Tazminat Hukuku

Adli Kontrol Nedir? Yurt Dışı Yasağı ve İmza Şartı


Öne çıkan noktalar

Adli kontrol kararına ve tedbirlere ilişkin dört kritik nokta:

  1. 1
    Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder ancak belirlenen yükümlülüklere uymak zorundadır.
  2. 2
    Adli kontrol tek bir yükümlülükten ibaret değildir. Yurt dışı yasağı, imza, konutunu terk etmeme, güvence ve diğer yükümlülüklerden biri veya birkaçı aynı anda uygulanabilir.
  3. 3
    Adli kontrol kararına itiraz edilebilir ve şartların değişmesi durumunda kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Karara itiraz için yedi günlük süre bulunurken, sonrasında da tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı ileri sürülebilir.
  4. 4
    Adli kontrol yükümlülüğünün ihlali tutuklama riskini doğurabilir fakat her ihlal tutuklama anlamına gelmez. İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları değerlendirilir.

Bir ceza soruşturması yahut kovuşturması sürecinde kişinin tutuklanması her zaman zorunlu değildir. Tutuklama yerine uygulanabilecek daha hafif bir koruma tedbiri olarak düzenlenen adli kontrol kapsamında kişi cezaevine girmeden yargılamaya devam eder fakat yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da konutunu terk etmeme gibi bazı yükümlülüklere uyması gerekir. 

Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, adli kontrol uygulanan durumlara, kararın nasıl kaldırılabileceğine, itiraz sürecine ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için info@cozumavukatlik.com.tr mail adresi ya da 0 (541) 371 06 09 numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.

Av. Çiğdem Baykara



UZMAN GÖRÜŞÜ

Adli kontrol, kişi hakkında peşinen verilmiş bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tedbirin kapsamı ve devamı, kişinin somut durumuyla ve yargılamadaki ihtiyaçlarla orantılı olmalıdır. Koşullar değiştiğinde ise yalnızca yükümlülüklere uymak değil, artık gerekli olmayan bir tedbirin kaldırılması veya hafifletilmesi için hukuki yolların kullanılması da önem taşır.

Av. Çiğdem Baykara

İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı

Adli Kontrol Nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinde yer alan adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir ve hakim, tutuklama şartları oluşmuş olsa bile kişiyi cezaevine koymak yerine bazı yükümlülüklerle serbest bırakabilir. Bu uygulama ile amaç, kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakmadan, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürümesini güvence altına almaktır ve mahkumiyet kararı verilene kadar bu süreçte kişi hala masum kabul edilir.

Adli Kontrol Uygulanan Durumlar

Yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak ve bunu kişinin tutuklanmasına gerek kalmadan yapmak amacıyla uygulanan adli kontrol, kişinin kaçmasını önlemek, delillerin korunmasını sağlamak ve yargılama sürecindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla uygulanır. Suçun niteliği, dosyadaki deliller ve kişinin durumu, hangi tedbirlerin uygulanacağı noktasında belirleyicidir. 

Adli Kontrol Türleri

Adli kontrol kapsamında uygulanabilecek birçok farklı yükümlülük vardır ve hakim ya da mahkeme, dosyanın özelliklerine ve olayın gerektirdiği ölçüye bağlı olarak bu yükümlülüklerden birine ya da birkaçına birlikte karar verebilir. Başlıca adli kontrol yükümlülükleri şöyledir:

  • Kişinin Türkiye’den yurt dışına çıkmasının yasaklanması.
  • Kişinin hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmasıdır. Uygulamada bu yükümlülük çoğunlukla imza verme şeklinde uygulanır.
  • Hakim veya mahkemenin belirlediği çağrılara uymayı veya belirlenen faaliyetleri yerine getirmeyi gerektirebilir.
  • Kişinin belirlenen yerleşim bölgesinin sınırları dışına çıkmamasıdır. Hakim tarafından belirlenen bazı yerlere gitmekten kaçınmayı gerektirir.
  • Halk arasında ev hapsi olarak bilinen konu terk etmeme tedbirinde kişinin konutundan ayrılmasına izin verilmez.
  • Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirli yerlere gitmemek. Kişinin hareket alanı, karar kapsamında belirlenen bölge veya yerlerle sınırlandırılabilir.
  • Kararda belirtilmesi durumunda kişinin sürücü belgesini teslim etmesi ve araç kullanmaması gerekir.
  • Kişinin silah bulundurmasının veya taşımasının yasaklanması ve gerekli durumlarda mevcut silahların teslim edilmesidir.
  • Belirlenen miktarda paranın güvence olarak yatırılmasıdır.
  • Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya bağımlılık yapıcı maddeler ya da alkol kullanımıyla ilgili durumlarda, tedavi veya muayeneye tabi tutulmayı içerebilir.
  • Somut olayın özelliklerine göre mağdurun haklarını korumaya yönelik belirli yükümlülükler uygulanabilir.

Uygulamada kişi hakkında hem yurt dışına çıkmama hem de belirli aralıklarla imza verme yükümlülüğü getirilebilir yani somut olayın özelliklerine göre birden fazla adli kontrol yükümlülüğünü aynı anda uygulanabilir.

Yurt Dışı Yasağı Nedir?

Adli kontrol kararı kapsamında gündeme gelen tedbirlerden biri olan yurt dışına çıkış yasağı ile kişinin tedbir kaldırılmadığı ya da değiştirilmediği sürece Türkiye’den yurt dışına çıkması yasaktır.

Yurt Dışı Yasağı Nasıl Uygulanır?

Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbiri, kararın ilgili kurum ve sistemlere bildirilmesiyle uygulanır. Tedbirin amacı, hakkında yurt dışı yasağı bulunan kişinin Türkiye’den çıkış yapmasını önlemektir. Yurt dışına çıkış yasağı devam eden kişi, sınır kapısı veya havalimanı gibi yurt dışına çıkış noktalarında yapılan kontroller sırasında tedbir nedeniyle çıkış yapamaz.

Yurt Dışı Yasağı Kaldırılması İçin Ne Yapılmalı?

Yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması için karara itiraz edilmesi veya şartların değişmesi durumunda tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesinin talep edilmesi gerekir. Adli kontrol kararına itiraz edilmek isteniyorsa, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre itiraz yoluna başvurulmalıdır.

Yedi günlük itiraz süresinin geçmesinden sonra da yurt dışı yasağının kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Bu durumda başvuru, önceki karara yönelik bir itirazdan ziyade, tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı veya değiştiği gerekçesine dayanır.

Başvuruda, yurt dışı yasağının artık gerekli olmadığını gösteren somut nedenlerin açıklanması önemlidir. Soruşturmanın veya kovuşturmanın geldiği aşama, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kişinin kaçma riskinin azalmış olması, yurt dışına çıkmasını gerektiren iş, eğitim veya ailevi nedenler gibi koşullar, olayın özelliklerine göre değerlendirmede dikkate alınabilir.

Başvurunun hangi mercie yapılacağı, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Yetkili hakim veya mahkeme, dosyanın mevcut durumunu ve yurt dışı yasağının devamını gerektiren nedenleri değerlendirerek tedbiri kaldırabilir, değiştirebilir veya devam ettirebilir.

İmza Şartı

İmza şartı, adli kontrol kapsamında uygulanabilen yükümlülüklerden biridir. Bu yükümlülük getirildiğinde kişi, belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurarak imza vermek zorundadır. Hangi birime, ne sıklıkta ve hangi zaman aralıklarında başvurulacağı, verilen adli kontrol kararına ve uygulamaya ilişkin belirlemelere göre değişebilir.

İmza yükümlülüğünün amacı, kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen kurallara uyup uymadığının düzenli olarak takip edilmesini sağlamaktır. Bu tedbir, kişinin günlük yaşamını tamamen kısıtlamadan belirli aralıklarla ilgili birime başvurmasını gerektirir.

Belirlenen gün veya saatlerde imza verilmemesi, adli kontrol yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilir ve tutuklanma kararına neden olabilir. Bu nedenle imza günlerinin ve saatlerinin düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.

İmza Hangi Sıklıkla Nereye Atılmalı?

Uygulamada imza yükümlülüğü çoğunlukla kişinin ikamet ettiği yere bağlı kolluk biriminde yerine getirilir fakat hangi birime başvurulacağı, verilen kararın içeriğine göre değişebilir. İmza yükümlülüğünün sıklığı da dosyanın özelliklerine göre belirlenir. Standart bir uygulama yoktur bu noktada. Günlük, haftalık veya haftanın belirli günlerinde imza verme şeklinde farklı uygulamalar olabilir.

İmza Şartının Kaldırılması

Adli kontrol kapsamında verilen imza yükümlülüğünün kaldırılması adına itirazın, kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde kanunda öngörülen usule göre yapılması gerekir. Koşulların değişmesi yahut tedbirin hafifletilmesi de itiraz konusu olabilir. 

Soruşturmanın ilerlemesi ile beraber delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kaçma ya da delilleri etkileme riskinin azalması vb. durumları, kaldırma talebinde ileri sürülebilecek hususlardandır.

Talep, soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğuna göre yetkili hakim veya mahkemeye sunulur. Yetkili merci, dosyanın mevcut durumunu ve adli kontrol tedbirine duyulan ihtiyacı değerlendirerek bir karar verir.

Adli Kontrol Tedbirinde Şüpheli ve Sanıkların Yükümlülükleri

Adli kontrol altındaki şüpheli veya sanık, hakkında verilen kararda belirtilen yükümlülüklere eksiksiz şekilde uymalıdır. Örneğin; imza verme yükümlülüğü varsa belirlenen gün ve saatlerde ilgili birime başvurmalı, yurt dışına çıkamama yükümlülüğü varsa Türkiye’den çıkmamalı ve konutunu terk etmeme kararı verilmişse bu tedbire uygun hareket etmelidir.

Kişinin adli kontrol kapsamında belirlenen yükümlülüklerine ilişkin değişiklikleri ve kendisini etkileyebilecek önemli durumları ilgili makamlara zamanında bildirmesi önemlidir. Ayrıca kanuni şartları bulunan çağrılara ve duruşmalara uyması gerekir.

Adli kontrol yükümlülüklerinin isteyerek yerine getirilmemesi, CMK m. 112 kapsamında tutuklama kararı verilmesine neden olabilir fakat her ihlalin doğrudan tutuklama sonucunu doğuracağı söylenemez. İhlalin niteliği ve somut olayın koşulları yetkili yargı mercii tarafından değerlendirilir.

Adli Kontrol Kararının Kaldırılması

Şüpheli veya sanığın adli kontrol tedbirinin kaldırılması, tedbirin değiştirilmesi yahut yükümlülüklerin hafifletilmesi talebi, soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına göre tedbirin uygulanmasına hala ihtiyaç bulunup bulunmadığı yetkili hakim ve/veya mahkeme tarafından değerlendirilir.

Adli kontrol tedbirinin uygulanmasını gerektiren nedenler ortadan kalktığında, yetkili yargı mercii tedbiri resen de kaldırabilir. Yine adli kontrol, dosyanın sonucuna göre de sona erebilir fakat beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın adli kontrolü hangi aşamada ve ne şekilde sona erdireceği, kararın içeriğine ve dosyanın durumuna göre değerlendirilmelidir.

Bu nedenle adli kontrolün kaldırılması isteniyorsa, tedbirin neden artık gerekli olmadığını açıklayan gerekçelerin ve varsa bunları destekleyen belgelerin sunulması önemlidir.

Adli Kontrolde Elektronik Kelepçe Uygulaması

Elektronik kelepçe ile uygulanan izleme sistemi, kişinin belirlenen kurallara ve konutta bulunma yükümlülüğüne uyup uymadığının teyitini sağlar ve belirlenen sınırlar dışına çıkılması durumunda sistem ilgili birimlere ihlal bildirimi yapar. Tedbirin kendisinden farklı olarak bir denetim yöntemi olan elektronik kelepçe uygulaması, her adli kontrolde veya her konutunu terk etmeme kararında kullanılmaz.

Adli Kontrol Tedbirini İhlalin Sonuçları

İmza atmamak, yasağa rağmen yurt dışına çıkmaya çalışmak, elektronik kelepçeyi çıkarmak vb. adli kontrol tedbirlerini ihlal eden durumlarda hakim, ihlale karşılık hemen tutuklama kararı verebilir ve bu durum, verilecek cezanın miktarına bakılmaksızın uygulanabilecek ağır bir sonuçtur.

Güvence Bedeli (Kefalet ile Tahliye) Nedir?

Halk arasında kefalet olarak da bilinen güvence bedeli uygulamasında şüpheli veya sanık, yargılamadan kaçmayacağına dair bir güvence olması adına mahkeme tarafından belirlenen tutarı dosyaya yatırır ve kaçması durumunda bu bedele el konulacağını kabul eder.

Güvence Bedeli Nasıl Belirlenir ve Nasıl Geri Alınır?

Adli kontrol kapsamında gündeme gelen güvence bedelinin ve ödeme koşulları belirlenirken kişinin ekonomik durumu, yükümlülüklerin niteliği ve dosyanın özellikleri dikkate alınır ve bu uygulama ile şüpheli veya sanığın yargılama sürecindeki yükümlülüklerine uymasını ve gerektiğinde belirlenen gider veya yükümlülüklerin karşılanmasını güvence altına alınması amaçlanır.

Adli kontrol sona erdiğinde, güvence bedelinin iade edilip edilmeyeceği ve hangi kısmının iade edileceği, kişinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine ve güvence kapsamında karşılanması gereken bir tutar bulunup bulunmadığına bağlı karar verilir. İade koşulları oluştuğunda, güvence bedelinin iadesi için ilgili yargı merciine başvurulması gerekebilir.

Adli Kontrol Tedbiri ve Cezadan Sayılan Süre

Adli kontrol tedbirleri kapsamında uygulanan yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme ya da güvence yatırma gibi yükümlülükler nedeniyle geçen süre, hukuki süreç sonunda hükmedilen hapis cezasından düşülmez.

Bununla beraber, konutunu terk etmeme yükümlülüğünün uygulanması bakımından kanunda özel bir mahsup düzenlemesi bulunur ve kişinin bu tedbir altında geçirdiği sürenin cezadan nasıl mahsup edileceği, verilen kararın niteliğine ve uygulanacak yasal hükümlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Adli Kontrol Tedbiri Yargıtay Kararları

Yargıtay, tutukluluk süresi uzadığında veya tutuklama şartları zayıfladığında, kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını isabetli bulmaktadır. Yerleşik uygulamada, özellikle yurt dışına çıkmamak ve duruşmalara düzenli katılmak şartlarıyla tahliye kararları onanmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemelerin tutuklamayı sürdürürken bunun gerekçesini somut olarak göstermesini de aramaktadır. Gerekçesiz veya tekrar niteliğindeki kararlar, adli kontrol imkânı yeterince değerlendirilmediği için bozma sebebi sayılabilmektedir. Bu içtihat çizgisi, adli kontrolün istisna değil, tutuklamaya tercih edilmesi gereken asıl yol olduğunu göstermektedir.

Adli kontrol tedbiri ne kadar sürer?

Adli kontrol tedbirinin süresinde suçun niteliği ve soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğu belirleyicidir. Soruşturma aşamasında adli kontrol, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda en fazla iki yıl, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda ise en fazla üç yıl uygulanabilir. Kanunda belirtilen şartların bulunması halinde ise bu süreler uzatılabilir.

Kovuşturma aşamasında ise adli kontrol tedbiri mahkeme tarafından kaldırılmadığı sürece yargılama devam ederken uygulanabilir. Bu nedenle adli kontrolün ne zaman sona ereceği, yalnızca kararın verildiği tarihe göre değil, tedbirin kaldırılıp kaldırılmadığına ve dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değerlendirilmelidir.

Adli kontrol kararına uyulmazsa ne olur?

Adli kontrol kapsamındaki yükümlülüklere uymayan şüpheli veya sanık hakkında ilgili yargı makamı tutuklama kararı verebilir. İhlalin niteliği bu kararda belirleyici rol oynar. Haklı bir mazeret varsa ve bu durum mümkün olan en kısa sürede deliller ile desteklenerek ilgili makamlara bildiriliyorsa hukuki yaptırımın yönü değişebilir.

Adli kontrol şartı yurt dışına çıkabilir mi?

Hakkında adli kontrol kararı kapsamında yurt dışına çıkamamak şeklinde bir yükümlülük bulunan kişi, bu tedbir kaldırılmadan ya da değiştirilmeden yurt dışına çıkamaz. Diğer taraftan, her adli kontrol kararının yurt dışı çıkış yasağı yükümlülüğü içermeyebileceğinin altını çizmemiz gerekir. 

Adli kontrolde imza var mı?

İmza verme, uygulamada sık karşılaşılan adli kontrol kararlarından biri olmakla beraber her zaman uygulanması zorunlu değildir. Dosyanın özelliklerine göre farklı bir yükümlülük gündeme gelebilir. Kişi hakkında yurt dışına çıkamamak, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirlenen bazı yerlere düzenli olarak başvurmak gibi. Bu nedenle adli kontrol kararı verildiğinde kişinin hangi yükümlülüklere tabi olduğu, kararın içeriğinden ayrıca kontrol edilmelidir.

Yurt dışı çıkış yasağı nasıl kontrol edilir?

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan kişi, bu tedbirin uygulanıp uygulanmadığını öncelikle UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dosya ve karar bilgilerini kontrol ederek öğrenebilir. Yurt dışına çıkış yasağı aktifken sınır kapısı veya havalimanından çıkış yapılmaya çalışılması durumunda pasaport kontrolü sırasında tedbir nedeniyle yurt dışına çıkışa izin verilmez. Dolayısıyla özellikle seyahat öncesinde yasağın kaldırıldığına ilişkin kararın verilip verilmediğinin ve kararın ilgili sistemlere işlendiğinin kontrol edilmesi önem taşır.

Adli kontrol kararı kim verir?

Adli kontrol kararını, süreç soruşturma aşamasındaysa sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme verir. Kovuşturma ve soruşturma aşamalarında Cumhuriyet savcısı adli kontrol uygulanmasını talep ederek sürecin değerlendirilmesini başlatır.

Adli kontrol sicile işler mi?

Adli kontrolün kişinin suçlu bulunduğuna anlamına gelen bir mahkumiyet değil, koruma tedbiri olması dolayısıyla bu karar adli sicil kaydına işlenmez ve kişinin sicil kaydında sabıka olarak görünmez. Soruşturma yahut kovuşturma dosyasında uygulanan adli kontrol kararının tek başına kişinin suçlu olduğu anlamına gelmediğinin altını çizmek isteriz. 

Adli kontrol imza kaçırırsa ne olur?

İmza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, adli kontrol tedbirine aykırı davranılması olarak değerlendirilir ve şüpheli veya sanık hakkında yetkili yargı mercii tarafından tutuklama kararı verilebilir. İmzanın bir kez kaçırılmasının doğrudan tutuklama kararı anlamına gelmediğini ifade etmemiz gerekir burada.

Hastalık, kaza yahut başka bir haklı mazeret nedeniyle imza atılamadıysa, bu durum mümkün olan en kısa süre içerisinde belgeleriyle birlikte ilgili makamlara bildirilmelidir. Mazeretin gerçekten olduğunu gösteren sağlık raporu, kaza tutanağı vb. belgelerin sunulması hukuki yaptırım açısından kritik önem taşır.

Av. Çiğdem Baykara

Atatürk Üniversitesi'nden 2013 yılında mezun olan ve sigorta, iş ve tazminat hukuku alanlarında uzmanlaşana Av. Çiğdem Baykara, aktüerya hesaplama, arabuluculuk süreçleri, kusur değerlendirmesi ve adli trafik uzmanlığı alanlarında 13 yıllık deneyime sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now Button