Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, 5237 sayılı TCK’nın 179. maddesinde düzenlenmiş olup alkollü araç kullanma, tehlikeli sürüş ve trafik işaretlerine müdahale gibi eylemleri kapsamaktadır. Şikayete tabi olmaksızın resen kovuşturulan bu suçun cezaları, 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile artırılmıştır.
Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçunun cezasına, unsurlarına, yargılama usulüne ve bağlantılı dava süreçlerine ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için info@cozumavukatlik.com.tr mail adresi ya da 0 (541) 371 06 09 numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir?
Halk arasında “alkollü araç kullanma suçu” olarak bilinse de Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde üç ayrı ve bağımsız suç tipini bünyesinde barındıran trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda korunan hukuki değer olarak kamu düzeni ve genel güvenliği esas alınır.
- 179/1: Ulaşım güvenliğini sağlayan işaretlere ya da teknik sistemlere müdahale ederek tehlike yaratmak.
- 179/2: kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek biçimde araç sevk ve idare etmek.
- 179/3: alkol, uyuşturucu madde ya da başka bir nedenle emniyetli araç kullanamayacak hâlde olmasına karşın araç kullanmak.
Hem teoride hem de Yargıtay uygulamalarında yerleşik biçimde kabul edildiği şekliyle, birinci ve ikinci fıkralardaki suçlar, somut tehlike suçu niteliği taşımaktır. Yani failin cezalandırılması adına hareketin somut bir tehlike doğurmuş ya da doğurabilecek nitelikte olduğunun saptanması gerekir. Üçüncü fıkrada ise suçun oluşması için bir tehlikenin somut biçimde tespiti aranmamaktadır.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Cezası
TCK m.179’da düzenlenen bu suçun cezası fıkradan fıkraya önemli farklılıklar taşımakta olup 7550 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 04.06.2025 tarihi itibarıyla bazı fıkralardaki yaptırımlar artırılmıştır.
Birinci fıkra (m.179/1): Ulaşımın güven içinde akışını sağlamak amacıyla konulmuş işaretleri değiştirme, kaldırma, yanlış işaret verme ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike yaratan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fıkradaki suç, seçimlik hareketlerin herhangi birinin gerçekleştirilmesiyle oluşmakta; kanundaki tüm suç tipleri arasında en ağır yaptırımı barındırmaktadır.
İkinci fıkra (m.179/2): Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayatı, sağlığı ya da malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare eden kişi, 7550 sayılı Kanun ile belirlenen yeni düzenleme uyarınca dört aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 04.06.2025 tarihinden önce alt sınır üç ay olarak belirlenmişti; artırım bu tarih itibarıyla geçerlilik kazanmıştır.
Üçüncü fıkra (m.179/3): Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi, 7550 sayılı Kanun’dan önce ikinci fıkraya yollama yapılarak cezalandırılmaktaydı. Yapılan değişiklikle bu fıkraya bağımsız bir ceza öngörülmüş ve yaptırım altı aydan iki yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Alt sınırın ikinci fıkradan daha yüksek tutulması, kanun koyucunun bilinçli uyuşturucu ya da alkol etkisiyle araç kullanmayı daha ağır değerlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Cezanın alt ve üst sınırları arasındaki geniş takdir aralığı, hâkime olayın özelliklerine göre bireyselleştirme imkânı tanımaktadır. Bu bireyselleştirme sürecinde suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu, trafik koşulları, alınan alkol miktarı, kaza olup olmadığı ve varsa zararın ağırlığı gibi etkenler birlikte değerlendirilmektedir. Bu denli değişken bir tablo karşısında cezanın miktarı ve olası bireyselleştirme seçenekleri konusunda deneyimli bir ceza avukatına danışmak, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Adli Para Cezası ve HAGB (2026)
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği, cezanın miktarına ve failin koşullarına göre değişmektedir. TCK m.50 uyarınca bir yıl ve altındaki kısa süreli hapis cezaları, belirli koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilmektedir. Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında hükmedilen otuz gün ve altındaki hapis cezası ise TCK m.50/3 uyarınca zorunlu olarak seçenek yaptırıma çevrilmek durumundadır. Hesaplama yöntemi bakımından mahkeme günlük adli para cezası miktarını kişinin ekonomik durumuna göre en az 20, en fazla 100 Türk Lirası olarak belirleyip bu miktarı hapis cezasının gün sayısıyla çarpmaktadır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), bu suç bakımından son derece hareketli bir yasal süreçten geçmektedir. Anayasa Mahkemesi, 01.06.2023 tarih ve 2022/120 E., 2023/107 K. sayılı kararıyla HAGB kurumunu düzenleyen CMK m.231’in temel fıkralarını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararının yürürlük tarihi ise 01.08.2024 olarak belirlenmiştir. Yasama organı bu geçiş sürecinde 7499 sayılı Kanun’u (12.03.2024) yürürlüğe koyarak HAGB kurumunu tümüyle kaldırmak yerine yeniden düzenlemiş; sanığın HAGB’yi kabul etme zorunluluğunu 01.06.2024 itibarıyla kaldırmış ve kararın istinaf yoluyla denetlenebilmesini sağlamıştır. Yargıtay ve yerel mahkemelerin uygulaması, söz konusu değişikliklerin ardından yeniden şekillenmektedir. Bu konu son derece dinamik bir seyir izlemekte olduğundan suç tarihi ile hüküm tarihi itibarıyla hangi düzenlemenin uygulanacağının somut dosya kapsamında bir avukat aracılığıyla değerlendirilmesi gerekmektedir.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürme Suçunun Unsurları
Herhangi bir suçun oluşup oluşmadığının tespiti, o suçun kanuni tanımında yer alan unsurların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca irdelenmesini gerektirmektedir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu bakımından da bu unsurlar birbirinden farklı işlevler üstlenmekte; birinin eksikliği suçun oluşumunu doğrudan etkilemektedir. Öğreti ve Yargıtay içtihadında bu suçun temel unsurları şu biçimde ortaya konulmaktadır:
Fiil unsuru: TCK m.179’daki suç seçimlik hareketli bir suçtur; kanunda sayılan seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi bu unsuru karşılar. İşaret tahribi, tehlikeli araç kullanımı ya da alkollü araç kullanımı bu seçimlik hareketlerin başında gelmektedir.
Tehlike unsuru: Maddenin birinci ve ikinci fıkraları somut tehlike suçu olarak kurgulandığından gerçekleştirilen hareketin başkalarının hayatı, sağlığı ya da malvarlığı bakımından somut bir tehlike doğurmuş olması ya da doğurabilecek nitelikte bulunması aranmaktadır. Her trafik kuralı ihlalinin bu tehlike eşiğini karşıladığı kabul edilmemekte; Yargıtay, tehlikelilik hâlini somut olay özelinde ayrıca değerlendirmektedir.
Manevi unsur (kast): TCK m.179’daki suç kasten işlenen suçlardandır; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Taksirli fiiller TCK m.180 kapsamında ayrıca değerlendirilmektedir. Suçun olası kastla da işlenebileceği öğretide kabul görmektedir.
Maddenin 179/3 kapsamındaki özel unsur: Bu fıkra bakımından yalnızca alkol ya da uyuşturucu madde tüketilmiş olması yeterli değildir; tüketilen maddenin etkisiyle kişinin emniyetli araç kullanma yeteneğini yitirmiş bulunması da zorunludur. Adli Tıp Kurumu’nun bilimsel verileri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması çerçevesinde 1,00 promilin üzerindeki alkol miktarı, tüm bireyler bakımından güvenli araç kullanma kapasitesini ortadan kaldırdığı kabul edilmektedir.
Hukuka aykırılık ve kusur: Zorunluluk hâli ya da meşru müdafaa gibi hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı hâlinde suçun oluşumu engellenebilmektedir. Kusuru azaltan ya da ortadan kaldıran hâllerin tespiti ise cezayı doğrudan etkilemektedir.
Bu unsurların hangi somut olgularla karşılandığı ya da karşılanmadığı, dava stratejisi açısından belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Yargıtay içtihadında tehlike unsurunun somut olay koşullarına göre ayrıca saptanması gerektiği defalarca vurgulanmıştır; dolayısıyla sanığın savunmasında bu unsurun eksikliğini ispat etmek, beraatla sonuçlanabilecek ciddi bir hukuki zemin oluşturmaktadır.
Suçun Soruşturma ve Yargılama Usulü
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, şikâyete bağlı olmaksızın resen soruşturulan suçlardandır. Trafikte durdurulma, kaza, ihbar ya da başka bir bildirim yoluyla suçtan Cumhuriyet savcılığı haberdar olduğunda soruşturma kendiliğinden başlar; mağdurun ya da herhangi birinin şikâyetçi olması aranmaz. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe oluşuyorsa iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. TCK m.179/2 ve m.179/3 kapsamındaki fiiller, CMK m.250/1-a bendi uyarınca seri muhakeme usulüne tâbidir. Bu usulde Cumhuriyet savcısı, şüpheliye belirlenen cezada yarı oranında indirim önerir; şüphelinin bu teklifi kabul etmesi ve mahkemenin onaylaması hâlinde dosya hızlıca sonuçlandırılmaktadır. Seri muhakeme usulünün uygulanmaması hâlinde dava sıradan kovuşturma sürecine taşınır. Tüm yargılama seçeneklerinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yargıtay Kararları
Yargıtay’ın TCK m.179 kapsamındaki içtihadı, suçun uygulamadaki sınırlarını belirlemekte ve alt mahkemeler açısından bağlayıcı bir çerçeve oluşturmaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/6633, K.2023/4639:
Alkollü araç kullanma nedeniyle hem trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hem de taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kurulan davada Yargıtay, zarar suçu ile tehlike suçunun aynı fiilden kaynaklandığını tespit etmiştir. Kararda; zarar suçunun oluştuğu hallerde, tehlike suçu tehlikenin zarar suçu içinde absorbe olması nedeniyle ayrıca cezalandırılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Bu içtihat, taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının birlikte yargılandığı davalarda hakimlerin uyguladığı temel ölçütü ortaya koymaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2022/6696, K.2022/10524, 22.12.2022:
Sanığın idaresindeki araçla meskun mahalde 28 saniye boyunca yolu kapattığı, drift yaparak arkadan gelen araçların görüş mesafesini engellediği olayda yargılama yapıldı. Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi sanığın eyleminin TCK m.179 kapsamında değerlendirilebileceğini tespit ederek alt mahkeme kararını onamıştır. Karar, sürücülerin “gösteriş” amacıyla yaptığı tehlikeli manevraların da bu suç kapsamına girdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/6894, K.2022/5253, 29.06.2022:
1,19 promil alkollü olarak araç kullanan sanığın başka bir araçla çarpışması sonucunda yaralanmalı kaza meydana gelmiştir. Hem trafik güvenliğini tehlikeye sokma hem de taksirle yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerini inceleyen Yargıtay, aynı olay nedeniyle açılmış taksirle yaralama davasının varlığını araştırmadan her iki suçtan birden mahkumiyet kurulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur. Bu karar, mükerrer yargılamanın önlenmesi ilkesinin bu suç tipindeki uygulamasını somutlaştırmaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2011/13369, K.2012/16661, 03.07.2012:
Sanığın on gün içinde aynı suçu dört kez işlemesi üzerine yerel mahkeme her fiil için ayrı mahkumiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay bu uygulamayı hukuka aykırı bulmuş; aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirilen fiillerde tek cezaya hükmedilmesi ve bu cezanın TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleriyle artırılması gerektiğine karar vermiştir. Karar, kısa süre içinde tekrarlanan alkollü araç kullanma vakalarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağını netleştirmesi bakımından emsal niteliği taşımaktadır.
Beraat kararları:
Beraat kararları ağırlıklı olarak iki gerekçeyle verilmektedir: tehlike unsurunun somut olayda gerçekleşmediğinin tespiti ve alkol düzeyinin 1,00 promilin altında kalması durumunda güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğine dair başkaca delil bulunmaması. Yargıtay içtihadında her kural ihlalinin suçu oluşturmadığı, tehlikelilik halinin somut olay özelinde ayrıca kanıtlanması gerektiği yerleşik biçimde kabul edilmektedir.
Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi, E.2023/560, K.2023/896 – Bölge Adliye Mahkemesi onayı:
Sanığın drift yaparak yolu kapattığı iddiasıyla açılan davada Bölge Adliye Mahkemesi, eylemin somut tehlike unsurunu karşılayıp karşılamadığını ayrıca irdelemiş; delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Karar, tehlike unsurunun her somut olayda bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
0,54 promil alkollü araç kullanma – Beraat:
Yerel mahkeme; ölçüm değerinin tek başına emniyetli araç kullanamaz halin kanıtı olmadığını, somut tehlike yaratan bir davranışa ilişkin bağımsız delil bulunmadığını gerekçe göstererek CMK m.223/2-a uyarınca beraat kararı vermiştir. Adli Tıp Kurumu verileri ile trafik tutanağı içeriği birlikte değerlendirilmiş, salt alkol tespitinin mahkûmiyet için yeterli olmadığı hükme bağlanmıştır.
TCK 179 Kapsamında Suçlamayla Karşı Karşıyaysanız Süreç Nasıl İlerler?
Öncelikle, trafik güvenliğini tehlike sokma suçu, toplumun genel güvenliğini korumaya yönelik bir suç olduğundan dolayı şikayete tabi olmaksızın resen kovuşturulan bir hukuki süreç vardır. Dolayısıyla taraflar kendi arasında anlaşsa dahi ceza yargılaması devam eder.
Trafik ekiplerinin düzenlediği tutanakla başlayan süreçte dosya Cumhuriyet savcılığına gönderilir ve savcılık, olayın özelliklerine göre ifade alır, bilirkişi incelemesi yaptırır ya da yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varırsa iddianame düzenleyerek ceza davası açar.
Ceza davası kapsamında öngörülen cezalar, suçun işlendiği fıkraya göre değişir. Birinci fıkra bakımından 1 yıldan 6 yıla kadar, ikinci fıkra bakımından 3 aydan 2 yıla kadar, üçüncü fıkra bakımından ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Burada kritik bir nokta olarak, suçun oluşması için mutlaka bir kazanın meydana gelmesi veya somut bir zararın doğması gerekmez, trafik güvenliğinin ciddi biçimde tehlikeye düşürülmesi yeterlidir.
Yargılama sürecinde seri muhakeme usulü, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), adli para cezasına çevirme ya da cezanın ertelenmesi gibi kurumlar ve süreçler gündeme gelir. Yine olayın niteliğine, kapsamına bağlı idari ve cezai yaptırımlar birlikte de uygulanabilir.
Tüm bu süreçler, özellikle olası alternatif sonuçlar açısından TCK m. 179 teknik bir ceza yargılamasıdır ve sürecin başından itibaren alanda deneyimli bir ceza avukatından hukuki destek alınmasını gerekli kılar.
Avukat desteği almak neden önemlidir?
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ilk etapta her ne kadar yalnızca trafikteki belirli davranışları kapsayan sınırlı bir suç gibi görünse de, bir önceki bölümde de bahsettiğimiz gibi pek çok hukuki inceliği ve süreci bünyesinde barındırır.
Aşağıda sıralayacağımız bu süreçlerin her biri tek başına belirleyici hukuki sonuçlar doğurabilecek noktalardır ve soruşturma aşamasında yapılacak bir beyan ya da savunma stratejisindeki yanlış tercih, telafisi güç hak kayıplarına ve sonuçlara yol açabilir.
- Suçun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği
- Alkol ölçüm raporunun usule uygunluğu
- Tehlike unsurunun somut olayda tespiti
- Seri muhakeme teklifinin kabul edilip edilmeyeceği
- HAGP koşullarının mevcut olup olmaması
- Cezanın bireyselleştirmesi seçenekleri
Burada bir parantez de sürekli değişen prosedür ve mevzuatlara açmak gerekir. 10. Yargı Paketi ile cezalarda artışa gidilmesi ve HAGB’nin sürekli değişen yapısı, hem adil bir yargılama hakkının kullanılması hem de mümkün olan en iyi sonuca ulaşılması açılarında bu alanda deneyimli bir avukat ihtiyacını ortaya koyar.
Etkin pişmanlıktan yararlanmak mümkün müdür?
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Bununla beraber, yargılama sürecinde failin pişmanlığını ortaya koyması ve meydana gelen zararın telafisine yönelik samimi ve somut adımlar atması, hakimin TCK 62. madde kapsamında takdir indirimi uygulamasında, cezanın ertelenmesinde ya da HAGB kararı verilmesinde etkili olabilir. Hakimin takdirine bağlı bir süreç olduğunun altını çizmek gerekir.
Şikayete tabi bir suç mudur?
Hayır, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak şikayete tabi suçlardan değildir ve Cumhuriyet savcılığı, suçu nasıl öğrenirse öğrensin (ihbar, trafik denetimi, kaza tutanağı vb.) resen soruşturma başlatır. Suçun yalnızca bireysel bir menfaati değil kamu güvenliğini ve toplumun genelini etkilemesi dolayısıyla mağdurun şikayetinde vazgeçmesi de hukuki süreci sona erdirmez
Zamanaşımı süresi nedir?
Suçun işlendiği tarihten itibaren başlayan zamanaşımı noktasında kritik birkaç detay vardır. Anlaşılır olması açısından şöyle maddelendirebiliriz bu süreleri:
- TCK m.179/2 ve m.179/3 kapsamındaki suçlar için dava zamanaşımı sekiz yıl
- m.179/1 kapsamındaki suç için ise on beş yıldır.
Peki bu fark neden kaynaklanır?
Birinci fıkradaki suçun üst ceza sınırının altı yıl olması dolayısıyla TCK 66’daki dava zamanaşımı hesaplama kuralı devreye girer. Hak kaybına uğramamak adına bu sürelerin uzman avukat gözetiminde takibi önemlidir.
Uzlaşma sürecinden yararlanılabilir mi?
Hayır, CMK m. 254’te tanımlanan suçlar arasında yer almadığından dolayı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda uzlaştırma süreci işlemez. Kamu güvenliğini tehlikeye sokan bu tür suçlar uzlaştırma kapsamına dahil edilmemiştir. Fail ile mağdur ve varsa diğer ilgililer anlaşmaya varsa dahi ceza yargılaması sona ermez.
Bu suçun oluşması için bir kazanın gerçekleşmesi şart mıdır?
Suç, tehlike yaratan hareketin gerçekleşmesi olarak tanımlandığından suçun oluşması için bir kazanın meydana gelmesi ya da fiili bir zarar oluşması şart değildir.
1,00 promilin üzerinde alkollü halde araç kullanan bir sürücü, herhangi bir kaza yaşamasa dahi m. 179/3 kapsamında suç işlemiş kabul edilir. Eğer bu eylem kaza ya da maddi, manevi zarar ile sonuçlanırsa trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ek olarak taksirle yaralama ya da öldürme gibi suçlar da gündeme gelir ve ayrı yargılamalar yapılır.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma taksirli bir suç mudur?
TCK m.179 tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yalnızca kasten işlenebilir, taksirle işlenmesi mümkün değildir. Sürücünün dikkatsizliği ya da ihlali bilinçsiz gerçekleştirmesi bu kapsamda değerlendirilmez.
- Alkol veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanmak,
- bilinçli şekilde aşırı hız yapmak ve
- trafiği ciddi şekilde tehlikeye düşürecek manevralar yapmak.
Sürücü bu davranışların tehlikeli olduğunu bilir fakat buna rağmen yapmaya devam eder. Dikkatsizlik sonucu meydana gelen olaylar ise taksirle yaralama (TCK m.89) ya da taksirle öldürme (TCK m.85) kapsamında değerlendirilir.
TCK m. 180’de ayrı bir suç tip olarak düzenlenen taksirle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ise deniz, hava ve demiryolu ulaşımını kapsamakta, karayolu araçlarını kapsam dışında bırakmaktadır.
Alkollü araç kullanmak trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu sayılır mı?
Burada belirleyici olan sürcünün kanındaki alkol seviyesidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/6 hükmü çerçevesinde, 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu hükümleri uygulanır.
Alkollü bir şekilde kazaya karışılması noktasında ise otomobil sürücüleri için 0,50 promil, diğer araç sürücüleri için 0,20 promil, sürücünün güvenli araç kullanma yeteneğinin azalmasını gösteren önemli bir delil olarak kabul edilir ve kusur ile ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde belirleyici rol oynar.
1,00 promil altındaki alkol oranında ceza verilir mi?
1,00 promil altındaki alkol oranı, tek başına trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında değerlendirilmez.
Bir örnekle açıklayalım buradaki durumu. Örneğin, 0,75 promil ile araç kullandığınız tespit edilirse, TCK m. 179/3 kapsamında hakkınızda ceza davası açılmaz. Fakat yasal sınırın üzerinde olduğunuz için 11.629 TL idari para cezası uygulanır ve ehliyetinize eğer ilk vaka ise 6 ay süreyle el konur.
Yine bu promil oranı ile bir trafik kazasına karışmanız ve yaralanma ya da ölüme sebebiyet vermeniz durumunda taksirle yaralama (TCK m. 89) veya taksirle öldürme (TCK m. 85) suçlarından cezai sorumluluğunuz doğar. Bu durumda da mahkeme, alkollü araç kullanmanızı bilinçli hareket etmek şeklinde değerlendirirse bilinçli taksir hükümlerini uygulayarak verilecek cezayı artırabilir.
Uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmanın cezası nedir?
Uyuşturucu madde noktasında yalnızca trafik güvenliğini tehlikeye atma suçu değil (6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası), uyuşturucu maddeye ilişkin Ceza Kanunu hükümleri (2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası) de devreye girer. Yine alkollü araç kullanımından farklı olarak burada bir kullanım sınırı aranmaz. Testlerde uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisinin tespiti suçun oluşması açısından yeterlidir. Bu durumda kişi aynı olay nedeniyle birden fazla suçtan ayrı ayrı soruşturulur ve cezalandırılır.
Ehliyete el konulur mu?
Evet, davranışın niteliğine göre ehliyete geçici olarak el konulabilir. Örneğin, ilk kez alkollü araç kullandığı tespit edilen bir sürücünün ehliyetine 6 ay süreyle el konulur. Aynı ihlalin tekrarlanması durumunda bu süre kademeli olarak artar. Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanılması durumunda ise ehliyete daha uzun sürelerle el konulması söz konusu olur.
Bu işlem idari bir yaptırımdır ve ceza davasından bağımsız olarak uygulanır. Yani kişi hakkında henüz mahkeme kararı verilmemiş olsa bile trafik ekipleri ehliyeti olay anında geri alabilir. Ayrıca ceza yargılaması sonucunda mahkeme, olayın özelliklerine göre sürücü belgesinin geri alınmasına yönelik ek tedbirlere de karar verebilir.
Mahkeme sürücü belgesinin geri alınmasına karar verebilir mi?
Evet, mahkeme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında mahkumiyet kararı verdiği takdirde kişinin motorlu taşıt sürücüsü belgesi alma ve kullanma hakkından belirli süreyle yoksun bırakılmasına (TCK m. 53’te düzenlenen) karar verebilir. Karayolları Trafik Kanunu kapsamında trafik polisi ya da jandarma tarafından uygulanan ehliyete el koyma işlemi ise idari bir yaptırımdır ve ceza davasından bağımsız olarak uygulanır.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu adli sicile işler mi?
Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları adli sicile işlenmektedir; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu da bu kuralın dışında değildir. Hapis cezası verilmesi hâlinde mahkûmiyet adli sicil kaydına geçmektedir. Adli para cezasına çevirme ya da erteleme kararı da verildiğinde kural olarak adli sicile işlenmektedir; ancak ceza mahkûmiyetle sonuçlanmış olmakla birlikte erteleme süresinin başarıyla tamamlanması hâlinde kaydın silinmesi gündeme gelebilmektedir. HAGB kararı verilmesi ve denetim sürecinin sorunsuz tamamlanması hâlinde ise açıklanan hüküm adli sicile işlenmemektedir. Bu mesele, özellikle kamu görevine ya da sürücü belgesine yönelik sonuçları bakımından son derece önem taşıdığından mahkûmiyet kararı öncesinde hukuki değerlendirme yapılması kaçınılmazdır.
Bu suç nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?
Evet, trafik güvenliğini tehlikeye sokma eyleminden zarar gören kişiler, ceza davası dışında malvarlığı ve bedensel zararlar ve manevi tazminat talebi haklarını kullanabilir. Bu talep, ceza mahkemesinden ayrı bir hukuk davası yoluyla da ileri sürülebilir. Ceza mahkemesinin verdiği karar, hukuk hakimi bakımından kusur tespitinde güçlü bir delil işlevi görür. Tüm bunları dışında, sigorta şirketleri de ceza kovuşturmasından bağımsız olarak rücu davaları açabilir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda dava ne kadar sürer?
Davaya ilişkin kesin bir süre ifade etmek güçtür çünkü yargılamanın seyri, dosyanın niteliğine ve takip edilen usule göre önemli değişiklikler gösterir.
TCK m.179/2 ve m.179/3 kapsamındaki suçlarda seri muhakeme usulünün uygulanması durumunda 1-3 ay gibi oldukça kısa bir sürede dosya sonuçlanabilir. Bu usulün kabul edilmemesi ya da uygulanmaması durumunda ise
- olayın kaza içerip içermediği,
- müdahil sayısı,
- bilirkişi incelemesi gerekliliği ve taraf tutumları gibi
faktörlere bağlı olarak dava aylarca, hatta yıllarca sürebilir. İstinaf başvurusuna bulunması durumunda süreç daha da uzar.
Hangi hareketler bu suç kapsamında değerlendirilir?
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun seçimlik hareketleri oldukça geniş bir yelpazeyi kapar ve kanunda tek tek sayılmıştır. Bu hareketleri şunlardır:
- Trafik levhalarını değiştirmek ya da sökmek.
- Yanlış ışık ya da işaret kullanmak.
- Geçiş yolu üzerine nesne koymak ve sinyalizasyon sistemlerine teknik müdahalede bulunmak.
- Aşırı hız
- Kural dışı sollama
- Diğer araçları köşeye sıkıştırmak.
- Bilerek frene basmadan geriden yaklaşmak ve araçla trafiği durdurmaya zorlayan davranışlar.
- Alkol, uyuşturucu madde, uyku ilacı ya da başka bir etken nedeniyle emniyetli araç kullanma kapasitesini yitirmiş olmasına karşın direksiyona geçmek.
Promil ölçümüne itiraz edilebilir mi?
Evet, alkolmetre ölçümü tek başına kesin delil sayılmaz ve sürücü ölçüm sonucuna itiraz ederek hastanede kan testi yaptırma hakkına sahiptir. Adli Tıp Kurumu verilerine göre kandaki alkol düzeyi saatte ortalama 0,15 promil azalır. Kan testindeki sonuç değerlendirilirken ölçüm ile test arasında geçen süre bu şekilde hesaba katılır. Burada alkolmetrenin kalibrasyon belgesi, son bakım tarihi ve ölçüm koşulları da itiraz gerekçesi olabilir. Dolayısıyla delillerin kullanılmaz hale gelmemesi adına vakit kaybetmeden itiraz sürecinin ilerletilmesi gerekir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu memuriyete engel midir?
Bu sorunun yanıtı, cezanın niteliğine ve miktarına göre değişir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/5. maddesine göre “bir yılı aşan hapis cezasına mahkum olanlar” kamu görevine alınamaz. TCK m. 179’un ikinci ve üçüncü fıkralarında da üst sınır iki yıl olduğundan, memuriyet engeli doğma ihtimali vardır. Bununla beraber HAGB kararı ya da cezanın ertelenmesi durumları memuriyete engel değildir çünkü denetim süreci başarıyla tamamlandığı takdirde adli sicile işlemez.
Seri muhakeme usulünü reddetmek sanık açısından avantajlı olabilir mi?
Ceza miktarında yarı oranında indirim sağlayan seri muhakeme usulünü kabul etmek, suçun işlendiğini fiilen kabul etmek anlamına gelir.
Süreç açısından stratejik bir karardır. Tehlike unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, promil ölçümünün usule aykırı yapıldığı ya da kastın ispat edilemeyeceği durumlarda seri muhakemeyi reddedip duruşmalı yargılama talep etmek, beraat ihtimali taşıyan dosyalarda anlamlı olabilir.
Ceza indirimi ile beraat ihtimali arasındaki bu denge, dosyanın delil durumuna göre bir avukat aracılığıyla değerlendirilmeli ve her iki seçeneğin de sonuçları geri dönülemez nitelikte olduğundan aceleyle karar verilmemelidir.
Ehliyetsiz araç kullanmak TCK m.179 kapsamında suç teşkil eder mi?
Yargıtay içtihadında ehliyetsiz araç kullanmak tek başına TCK m. 179 kapsamında suç değildir. Bu eylem, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ayrı bir idari yaptırım olarak gündeme gelir.
Bununla beraber, ehliyetsiz sürücü aynı zamanda alkollü ya da trafiği tehlikeye atacak biçimde araç kullandığı takdirde m. 179 hükümleri devreye girer. Burada önemli bir nokta olarak Yargıtay, suçun faili bakımından sürücü belgesini zorunlu koşul saymamakta, yani ehliyetsiz bir kişi de bu suçun faili olabilmektedir.
Hem idari para cezası hem hapis cezası aynı anda uygulanabilir mi?
Evet, bu suç kapsamında hem idari hem de adli yaptırımlar aynı olay nedeniyle birlikte uygulanabilir. Örneğin, sürcünün yaptığı ihlal nedeniyle trafik polisi idari para cezası uygulayarak ehliyetine el koyabilir. Bunun yanında aynı eylem TCK 179 kapsamında suç oluşturuyorsa Cumhuriyet savcılığı tarafından ceza soruşturması başlatılır ve mahkeme tarafından hapis cezasına hükmedilebilir.
Bu iki süreç birbirinden bağımsızdır ve idari para cezasının ödenmesi, ceza davasını ortadan kaldırmayacağı gibi ceza davasının düşmesi ya da failin beraati de idari yaptırımların iptali anlamına gelmez.
İstinaf başvurusu için süre ve yol nedir?
Asliya Ceza Mahkemesi’nin verdiği karara karşı CMK m. 273’e dayanarak hükmün tebliğinden itibaren yeni gün içerisinde istinaf yoluna başvurma hakkınız vardır. Başvuru, yazılı dilekçe sunarak kararı veren mahkemeye yapılmalıdır. Doğrudan Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurmak geçerli değildir. Süre kaçırıldığı takdirde karar kesinleşir ve istinaf yolu kapanır.
Yabancı uyruklu kişiler bu suç nedeniyle sınır dışı edilebilir mi?
Evet, TCK m. 179 kapsamında mahkum olan yabancı uyruklu kişiler, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi çerçevesinde sınır dışı edilebilir. Bu kararın uygulanması için İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün ayrıca işlem yapması gerekir ve karara İdare Mahkemesi nezdinde durdurma talepli itiraz mümkündür. Türkiye’de ikamet izni ya da aile bağları bulunan yabancılar açısından risk taşıdığından dolayı ceza davasını bir avukatla takip etmenizi öneririz.
Yasal Uyarı
1- Sitemizde yer alan metinler, uzman avukatlarımız tarafından sizlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Her hukuki süreç kendine has dinamiklere sahiptir. Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Çözüm Hukuk Bürosu sorumlu değildir.
2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları ilgili mevzuat kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması ya da kullanılması yasaktır. Aykırı kullanımın tespiti halinde Çözüm Hukuk Bürosu yasal yollara başvurma hakkı saklıdır.
Metinlerimiz e-imzalı olup zaman damgalıdır.



