanır.</p>
<h2>İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmelidir?</h2>
<p>İş kazası tespit davası dilekçesinde kazanın meydana geldiği tarih, yer, çalışma ilişkisi ve olayın nasıl oluştuğu somut biçimde açıklanmalı ve <strong>tespiti istenen olay herhangi bir tereddüte, boşluğa yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir.</strong></p>
<p>Süreçte bir uzman yönlendirmesi alındığı takdirde avukat tüm detayların üzerinde titizlikle duracak olsa da, dilekçeyi kendisi hazırlayacak vatandaşlar için bu süreçte aşağıdaki noktalara dikkat etmelerini öneririz:</p>
<ul>
<li>Kazanın tarihi, saati, yeri ve meydana geliş şekli açıkça anlatılmalıdır.</li>
<li>Kazanın yapılan işle veya işveren tarafından verilen görevle bağlantısı ortaya konulmalıdır.</li>
<li>Tespit talebinin hangi tarihli olaya ilişkin olduğu açıkça yazılmalıdır.</li>
<li>SGK ve işveren doğru şekilde davalı gösterilmelidir.</li>
<li>Dayanılan deliller dilekçede belirtilmeli, davacının elindeki belgeler dilekçeye eklenmelidir.</li>
<li>SGK tahkikat dosyası, hastane kayıtları, kamera görüntüleri veya işyeri kayıtları gibi davacının elinde bulunmayan deliller için celp talebinde bulunulmalıdır.</li>
<li>Tanık, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi başvurulacak diğer deliller belirtilmelidir.</li>
<li>Dilekçenin talep sonucu açık ve tereddütsüz şekilde kurulmalı ve dilekçe imzalanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Pratikte sıklıkla karşılaştığımız bir sorun olarak, <strong>kaza tarihinin yanlış veya birbiriyle çelişkili şekilde belirtilmesi, hangi olayın iş kazası olarak tespitinin istendiği konusunda belirsizlik yaratır.</strong> Bu nedenle dilekçedeki olaylar ile talep sonucu arasında uyum bulunması gerekir.</p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi arabulucuya verilir mi?</h3>
<p><strong>İş kazasının tespiti davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı olmadığından</strong> dolayı dava dilekçesi arabulucuya değil, doğrudan görevli ve yetkili iş mahkemesine sunulmalıdır.</p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 3. maddesi uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle <strong>iş kazasının tespiti davası açılırken arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerekmez fakat</strong> aynı uyuşmazlık kapsamında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacakları da talep edilecekse, <strong>bu alacaklar bakımından zorunlu arabuluculuk şartı ayrıca yerine getirilmelidir.</strong></p>
<h3>Şahitlerin isimleri dilekçede hemen belirtilmeli midir?</h3>
<p>Tespit davasında tanık beyanlarına dayanılacaksa, tanık delili dava dilekçesinde belirtilmelidir ve iş  mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulandığından ötürü <strong>taraflar, dayandıkları delilleri ve bu delillerin hangi olayların ispatı için gösterildiğini dilekçelerinde açıklamalıdır. </strong></p>
<p>Tanıkların ad ve soyadlarının, tebligata elverişli adreslerinin ve hangi olaylar hakkında dinleneceklerinin de dava dilekçesinde belirtilmesi yargılamanın daha sağlıklı ilerlemesini sağlar. <strong>Mahkeme tanıkların bildirilmesi için ayrıca süre verdiğinde ise tanık listesi bu süre içerisinde sunulur.</strong></p>
<p>Hukuki süreç açısından özellikle <strong>kazayı gören, kazadan hemen sonra olay yerine gelen veya işçinin kaza tarihinde işyerinde çalıştığını bilen kişilerin tanık olarak gösterilmesi önem taşır.</strong> Tanığın mevcut durumda aynı işyerinde çalışması, tek başına dinlenmesine engel değildir. Mahkeme tanık beyanını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.</p>
<h3>Sigortasız çalışanlar dilekçeye hizmet tespiti talebini de ekleyebilir mi?</h3>
<p>İş kazasının meydana geldiği tarihte sigortasız çalışan işçi, hizmet tespiti ile iş kazasının tespitini aynı davada talep edebilir. İşveren çalışma ilişkisini reddediyorsa, <strong>öncelikle işçinin kaza tarihinde o işverene bağlı olarak çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerekir.</strong> Çalışma ilişkisinin tespiti, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesi açısından doğrudan önem taşır.</p>
<p>Bu durumda dilekçede sigortasız çalışılan dönem ile iş kazasının meydana geldiği tarih açıkça belirtilmelidir. Çalışmayı gösteren <strong>işyeri kayıtları, ücret ödemeleri, mesajlaşmalar, tanık beyanları ve diğer deliller de dilekçede gösterilmelidir.</strong></p>
<p>Hizmet tespiti ile iş kazasının tespiti aynı çalışma ilişkisine dayanıyor ve bir talep hakkında verilecek karar diğerini etkiliyorsa talepler birlikte değerlendirilir. <strong>Yargıtay da bu şekilde bağlantılı hizmet tespiti ve iş kazası tespiti taleplerinin ayrılarak farklı dosyalarda görülmesini hukuka uygun bulmamaktadır.</strong></p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi avukatsız verilebilir mi?</h3>
<p>İş kazasının tespiti davasını açmak adına <strong>avukatla temsil edilmek zorunlu değildir.</strong> İşçi yahut diğer hak sahipleri dava dilekçesini kendileri hazırlayarak görevli ve yetkili mahkemeye sunabilir. Bununla beraber, <strong>davada doğru tarafların gösterilmesi, olayın iş kazası sayılmasını sağlayan durumlar açıklanması, delillerin bildirilmesi ve gerekli kayıtların ilgili kurumlardan celbinin istenmesi</strong> gibi süreçlerin tümü uzmanlık gerektirdiğinden dolayı bir profesyonel ile takip etmek, hak kaybı yaşanma riskini minimuma indirecektir.</p>
<h3>Dilekçede SGK&#8217;yı davalı göstermezsem ne olur?</h3>
<p>Olayın iş kazası olarak tespiti SGK&#8217;nın hak alanını ve işverenin hukuki durumunu doğrudan etkilediğinde, her iki kurum ve/veya kişinin de iş kazası tespit davasında taraf olması gerekir. Davanın yalnızca işverene karşı açılması, taraf teşkilini eksik bıracaktır. <strong>Bu durumda mahkeme, SGK yönünden taraf teşkilinin sağlanması için davacıya süre verir. </strong> Davacı verilen süre içerisinde gerekli usul işlemlerini yerine getirerek SGK&#8217;nın davada taraf olmasını sağlar ve sonrasında yargılamaya devam edilir.</p>
<p><strong>Davanın başlangıçta doğru taraflara yöneltilmesi yargılama sürecinin uzamasının önüne geçeceğinden</strong>, iş kazası tespit davası dilekçesi hazırlanırken davalılar bölümüne Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı mutlaka eklenmelidir.</p>
<h3>Dilekçedeki eksiklikler sonradan düzeltilebilir mi?</h3>
<p>HMK m. 119 kapsamında, <strong>dava dilekçesindeki bazı eksiklerin giderilmesi için davacıya kesin bir süre verilmesi öngörülürken, bazı unsurlar bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır.</strong> Dolayısıyla her eksikliğin sonradan düzeltilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Davacının ve davalının adı, soyadı ve adresleri, davacının kimlik numarası, varsa tarafların kanuni temsilcileri ile davacı vekilinin bilgileri, davacının iddiasının dayanağı olan olayların sıra numarası altında açık özetleri, her bir olayın hangi delillerle ispat edileceği ve dava dilekçesindeki imza eksikse <strong>hakim, eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verir.</strong> Dilekçedeki eksikler bu süre içerisinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.</p>
<p>Buna karşılık <strong>mahkemenin adı, davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri, hukuki sebepler ile açık bir şekilde talep sonucu</strong> HMK m.119/2&#8217;deki bir haftalık kesin süre düzenlemesinin kapsamında değildir fakat bu unsurların eksik olmasının sonuçları birbirinden farklıdır.</p>
<p>Örneğin; hukuki sebeplerin dilekçede eksik veya yanlış gösterilmesi nedeniyle dava reddedilmez. Davacı, iddiasını dayandırdığı vakıaları açıkça ortaya koymakla yükümlüdür. Bu durumlarda uygulanacak hukuk kurallarını ise hakim belirler. Dolayısıyla <strong>iş kazasının oluş şekli dilekçede doğru şekilde açıklanmış ancak uygulanacak kanun maddesi yanlış gösterilmişse</strong> hakim bu maddeyle bağlı kalmaz ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralını kendisi belirler.</p>
<p>Dava açıldıktan sonra <strong>talep sonucunun veya ileri sürülen olayların değiştirilmesi</strong> ise HMK&#8217;daki iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi ile ıslah hükümlerine tabidir. <strong>Islah, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere tamamen veya kısmen düzeltmesine imkan tanır</strong> ve tahkikat sona erinceye kadar yapılır. Dolayısıyla dava dilekçesinde yer alan bazı hata veya eksikliklerin sonradan düzeltilmesi mümkündür fakat bu durumda elbette sınırsız değildir. <strong>Tespiti istenen iş kazasının tarihi, olayın oluş şekli ve talep sonucu gibi davanın kapsamını belirleyen hususların başlangıçta açık biçimde yazılması</strong>, sonradan ıslah yoluna başvurma ihtiyacını ortadan kaldırır.</p>
<h3>İş kazası tespit davası dilekçesi UYAP üzerinden gönderilebilir mi?</h3>
<p>İş kazası tespit davasının UYAP üzerinden açılması mümkündür ve hazırlanan dava dilekçesi de yine bu sistemden dosyaya eklenebilir. <strong>Süreç avukat tarafından takip ediliyorsa işlem UYAP Avukat Portal&#8217;ından gerçekleştirilir</strong> ve gerekli harç ve masraflar da sistem üzerinden ödenir.</p>
<p>Davayı avukatsız açacak vatandaşlar da UYAP Vatandaş Portal&#8217;ını kullanabilir fakat bunun için yalnızca sisteme girmek yeterli değildir. <strong>Dilekçenin elektronik ortamda imzalanarak gönderilebilmesi için elektronik imza kullanılması gerekir.</strong> Bu imkandan yoksun vatandaşlar alternatif olarak görevli ve yetkili mahkemeye fiziki olarak sunmalıdır dilekçesidir.</p>
<p>Bir uyarı olarak, elektronik sistemde yaşanabilecek olası aksaklıkların dikkate alınmasını <strong>(UYAP Avukat Portal&#8217;da ödeme gerektiren dava açma işlemleri 23.30 ile 00.15 saatleri arasında gerçekleştirilememektedir)</strong> ve bu nedenle dilekçe işlemlerinin son dakikalara bırakılmamasını öneririz.</p>
<h3>Aynı dilekçede hem tespit hem tazminat talep edilebilir mi?</h3>
<p><strong>İş kazasının meydana gelip gelmediği konusunda uyuşmazlık varsa tespit ve tazminat taleplerinin ayrı davalarda yürütülmesi gerekir.</strong> Bunun temel nedenlerinden biri taleplerdeki tarafların farklılaşmasıdır. İş kazasının tespiti SGK&#8217;nın hak alanını doğrudan etkilediğinden tespit davası SGK ve işverene karşı yöneltilirken, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası işverene yönetiltilir, SGK taraf değildir.</p>
<p>Yine olayın iş kazası olduğu hukuken belirlenmeden, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz. Bu nedenle tazminat davası devam ederken olayın iş kazası olup olmadığı konusunda uyuşmazlık ortaya çıkarsa<strong>, işçiye SGK ve işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açması için süre verilir ve tespit davasının sonucu tazminat davasında bekletici mesele yapılır.</strong></p>
<p>Arabuluculuk bakımından ise her iki dava için de istisna bulunmaktadır. <strong>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 3. maddesi uyarınca iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir</strong> fakat aynı uyuşmazlıkta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacakları da talep edilecekse, bu alacaklar bakımından dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.</p>
<p>Olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş olması durumunda ise ayrıca tespit davası açılmasına kural olarak ihtiyaç bulunmaz ve gerekli diğer şartlar mevcutsa işverene karşı iş kazasından kaynaklanan tazminat talepleri ileri sürülebilir. Buna karşılık <strong>SGK&#8217;nın olayı iş kazası olarak kabul etmediği veya olayın kuruma hiç bildirilmediği durumlarda</strong>, tazminat davasından önce ya da tazminat yargılaması sırasında iş kazasının tespitine ilişkin sürecin tamamlanması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/is-kazasi-tespit-davasi-dilekce-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süre Tutum Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:07:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2434</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Süre tutum dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 1 Haziran 2024 itibarıyla ceza yargılamasında süre tutum dilekçesinin uygulama alanı büyük ölçüde daralmıştır. Güncel düzenlemede istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başladığından, kural olarak doğrudan gerekçeli istinaf başvurusu yapılabilmektedir. 2 Eski usule tabi ceza dosyalarında süre tutum dilekçesi hala önem taşıyabilir. Özellikle 1 Haziran &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Süre tutum dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">1 Haziran 2024 itibarıyla ceza yargılamasında süre tutum dilekçesinin uygulama alanı büyük ölçüde daralmıştır. Güncel düzenlemede istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başladığından, kural olarak doğrudan gerekçeli istinaf başvurusu yapılabilmektedir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Eski usule tabi ceza dosyalarında süre tutum dilekçesi hala önem taşıyabilir. Özellikle 1 Haziran 2024&#8217;ten önce tefhim edilen ceza kararlarında eski süre kuralları dikkate alınmalıdır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">İcra mahkemesi kararlarında süre tutum dilekçesi uygulamada önemini korur. Bu kararlarda istinaf süresinin kısa olması nedeniyle gerekçeli karar beklenmeden başvuru yapılması gerekebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Süre tutum dilekçesi tek başına gerekçeli istinaf dilekçesinin yerini tutmaz. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra ilgili yasal süre içerisinde ayrıntılı istinaf sebeplerinin sunulması gerekir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kanunda düzenlenmeyen ve uygulamadan doğan süre tutum dilekçesinin<strong> ceza yargılamasındaki işlevi</strong>, yüksek mahkeme kararları ve<strong> 1 Haziran 2024&#8217;deki kanun değişikliği ile sona ermiştir</strong> ve gerekçeli istinaf dilekçesi teke başına yeterli hale gelmiştir. Hukuk ve iş yargılamasında ise kanun yolu süresi hiçbir zaman kısa karara bağlı olmamıştır. <strong>Eski tarihli ceza kararları, kısa süreye tabi icra mahkemesi kararları ve tebligatın geçerliliğinin tartışıldığı dosyalarda</strong> süre tutum dilekçesi hala anlam taşır.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <b>süre tutum dilekçesinin hangi hallerde gündeme geldiğine, ceza, hukuk ve iş mahkemesindeki kullanımına ve dilekçe hazırlanırken dikkat edilmesi gereken noktalara </b>ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Süre tutum dilekçesi, güncel mevzuat bakımından her dosyada başvurulması gereken zorunlu bir yol değildir. Özellikle ceza yargılamasında 1 Haziran 2024 sonrası değişiklikler dikkate alınmalı, dosyanın karar tarihi, tebligat durumu ve tabi olduğu kanun yolu süresi birlikte değerlendirilerek hareket edilmelidir.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Nedir?</h2>
<p>Gerekçe içermeyen ve amacı yalnızca süreyi korumak olan süre tutum dilekçesi<strong>, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koymak adına kullanılır</strong> ve kanunda doğrudan düzenlenmemiş, uygulamadan doğmuştur.</p>
<p><strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/405 E., 2020/949 K. sayılı kararında</strong>, kısa kararda gerekçe bulunmamasına rağmen süreyi kaçırmak istemeyen tarafların gerekçeli kararı beklemeden başvuru iradesini ortaya koyduğunu, uygulamada anılan metinlere süre tutum dilekçesi dendiğini belirtmiştir.</p>
<p>Mevzuattaki güncel durum süre tutum dilekçesinin işlevini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. <strong>Anayasa Mahkemesi 2022/144 E., 2023/137 K. sayılı kararıyla ceza yargılamasında istinaf süresini tefhimden başlatan hükmü iptal etmiştir.</strong> Ardından 7499 sayılı Kanunla Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 273. maddesi yeniden düzenlenmiş, istinaf süresi iki haftaya çıkarılmış ve başlangıç anı gerekçeli kararın tebliği olarak belirlenmiştir ve değişiklik 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak ceza dosyalarında süre tutum kurumuna gerek kalmamıştır. <strong>Gerekçe elinize ulaşmadan süre işlemediği için tek dilekçeyle gerekçeli istinaf başvurusu yapılır.</strong> Hukuk yargılamasında ise süre zaten ilamın tebliğinden başladığından kurumun hukuki dayanağı hiçbir zaman bulunmamıştır.</p>
<h2>Hangi Durumlarda Süre Tutum Dilekçesi Verilir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesinin gündeme geleceği hukuk durumları aşağıdaki gibidir:</p>
<ul>
<li><strong>1 Haziran 2024 tarihinden önce tefhim edilen ceza kararlarında</strong> eski usul geçerli olduğundan süre tutum dilekçesi verilir.</li>
<li>İcra mahkemesi kararlarında istinaf süresi tefhim ya da tebliğden itibaren on gün olduğundan gerekçe beklenmeden başvuru yapılır.</li>
<li>Tarafın duruşmada hazır bulunduğu ve<strong> süre başlangıcı konusunda tereddüt yaşandığı dosyalarda</strong> ihtiyaten verilir.</li>
<li>Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tartışmalıysa, süre riskini ortadan kaldırmak için başvurulur.</li>
<li><strong>Vekaletin yeni üstlenildiği ve dosya içeriğinin henüz incelenmediği durumlarda</strong> zaman kazanmak amacıyla kullanılır.</li>
<li>Karara karşı başvuru iradesinin karşı tarafa ve mahkemeye erken bildirilmesi istendiğinde tercih edilir.</li>
</ul>
<p>Sayılan hallerin dışında dilekçe vermek zorunlu değildir. <strong>Ceza dosyalarında gerekçeli karar elinize ulaştığında süre başlar. Hukuk dosyalarında da başlangıç tebliğ tarihidir.</strong> Yine de ihtiyaten verilen dilekçe zarar doğurmaz, yalnızca gerekçeli dilekçenin ayrıca sunulması gerekir.</p>
<h2>Ceza Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Aşağıdaki süre tutum dilekçesi örneği, eski usule tabi ceza dosyaları ile süre başlangıcı tartışmalı dosyalar içindir. Köşeli parantezli alanlar kendi dosya bilgilerinizle değiştirilir. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas, [0000/000] Karar</p>
<p><strong>SANIK:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>MÜDAFİİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>KARAR TARİHİ:</strong> […/…/……]
<p><strong>KONU:</strong> Mahkemenizce verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunun bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [tarih] tarihinde hüküm kurulmuş ve karar tarafımıza tefhim edilmiştir. Karar usul ve yasaya aykırıdır.</li>
<li>Gerekçeli karar henüz yazılıp tebliğ edilmediğinden istinaf sebepleri ayrıntılı biçimde bildirilememektedir. İşbu dilekçe, süreyi korumak ve istinaf iradesini ortaya koymak amacıyla sunulmaktadır.</li>
<li>Gerekçeli kararın tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini talep ediyoruz. Tebliğden sonra istinaf sebeplerini içeren ayrıntılı dilekçemiz kanuni süresi içinde sunulacaktır.</li>
<li>Hükmün lehimize bozulmasını gerektiren sebepler, gerekçeli kararın incelenmesinin ardından ayrıca açıklanacaktır. Bu aşamada tüm istinaf sebeplerine ilişkin haklarımız saklıdır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.34, m.232, m.272, m.273 ve m.275; Anayasa m.36 ve m.40.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurduğumuzun kabulüne, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Sanık / Müdafii &#8211; [Ad Soyad]- İmza</strong></p>
<h2>Hukuk Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Hukuk yargılamasında süre ilamın tebliğinden işler. Aşağıdaki örnek, kısa karar sonrası istinaf iradesini kayda geçirmek isteyen taraflar içindir. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>DAVACI / DAVALI:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>KARŞI TARAF:</strong> [Ad Soyad]
<p><strong>KONU:</strong> Kısa karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağının bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [tarih] tarihli celsede kısa karar tefhim edilmiştir. Karar müvekkil aleyhine olup hukuka aykırıdır.</li>
<li>Gerekçeli karar henüz tebliğ edilmediğinden istinaf sebepleri bu aşamada ayrıntılı biçimde ortaya konulamamaktadır. İstinaf yoluna başvurma irademiz işbu dilekçe ile kayda geçirilmektedir.</li>
<li>İstinaf yoluna başvuru süresi ilamın usulen taraflara tebliğiyle işlemeye başlar (HMK m.345). Gerekçeli kararın müvekkile ve tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğini talep ediyoruz.</li>
<li>Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren kanuni süre içinde istinaf sebeplerini içeren dilekçemiz ve gerekli harçlar sunulacaktır. Fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklıdır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297, m.321, m.341, m.343, m.344 ve m.345; Anayasa m.36.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuru irademizin kayda alınmasına, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı / Davalı Vekili &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>İş Mahkemesi Süre Tutum Dilekçesi Örneği</h2>
<p>İş mahkemesi kararlarında da Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Aşağıdaki örnek işçilik alacağı ve işe iade dosyaları için hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… İŞ MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>DAVACI (İŞÇİ):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>VEKİLİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DAVALI (İŞVEREN):</strong> [Unvan], [vergi numarası]
<p><strong>KONU:</strong> Kısa karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağının bildirilmesi ile gerekçeli kararın tebliği talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [kıdem tazminatı / ihbar tazminatı / fazla mesai alacağı / işe iade] talebimize ilişkin [tarih] tarihli celsede kısa karar açıklanmıştır.</li>
<li>Verilen karar müvekkil aleyhine olup bilirkişi raporundaki hesaplama ile dosyadaki delil durumu bakımından hukuka aykırıdır. İstinaf yoluna başvurulacaktır.</li>
<li>Gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden istinaf sebeplerimiz bu dilekçede ayrıntılandırılamamaktadır. Dilekçe, başvuru iradesini kayda geçirmek amacıyla sunulmaktadır.</li>
<li>İşe iade davalarında yargılamanın ivedi görülmesi gerektiğinden gerekçeli kararın en kısa sürede yazılarak tarafımıza tebliğini talep ediyoruz.</li>
<li>Tebliğden itibaren kanuni süre içinde istinaf sebeplerini içeren dilekçemiz sunulacak, harç ve giderler aynı süre içinde yatırılacaktır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297, m.341, m.344 ve m.345; 4857 sayılı İş Kanunu; Anayasa m.36.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuru irademizin kayda alınmasına, gerekçeli kararın ivedilikle yazılarak tarafımıza tebliğine ve tebliğden itibaren kanuni süre içinde sunacağımız gerekçeli istinaf dilekçemizin dosyaya kabulüne karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>Davacı Vekili &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Verildikten Sonra Ne Olur?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesinin dosyaya kaydedilmesiyle kanun yoluna başvuru iradesi resmileşir ve ilk derece mahkemesi gerekçeli kararını yazarak taraflara tebliğe çıkarır. Asıl süreç tebligatın ulaşmasıyla başlar. Bu andan itibaren <strong>ceza ve genel hukuk davalarında iki hafta, icra mahkemesi kararlarında ise on gün içinde</strong> somut itiraz gerekçelerini içeren ayrıntılı istinaf dilekçesi sunulmalıdır.</p>
<p><strong>Hukuk davalarında istinaf harç ve gider avanslarının bu süre zarfında yatırılması zorunludur</strong> (ceza davaları harçtan muaftır) ve ayrıntılı gerekçeli dilekçenin süresinde sunulmaması halinde üst mahkeme incelemesini yalnızca kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı tutar.</p>
<h2>Süre Tutum Dilekçesi Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesi düzenlenirken <strong>mahkeme adı, esas ve karar numarası, karar tarihi ile taraf ve vekil bilgilerinin</strong> hatasız yazılması dilekçenin yanlış bir dosyaya kaydedilmesini önlemek açısından ilk şarttır. Dilekçe metninde <strong>hükme karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulduğu tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ifade edilmeli</strong> ve yalnızca &#8220;gerekçeli kararın tebliği talebi&#8221; içeren metinlerin tek başına kanun yolu başvurusu sayılmayabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Yine <strong>dilekçede gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması açıkça talep edilmeli</strong> ve tebligat yapıldıktan sonra ise yasal iki haftalık süre içinde ayrıntılı gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulması ve gerekli harç/giderlerin tamamlanması için tebliğ tarihi titizlikle takip edilmelidir. Özellikle <strong>ceza dosyalarında hükmün 1 Haziran 2024 öncesine mi yoksa sonrasına mı ait olduğu teyit edilerek</strong> tabi olunan usul kuralı doğru belirlenmelidir.</p>
<h2>Süre tutum dilekçesi verilmezse ne olur?</h2>
<p><strong>Güncel ceza ve hukuk yargılaması usulünde istinaf süreleri kural olarak gerekçeli kararın tebliği ile başladığından</strong>, süre tutum dilekçesi verilmemesi kendiliğinden doğrudan hak kaybına yol açmaz; taraflar tebligatı bekleyip iki haftalık yasal sürede doğrudan gerekçeli istinaf dilekçesi sunabilir.</p>
<p><strong>1 Haziran 2024 öncesi tefhim edilmiş eski usule tabi ceza dosyalarında ve sürenin tefhimle başladığı 10 günlük icra mahkemesi kararlarında</strong> süre tutum verilmemesi hükmün kesinleşmesine neden olur. Kesinleşen karar sonrasında ceza dosyalarında infaz, hukuk dosyalarında ise ilamlı icra süreçleri başlayacağından sürenin başlangıç tarihinin doğru tespiti en kritik noktalardandır.</p>
<h2>Süre tutum dilekçesi hangi mahkemeye verilmelidir?</h2>
<p>Süre tutum dilekçesi kural olarak <strong>kararı veren ilk derece mahkemesine sunulur,</strong> doğrudan Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay&#8217;a gönderilmez.</p>
<p>Hukuk yargılamasında HMK m. 343 uyarınca dilekçenin başka bir yer mahkemesi aracılığıyla gönderilmesi de mümkün olmakla birlikte, <strong>olası gecikmelerin önüne geçmek adına doğrudan kararı veren mahkemeye verilmesi ya da UYAP üzerinden iletilmesi tercih edilmelidir.</strong></p>
<p>Ceza infaz kurumunda bulunan <strong>tutuklu veya hükümlüler ise dilekçelerini cezaevi yönetimine teslim edebilir</strong> ve evrakın idareye kayıt karşılığı verildiği tarih mahkemeye sunulma tarihi olarak kabul edilir.</p>
<h3>Süre tutum dilekçesi istinaf yerine geçer mi?</h3>
<p>Kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koyarak süreyi koruma işlevi gören süre tutum dilekçesi, somut gerekçeleri içermediğinden tek başına bir istinaf dilekçesi yerine geçmez. Nitekim <strong>Anayasa Mahkemesi kararlarında süre tutumun bağımsız bir kurum olmadığın</strong>ı, doğrudan istinaf başvurusu sayılarak harçlandırılması gerektiğini, <strong>sonradan verilen metnin ise gerekçelerin bildirilmesi niteliğinde olduğunu</strong> vurgulamıştır.</p>
<p><strong>Gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmaması durumunda</strong> Yargıtay içtihatları kapsamında inceleme yalnızca kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı kalacağından, yasal süresinde gerekçeli dilekçenin sunulması esastır.</p>
<h3>Süre tutum dilekçesinde zamanaşımı var mıdır?</h3>
<p>Süre tutum dilekçesi zamanaşımına değil, <strong>mahkemece resen gözetilen kesin ve hak düşürücü sürelere tabidir</strong> ve bu sürenin kaçırılması durumunda başvuru esasa girilmeksizin doğrudan usulden reddedilir.</p>
<p>Süreler yargılama aşamasına göre farklılık göstermekte olup7499 sayılı Kanun sonrası ceza muhakemesinde istinaf ve temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta, hukuk yargılamasında iki hafta, icra mahkemesi kararlarında ise tefhim/tebliğden itibaren on gündür. <strong>1 Haziran 2024 tarihinden önce tefhim edilen ceza dosyalarında eski yedi günlük hak düşürücü süre kuralı uygulandığından</strong>, sürenin belirlenmesinde hükmün verildiği tarihin esas alınması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/sure-tutum-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilekçeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2423</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Tutukluluğa itiraz sürecine ve başvuru dilekçesine ilişkin dört kritik nokta: 1 7499 sayılı Kanun ile itiraz süresi 2 haftaya çıkarılmıştır ve cezaevinde dilekçenin idareye teslim tarihi geçerli sayılır. 2 Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararlarına itirazları Asliye Ceza Mahkemesi inceler. 3 Avukatsız doğrudan itiraz hakkı yalnızca tutuklunun resmi eşine ve veli/vasisine aittir. Diğer &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Tutukluluğa itiraz sürecine ve başvuru dilekçesine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">7499 sayılı Kanun ile itiraz süresi 2 haftaya çıkarılmıştır ve cezaevinde dilekçenin idareye teslim tarihi geçerli sayılır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararlarına itirazları Asliye Ceza Mahkemesi inceler.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Avukatsız doğrudan itiraz hakkı yalnızca tutuklunun resmi eşine ve veli/vasisine aittir. Diğer yakınlar süreci avukatla yürütmelidir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">İki haftalık süre kaçsa bile her an tahliye talep edilebilir ve her yeni devam kararına karşı tekrar itiraz yolu açıktır.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Kişi hürriyetini kısıtlayan en ağır koruma tedbiri olan tutuklama kararlarına karşı, <strong>kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde yetkili üst mercie itiraz edilmesi mümkündür.</strong> 7499 sayılı Kanun ile uzatılan güncel başvuru süreleri, görevli mahkemeler ve harçtan muaf itiraz usulü, sürecin hak kaybı yaşanmadan yönetilmesinde kritik rol oynar.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>tutukluluğa itiraz sürecinin nasıl ilerlediğine, hak düşürücü sürelere ve farklı aşamalarda itiraza dair dilekçe örneklerine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Tutuklama peşin bir ceza değil, yalnızca kaçma ve delil karartma şüphesinin somutlaştığı durumlarda başvurulacak istisnai bir koruma tedbiridir. Matbu gerekçelerle verilen kararlara karşı iki haftalık yasal sürede somut deliller ve adli kontrol seçenekleri öne sürülerek itiraz edilmelidir. İtiraz süresi kaçırılsa dahi tahliye istemi hiçbir süreye bağlı değildir ve her 30 günlük devam kararı yeni bir itiraz hakkı doğurur.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Tutukluluğa İtiraz Nedir ve Hangi Hallerde Yapılır?</h2>
<p>Tutukluluğa itiraz, <strong>kişinin hürriyetini kısıtlayan tutuklama tedbirinin hukuka uygunluğunun bağımsız bir üst merci tarafından denetlenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur.</strong> Bu başvuru temel olarak üç aşamada gündeme gelir:</p>
<ul>
<li>Soruşturma evresinde Sulh Ceza Hâkimliğince verilen ilk tutuklama kararlarına karşı,</li>
<li>Kovuşturma (dava) evresinde Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemelerinin verdiği tutukluluğun devamı kararlarına karşı,</li>
<li>Yargılamanın herhangi bir aşamasında yapılan tahliye (salıverilme) talebinin reddi kararlarına karşı.</li>
</ul>
<p>Öncelikle tutuklama bir ceza değil, istisnai bir koruma tedbiridir. B<strong>u tedbirin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra şüphelinin kaçma, saklanma veya delilleri karartma tehlikesinin somut olgularla ortaya konulması gerekir.</strong> Yapılacak itirazda, bu yasal şartların oluşmadığı, tutuklama tedbirinin ölçüsüz olduğu ve adli kontrol hükümlerinin amaca ulaşmak için yeterli geleceği hukuki gerekçelerle savunulur.</p>
<p>İtirazın kabulü durumunda şüpheli veya sanık derhal tahliye edilir ya da hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilir. <strong>İtirazın reddedilmesi durumunda tutukluluk hali devam etse de mevzuat gereğince tutukluluk durumu en geç otuzar günlük periyotlarla resen (kendiliğinden) incelenmeye devam eder.</strong></p>
<h2>Tutukluluğa İtiraz Süresi ve Başvuru Süreci</h2>
<p>Tutuklama kararına karşı itiraz süresi, kararın tefhim yahut tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır ve <strong>7499 sayılı Kanun&#8217;la yapılan değişiklikle eski 7 günlük süre iki haftaya çıkarılmıştır.</strong></p>
<p>İtiraz dilekçesi doğrudan kararı veren hakimlik veya mahkemeye sunulur ve ilgili merci kararını yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde yetkili inceleme merciine iletir. İki haftalık yasal hak düşürücü sürenin kaçırılması durumunda ise karara itiraz hakkı düşse de <strong>şüpheli veya sanık herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın yargılamanın her aşamasında CMK m. 104 kapsamında doğrudan salıverilme (tahliye) talebinde bulunabilir.</strong></p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Haksiz_Tutuklama_Tazminat_Basvuru_Dilekcesi.pdf"><strong>Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Başvuru Dilekçesi örneğini bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<p>** Avukatlarımızın hazırladığı <a href="https://cozumavukatlik.com.tr/wp-content/uploads/2026/08/Tahliye_Talebi_Dilekcesi.docx"><strong>Tahliye Talebi Dilekçesi örneğini bağlantıya tıklayarak</strong></a> hemen indirebilirsiniz.</p>
<h2>Sulh Ceza Hakimliği Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği, soruşturma evresinde sulh ceza hakimliğince verilen karara karşı hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH CEZA HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN (ŞÜPHELİ):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Ceza infaz kurumu adı ve adresi]
<p><strong>MÜDAFİİ: [</strong>Boş bırakılacak]
<p><strong>SORUŞTURMA NO:</strong> [… Cumhuriyet Başsavcılığı 0000/000000 Soruşturma]
<p><strong>KARAR:</strong> [… Sulh Ceza Hakimliği 0000/0000 Değişik İş sayılı, …/…/…… tarihli tutuklama kararı]
<p><strong>KONU:</strong> Tutuklama kararının kaldırılması, aksi hâlde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyeme karar verilmesi talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>Hakkımda [suç adı] suçundan soruşturma yürütülmekte olup [tarih] tarihinde gözaltına alındım. Sulh ceza hakimliğince aynı gün tutuklanmama karar verilmiştir. İtirazım süresi içinde sunulmaktadır.</li>
<li>Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil yoktur. Hakkımdaki iddia [müşteki beyanı / ihbar] dışında hiçbir delille desteklenmemektedir. Kamera görüntüleri, HTS kayıtları ve tanık beyanları henüz toplanmamış, buna rağmen tutuklama yoluna gidilmiştir.</li>
<li>Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. [Süre] yıldır [adres] adresinde ikamet etmekteyim, [iş yeri adı] bünyesinde çalışmaktayım ve ailemle birlikte yaşamaktayım. Yurt dışına çıkış kaydım yoktur. Kolluk çağrısı üzerine kendi rızamla ifade vermeye gittim.</li>
<li>Delilleri karartma tehlikesi de yoktur. Suça konu deliller kolluk tarafından toplanmış ve dosyaya girmiştir. Müşteki ve tanıklarla aramda bağ bulunmamaktadır.</li>
<li>Adli sicil kaydım bulunmamaktadır. Daha önce hakkımda yürütülmüş soruşturma ya da kovuşturma yoktur.</li>
<li>Tutuklama, son çare olarak başvurulması gereken tedbirdir. Somut olayda adli kontrol tedbirleri koruma amacını fazlasıyla karşılar. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü ya da konut terk etmeme tedbiri uygulanabilir.</li>
<li>Tutukluluğun devamı ailem bakımından ağır sonuç doğurmaktadır. [Bakmakla yükümlü olduğum kişiler / sağlık durumum] nedeniyle özgürlüğümün kısıtlanması ölçüsüz kalmaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.101, m.109, m.267, m.268 ve m.271; Anayasa m.19.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, tutuklama kararının kaldırılarak tahliyeme, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakılmama karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemesi Tutukluluk Halinin Devamına İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Kovuşturma evresinde dosya mahkemededir ve tutukluluk her duruşmada yeniden değerlendirilir. Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği, devam kararına karşı hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… AĞIR CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN (SANIK):</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Ceza infaz kurumu adı ve adresi]
<p><strong>MÜDAFİİ:</strong> [Boş bırakılacak]
<p><strong>DOSYA NO:</strong> [0000/000] Esas</p>
<p><strong>KARAR:</strong> […/…/…… tarihli duruşmada verilen tutukluluğun devamına ilişkin karar]
<p><strong>KONU:</strong> Tutukluluğun devamına ilişkin kararın kaldırılması ve tahliyeme karar verilmesi talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[Tarih] tarihinden bu yana tutukluyum. Tutuklu geçen süre [süre] olup dosyanın geldiği aşama gözetildiğinde ölçüsüz hale gelmiştir.</li>
<li>Devam kararı gerekçesiz verilmiştir. Kararda yalnızca kaçma şüphesi ve delil durumu ifadeleri yer almakta, hangi somut olguya dayanıldığı gösterilmemektedir. Aynı kalıp gerekçe [sayı] duruşmadır tekrarlanmaktadır.</li>
<li>Delil toplama süreci tamamlanmıştır. Tüm tanıklar dinlenmiş, bilirkişi raporu dosyaya girmiş, [kamera kayıtları / banka kayıtları] temin edilmiştir. Delilleri karartma tehlikesinden söz edilemez.</li>
<li>Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Sabit ikametim ve düzenli işim vardır. Tutuklandığım tarihe kadar tüm çağrılara uydum, hiçbir duruşmaya katılmazlık etmedim.</li>
<li>İsnat edilen suçun kanunda öngörülen ceza aralığı ve dosyadaki delil durumu birlikte değerlendirildiğinde, tutukluluğun devamı ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.</li>
<li>Adli kontrol tedbiri amaca ulaşmak için yeterlidir. Kanun, tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına açıkça imkan tanır. İmza yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağı somut olayda güvence sağlar.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.104, m.108, m.109, m.268 ve m.271; Anayasa m.19; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, tutukluluğun devamına ilişkin kararın kaldırılmasına ve tahliyeme, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h2>Şüpheli ve Sanık Yakını Tarafından Verilebilecek İtiraz Dilekçesi Örneği</h2>
<p>Tutuklunun eşi ile yasal temsilcisi kendi adına itiraz edebilir. Aşağıdaki tutukluluğa itiraz dilekçesi örneği anılan kişiler için hazırlanmıştır. Bu örnek, dilekçenin yapısını genel hatlarıyla göstermesi açısından hazırlanmış olup <strong>her olayın farklı nitelikler taşıdığını ve dilekçe içeriğinin olay özelinde değişkenlik göstermesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&#8217;NE</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Gönderilmek üzere</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>… SULH CEZA HAKİMLİĞİ&#8217;NE</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ EDEN:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>YAKINLIK DERECESİ:</strong> Tutuklunun [eşi / yasal temsilcisi]
<p><strong>ADRESİ:</strong> [Açık adres]
<p><strong>TUTUKLU:</strong> [Ad Soyad], T.C. [00000000000]
<p><strong>SORUŞTURMA NO:</strong> [… Cumhuriyet Başsavcılığı 0000/000000 Soruşturma]
<p><strong>KONU:</strong> Tutuklu yakınım hakkında verilen tutuklama kararına itirazlarımın sunulmasıdır.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<ol>
<li>[Ad Soyad] benim [eşim / velayetim altındaki çocuğum / vesayetim altındaki yakınım] olup [tarih] tarihinde tutuklanmıştır. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşi, kendisine açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliğinden başvurabilir (CMK m.262). İtirazım anılan sıfatla sunulmaktadır.</li>
<li>Eşimin sabit ikameti bulunmaktadır. [Süre] yıldır [adres] adresinde birlikte yaşamaktayız. Kaçma ihtimalinden söz edilemez, ikametgah ve nüfus kayıtları dilekçe ekindedir.</li>
<li>Eşim ailenin geçimini tek başına sağlamaktadır. [Sayı] çocuğumuz bulunmakta, [okul / bakım] giderleri kendisi tarafından karşılanmaktadır. Tutukluluğun devamı ailenin geçim kaynağını tümüyle ortadan kaldırmıştır.</li>
<li>Eşimin sağlık durumu kurum koşullarına elverişli değildir. [Hastalık] nedeniyle düzenli tedavi görmekte olup sağlık raporları ekte sunulmuştur.</li>
<li>Adli sicil kaydı bulunmamaktadır. Bugüne kadar hiçbir soruşturmaya konu olmamıştır.</li>
<li>Adli kontrol tedbirleri somut olayda yeterlidir. Eşimin imza yükümlülüğü altına alınması ve yurt dışına çıkışının yasaklanması halinde soruşturmanın selameti korunur.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER</strong></p>
<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.101, m.109, m.262, m.268 ve m.271; Anayasa m.19.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong></p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımın kabulüne, [Ad Soyad] hakkındaki tutuklama kararının kaldırılmasına, aksi kanaatte iseniz adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim. [Tarih]
<p style="text-align: right;"><strong>İtiraz Eden &#8211; [Ad Soyad] &#8211; İmza</strong></p>
<h3>Tutuklama kararına hangi gerekçelerle itiraz edilebilir?</h3>
<p>Tutuklamanın kanuni koşulları üzerinden kurulan itiraz gerekçelerinden en önemlisi, <strong>kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilin bulunmamasıdır.</strong> Dosyada yalnızca soyut iddialar varsa tutuklamanın dayanağı eksik kalır ve bu da itirazı güçlendirir.</p>
<p><strong>İkinci gerekçe ise tutuklama nedeninin gerçekleşmemesidir.</strong> Sabit ikamet, düzenli iş, aile bağları ve çağrılara uyulmuş olması kaçma şüphesini ortadan kaldırır ve delillerin toplanmış olması da karartma tehlikesini bitirir.</p>
<p>Üçüncü gerekçe de ölçülülüktür. <strong><a href="https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/">Adli kontrolün</a> yeterli olduğu durumlarda</strong> tutuklamaya gidilmesi ölçüsüz kalır. Son olarak dördüncü gerekçe kararın gerekçesizliğidir. Kalıp ifadelerle yetinilen kararlar denetime elverişli sayılmaz. <strong>Sağlık durumu, yaş ve bakmakla yükümlü olunan kişiler destekleyici gerekçe oluşturur.</strong></p>
<h3>Tutukluluğa itiraz reddedilirse tekrar itiraz edilebilir mi?</h3>
<p><strong>Aynı karara karşı ikinci kez itiraz etmek mümkün olmamakla beraber</strong> tutukluluk her duruşmada ve en geç otuz günlük sürelerle mahkemece kendiliğinden yeniden incelenir. <strong>Her yeni devam kararı bağımsız sayılır</strong> ve kendisine karşı tutukluluğa itiraz edilebilir. Yine salıverilme istemi de her zaman kullanılabilir. Talebin reddi durumunda ret kararına ayrıca itiraz edilir. <strong>Yeni delil ortaya çıkması ya da koşulların değişmesi başvurunun kabul ihtimalini artırır.</strong></p>
<h3>Tutuklu yakını avukatsız itiraz dilekçesi verebilir mi?</h3>
<p>CMK m. 262 kapsamında, kanun yollarına başvurma hakkı şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşine tanınmıştır. <strong>Yasal temsilci, küçükler bakımından veli, kısıtlılar bakımından vasidir. </strong>Bu nedenle yetkişkin bir kişinin kardeşi, annesi ya da çocuğu kendi adına başvuramaz ve bu kişiler tarafından verilen dilekçeler, başvuru hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilir.</p>
<p>Gözaltı kararına ise durum değişir ve <strong>gözaltı kararına karşı eş ile birinci ve ikinci derece kan hısımları da sulh ceza hakimine başvurabilir (CMK m.91/5)</strong> fakat aynı yetki tutuklamaya itirazda tanınmamıştır.</p>
<p>Başvuru hakkı bulunmayan yakınların elinde tek yol müdafi görevlendirmektir. <strong>Avukat tutulması durumunda müdafi kendi adına ve bağımsız olarak itiraz eder.</strong> Maddi imkanı olmayan aileler baro adli yardım bürosuna başvurabilir. <strong>Eş ya da yasal temsilci bakımından ise avukat zorunluluğu bulunmaz</strong>, dilekçe doğrudan verilir.</p>
<h3>Tutukluluğa itiraz dilekçesini kimler verebilir?</h3>
<p>Tutukluluğa itiraz dilekçesi şüpheli/sanık yahut müdafisi aracılığıyla verilebileceği gibi şüphelinin yasal temsilcisi (veli/vasi) ve eşi tarafından da verilebilir. <strong>Yetişkin kişilerin anne, baba, çocuk veya kardeş gibi diğer yakınlarının doğrudan başvuru hakkı bulunmadığından</strong> bu kişilerin süreci bir avukat üzerinden yürütmesi gerekir. Ayrıca tutuklu kişi başvurusunu cezaevi yönetimine dilekçe vererek ya da zabıt katibine beyanda bulunarak da yapabilir.</p>
<h3>Tutuklama kararına itiraz dilekçesi nereye verilir?</h3>
<p>Tutuklama kararına karşı itiraz dilekçesi,<strong> kararı veren hakimliğe yahut mahkemeye (cezaevindeki tutuklular için Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne) sunulur.</strong> Başvuruyu alan merci öncelikle talebi kendisi değerlendirir ve kararı yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili üst mercie gönderir.</p>
<p><strong>Soruşturma evresinde</strong> Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği tutuklama ve adli kontrol kararlarına itirazlar dikey denetim usulü gereğince yargı çevresindeki Asliye Ceza Mahkemesi hakimi tarafından incelenirken, <strong>kovuşturma evresinde</strong> Asliye Ceza Mahkemesi kararlarını Ağır Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi kararlarını ise numara olarak kendisini izleyen (tek daire varsa en yakın) Ağır Ceza Mahkemesi karara bağlar.</p>
<h3>Tutukluluğa itiraz ne zaman sonuçlanır?</h3>
<p>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nda tutukluluğa itirazın karara bağlanması noktasında <strong>kesin bir gün sayısı belirlenmemekle beraber</strong> m. 271/3 uyarınca incelemenin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması esastır. <strong>Kanunda öngörülen tek kesin süre</strong>, kararına itiraz edilen merciin başvuruyu yerinde görmemesi durumunda dosyayı <strong>en geç üç gün içinde</strong> yetkili inceleme merciine gönderme yükümlülüğüdür.</p>
<p>Kural olarak duruşma açılmaksızın evrak üzerinden yürütülen bu süreç, <strong>mahkemenin iş yoğunluğu ve dosya kapsamına bağlı olarak uygulamada birkaç gün ile birkaç hafta arasında sonuçlanmakta</strong> ve verilen karar tutukluya ceza infaz kurumu aracılığıyla tebliğ edilmektedir.</p>
<h3>İtiraz süresi ne zaman başlar?</h3>
<p>Tutuklama kararına itiraz süresi, kararın ilgili vatandaşa tefhim (yüze karşı okuma) yahut tebliğ edildiği an başlar.  Sorguda hazır bulunan şüpheli ya da sanık için süre kararın duruşmada yüzüne okunduğu gün başlarken, <strong>yoklukta verilen kararlarda ise tebligatın yapıldığı tarih esas alınır.</strong></p>
<p>Yasal sürenin hesabında kararın öğrenildiği <strong>ilk gün hesaba katılmaz</strong> ve sürenin son günü hafta sonu veya resmi tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk mesai günü mesai bitimine kadar uzar. Ceza infaz kurumunda bulunan tutukluların kuruma sunduğu dilekçelerde ise evrakın mahkemeye ulaştığı tarih değil, <strong>cezaevi idaresine kayıt karşılığı teslim edildiği gün başvuru tarihi olarak kabul edilir.</strong></p>
<h3>İtiraz süresinin kaçırılması durumunda ne olur?</h3>
<p>Dilekçenin süre geçtikten sonra verilmesi durumunda <strong>merci esasa görmeden süre yönünden ret kararı verir</strong> ve tutukluluk aynen devam eder. Yine de itiraz hakkı tümüyle kaybedilmiş değildir. Salıverilme istemi hiçbir süreye tabi tutulmamıştır ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülür. T<strong>alep reddedilirse ret kararı yeni karar sayılır ve kendisine karşı iki hafta içinde başvurulur.</strong></p>
<p>Mahkemenin kendiliğinden yaptığı incelemeler de sürer. <strong>Tutukluluk hali en geç otuz günlük sürelerle yeniden değerlendirilir.</strong> Her devam kararı yeni başvuru hakkı doğurduğundan sonraki karar beklenerek süreç yeniden işletilebilir.</p>
<h3>Tutuklama kararına itiraz reddedilirse ne olur?</h3>
<p>İtirazın reddedilmesi durumunda kişi ceza infaz kurumunda tutuklu kalmaya devam eder. Aynı karara karşı tekrar itiraz edilmesi mümkün değildir fakat ret kararı süreci tümüyle bitirmez. <strong>Sonraki tutukluluk incelemesinde ya da duruşmada verilecek devam kararına karşı yeniden tutukluluğa itiraz edilebilir.</strong> Salıverilme istemi de her zaman gündeme getirilir.</p>
<p>Olağan yollar tükendiğinde, <strong>tutukluluğun makul süreyi aştığı ya da kararların gerekçesiz olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi&#8217;ne bireysel başvuru yapılabilir.</strong> Başvuru için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması aranır.</p>
<h3>Azami tutukluluk süresi ne kadardır?</h3>
<p>Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıl olup, zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir ve <strong>toplam süre on sekiz ayı aşamaz. </strong></p>
<p><strong>Ağır cezaya konu olan vakalarda</strong> ise iki yıl olup, uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Yani <strong>üst sınır beş yıldır.</strong> Devletin güvenliğine ve anayasal düzenli karşı suçlar ile terör suçlarında uzatma süresi beş yıla kadar çıkar.</p>
<p><strong>Soruşturma evresindeki dosyalarda</strong> ise ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde soruşturmadaki tutukluluk altı ayı, giren işlerde bir yılı aşamaz.</p>
<p><strong>Uzatma kararları Cumhuriyet savcısının, şüpheli ya da sanığın ve müdafinin görüşleri alındıktan sonra verilir</strong> ve azami sürenin dolması durumunda tutuklu kendiliğinden tahliye edilir.</p>
<h3>İtiraz harca veya ücrete tabi midir?</h3>
<p>Ceza muhakemesinde kanun yoluna başvuru için harç ödenmesi aranmaz ve bu kapsamda tutukluluğa itiraz da harca ya da herhangi bir ücrete tabi değildir. <strong>Ceza infaz kurumundan yapılan başvurularda da tutukludan bir ödeme istenmez, posta giderini kurum karşılar.</strong></p>
<h3>Cezaevinden itiraz dilekçesi kaç günde mahkemeye ulaşır?</h3>
<p>Ceza infaz kurumu idaresi, itiraz dilekçesini kayda alır ve tutukluya alındı belgesi verir. Dolayısıyla <strong>dilekçenin ulaşması birkaç gün sürse dahi bu gecikme hak kaybına yol açmaz.</strong> Kanun, tutuklulunun dilekçesini ceza infaz kurumu müdürüne vermesini yeterli saymıştır. <strong>Bu tarih, mahkemeye verildiği tarih olarak kabul edilir.</strong> Yine de verilen belgenin saklanması, sonradan doğabilecek olası süre tartışmaları açısından önemli bir kanıt oluşturur.</p>
<p>Diğer taraftan, önemli bir nokta olarak, <strong>tutuklu dilekçe yazmak zorunda da değildir. </strong>Kanun, ceza infaz kurumu müdürüne ya da zabıt katibine <strong>sözlü beyanda bulunarak kanun yoluna başvurma imkanı tanır.</strong> Beyan tutanağa geçirilir ve yazılı başvuruyla aynı sonucu doğurur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/tutukluluga-itiraz-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvence Hesabı Nedir? Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 05:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Trafik Kazaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2384</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamına ve başvuru sürecine ilişkin dört kritik nokta: 1 Güvence Hesabı, zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği belirli durumlarda zarar görenlerin tazminat taleplerini karşılamak amacıyla faaliyet gösterir. 2 Sigortasız, sigortası geçersiz veya plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda kural olarak yalnızca bedensel zararlar Güvence Hesabı kapsamında karşılanır. 3 Güvence Hesabı’nın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamına ve başvuru sürecine ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Güvence Hesabı, zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği belirli durumlarda zarar görenlerin tazminat taleplerini karşılamak amacıyla faaliyet gösterir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Sigortasız, sigortası geçersiz veya plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalarda kural olarak yalnızca bedensel zararlar Güvence Hesabı kapsamında karşılanır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Güvence Hesabı’nın ödeme sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan zorunlu trafik sigortası teminat limitleriyle sınırlıdır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Başvurunun reddedilmesi, eksik ödeme yapılması veya sürecin sonuçsuz kalması durumlarında Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yoluyla hukuki süreç devam ettirilebilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p><strong>Zorunlu trafik sigortasının devreye giremediği durumlarda</strong> zarar görenin belirli haklarını, belirli koşullarda korumak amacıyla kurulan Güvence Hesabı&#8217;na sigortalının tespit edilemediği, aracın sigortasız olduğu, çalınmış araçla kaza yapıldığı ve sigorta şirketinin iflas ettiği durumlarda başvurulabilir. Kural olarak <strong>yalnızca bedensel zararları karşılayan bu fonun</strong> tazminat limitleri, kaza anındaki zorunlu sigorta limitleri ile aynıdır.</p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>Güvence Hesabı&#8217;nın trafik kazalarında hangi durumlarda devreye girdiğine, başvuru sürecine, ret yanıtı gelmesi durumunda karara itiraz ihtimaline ve zamanaşımı sürelerine</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Güvence Hesabı’na başvuru yapılmadan önce kazanın hangi kapsamda kaldığının, talep edilebilecek zarar kalemlerinin ve kaza tarihindeki teminat limitlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Özellikle bedensel zarar içeren dosyalarda kusur, maluliyet ve aktüeryal hesaplamaların doğru yapılması, hak sahibinin gerçek zararına uygun tazminat talep edebilmesi ve sürelerin kısalması açısından kritik noktalardır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Güvence Hesabı Nedir?</h2>
<p>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nun (14 Haziran 2007) 14. maddesiyle beraber<strong> kurumsal yapısı yeniden düzenlenerek Güvence Hesabı adıyla</strong> Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği bünyesinde faaliyet göstermeye başlayan organizasyon, zorunlu sigortaların çeşitli nedenlerden dolayı devreye giremediği durumlarda,<strong> zarar görenlere tazminat ödeyen bir fon olarak tanımlabilir. </strong></p>
<p>Güvence Hesabı bir kamu kurumu değildir ve kaynağı, <strong>sigorta şirketlerinin ve sigorta ettirenlerin ödediği katılma paylarıdır.</strong> Denetimi ise Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yapılır.</p>
<p>Trafik kazalarındaki hukuki süreçler açısından süreçte tamamlayıcı bir yeri bulunur ve kusurlu araç sigortalıysa talep doğrudan sigorta şirketine yöneltilir. <strong>Sigorta yoksa, geçersizse ya da araç tespit edilemiyorsa mağdurun başvuracağı adres Güvence Hesabı olur.</strong> Ödeme, zorunlu sigortanın kaza tarihinde geçerli teminat tutarlarıyla sınırlıdır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Hangi Durumlarda Ödeme Yapar?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;nın ödeme yapacağı durumlar, <strong>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nda belirlenmiştir</strong> ve bu kanunda sayılmayan durumlar için yapılan başvurular sonuçsuz kalır. Detayına baktığımızda;</p>
<ul>
<li>Kazaya sebep olan aracın tespit edilememesi</li>
<li>Aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması</li>
<li>Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın kazaya karışarak işletenin hukuken sorumlu tutulamaması</li>
</ul>
<p>durumlarında Güvence Hesabı&#8217;ndan ödeme alınabilir. Bunlara ek olarak,<strong> ruhsatı iptal edilen yahut iflas eden sigorta şirketlerinin ödemekle yükümlü olduğu tazminatlar da</strong> Güvence Hesabı’nın sorumluluğundadır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Trafik Kazasında Hangi Zararları Karşılar?</h2>
<p>Kural olarak trafik kazalarındaki <strong>bedensel zararları karşılayan</strong> Güvence Hesabı, kalıcı sakatlık durumunda gelecekte uğranılacak ekonomik kayıpları güvence altına alan sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı, geçici iş göremezlikten kaynaklanan kazanç kayıpları ve bakıcı giderlerini öder.</p>
<p>Kazanın ölümle sonuçlanması durumunda ise ölenin maddi yardımından yoksun kalan yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ile defin giderleri karşılanır.</p>
<p>Araç hasarı, onarım masrafı veya değer kaybı gibi doğrudan maddi zararlar ise <strong>yalnızca kazaya karışan sigorta şirketinin iflas etmesi veya ruhsatının iptal edilmesi</strong> durumlarında tazmin edilir.</p>
<p>Öte yandan, genel tedavi ve hastane masrafları Güvence Hesabı&#8217;nın kapsamı dışındadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde yapılan düzenleme gereğince, <strong>trafik kazalarından kaynaklanan tüm sağlık hizmeti ve tedavi giderlerinden doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumlu kılınmış, </strong>sigorta şirketleri ile Güvence Hesabı’nın bu kalemdeki sorumluluğu sona erdirilmiştir. Bu nedenle hastane ve tıbbi tedavi masrafları için ilgili başvuru mercii SGK&#8217;dır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Maddi Hasarı Karşılar mı?</h2>
<p>Kural olarak karşılamaz. Çarpan aracın sigortasız olması veya kazadan sonra kaçması hâlinde araçta meydana gelen maddi hasar, onarım masrafı ve değer kaybı Güvence Hesabı tarafından ödenmez. Bu kuralın tek istisnası, kazaya neden olan kusurlu aracın trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketinin iflas etmesi veya ruhsatının iptal edilmiş olmasıdır; yalnızca bu durumda maddi hasarlar da fon kapsamına girer.</p>
<p>İflas hâli dışındaki sigortasız veya faili meçhul kazalarda maddi hasar için Güvence Hesabı’na başvurulamaz. Varsa kasko poliçesi üzerinden kendi sigortanızdan hasarınızı temin edebilir; kaskonuz yoksa oluşan maddi zararın tahsili için kazada kusuru bulunan araç sürücüsü ve işletenine (ruhsat sahibine) karşı doğrudan yasal yollara ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davasına başvurabilirsiniz.</p>
<h2>Güvence Hesabı Ödeme Limitleri</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;nın tazminat limitleri, kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) teminat limitleri ile sınırlıdır ve tazminat tutarı belirlenirken başvuru ya da dava tarihi değil,<strong> tekrar altını çizmek isteriz ki kazanın meydana geldiği tarih esas alınır. </strong></p>
<p>2026 yılı için bedensel zararlarda (sakatlanma ve ölüm) otomobiller için kişi başına teminat limiti<strong> 3.600.000 TL</strong>, kaza başına azami teminat ise<strong> 18.000.000 TL</strong>’dir. <strong>Yalnızca sigorta şirketinin iflası durumunda devreye giren</strong> araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararlarda ise araç başına 400.000 TL, kaza başına toplam 800.000 TL limit uygulanır. Örneğin, <strong>kaza 2025 yılında gerçekleşmişse</strong>, kişi başı 2.700.000 TL, kaza başı 13.500.000 TL teminat limiti geçerliliğini korur.</p>
<p>Eğer aynı kazada birden fazla kişi zarar görüyorsa, <strong>her hak sahibi için kişi başına belirlenen teminat limiti uygulanır</strong> fakat Güvence Hesabı tarafından ödenebilecek toplam tazminat, ilgili araç grubu için belirlenen kaza başına azami teminat limitini aşamaz. <strong>Aşması durumunda, mevcut teminat limiti hak sahipleri arasında zararları oranında yani garame yöntemiyle paylaştırılır. </strong></p>
<h2>Güvence Hesabının Karşılamadığı Zararlar</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvuruların önemli bir bölümü, talep edilen kalemlerin mevzuat gereği fonun teminat kapsamı dışında kalması nedeniyle reddedilir. <strong>Hak ve zaman kaybı yaşamamak adına, Güvence Hesabı&#8217;nın karşılamadığı ve aşağıda detaylandırdığımız zararlara göz atabilirsiniz: </strong></p>
<ul>
<li>Kaza nedeniyle duyulan acı ve ızdırap için istenen manevi tazminat talepleri.</li>
<li>Sigorta şirketinin iflası veya ruhsat iptali durumu hariç olmak üzere, araç hasarları ve değer kaybı kalemleri,</li>
<li>KTK m. 98 uyarınca trafik kazalarındaki tıbbi ve sağlık giderlerinden doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumlu olduğundan tedavi masrafları.</li>
<li>Kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan sürücünün veya işletenin kendi uğradığı bedensel ve maddi zararlar.</li>
<li>Aracın çalınmış yahut gasp edilmiş olduğunu bilerek araca binen sürücü ve yolcuların zararları.</li>
<li>Yetkili makamlardan izin alınarak veya izinsiz yapılan yarış ve hız denemeleri sırasında oluşan zararlar.</li>
<li>İlgili kanun ve genel şartlarda sigorta teminatı dışı sayılan tüm diğer talepler.</li>
</ul>
<p><strong>Güvence Hesabı&#8217;nın karşılamadığı</strong> manevi tazminat, değer kaybı ve araç onarım masrafları gibi kalemlerin tahsili için kazada kusurlu bulunan <strong>araç sürücüsü ve ruhsat sahibine karşı tazminat davası açılması gerekir. </strong></p>
<h2>Güvence Hesabı&#8217;na Kimler Başvurabilir?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na başvuru hakkı kazada yararlanan sürücüler, yolcular ve yayalar gibi zarar gören kişilere aittir. Ölümlü bir trafik kazasında başvuru hakkı, kazazedenin desteğinden yoksun kalan yakınlarına geçer. <strong>Kusurlu sürücünün kendisi ile aracın işleteni başvuramaz.</strong></p>
<h2>Nasıl Başvurulur?</h2>
<p>Herhangi bir mahkeme ya da idare kararı beklenmeksizin doğrudan Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvuruda, aşağıdaki adımlarla ilerlemek gerekir:</p>
<ul>
<li>Kaza sonrası kolluğa haber verilir ve kaza tespit tutanağı düzenlettirilir.</li>
<li>Karşı aracın sigortası e-Devlet ya da Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden sorgulanır.</li>
<li>Sigortanın bulunmadığı ya da geçersiz olduğu belgelenir.</li>
<li>Sağlık kuruluşundan tedavi kayıtları ve maluliyet raporu temin edilir.</li>
<li>Başvuru dilekçesi hazırlanır, zarar kalemleri ve talep edilen tutar yazılır.</li>
<li>Dilekçe ve ekleri Güvence Hesabı&#8217;na elden, posta yoluyla ya da elektronik ortamda iletilir.</li>
<li>Eksik belge bildirimi gelirse süresi içinde tamamlanır.</li>
</ul>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na <strong>başvuru harca tabi değildir ve avukat zorunluluğu bulunmaz.</strong> Dosya tamamlandıktan sonra inceleme başlar, tazminat miktarında ve hak sahiplerinde tereddüt bulunmazsa ödeme banka aracılığıyla yapılır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Başvurusu İçin Gerekli Belgeler</h2>
<p>Başvuru için gerekli belgeler,<strong> zararın türüne göre değişkenlik göstermekle beraber</strong>, ortak olarak istenenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Başvuru dilekçesi ve kimlik belgesi fotokopisi</li>
<li>Kaza tespit tutanağı ya da kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tutanağı</li>
<li>Varsa ceza soruşturma dosyası ve kusur bilirkişi raporu.</li>
<li>Kazaya karışan araçlara ait ruhsat bilgileri ve sigorta sorgulama çıktısı.</li>
<li>Hastane epikrizi, tedavi kayıtları ve sağlık kurulu raporu.</li>
<li>Sürekli sakatlıkta maluliyet oranını gösteren rapor.</li>
<li>Ölüm durumunda ölüm belgesi, veraset ilamı ve nüfus kayıt örneği.</li>
<li>Destek ilişkisini ve gelir durumunu gösteren belgeler.</li>
<li>Banka hesap bilgisi ve varsa vekaletname.</li>
</ul>
<p>Süreçte kritik bir nokta olarak, belgelerin eksiksiz sunulması, süreci belirgin biçimde kısaltır. Yine <strong>maluliyet raporunun yetkili sağlık kuruluğundan alınmış olması</strong> da eksik rapor dolayısıyla dosyasının uzun süre beklemesi ihtimalini ortadan kaldıracaktır.</p>
<h2>Güvence Hesabı Tazminat Başvurusu Ne Kadar Sürede Sonuçlanır?</h2>
<p>Güvence Hesabı&#8217;na yapılan başvurunun sonuçlanma süresi <strong>dosyanın türüne, delil durumuna ve evrakların eksiksiz sunulmasına bağlı</strong> olarak değişkenlik göstermekle beraber, gerekli tüm bilgi ve belgeler verildiği takdirde basit niteliktek dosyalar için <strong>ortalama 1-3 ay içerisinde sonuçlanır.</strong> Bedensel zararları konu alan daha geniş kapsamlı dosyalarda bu süreç tahmin edilebileceği gibi uzar.</p>
<p>Maluliyet oranını gösteren yetkili sağlık kurulu raporunun temini, kusur oranına ilişkin savcılık ve ceza soruşturması dosyalarının yahut kaza tespit tutanaklarının kesinleşmesinin beklenmesi ve bağımsız aktüeryal tazminat hesaplamalarının yapılması, sürecin uzamasındaki temel etkenlerdir. Yine <strong>ceza mahkemesinde devam eden bir yargılama varsa</strong>, kusur durumunun netleşmesi için mahkeme kararının yahut bilirkişi raporunun beklenmesi gerekebilir.</p>
<p>Uygulamada en sık karşılaşılan gecikme sebebi ise eksik ya da usule aykırı sunulan evraklardır. Güvence Hesabı raportörlerinden gelen <strong>eksik belge bildirimlerinin en kısa sürede tamamlanması, dosya kayıt numarası üzerinden sürecin düzenli takip edilmesi</strong> ve yazışmaların kayıt altında tutulması sürecin gereksiz yere uzamasını engeller. Dosyanın sürüncemede kalması veya yasal sürelerde yanıt verilmemesi durumunda ise vakit kaybetmeden <strong>Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurulabilir.</strong></p>
<h2>Zamanaşımı Süresi Nedir?</h2>
<p>Güvence Hesabı’na yapılacak tazminat başvurularında zamanaşımı süresi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında kural olarak <strong>zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl</strong> ve <strong>her halükarda kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.</strong></p>
<p>Burada trafik kazasının bir suç teşkil etmesi durumunda ayrı bir parantez açmak gerekir. Yaralanmalı yani taksirle yaralama suçunun gündeme geldiği trafik kazalarında zamanaşımı <strong>8 yı</strong>l, taksirle öldürme suçunda ise <strong>15 yıla kadar uzar. </strong></p>
<p>Sürenin başlangıcı her zaman kazanın gerçekleştiği an değildir. Özellikle sürekli sakatlık (maluliyet) durumlarında 2 yıllık öğrenme süresi kaza anında değil, <strong>maluliyet oranını gösteren kesin sağlık kurulu raporunun hak sahibine tebliğ edildiği veya kesinleştiği tarihte başlar.</strong></p>
<h2>Güvence Hesabı ile Sigorta Şirketinden Tazminat Talebi Arasındaki Fark</h2>
<p>Temel fark, <strong>talebin dayanağındadır.</strong> Sigorta şirketine karşı talep poliçeye dayanır; Güvence Hesabı&#8217;na karşı talep kanundan doğar.</p>
<p>Kapsam bakımından da ayrılırlar. Sigorta şirketi poliçe teminatları çerçevesinde maddi hasarı da öder. Güvence Hesabı ise kural olarak yalnızca bedensel zararı karşılar.</p>
<p>Yine usul yönünden de fark vardır.<strong> Sigorta şirketine karşı tahkim yoluna gitmeden önce</strong> şirkete yazılı başvuru yapılması dava şartıdır. Güvence Hesabı bakımından ön başvuru şartı aranmaz, başvuru doğrudan fona yapılır ve sonuç alınamazsa tahkim yoluna gidilir.</p>
<p>Sonuç bakımından ise benzeşirler. <strong>Her iki yolda da ödeme teminat limitleriyle sınırlıdır</strong> ve limiti aşan kısım için kusurlu tarafa dava açılması gerekir.</p>
<h2>Güvence Hesabı ve Kusurlu Sürücü Arasındaki Rücu Süreci</h2>
<p>Güvence Hesabı yaptığı ödemeyi kusurlu taraftan geri alır. Rücu yetkisi <strong>Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 108. maddesi, Sigortacılık Kanunu&#8217;nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği&#8217;nin 16. maddesine</strong> dayanır.</p>
<p>Süreç ödemenin yapılmasıyla başlar. Fon, zarar görene ödediği tutar kadar sorumlunun yerine geçer ve alacağı devralır. Ardından kusurlu sürücüye, araç işletenine, varsa sigortacısına ya da sigortacının iflas masasına yazılı bildirim gönderilir.</p>
<p>Bildirimde ödenen tutar, kaza bilgileri ve ödeme tarihi yer alır. Kendisine bildirim ulaşan kişi süresi içinde ödeme yapmazsa icra takibi başlatılır.</p>
<p>Rücu edilen tutar ödenen tazminatla sınırlıdır. <strong>Fon, ödediğinden fazlasını isteyemez.</strong> Buna karşılık ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz de talep edilir.</p>
<h2>Güvence Hesabı&#8217;nda İcra Takibi ve Dava</h2>
<p>Zorunlu başvuruya rağmen Güvence Hesabı tarafından ödeme yapılmaması, <strong>başvurunun haksız reddedilmesi veya eksik ödeme yapılması durumlarında</strong> zarar görenler yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Bu aşamada hak sahipleri alacağın tahsili için doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davası açabileceği gibi, daha hızlı ve düşük maliyetli olan Sigorta Tahkim Komisyonu yolunu da tercih edebilir.</p>
<p>Sigorta Tahkim Komisyonu hakemleri tarafından verilen ve kesinleşen kararlar doğrudan mahkeme ilamı niteliğindedir. <strong>Güvence Hesabı hakem kararına veya mahkeme hükmüne rağmen ödeme yapmazsa</strong>, bu ilama dayanılarak kurum aleyhine icra dairesinde doğrudan ilamlı icra takibi başlatılır. İlamlı icra takiplerine itiraz yoluyla takibin durdurulması mümkün olmadığından, tazminat tutarı yasal faiz ve icra masraflarıyla birlikte fondan tahsil edilir.</p>
<p>Öte yandan, doğrudan Güvence Hesabı’na karşı ilamsız icra takibi başlatılması durumunda kurumun 7 gün içinde takibe itiraz etme hakkı bulunur. İtiraz üzerine takip durur ve uyuşmazlığın çözümü için itirazın iptali davası açılması gerekir. <strong>Hak ve zaman kaybı yaşamamak adına</strong>, önce tahkim veya dava yoluyla ilam (kesin karar) alınıp ardından icra takibine geçilmesi en güvenli hukuki yöntemdir.</p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;na başvuru reddedilirse ne yapılır?</h3>
<p>Güvence Hesabı&#8217;ndan <strong>ret yanıtı gelmesi yahut 15 gün içerisinde cevap verilmemesi</strong> durumunda hak sahiplerinin önünde iki hukuki yol vardır.</p>
<p>İlki ve pratikte en çok tercih edilen, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmaktır. <strong>Tahkim süreci mahkemelere kıyasla çok daha hızlı sonuçlanır</strong>, masrafları düşüktür ve hakemlerin verdiği kararlar doğrudan mahkeme ilamı niteliğinde olup icraya konulabilir. İkinci yol ise uyuşmazlığı yargıya taşıyarak<strong> Asliye Ticaret Mahkemesi’nde doğrudan tazminat davası açmaktır.</strong></p>
<p>Süreçte izlenecek adımı Güvence Hesabı&#8217;nın ret gerekçesi belirler. Ret kararı, yalnızca usul ya da sağlık kurulu raporu yetersizliği, kaza tutanağı eksikliği vb. eksik evraktan kaynaklanıyorsa, bu belgeler tamamlanarak tekrar başvuru yapılabilir. <strong>Talebin kapsam dışı olarak değerlendirilmesi durumu varsa</strong> (örneğin kaçan aracın yalnızca araç hasarına yol açması, kazada yayanın %100 kusurlu bulunması veya olayın bir trafik kazası sayılmaması), alacak tahsili için doğrudan kazaya karışan kusurlu araç sürücüsü ve işletenine karşı yasal yollara başvurulmalıdır.</p>
<h3>Güvence Hesabı tazminatı ne kadar sürede ödenir?</h3>
<p>Güvence Hesabı’na yapılan başvurulara kurum yasa gereği <strong>en geç 15 gün içinde bir cevap vermesi veya süreci başlatmalıdır. </strong>Başvuru dosyasının incelenmesi, maluliyet ve kusur raporlarının denetlenerek aktüeryal tazminat hesabının çıkarılması ise uygulamada <strong>ortalama 1 ila 2 ay (30-45 gün) sürmektedir.</strong> Gerekli tüm evraklar eksiksiz tamamlanıp dosya onaylandığında ise yine yasal mevzuat gereği <strong>en geç 8 iş günü içinde tazminat hak sahibinin banka hesabına aktarılır.</strong></p>
<p>Kaza tespit tutanağında <strong>kusur belirsizliği bulunması, savcılık/ceza soruşturmasının sürmesi yahut hak sahipliğine ilişkin evrakların eksik olması</strong> durumlarında inceleme süresi uzayabilir. Başvuruya 15 gün içinde cevap verilmemesi veya ödemenin gerekçesiz gecikmesi durumunda hak sahipleri yasal faiz talebiyle birlikte doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir veya dava açabilirler.</p>
<p>Burada altını çizmek istediğimiz önemli bir nokta olarak <strong>Güvence Hesabı, başvuru, dosya masrafı ya da tazminat aktarımı adı altında hak sahiplerinden hiçbir surette ücret, harç veya kart bilgisi talep etmez.</strong> Tazminat vaadiyle işlem ücreti isteyen aracı kişi veya mesajların dolandırıcılık amacı taşıdığı belirtmek isteriz.</p>
<h3>Çarparak kaçan bir araç arabama zarar verdi, masrafı Güvence Hesabı öder mi?</h3>
<p>Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların karıştığı kazalarda Güvence Hesabı yalnızca bedensel zararları ödemekle yükümlüdür ve aracınızda oluşan <strong>maddi hasar, onarım masrafları ya da değer kaybı kapsam dışında tutulur. </strong>Eğer kaza sırasında araç içinde<strong> yaralanma yahut vefat durumu varsa</strong>, oluşan maluliyet, bakıcı gideri ve destekten yoksun kalma gibi <strong>bedensel zarar kalemleri için Güvence Hesabı&#8217;na başvurulabilir. </strong></p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;ndan manevi tazminat talep edebilir miyim?</h3>
<p>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) genel şartları kapsamında manevi tazminat talepleri teminat kapsamı dışındadır. <strong>Güvence Hesabı da yalnızca zorunlu sigortanın kapsamında giren bedensel zararları karşıladığından dolayı manevi tazminat taleplerini ödemez. </strong></p>
<p>Diğer taraftan, bedensel zararlar ve iş göremezlik tazminatı için Güvence Hesabı&#8217;na başvurulmuş olması, manevi tazminat talepleri açısından bir engel değildir. Hak sahipleri, <strong>Güvence Hesabı sürecini ve kusurlu taraflara karşı manevi tazminat sürecini eş zamanlı ve birbirini etkilemeyecek şekilde</strong> ayrı yollardan yürütebilirler.</p>
<h3>Sigortasız bir araç bana çarptı, değer kaybı alabilir miyim?</h3>
<p>Güvence Hesabı, <strong>sigortasız araçların karıştığı kazalarda yalnızca bedensel zaraları güvence altına aldığından</strong>, aracın uğradığı değer kaybı gibi doğrudan maddi zarar kalemlerinin talep edilmesi kapsam dışındadır. Bu nedenle araçtaki piyasa değer kaybı, <strong>kazada kusuru bulunan araç sürücüsüne ve araç işletenine yani ruhsat sahibine yöneltilmelidir. </strong></p>
<p>Talep edilecek tutarın hukuken somutlaştırılması için <strong>kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları, onarım faturaları ve sigorta ekspertiz raporu ile değer kaybının tespit ettirilmesi gerekir.</strong> Karşı tarafın borcu rızaen ödememesi durumunda, öncelikle arabuluculuk, sonrasında ise icra takibi veya Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nde tazminat davası yoluna başvurulur.</p>
<h3>Güvence Hesabı&#8217;ndan aldığım tazminat eksikse fark için dava açabilir miyim?</h3>
<p>Güvence Hesabı tarafından yapılan ödeme, gerçek maddi zararı ve yasal aktüeryal hesabı tam olarak karşılamadığında, eksik kalan tutar için başvuru ve dava hakkınız devam eder. Süreçte hak kaybı yaşamamak adına ödeme belgesi ve/veya ibranameyi imzalarken, <strong>&#8220;fazlaya ilişkin haklar saklıdır&#8221; şerhinin düşülmesi çok önemlidir. </strong></p>
<p>Dava açmadan önce, yasa gereği öncelikle Güvence Hesabı&#8217;na yazılı başvuru yapılarak eksik tutarın ödenmesi talep edilmelidir. <strong>Başvurunun reddedilmesi yahut 15 gün içerisinde yanıtsız kalması durumunda</strong> Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilir veya Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir.</p>
<p>Bu süreçte, Güvence Hesabı&#8217;nın sorumluluğunun kaza tarihindeki <strong>yasal poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğunu ve bu limiti aşan bakiye zararların Güvence Hesabı&#8217;ndan değil</strong>, kazada kusurlu bulunan araç sürücüsü ve işleteninden talep edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<h3>Yayaların Güvence Hesabı&#8217;na başvurma hakkı var mıdır?</h3>
<p>Bir motorlu aracın çarpması sonucunda bedensel zarara uğrayan <strong>yayalar, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla Güvence Hesabı&#8217;na doğrudan başvurabilir.</strong> Tabi başvuru hakkının doğması için <strong>yayaya çarpan aracın trafik sigortasının bulunmaması, aracın çalıntı olması, sigorta şirketinin iflas etmesi</strong> yahut aracın kazadan sonra kaçarak plakasının tespit edilememesi gerekir.</p>
<p>Bir parantez olarak, <strong>kaçan araçlarda Güvence Hesabı&#8217;nın yalnızca bedensel zararları karşıladığı unutulmamalıdır.</strong> Yine eğer kazada yararlanma durumu varsa iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri talep edilebilirken yayanın vefatı durumunda ise geride kalan hak sahipleri destekten yoksun kalma tazminatına başvurabilir.</p>
<p><strong>Kazada yayanın kusur olması durumunda</strong>, kusur oranında tazminattan indirim yapılır. Kaldırımda yürürken bir aracın çarptığı yaya örneğin, kusursuz olduğu için tazminat tam olarak ödenir. <strong>Aynı şartlar ve başvuru hakkı</strong>, bir motorlu aracın çarpması sonucunda zarar gören <strong>bisiklet ve elektrikli scooter&#8217;lar için de geçerlidir. </strong></p>
<h3>Başvuru için avukat tutmak zorunlu mudur?</h3>
<p>Hak sahipleri, <strong>başvuru dilekçesini ve gerekli evrakları bizzat hazırlayarak</strong> Güvence Hesabı&#8217;na doğrudan başvurabilir ve bu başvuru için avukat zorunluluğu yoktur.</p>
<p>Buna karşın, <strong>bedensel zarar içeren dosyalar detaylı teknik ve hukuki uzmanlık gerektirir.</strong> Örneğin, tazminat miktarının hesaplanmasında maluliyet oranı, bakiye yaşam süresi tablosu (TRH 2010), kusur durumu ve gelir verileri üzerinden hazırlanan karmaşık aktüeryal hesaplamalara ihtiyaç vardır. <strong>Bu hesaplamaların hukuki ve teknik olarak denetlenmemesi</strong>, hak sahiplerinin gerçek zararından daha düşük bir tazminatla karşılaşmasına yol açabilir.</p>
<p>Hukuki süreçte <strong>başvurunun reddedilmesi, eksik ödeme yapılması ya da Sigorta Tahkim Komisyonu ile dava süreçlerinin yürütülmesi aşamalarında da hak kaybına uğramamak adına</strong> sürecinde alanda uzman bir avukat aracılığıyla takip edilmesi önem taşır.</p>
<p>Güvence Hesabında Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/guvence-hesabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adli Kontrol Nedir? Yurt Dışı Yasağı ve İmza Şartı</title>
		<link>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/</link>
					<comments>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Çiğdem Baykara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tazminat Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cozumavukatlik.com.tr/?p=2343</guid>

					<description><![CDATA[Öne çıkan noktalar Adli kontrol kararına ve tedbirlere ilişkin dört kritik nokta: 1 Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder ancak belirlenen yükümlülüklere uymak zorundadır. 2 Adli kontrol tek bir yükümlülükten ibaret değildir. Yurt dışı yasağı, imza, konutunu terk etmeme, güvence ve diğer yükümlülüklerden biri veya birkaçı aynı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ozet-box">
<div class="ozet-baslik">
   <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#052440" stroke-width="2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
  <path d="M9 11l3 3L22 4"/>
  <path d="M21 12v7a2 2 0 0 1-2 2H5a2 2 0 0 1-2-2V5a2 2 0 0 1 2-2h11"/>
</svg><br />
    <span>Öne çıkan noktalar</span>
  </div>
<p class="ozet-aciklama">Adli kontrol kararına ve tedbirlere ilişkin dört kritik nokta:</p>
<ol class="ozet-liste">
<li>
      <span class="ozet-no">1</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder ancak belirlenen yükümlülüklere uymak zorundadır.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">2</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol tek bir yükümlülükten ibaret değildir. Yurt dışı yasağı, imza, konutunu terk etmeme, güvence ve diğer yükümlülüklerden biri veya birkaçı aynı anda uygulanabilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">3</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol kararına itiraz edilebilir ve şartların değişmesi durumunda kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Karara itiraz için yedi günlük süre bulunurken, sonrasında da tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı ileri sürülebilir.</span>
    </li>
<li>
      <span class="ozet-no">4</span><br />
      <span class="ozet-metin">Adli kontrol yükümlülüğünün ihlali tutuklama riskini doğurabilir fakat her ihlal tutuklama anlamına gelmez. İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları değerlendirilir.</span>
    </li>
</ol>
</div>
<p>Bir ceza soruşturması yahut kovuşturması sürecinde kişinin tutuklanması her zaman zorunlu değildir. Tutuklama yerine uygulanabilecek daha hafif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kapsamında kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder fakat <strong>yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da konutunu terk etmeme gibi bazı yükümlülüklere uyması gerekir. </strong></p>
<p>Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, <strong>adli kontrol uygulanan durumlara, kararın nasıl kaldırılabileceğine, itiraz sürecine ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalara</strong> ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için <strong><a href="mailto:info@cozumavukatlik.com.tr">info@cozumavukatlik.com.tr</a></strong> mail adresi ya da <strong><a href="tel:05413710609">0 (541) 371 06 09</a></strong> numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.</p>
<div class="expert-opinion-box">
<div class="expert-photo-wrapper">
    <img decoding="async" src="https://secure.gravatar.com/avatar/20ce5e8f605137d4ca24f83e1bd8215b0f339ac4123b618f5c9fca68a77134ee?s=180&#038;d=mm&#038;r=g" alt="Av. Çiğdem Baykara" class="expert-photo" /><br />
    <span class="expert-check-badge"><br />
      <svg width="10" height="10" viewBox="0 0 12 12" fill="none" stroke="#032540" stroke-width="2.2" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round" style="display:block;">
        <polyline points="1.5 6 4.5 9 10.5 3"/>
      </svg><br />
    </span>
  </div>
<div class="expert-content">
<div class="expert-title">
      <svg width="20" height="20" viewBox="0 0 24 24" fill="none" stroke="#cfb283" stroke-width="2.5" stroke-linecap="round" stroke-linejoin="round">
        <path d="M3 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.756-2.017-2-2H4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2 1 0 1 0 1 1v1c0 1-1 2-2 2s-1 .008-1 1.031V20c0 1 0 1 1 1z"/>
        <path d="M15 21c3 0 7-1 7-8V5c0-1.25-.757-2.017-2-2h-4c-1.25 0-2 .75-2 1.972V11c0 1.25.75 2 2 2h.75c0 2.25.25 4-2.75 4v3c0 1 0 1 1 1z"/>
      </svg><br />
      <span>UZMAN GÖRÜŞÜ</span>
    </div>
<p class="expert-text">Adli kontrol, kişi hakkında peşinen verilmiş bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tedbirin kapsamı ve devamı, kişinin somut durumuyla ve yargılamadaki ihtiyaçlarla orantılı olmalıdır. Koşullar değiştiğinde ise yalnızca yükümlülüklere uymak değil, artık gerekli olmayan bir tedbirin kaldırılması veya hafifletilmesi için hukuki yolların kullanılması da önem taşır.</p>
<div class="expert-signature">
<p class="expert-name">Av. Çiğdem Baykara</p>
<p class="expert-role">İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı</p>
</p></div>
</p></div>
</div>
<h2>Adli Kontrol Nedir?</h2>
<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 109. maddesinde yer alan</strong> adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir ve hakim, tutuklama şartları oluşmuş olsa bile kişiyi cezaevine koymak yerine bazı yükümlülüklerle serbest bırakabilir. Bu uygulama ile amaç, <strong>kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakmadan, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürümesini güvence altına almaktır</strong> ve mahkumiyet kararı verilene kadar bu süreçte kişi hala masum kabul edilir.</p>
<h2>Adli Kontrol Uygulanan Durumlar</h2>
<p><strong>Yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak</strong> ve bunu kişinin tutuklanmasına gerek kalmadan yapmak amacıyla uygulanan adli kontrol, kişinin kaçmasını önlemek, delillerin korunmasını sağlamak ve yargılama sürecindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla uygulanır. <strong>Suçun niteliği, dosyadaki deliller ve kişinin durumu, hangi tedbirlerin uygulanacağı noktasında belirleyicidir. </strong></p>
<h2>Adli Kontrol Türleri</h2>
<p>Adli kontrol kapsamında uygulanabilecek birçok farklı yükümlülük vardır ve hakim ya da mahkeme, <strong>dosyanın özelliklerine ve olayın gerektirdiği ölçüye bağlı olarak bu yükümlülüklerden birine ya da birkaçına birlikte karar verebilir.</strong> Başlıca adli kontrol yükümlülükleri şöyledir:</p>
<ul>
<li>Kişinin Türkiye&#8217;den yurt dışına çıkmasının yasaklanması.</li>
<li>Kişinin hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmasıdır. Uygulamada bu yükümlülük çoğunlukla imza verme şeklinde uygulanır.</li>
<li>Hakim veya mahkemenin belirlediği çağrılara uymayı veya belirlenen faaliyetleri yerine getirmeyi gerektirebilir.</li>
<li>Kişinin belirlenen yerleşim bölgesinin sınırları dışına çıkmamasıdır. Hakim tarafından belirlenen bazı yerlere gitmekten kaçınmayı gerektirir.</li>
<li>Halk arasında ev hapsi olarak bilinen konu terk etmeme tedbirinde kişinin konutundan ayrılmasına izin verilmez.</li>
<li>Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirli yerlere gitmemek. Kişinin hareket alanı, karar kapsamında belirlenen bölge veya yerlerle sınırlandırılabilir.</li>
<li>Kararda belirtilmesi durumunda kişinin sürücü belgesini teslim etmesi ve araç kullanmaması gerekir.</li>
<li>Kişinin silah bulundurmasının veya taşımasının yasaklanması ve gerekli durumlarda mevcut silahların teslim edilmesidir.</li>
<li>Belirlenen miktarda paranın güvence olarak yatırılmasıdır.</li>
<li>Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya bağımlılık yapıcı maddeler ya da alkol kullanımıyla ilgili durumlarda, tedavi veya muayeneye tabi tutulmayı içerebilir.</li>
<li>Somut olayın özelliklerine göre mağdurun haklarını korumaya yönelik belirli yükümlülükler uygulanabilir.</li>
</ul>
<p>Uygulamada kişi hakkında hem yurt dışına çıkmama hem de belirli aralıklarla imza verme yükümlülüğü getirilebilir yani <strong>somut olayın özelliklerine göre birden fazla adli kontrol yükümlülüğünü aynı anda uygulanabilir.</strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Nedir?</h2>
<p>Adli kontrol kararı kapsamında gündeme gelen tedbirlerden biri olan yurt dışına çıkış yasağı ile kişinin tedbir kaldırılmadığı ya da değiştirilmediği sürece <strong>Türkiye&#8217;den yurt dışına çıkması yasaktır.</strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Nasıl Uygulanır?</h2>
<p>Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbiri, kararın <strong>ilgili kurum ve sistemlere bildirilmesiyle</strong> uygulanır. Tedbirin amacı, hakkında yurt dışı yasağı bulunan kişinin Türkiye&#8217;den çıkış yapmasını önlemektir. Yurt dışına çıkış yasağı devam eden kişi,<strong> sınır kapısı veya havalimanı gibi yurt dışına çıkış noktalarında yapılan kontroller sırasında tedbir nedeniyle çıkış yapamaz. </strong></p>
<h2>Yurt Dışı Yasağı Kaldırılması İçin Ne Yapılmalı?</h2>
<p>Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması için karara itiraz edilmesi veya şartların değişmesi durumunda tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesinin talep edilmesi gerekir. Adli kontrol kararına itiraz edilmek isteniyorsa, <strong>kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre itiraz yoluna başvurulmalıdır.</strong></p>
<p>Yedi günlük itiraz süresinin geçmesinden sonra da yurt dışı yasağının kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Bu durumda başvuru, <strong>önceki karara yönelik bir itirazdan ziyade, tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı veya değiştiği gerekçesine dayanır.</strong></p>
<p>Başvuruda, yurt dışı yasağının artık gerekli olmadığını gösteren somut nedenlerin açıklanması önemlidir. Soruşturmanın veya kovuşturmanın geldiği aşama, <strong>delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kişinin kaçma riskinin azalmış olması, yurt dışına çıkmasını gerektiren iş, eğitim veya ailevi nedenler gibi koşullar</strong>, olayın özelliklerine göre değerlendirmede dikkate alınabilir.</p>
<p><strong>Başvurunun hangi mercie yapılacağı</strong>, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Yetkili hakim veya mahkeme, dosyanın mevcut durumunu ve yurt dışı yasağının devamını gerektiren nedenleri değerlendirerek tedbiri kaldırabilir, değiştirebilir veya devam ettirebilir.</p>
<h2>İmza Şartı</h2>
<p>İmza şartı, adli kontrol kapsamında uygulanabilen yükümlülüklerden biridir. Bu yükümlülük getirildiğinde kişi, <strong>belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurarak imza vermek zorundadır.</strong> Hangi birime, ne sıklıkta ve hangi zaman aralıklarında başvurulacağı, verilen adli kontrol kararına ve uygulamaya ilişkin belirlemelere göre değişebilir.</p>
<p>İmza yükümlülüğünün amacı, <strong>kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen kurallara uyup uymadığının düzenli olarak takip edilmesini sağlamaktır.</strong> Bu tedbir, kişinin günlük yaşamını tamamen kısıtlamadan belirli aralıklarla ilgili birime başvurmasını gerektirir.</p>
<p>Belirlenen gün veya saatlerde <strong>imza verilmemesi</strong>, adli kontrol yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilir ve <strong>tutuklanma kararına neden olabilir.</strong> Bu nedenle imza günlerinin ve saatlerinin düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.</p>
<h2>İmza Hangi Sıklıkla Nereye Atılmalı?</h2>
<p>Uygulamada imza yükümlülüğü çoğunlukla kişinin ikamet ettiği yere bağlı kolluk biriminde yerine getirilir fakat hangi birime başvurulacağı, <strong>verilen kararın içeriğine göre değişebilir. </strong>İmza yükümlülüğünün sıklığı da dosyanın özelliklerine göre belirlenir. Standart bir uygulama yoktur bu noktada. <strong>Günlük, haftalık veya haftanın belirli günlerinde imza verme şeklinde farklı uygulamalar olabilir. </strong></p>
<h2>İmza Şartının Kaldırılması</h2>
<p>Adli kontrol kapsamında verilen imza yükümlülüğünün kaldırılması adına itirazın, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre yapılması gerekir. <strong>Koşulların değişmesi yahut tedbirin hafifletilmesi de itiraz konusu olabilir. </strong></p>
<p>Soruşturmanın ilerlemesi ile beraber <strong>delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kaçma ya da delilleri etkileme riskinin azalması</strong> vb. durumları, kaldırma talebinde ileri sürülebilecek hususlardandır.</p>
<p>Talep, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre yetkili hakim veya mahkemeye sunulur. Yetkili merci, dosyanın mevcut durumunu ve adli kontrol tedbirine duyulan ihtiyacı değerlendirerek bir karar verir.</p>
<h3>Adli Kontrol Tedbirinde Şüpheli ve Sanıkların Yükümlülükleri</h3>
<p>Adli kontrol altındaki şüpheli veya sanık, hakkında verilen kararda belirtilen yükümlülüklere eksiksiz şekilde uymalıdır. Örneğin; imza verme yükümlülüğü varsa belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurmalı, yurt dışına çıkamama yükümlülüğü varsa Türkiye&#8217;den çıkmamalı ve konutunu terk etmeme kararı verilmişse bu tedbire uygun hareket etmelidir.</p>
<p>Kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen yükümlülüklerine ilişkin değişiklikleri ve kendisini etkileyebilecek önemli durumları ilgili makamlara zamanında bildirmesi önemlidir. Ayrıca <strong>kanuni şartları bulunan çağrılara ve duruşmalara uyması gerekir.</strong></p>
<p>Adli kontrol yükümlülüklerinin isteyerek yerine getirilmemesi, <strong>CMK m. 112 kapsamında tutuklama kararı verilmesine neden olabilir fakat her ihlalin doğrudan tutuklama sonucunu doğuracağı söylenemez.</strong> İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları yetkili yargı mercii tarafından değerlendirilir.</p>
<h3>Adli Kontrol Kararının Kaldırılması</h3>
<p>Şüpheli veya sanığın adli kontrol tedbirinin kaldırılması, tedbirin değiştirilmesi yahut yükümlülüklerin hafifletilmesi talebi, soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına göre <strong>tedbirin uygulanmasına hala ihtiyaç bulunup bulunmadığı</strong> yetkili hakim ve/veya mahkeme tarafından değerlendirilir.</p>
<p>Adli kontrol tedbirinin uygulanmasını gerektiren nedenler ortadan kalktığında, yetkili yargı mercii tedbiri resen de kaldırabilir. Yine adli kontrol, <strong>dosyanın sonucuna göre de sona erebilir</strong> fakat beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın adli kontrolü hangi aşamada ve ne şekilde sona erdireceği, kararın içeriğine ve dosyanın durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bu nedenle adli kontrolün kaldırılması isteniyorsa, <strong>tedbirin neden artık gerekli olmadığını açıklayan gerekçelerin ve varsa bunları destekleyen belgelerin sunulması önemlidir.</strong></p>
<h3>Adli Kontrolde Elektronik Kelepçe Uygulaması</h3>
<p>Elektronik kelepçe ile uygulanan izleme sistemi, <strong>kişinin belirlenen kurallara ve konutta bulunma yükümlülüğüne uyup uymadığının teyitini sağlar</strong> ve belirlenen sınırlar dışına çıkılması durumunda sistem ilgili birimlere ihlal bildirimi yapar. Tedbirin kendisinden farklı olarak bir denetim yöntemi olan elektronik kelepçe uygulaması, <strong>her adli kontrolde veya her konutunu terk etmeme kararında kullanılmaz.</strong></p>
<h2>Adli Kontrol Tedbirini İhlalin Sonuçları</h2>
<p>İmza atmamak, yasağa rağmen yurt dışına çıkmaya çalışmak, elektronik kelepçeyi çıkarmak vb. adli kontrol tedbirlerini ihlal eden durumlarda <strong>hakim, ihlale karşılık hemen tutuklama kararı verebilir</strong> ve bu durum, verilecek cezanın miktarına bakılmaksızın uygulanabilecek ağır bir sonuçtur.</p>
<h3>Güvence Bedeli (Kefalet ile Tahliye) Nedir?</h3>
<p>Halk arasında kefalet olarak da bilinen güvence bedeli uygulamasında şüpheli veya sanık, <strong>yargılamadan kaçmayacağına dair bir güvence olması adına mahkeme tarafından belirlenen tutarı</strong> dosyaya yatırır ve kaçması durumunda bu bedele el konulacağını kabul eder.</p>
<h3>Güvence Bedeli Nasıl Belirlenir ve Nasıl Geri Alınır?</h3>
<p>Adli kontrol kapsamında gündeme gelen güvence bedelinin ve ödeme koşulları belirlenirken <strong>kişinin ekonomik durumu, yükümlülüklerin niteliği ve dosyanın özellikleri dikkate alınır</strong> ve bu uygulama ile şüpheli veya sanığın yargılama sürecindeki yükümlülüklerine uymasını ve gerektiğinde belirlenen gider veya yükümlülüklerin karşılanmasını güvence altına alınması amaçlanır.</p>
<p>Adli kontrol sona erdiğinde,<strong> güvence bedelinin iade edilip edilmeyeceği ve hangi kısmının iade edileceği, kişinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine</strong> ve güvence kapsamında karşılanması gereken bir tutar bulunup bulunmadığına bağlı karar verilir. İade koşulları oluştuğunda, güvence bedelinin iadesi için ilgili yargı merciine başvurulması gerekebilir.</p>
<h2>Adli Kontrol Tedbiri ve Cezadan Sayılan Süre</h2>
<p>Adli kontrol tedbirleri kapsamında uygulanan <strong>yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da güvence yatırma gibi yükümlülükler nedeniyle geçen süre</strong>, hukuki süreç sonunda hükmedilen hapis cezasından düşülmez.</p>
<p>Bununla beraber, <strong>konutunu terk etmeme yükümlülüğünün uygulanması bakımından kanunda özel bir mahsup düzenlemesi bulunur</strong> ve kişinin bu tedbir altında geçirdiği sürenin cezadan nasıl mahsup edileceği, verilen kararın niteliğine ve uygulanacak yasal hükümlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Adli Kontrol Tedbiri Yargıtay Kararları</h2>
<p>Yargıtay, tutukluluk süresi uzadığında veya tutuklama şartları zayıfladığında, kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını isabetli bulmaktadır. Yerleşik uygulamada, özellikle yurt dışına çıkmamak ve duruşmalara düzenli katılmak şartlarıyla tahliye kararları onanmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemelerin tutuklamayı sürdürürken bunun gerekçesini somut olarak göstermesini de aramaktadır. Gerekçesiz veya tekrar niteliğindeki kararlar, adli kontrol imkânı yeterince değerlendirilmediği için bozma sebebi sayılabilmektedir. Bu içtihat çizgisi, adli kontrolün istisna değil, tutuklamaya tercih edilmesi gereken asıl yol olduğunu göstermektedir.</p>
<h3>Adli kontrol tedbiri ne kadar sürer?</h3>
<p>Adli kontrol tedbirinin süresinde suçun niteliği ve soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğu belirleyicidir. Soruşturma aşamasında adli kontrol, <strong>ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda en fazla iki yıl, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda ise en fazla üç yıl uygulanabilir.</strong> Kanunda belirtilen şartların bulunması halinde ise bu süreler uzatılabilir.</p>
<p>Kovuşturma aşamasında ise adli kontrol tedbiri <strong>mahkeme tarafından kaldırılmadığı sürece yargılama devam ederken uygulanabilir.</strong> Bu nedenle adli kontrolün ne zaman sona ereceği, yalnızca kararın verildiği tarihe göre değil, tedbirin kaldırılıp kaldırılmadığına ve dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değerlendirilmelidir.</p>
<h3>Adli kontrol kararına uyulmazsa ne olur?</h3>
<p>Adli kontrol kapsamındaki yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında ilgili yargı makamı tutuklama kararı verebilir. İhlalin niteliği bu kararda belirleyici rol oynar. <strong>Haklı bir mazeret varsa ve bu durum mümkün olan en kısa sürede deliller ile desteklenerek ilgili makamlara bildiriliyorsa</strong> hukuki yaptırımın yönü değişebilir.</p>
<h3>Adli kontrol şartı yurt dışına çıkabilir mi?</h3>
<p>Hakkında adli kontrol kararı kapsamında yurt dışına çıkamamak şeklinde bir yükümlülük bulunan kişi, bu tedbir kaldırılmadan ya da değiştirilmeden yurt dışına çıkamaz. Diğer taraftan, <strong>her adli kontrol kararının yurt dışı çıkış yasağı yükümlülüğü içermeyebileceğinin altını çizmemiz gerekir. </strong></p>
<h3>Adli kontrolde imza var mı?</h3>
<p>İmza verme, <strong>uygulamada sık karşılaşılan adli kontrol kararlarından biri olmakla beraber</strong> her zaman uygulanması zorunlu değildir. Dosyanın özelliklerine göre farklı bir yükümlülük gündeme gelebilir. Kişi hakkında yurt dışına çıkamamak, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirlenen bazı yerlere düzenli olarak başvurmak gibi. Bu nedenle adli kontrol kararı verildiğinde <strong>kişinin hangi yükümlülüklere tabi olduğu, kararın içeriğinden ayrıca kontrol edilmelidir.</strong></p>
<h3>Yurt dışı çıkış yasağı nasıl kontrol edilir?</h3>
<p>Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan kişi, bu tedbirin uygulanıp uygulanmadığını öncelikle <strong>UYAP Vatandaş Portalı üzerinden</strong> dosya ve karar bilgilerini kontrol ederek öğrenebilir. Yurt dışına çıkış yasağı aktifken sınır kapısı veya havalimanından çıkış yapılmaya çalışılması durumunda pasaport kontrolü sırasında tedbir nedeniyle yurt dışına çıkışa izin verilmez. Dolayısıyla <strong>özellikle seyahat öncesinde yasağın kaldırıldığına ilişkin kararın verilip verilmediğinin</strong> ve kararın ilgili sistemlere işlendiğinin kontrol edilmesi önem taşır.</p>
<h3>Adli kontrol kararı kim verir?</h3>
<p>Adli kontrol kararını, süreç <strong>soruşturma aşamasındaysa sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme verir.</strong> Kovuşturma ve soruşturma aşamalarında Cumhuriyet savcısı adli kontrol uygulanmasını talep ederek sürecin değerlendirilmesini başlatır.</p>
<h3>Adli kontrol sicile işler mi?</h3>
<p>Adli kontrolün kişinin suçlu bulunduğuna anlamına gelen bir mahkumiyet değil, koruma tedbiri olması dolayısıyla bu karar <strong>adli sicil kaydına işlenmez ve kişinin sicil kaydında sabıka olarak görünmez. </strong>Soruşturma yahut kovuşturma dosyasında uygulanan adli kontrol kararının <strong>tek başına kişinin suçlu olduğu anlamına gelmediğinin altını çizmek isteriz. </strong></p>
<h3>Adli kontrol imza kaçırırsa ne olur?</h3>
<p>İmza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, adli kontrol tedbirine aykırı davranılması olarak değerlendirilir ve şüpheli veya sanık hakkında yetkili yargı mercii tarafından tutuklama kararı verilebilir. <strong>İmzanın bir kez kaçırılmasının doğrudan tutuklama kararı anlamına gelmediğini</strong> ifade etmemiz gerekir burada.</p>
<p>Hastalık, kaza yahut başka bir haklı mazeret nedeniyle imza atılamadıysa, bu durum mümkün olan en kısa süre içerisinde belgeleriyle birlikte ilgili makamlara bildirilmelidir. <strong>Mazeretin gerçekten olduğunu gösteren sağlık raporu, kaza tutanağı vb. belgelerin sunulması</strong> hukuki yaptırım açısından kritik önem taşır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cozumavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
