Tazminat HukukuTrafik Kazaları

Trafik Kazası Tazminat Hesaplama


Öne çıkan noktalar

Trafik kazasında tazminat hesabına ilişkin dört kritik nokta:

  1. 1
    Trafik kazası tazminatı için herkese uygulanabilecek sabit bir tutar yoktur. Gelir, yaş, maluliyet oranı ve kusur dağılımı hesaplanacak tazminatı doğrudan değiştirir.
  2. 2
    Yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarında hesaplama yöntemi farklıdır. Yaralanmalı kazalarda kişinin uğradığı çalışma gücü kaybı, ölümlü kazalarda ise yakınların kaybettiği destek esas alınır.
  3. 3
    Hesaplanan tazminatın tamamı her zaman sigorta şirketinden alınamaz. Zorunlu trafik sigortasının sorumluluğu poliçe teminat limitiyle sınırlıdır ve limiti aşan zarar için diğer sorumlulara başvurulması gündeme gelir.
  4. 4
    Maluliyet oranı, kusur dağılımı ve gerçek gelir tazminat hesabının temel değişkenleridir ve bu verilerden birinin hatalı belirlenmesi, hesaplanan tazminat tutarının da hatalı olmasına neden olur.

Birbirini etkileyen birden fazla değişkenin bir araya gelmesiyle hesaplanan trafik kazası tazminatında süreç, kazanın yaralanmalı ve ölümlü olmasına bağlı olarak belirgin değişiklik gösterir.

Yaralanmalı kazalarda tazminat, zarar görenin geliri, sağlık kurulu raporuyla belirlenen maluliyet oranı ve TRH-2010 yaşam tablosundan bulunan bakiye ömrü esas alınarak, 60 yaşa kadar gerçek gelir, sonrasında asgari ücret üzerinden iki ayrı dönem halinde hesaplanır ve kusur oranına göre belirlenir.

Ölümlü kazalarda ise hesap, ölenin yakınlarına sağlayacağı desteğin parasal karşılığı üzerinden yapılır. Bulunan tutarın zorunlu trafik sigortası teminat limitini aşan kısmı sigorta şirketinden değil, sürücü ve işletenden talep edilir.

Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, trafik kazası tazminatının hangi kalemlerden oluştuğuna, aktif ve pasif dönem hesabının nasıl yapıldığına, maluliyet ve kusur oranlarının tutara etkisine, örnek hesaplamalara ve zamanaşımı sürelerine ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için info@cozumavukatlik.com.tr mail adresi ya da 0 (541) 371 06 09 numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.

Av. Çiğdem Baykara



UZMAN GÖRÜŞÜ

Trafik kazası tazminatında tutarı, dosyaya giren üç teknik veri belirler. Sorumluluğun kimde olduğu, hangi kalemlerin istenebileceği ve kimin talep hakkı bulunduğu kanunla çizilmiştir fakat aynı kazada aynı kalemleri talep eden iki kişinin sonuçları ise maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre ve iyileşme tamamlandıktan sonra tespit edilip edilmediğine, kusur dağılımının hangi delillerle kurulduğuna ve gerçek gelirin belgelenip belgelenemediğine göre ayrışır. Hesaplama açısından kusursuz görünen bir bilirkişi raporu, yalnızca bu üç veriden birindeki hata nedeniyle gerçek zararın altında tazminat üretir ve hak düşürücü süreler içerisinde itiraz edilmediğinde bu eksiklik karar kesinleştikten sonra giderilemez.

Av. Çiğdem Baykara

İş ve Tazminat Hukuku Uzmanı

Trafik Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Öncelikle yaralanmalı ve ölümlü trafik kazaları açısından tazminat hesabının değişkenlik gösterdiğini belirtmek gerekir.

Yaralanmalı kazalarda hesabın dört temel değişkeni vardır; kişinin yıllık net geliri, TRH-2010 yaşam tablosundan bulunan bakiye ömrü, sağlık kurulu raporuyla belirlenen maluliyet oranı ve kusur dağılımı. Bu değişkenlerden biri yanlış belirlendiğinde, sonucun tamamı hatalı çıkar.

Gelir, kişinin belgelenen kazancını ifade eder. Burada eğer belge sunulamazsa hesap net asgari ücret üzerinden yapılır ve 2026 yılı için bu tutar aylık 28.075,50 TL’dir. Bakiye ömür ise TRH-2010 tablosundan alınır ve hesap aktif ile pasif dönem olmak üzere ikiye ayrılır.

Aktif dönem 60 yaşa kadar sürer ve kişinin gerçek geliri esas alınır, pasif dönem 60 yaşta başlayıp bakiye ömrün sonuna kadar devam eder ve bu dönemde gelir asgari ücret düzeyine iner. İki dönemin toplamı maluliyet oranıyla çarpılır, zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılır.

Yargıtay, hesabın hangi ilkeler üzerine kurulacağını ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Hukuk Genel Kurulu kararına göre gerçek zarar hesabı özü itibarıyla varsayımlara dayandığından gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Zarara doğrudan etkili olan gerçek kazanç, bakiye ömür, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları ile Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplandıktan sonra aktif ve pasif dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılır.

Aynı kararda ücret artış ve iskonto oranının yüzde on olarak uygulanmasının yerinde olduğu, bakiye ömrün ise ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Yaşam Tablosundan belirlenmesi gerektiği benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1027, K. 2021/1708, T. 21.12.2021).

Ölümlü kazalarda tazminat hesabı destekten yoksun kalma esasına döner. Ölen kişinin gelirinden kendisine ayıracağı pay düşülür, kalan tutar eş ve çocuklar arasında paylaştırılır ve her hak sahibi için desteğin süreceği süre ayrı hesaplanır.

Çocuklar destekten çıktıkça paylar yeniden dağıtıldığı için hesap tek seferde değil, dönemlere ayrılarak yapılır. Eşin yeniden evlenme ihtimali, çocukların öğrenim durumuna göre destek alacağı yıl sayısı ve ölenin kendi kusuru sonucu doğrudan etkiler. Hesaplama aktüerya bilgisi gerektirdiğinden mahkemeler aktüer bilirkişi görevlendirir.

İnternet ortamında trafik kazasında maddi tazminat hesabı yapan araçlar sizlere ön fikir verir, kesin sonuç vermez. Bu araçların sorduğu birkaç veri, gerçek dosyadaki maluliyet raporunun, kusur bilirkişi raporunun ve gelir belgelerinin yerini tutmaz. Tutarı asıl belirleyen unsurlar maluliyet oranının doğru tespiti, kusur dağılımına zamanında itiraz edilmesi ve gelirin gerçek düzeyiyle ispatlanmasıdır. Bu üç noktadaki bir hata tazminatı ciddi biçimde aşağı çeker ve karar kesinleştikten sonra düzeltilemez. Dolayısıyla dosyanın bu alanda çalışan bir avukatla yürütülmesi, hesabın hangi kaleme dayandığının denetlenmesine imkan verir.

Adım Adım Trafik Kazası Sonrasında Tazminat Süreçleri Nasıl İlerler?

Trafik kazası sonrasındaki tazminat süreci delillerin toplanmasıyla başlar ve sigorta şirketinin ödemesi ya da mahkeme kararıyla sona erer. Oldukça detay hesaplama ve prosedürler barındıran bu sürecin bir aşamasında eksik bırakılan belge, sonraki aşamada telafi edilemeyecek bir kayba dönüşebilir.

Tazminat sürecinin şu iki özelliği kazada mağdur olan taraf açısından önemlidir. İlki, süreçte bazı adımların zamanı tarafların kontrolünde değildir. Örneğin; maluliyet raporu tedavi tamamlanmadan alınamaz ya da sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açılamaz. İkincisi ise delillerin bir kısmı zamanla ulaşılamaz hale gelir. Kamera kayıtlarının silinmesi, tanıklara ulaşılamaması gibi. Dolayısıyla tüm bu sürecin geciktirilmemesi ve birbirini takip eden adımlarla ilerletilmesi gerekir.

  1. Kaza yerinde tutanak düzenletin. Kolluk tutanağı yoksa taraflar arasında anlaşmalı tutanak doldurun ve fotoğraf çekin.
  2. En küçük şikayette dahi hastaneye gidin, muayene kaydı ve epikriz alın. Sağlık kaydı olmayan yaralanmanın sonradan ispatı güçleşir.
  3. Tedavi tamamlandıktan ve iyileşme tablosu netleştikten sonra yetkili hastaneden maluliyet raporu alın.
  4. Kusur oranını gösteren kaza tespit tutanağını ve varsa ceza dosyasındaki bilirkişi raporunu dosyaya ekleyin.
  5. Kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasına yazılı başvuru yapın. Başvuru dava şartıdır (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 97).
  6. Başvuruyu sigorta şirketinin kanallarından veya 1 Eylül 2026’dan itibaren açık olan Ortak Hasar İhbar Merkezi üzerinden iletin.
  7. Belgeler tamamlandıktan sonra sekiz iş günü içinde ödeme yapılmazsa temerrüt faizi işlemeye başlar (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 99).
  8. Talep reddedilir veya on beş gün içinde yanıt gelmezse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurun ya da dava açın.
  9. Zamanaşımı süresini yakından takip edin. Sürenin dolması tüm hakları düşürür. (Süreci uzman yönlendirmesi ile takip ediyorsanız zamanaşımı sürelerini o izleyecektir.)

Süreçte en sık yapılan hata maluliyet raporunun erken alınmasıdır. Tedavi devam ederken ya da kırık tam kaynamadan alınan rapor gerçek kaybı yansıtmaz ve oran olduğundan düşük çıkar. Rapor bir kez dosyaya girdikten sonra düzeltilmesi ek bir itiraz süreci gerektirir.

İkinci hata ise sigorta şirketinin ilk teklifini kabul etmektir. Teklif, çoğu zaman gerçek gelirin belgelenmediği ve maluliyet oranının kesinleşmediği bir aşamada yapılır ve imzalanan ibraname sonradan daha yüksek bir talep ileri sürülmesini zorlaştırır.

Üçüncü hata da ceza dosyasındaki kusur tespitine itiraz edilmeden tazminat sürecine geçilmesidir. Kusur oranı hesabın kurucu unsurlarından biri olduğundan, bu aşamada yerleşen bir oran tazminatın tamamını etkiler.

Bu üç hatanın ortak yanı, sonradan düzeltilmesinin ilk seferde doğru yapılmasından çok daha zor olmasıdır. Her aşamada hangi belgenin hangi kaleme dayanak oluşturduğunu bilerek ilerlemek, sürecin sonunda ödenecek tutarı doğrudan belirler.

İlgili hatalarla süreçte hak ve zaman kaybı ihtimali yaratmamak adına alanda uzmanlaşan avukat kadromuzla iletişime geçerek yönlendirme alabilirsiniz.

Yaralanmalı ve Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı Örnek Hesaplama

Bu bölümde, hazırladığımız bu rehberde teorik olarak değindiğimiz tazminat hesaplama formülünü yaralanmalı ve ölümlü olmak üzere iki örnek üzerinden netleştirmeyi hedefledik. Örneğimizdeki vatandaşın bilgileri şöyle:

  • Yaş: 35
  • Aylık net gelir: 40.000 TL
  • Maluliyet oranı: %20
  • Karşı tarafın kusur oranı: %100
  • Aktif dönem geliri (yıllık): 480.000 TL
  • Pasif dönem taban (yıllık, 2026): 336.906 TL

Not: Pasif dönemde yıllık hesaplama yapılırken 2026 yılında belirlenen net asgari ücret 28.075,50 TL baz alınmıştır.

Tazminat hesabı her iki dönem için ayrı ayrı yapılır. Aktif dönem 60 yaşa kadar sürer ve bu örneğimiz için25 yıllık bir süredir ve kişinin gerçek geliri esas alınır. Yıllık 480.000 TL üzerinden aktif dönem zararı 12.000.000 TL’dir.

Pasif dönem 60 yaşında başlar ve TRH-2010 yaşam tablosundan bulunan bakiye ömrün sonuna kadar devam eder. Tablo, her yaş için kişinin ortalama olarak kaç yıl daha yaşayacağını gösterir ve kadın ile erkek için ayrı değerler içerir. Örneğimizdeki 35 yaşındaki erkek için tablo değeri 39,67 yıldır yani yaşam sonu 74,67 yaşa denk gelir ve pasif dönem 14,67 yıl sürer.

Bu dönemde kişinin aktif olarak çalışmadığı varsayıldığından gelir asgari ücret düzeyine iner. Yukarıda belirttiğimiz gibi yıllık 336.906 TL’lik bir tutar vardır burada ve pasif dönem zararı 4.942.411 TL olarak hesaplanır.

Aktif ve pasif dönem toplamı olan 16.942.411 TL, kişinin çalışma gücünü tümüyle kaybetmesi durumundaki zararı gösterir. Maluliyet oranı yüzde 20 olduğundan bu tutarın yüzde 20’si, yani 3.388.482 TL esas alınır. Karşı taraf tam kusurlu olduğu için kusur indirimi yapılmaz.

Görüldüğü gibi aktif dönem yaşa bağlı sabit bir eşikle (60 yaş) biterken, pasif dönem kişiye özel bir süreyle sona erer. Bu nedenle aynı gelir ve aynı maluliyet oranıyla, yalnızca yaş ya da cinsiyet farkı bile sonucu değiştirir.

Ölümlü kazalarda ise hesaplama yöntemi değişir. Burada tazminat, ölen kişinin kendi zararı üzerinden değil, hayatta olsaydı yakınlarına sağlayacağı desteğin parasal karşılığı üzerinden belirlenir. Buna destekten yoksun kalma tazminatı denir.

Örneğimizdeki vatandaşın bilgileri şöyledir:

  • 40 yaşında, evli, eşi ise 38 yaşında
  • 10 ve 14 yaşında iki çocuğu var
  • Aylık net geliri: 45.000 TL.
  • Kazadaki kusuru: %25
  • Aktif dönemde yıllık geliri: 540.000 TL
  • Pasif dönemde yıllık geliri: 336.906 TL

Hesaplamada önce payların belirlenmesi gerekir. Bu da gelirin, hak sahiplerinin sayısına göre paylara bölünmesi ile olur. Yerleşik uygulamada ölene iki, eşe iki, her çocuğa birer pay ayrılır ve bu örneğimiz için toplam altı pay oluşur. Burada kritik nokta, ölenin kendi payının tazminata dahil edilmemesidir. Kişi hayatta olsaydı gelirinin bu kısmını kendisi için harcayacağı kabul edilir. Dolayısıyla hak sahiplerine kalan dört paydır.

Eşin desteği, ölenin ve eşin bakiye ömürlerinden kısa olanı esas alınarak hesaplanır. TRH-2010 tablosunda 40 yaşındaki erkek için değer 34,93 yıl, 38 yaşındaki kadın için 41,17 yıldır. Kısa olan esas alındığından süre 34,93 yıl olarak belirlenir. Çocukların desteği ise öğrenim durumuna göre 18 veya 25 yaşına kadar sürer. Her iki çocuğun da yükseköğrenim göreceğini varsayarsak büyük çocuk için 11 yıl, küçük çocuk için 15 yıl destek süresi ortaya çıkar.

Çocuklar destekten çıktıkça toplam pay sayısı azalır ve kalan hak sahiplerinin payı yükselir. Hesap bu nedenle tek seferde değil, dönemlere ayrılarak yapılmalıdır.

  • 1–11. yıllar: Ölen 2, eş 2, çocuklar 1+1 pay. Toplam 6 pay, hak sahiplerine 4 pay.
  • 11–15. yıllar: Büyük çocuk destekten çıkar. Ölen 2, eş 2, küçük çocuk 1 pay. Toplam 5 pay, hak sahiplerine 3 pay.
  • 15. yıldan sonra: Küçük çocuk da destekten çıkar. Ölen 2, eş 2 pay. Toplam 4 pay, hak sahiplerine 2 pay.

Aktif dönem 60 yaşa kadar, yani 20 yıl sürer ve gerçek gelir üzerinden hesaplanır. Pasif dönem 60 yaşta başlayıp bakiye ömrün sonuna kadar, yani 14,93 yıl devam eder ve gelir asgari ücret düzeyine iner.

Dönem Süre Yıllık gelir Toplam Hak sahibi payı Tutar
1–11. yıl 11 yıl 540.000 TL 5.940.000 TL 4/6 3.960.000 TL
11–15. yıl 4 yıl 540.000 TL 2.160.000 TL 3/5 1.296.000 TL
15–20. yıl 5 yıl 540.000 TL 2.700.000 TL 2/4 1.350.000 TL
20–34,93. yıl 14,93 yıl 336.906 TL 5.030.007 TL 2/4 2.515.003 TL

Dört dönemin toplamı 9.121.003 TL‘dir. Ölenin kendi kusuru yüzde 25 olduğundan tutardan bu oranda indirim yapılır ve destekten yoksun kalma tazminatı 6.840.752 TL olarak bulunur.

Bu tutar, 2026 yılı için kişi başına 3.600.000 TL olan zorunlu trafik sigortası teminat limitinin belirgin biçimde üzerindedir. Limiti aşan kısımdan sigorta şirketi sorumlu tutulamayacağı için bu tutar sürücü, işleten ve araç sahibinden varsa İhtiyari Mali Mesuliyet poliçesinden talep edilir.

Manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatından tamamen ayrı bir kalemdir ve zorunlu trafik sigortası teminatı dışında kaldığından yalnızca sürücü, işleten ve araç sahibine yöneltilir. Eş ve çocuklar bakımından kural olarak hükmedilir, ölenin anne ve babası da talep edebilir fakat bu talep ölenle aralarındaki bağın niteliğine göre hakimin takdirine bağlıdır.

Yukarıdaki örneği hesaplamanın temel mantığını göstermek amacıyla sadeleştirmekle beraber, gerçek dosyalarda sonucu değiştiren başka unsurlarla da karşılaşırız.

Bunlardan biri eşin yeniden evlenme ihtimalidir. Uygulamada eşin payından, yaşı ve çocuk sayısı dikkate alınarak belirlenen oranda bir indirim yapılır, bu indirim toplam tazminatı bir miktar düşürür.

İkincisi, hesaplanan tutarın peşin sermaye değerine indirgenmesidir. Gelecek yıllara yayılarak elde edilecek bir gelir peşin ödendiğinden, bilirkişi bu toplamı bugünkü değerine indirger. Yukarıdaki rakamlar bu indirgeme yapılmadan önceki brüt toplamlardır.

Ayrıca hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelir bağlanmışsa, bu ödemelerin tazminattan mahsubu gündeme gelir. Bu üç unsur birlikte değerlendirildiğinde, gerçek dosyada ödenecek tutar örnekteki rakamın altında kalabilir.

Trafik Kazası Sonrası Tazminat Hakları

Trafik kazası sonrasında tazminat hakları tek kalemden ibaret değildir, geniş bir alanı kapsar. Bunlar; maddi tazminat, manevi tazminat, iş göremezlik tazminatları, tedavi giderleri ve bakıcı giderleridir. Tüm bu tazminat haklarının eksiksiz alınması, hangi kalemin hangi belgeyle ispatlanacağının bilinmesine bağlıdır ve talep dilekçesinde yazılmayan kalemin, mahkeme tarafından kendiliğinden hesaplanmayacağı ve bu nedenle dosyanın en başında talep edilecek tüm hakların kalem kalem çıkarılması gerekir. İlgili tazminat haklarının detaylarını içeriğin devamında bulabilirsiniz.

Maddi Tazminat

Maddi tazminat, kazanın malvarlığında yarattığı azalmanın parasal karşılığıdır. Kapsamına tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar girer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 54). Talep hakkı, kazada bedensel zarar gören kişiye aittir. Ölüm halinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalanların zararı da aynı başlık altında istenir. Karşı tarafta kusur bulunması ve zararın belgelendirilmesi yeterlidir.

Manevi Tazminat

Trafik kazası manevi tazminat hesaplama matematiksel bir formüle dayanmaz, kazanın yarattığı acı, elem ve yaşam kalitesindeki düşüşün karşılığı hakim tarafından takdir edilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat hükmedilir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 56). Takdirde tarafların ekonomik durumu, kusur ağırlığı, yaralanmanın derecesi ve olayın gelişimi birlikte değerlendirilir. Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz, talep doğrudan sürücü ve işletene yöneltilir.

Sürekli İş Göremezlik Tazminatı

Sürekli iş göremezlik tazminatı, kazadan sonra kalıcı hale gelen çalışma gücü kaybının karşılığıdır. Talep hakkı, yetkili hastaneden alınan raporla maluliyet oranı belirlenen kişiye aittir. Trafik kazası tazminat hesaplama işleminde bu kalem, kişinin geliri ile maluliyet oranı ve bakiye ömür süresi çarpılarak bulunur, kusur oranı bulunan tutardan düşülür. Oran yüzde bir bile olsa tazminat doğar, oranın düşüklüğü hakkı ortadan kaldırmaz. Maluliyet raporu tedavi tamamlandıktan sonra alınmalıdır.

Kurum sağlık tesislerinden alınan rapor son söz değildir. Yargıtay, kurum sağlık tesisleri raporlarına karşı Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilebileceğini, Kurulun raporlarının Kurumu bağlamakla birlikte diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmadığını, ilgililerin Adli Tıp Başkanlığı ile tıp fakültelerinin ilgili anabilim dalı konseylerinden inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebileceğini belirtmiştir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/578, K. 2021/6573, T. 20.05.2021). Düşük oran verilen dosyalarda izlenecek yol budur.

Geçici İş Göremezlik Tazminatı

Geçici iş göremezlik tazminatı, iyileşme süresince çalışamamaktan doğan kazanç kaybını karşılar. Talep için hastane raporunda iş göremezlik süresinin gösterilmesi ve gelirin ispatlanması gerekir. Serbest çalışanlar ile kayıtlı çalışanlar arasında fark yoktur, belge yoksa asgari ücret üzerinden hesaplanır. SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği bulunuyorsa mükerrer ödemeyi önlemek için tazminattan mahsup edilir. Kalıcı maluliyet doğmayan hafif yaralanmalarda dahi tazminat istenir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında, Genel Şartlar gerekçe gösterilerek geçici iş göremezlik tazminatı teminat dışında bırakılamaz. Yargıtay, kalıcı maluliyeti tespit edilemeyen yolcunun sürekli iş göremezlik talebi reddedilirken, dokuz aylık iyileşme süresi için net asgari ücret verileri üzerinden hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesini yerinde bulmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25027, K. 2023/14222, T. 27.12.2023). Bu karar iki sonuca işaret eder; maluliyet oranı çıkmayan dosyalarda dahi iyileşme süresi için tazminat istenir ve Adli Tıp Kurumu raporunun denetime elverişli olması aranır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümlü kazalarda ölenin desteğinden yoksun kalanların zararını karşılar (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 53). Talep hakkı yalnızca mirasçılara ait değildir, fiilen destek gören herkes dava açabilir. Eş, çocuklar ve anne baba ilk sırada gelir, nişanlı veya birlikte yaşayan kişi desteğin fiiliyatını ispatlarsa hak sahibi olur. Ölenin gelirinden kendi payı düşülür, kalan tutar hak sahipleri arasında paylaştırılır.

Destek süresi her hak sahibi için ayrı belirlenir. Yargıtay, eşin bakiye ömrü daha uzun olsa dahi destek süresinin ölenin kalan ömrüyle sınırlı olduğunu, erkek çocuğun 18 yaşını, ortaöğretimde 20 yaşını, yükseköğrenim görüyorsa 25 yaşını doldurduğu tarihte gelirden çıkacağını, kız çocuğunun muhtemel evlenme yaşının Türkiye İstatistik Kurumunun bölgelere göre hazırladığı istatistiklerden yararlanılarak saptanacağını belirtmiştir. Aynı kararda ölenin 60 yaşına kadar aktif dönemde günlük net geliri üzerinden, 60 yaşından sonra kalan ömrü kadar pasif dönemde asgari ücret üzerinden her yıl için ayrı hesap yapılacağı, bilinen dönem kazancına artırım ve iskonto uygulanmayacağı, yalnızca bilinmeyen dönem için artırım ve iskonto yapılacağı vurgulanmıştır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9703, K. 2022/11510, T. 29.09.2022). Eşin yeniden evlenme olasılığı da hesaba ayrı bir veri olarak girer.

Tedavi ve Sağlık Giderleri

Trafik kazası nedeniyle doğan tedavi giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 98). Kural, kazazedenin sigortalı olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır ve hastane faturası sigorta şirketine değil Kuruma yöneltilir. Kurum kapsamı dışında kalan protez, ortez, özel rehabilitasyon ve refakat giderleri ise kusurlu taraftan istenir. Ödemesini kendi cebinden yapan kazazede, fatura ve reçeteleri saklayarak iadesini talep eder.

Bakıcı Gideri

Bakıcı gideri, kazadan sonra günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan kişinin bakım masrafını karşılar. Talep için maluliyet raporunda bakıma muhtaçlık durumunun ve süresinin gösterilmesi gerekir. Bakımı aile bireyi üstlense bile tazminat doğar, hesapta profesyonel bakıcı ücreti esas alınır, gerçek ödeme yapılmış olması aranmaz. Süresi geçici olabileceği gibi ömür boyu da sürebilir, ömür boyu bakım gerektiren dosyalarda hesap, TRH 2010 Yaşam Tablosundan bulunan bakiye ömür üzerinden kurulur ve gerçek zarar ilkesi uygulanır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3806, K. 2025/244, T. 08.01.2025). Bu tazminat kalemi uygulamada en sık atlanan taleplerden biridir.

Trafik Kazasında Tazminatı Etkileyen Faktörler

Trafik kazasında maddi tazminat hesaplanırken birbirini çarpan halinde etkileyen birden fazla değişken kullanılır ve bunun neticesinde aynı kazada yaralanan iki kişinin alacağı tutar, yaş ve gelir farkı dolayısıyla kat kat ayrışabilir.

Bu değişkenlerin bir kısmı dosyaya ait ve değiştirilemezken (kişinin yaşı, kazanın ölümlü mü yaralanmalı mı olduğu, kaza tarihindeki poliçe limitleri) bir kısmı tespit edilen değerlerdir (maluliyet oranı, kusur dağılımı ve gelir) ve bunlar itiraza açıktır. Tazminat hesaplamasında yapılan hataların neredeyse tümü, tespit edilen değerlerin doğru belirlenmemesinden kaynaklanır. Tüm bu bileşenlerin detayları ise şöyledir:

  • Maluliyet oranı tazminatın doğrudan çarpanıdır, oran yükseldikçe tutar aynı oranda büyür.
  • Kusur oranı hesaplanan tutardan düşülür, karşı tarafın kusuru arttıkça alacak yükselir.
  • Yaş, bakiye ömür süresini belirler. Genç yaşta doğan maluliyet daha uzun süre hesaplandığı için yüksek tutar üretir.
  • Gelir düzeyi hesabın tabanıdır, belgelenen kazanç asgari ücretin üzerindeyse tutar yükselir.
  • Meslek ve uzmanlık belgesi, gelirin asgari ücretin üzerinde kabul edilmesini sağlar.
  • Kazanın yaralanmalı veya ölümlü olması hesap yöntemini tümüyle değiştirir.
  • Poliçe teminat limiti ödenecek tutarın üst sınırını çizer, aşan kısım kusurlu taraftan istenir.
  • Başvuru ve dava tarihi, işleyecek faizin başlangıcını belirler.

Maluliyet oranı, kusur dağılımı ve gelir tespiti dosyanın seyri açısından en kritik noktalardır. Üçü de bilirkişi ya da sağlık kurulu tarafından belirlenen değerlerdir ve üçünde de itiraz hakkı bulunur. Bu nedenle ilk raporu kesin sonuç saymak hak kaybına yol açar.

İtiraz imkanının pratikte karşılığı, itirazın hangi belgeye dayandırıldığına bağlıdır. Maluliyet oranına yapılan itiraz, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmiş bir rapora ve kaynama sürecinin tamamlanmış olmasına, kusura yapılan itiraz kamera görüntüsü, fren izi ve hasar konumu gibi delillere, gelire yapılan itiraz ise meslek odası kaydı, emsal ücret araştırması ve ödeme belgelerine dayanır.

Kamera kayıtlarının belirli sürelerle silinmesi, tanıklara ulaşılamaması ya da kayıtların kaybolması nedeniyle süreçte bu değişkenlere itiraz edilip edilmeyeceğine bağlı olarak delillerin eksiksiz toplanması, tazminat sürecindeki sonraki adımların tümünü etkileyecektir.

Trafik Kazası Kırık Tazminatı Ne Kadar?

Kırık tazminatının tek bir karşılığı yoktur. Tutar kırığın niteliğine, iyileşme süresine ve bıraktığı kalıcı kayba göre değişir. Burada belirleyici olan kırılan kemiğin adı değil, kırığın eklemi tutup tutmadığı, parçalı olup olmadığı, kaynama sürecinin sorunsuz tamamlanıp tamamlanmadığı ve geriye kalıcı bir fonksiyon kaybı bırakıp bırakmadığıdır. Aynı kemikte meydana gelen iki kırıktan biri hiçbir kalıcı kayıp bırakmazken, diğeri yüksek oranlı maluliyetle sonuçlanabilir.

Kalıcı maluliyet oranı çıkan kırıklarda sürekli iş göremezlik tazminatı devreye girer. Tutar, kişinin geliri, maluliyet oranı ve bakiye ömrü esas alınarak hesaplanır ve bulunan rakam kusur oranına göre belirlenir. Kalıcı kayıp bırakmayan kırıklarda ise iyileşme süresince çalışılamayan günler için geçici iş göremezlik tazminatı ile bakım ihtiyacı doğmuşsa bakıcı gideri talep edilebilir. Bu sürenin belirlenmesinde, yaralanmanın tıbbi iyileşme süresini gösteren rapor esas alınır.

Hesaplamanın ilk adımı, kırığın kaynama durumunun netleşmesidir. Kemik tam kaynamadan alınan rapor gerçek maluliyeti yansıtmaz ve oran olduğundan düşük çıkar. Kaynamama veya yanlış kaynama gibi bir durum varsa, oran ancak bu tablo kesinleştikten sonra doğru belirlenebilir.

Birden fazla kırığı bulunan dosyalarda her fonksiyon kaybı için ayrı bir oran tespit edilir ve bu oranlar Balthazard formülüyle birleştirilir, doğrudan toplanmaz. Her yeni kayıp, geriye kalan sağlam beden fonksiyonu üzerinden değerlendirildiği için birleştirilen oran, oranların toplamından düşük çıkar.

Yüz ve burun gibi görünür bölgelerdeki kırıklarda kalıcı bir iz veya şekil bozukluğu kalmışsa, bu durum manevi tazminatın yanı sıra maddi tazminat bakımından da sonuç doğurabilir. Kalıcı iz için ayrıca maluliyet oranı verilebileceği gibi düzeltici müdahale giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp da talep edilebilir. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortası teminatı dışında olduğundan bu talep sürücü, işleten ve araç sahibine yöneltilir.

Kırığın plaka, vida veya protezle sabitlendiği dosyalarda tedavi gideri kalemi yükselir. Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılamadığı kısım kusurlu taraftan istenebilir. İmplantın sonradan çıkarılması için ikinci bir ameliyat gerekiyorsa, bu gelecekteki gider de talebe dahil edilir.

Trafik Kazası Tazminat Taleplerinde Zamanaşımı

Trafik kazası sonrasında tazminat talebi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl, her halde kaza gününden başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 109).

Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi uygulanır. Taksirle yaralamada süre sekiz yıla, taksirle ölüme neden olmada on beş yıla çıkar (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 66). Uzun sürenin uygulanabilmesi için ceza davası açılmış veya mahkumiyet kararı verilmiş olması şart değildir, fiilin suç niteliği taşıması yeterlidir.

Yargıtay, aynı zamanda suç teşkil eden haksız fiil yönünden ceza zamanaşımı süresinin zarardan sorumlu olan tüm ilgililer bakımından uygulanacağını, dolayısıyla sürücü dışındaki işleten ve sigorta şirketi bakımından da uzun sürenin geçerli olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6044, K. 2024/12004, T. 02.12.2024). Kanun ayrıca zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi durumunda sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağını, bunun tersinin de geçerli olduğunu düzenlemiştir (madde 109/3).

Sürenin başlangıcında dikkat edilecek nokta maluliyetin netleşme tarihidir. Kalıcı hasarın ortaya çıkması yıllar alabildiği için iki yıllık süre kaza gününe değil, zararın öğrenildiği ana bağlanır. Buna karşılık on yıllık üst süre ile ceza zamanaşımı süreleri kaza tarihinden itibaren işlemeye devam eder.

Sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması dava veya tahkim yoluna gitmenin ön şartıdır ve sürecin zamanaşımına etkisi bakımından da önem taşır. Ancak zamanaşımına az süre kalan dosyalarda yalnızca başvuruya güvenilmemeli, süreyi kesen bir işlem yapılmalı veya doğrudan dava açılmalıdır.

TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Zorunluluğu

TRH 2010 Yaşam Tablosu, trafik kazası tazminat hesaplama işleminde kişinin kaç yıl daha yaşayacağının belirlenmesinde kullanılan resmi tablodur. Türkiye nüfusunun güncel ölümlülük verilerinden üretildiği için, eski PMF 1931 tablosunun yerini almıştır.

Bakiye ömür, tablodan kişinin yaşı ve cinsiyeti dikkate alınarak bulunur, süre aktif ve pasif dönem olarak ikiye ayrılır. Aktif dönem çalışma çağını, pasif dönem çalışma çağı sonrasını kapsar ve pasif dönemde gelir asgari ücret düzeyinde kabul edilir. Yargıtay, bakiye ömür belirlenmeden ve aktif ile pasif dönemler ayrıştırılmadan yapılan hesabı bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8020, K. 2023/11400, T. 26.10.2023).

Bakiye ömrün hangi tarihe göre belirleneceği ayrı bir tartışma konusudur. Hesap raporunun düzenlendiği tarih değil, kazanın gerçekleştiği tarih esas alınır, rapor tarihine göre yapılan hesap eksik tazminat üretir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6912, K. 2025/1594, T. 03.02.2025).

Aşağıdaki TRH 2010 Yaşam Tablosu, sık kullanılan yaşlar için bakiye ömür değerlerini gösterir. Tam tablo 0 ile 97 yaş arasını kapsar, dosyanızdaki yaşa denk gelen satır bilirkişi raporuyla teyit edilir.

Yaş Erkek (bakiye ömür, yıl) Kadın (bakiye ömür, yıl)
20 53,99 58,85
25 49,24 53,92
30 44,45 49,00
35 39,67 44,10
40 34,93 39,23
45 30,27 34,43
50 25,79 29,74
55 21,54 25,18
60 17,62 20,79
65 14,04 16,63
70 10,87 12,87
75 8,17 9,62
80 5,99 7,01

Progresif rant, tazminatın peşin ödenmesinden doğan dengesizliği gidermeye yarar. Kişi gelirini yıllara yayarak elde edecekken tazminat tek seferde ödendiği için, hesapta hem gelecekteki ücret artışları hem de paranın peşin alınmasından doğan iskonto birlikte dikkate alınır. Uygulamada yıllık artış ve iskonto oranı birbirine yakın tutulur ve teknik faiz üzerinden hesaplanır. Yöntem terk edilip basit çarpım yapıldığında tazminat gerçek zararın altında kalır.

Kaza Sonrası Maluliyet Oranı Tespiti

Kazanın çalışma gücünde bıraktığı kalıcı kaybı ifade eden ve tazminat hesaplamasında en belirleyici noktalardan biri olan maluliyet oranının tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılır ve trafik kazalarında yönetmeliğin kaza ve yaralanmaya bağlı durum cetveli uygulanır.

Birden fazla fonksiyon kaybının bulunduğu durumlarda oranlar toplanmaz, Balthazard formülüyle birleştirilir. Yine kritik bir nokta olarak rapor, tedavi tamamlandıktan ve iyileşme durağan hale geldikten sonra alınmalıdır.

Raporu her hastane veremez. Yargıtay, çalışma gücü kaybının Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşlarca, şikayetler dikkate alınarak oluşturulan uzman doktor heyetinden belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aynı kararda rapor tarihinin değil haksız fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı, kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenen raporun hükme dayanak yapılamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15776, K. 2022/9067, T. 20.06.2022). 20 Şubat 2019 öncesindeki kazalarda Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, sonrasındaki kazalarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanır.

Raporun zamanlaması ise ayrı bir denetim konusudur. Yargıtay, alt ekstremite yaralanmasında kaza tarihi ile rapor tarihi arasında bir yıllık süre geçmemişse, hastada iyileşmenin durduğu ve son bir yıldır düzelme olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10245, K. 2024/5904, T. 10.06.2024). Erken alınan rapor sigorta şirketinin itiraz gerekçesi haline gelir ve bu yüzden başvuru öncesinde iyileşmenin tamamlanması beklenmelidir.

Hukuki süreçte maluliyet oranına itiraz mümkündür. Devlet hastanesinden düşük oran alan veya sıfır oran verilen kişi, Adli Tıp Kurumundan yeni rapor talep eder. Raporlar çeliştiğinde hakem heyeti veya mahkeme çelişkiyi gidermek zorundadır, çelişki giderilmeden verilen karar bozulur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10263, K. 2023/12359, T. 21.11.2023). Uygulamada devlet hastanesinin oran vermediği kırıklarda Adli Tıp Kurumundan %5-%10 arasında oran çıktığı sıkça görülür.

Trafik kazasında sigorta şirketinden tazminat alınabilir mi?

Trafik kazası tazminatı öncelikle kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından talep edilir. Burada sigorta şirketi, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri içinde bedensel zararlardan sorumludur.

Sigorta şirketine başvuru, dava veya tahkim yoluna gitmenin ön şartıdır (2918 sayılı Kanun m. 97). Şirket başvuruyu takip eden on beş iş günü içinde yazılı cevap vermez ya da talebi karşılamazsa, zarar gören Sigorta Tahkim Komisyonuna veya mahkemeye başvurabilir. Manevi tazminat ise ZMSS teminatı kapsamı dışındadır ve bu talep sürücü, işleten ve araç sahibine yöneltilir.

Teminat limitleri sabit değildir. SEDDK tarafından belirlenen asgari tutarlar dönemsel olarak güncellenir ve yıl içinde birden fazla değişebilir. 2026 yılı için otomobil sınıfında kişi başına sağlık gideri, sakatlanma ve ölüm teminatı 3.600.000 TL (2025’de 2.700.000 TL idi), araç başına maddi zarar teminatı 400.000 TL’dir. Dosyada uygulanacak limit, başvuru veya dava tarihindeki değil, kaza tarihinde yürürlükte olan limittir.

Yıl Kişi Başına Sakatlanma ve Ölüm Teminatı Araç Başına Maddi Teminat
2022 500.000 TL 100.000 TL
2023 540.000 TL 120.000 TL
2024 1.800.000 TL 200.000 TL
2025 2.700.000 TL 300.000 TL
2026 3.600.000 TL 400.000 TL

Tabloda görüldüğü üzere kişi başına teminat son yıllarda hızla artmıştır. Bu nedenle eski tarihli bir kazada güncel yılın limitini esas almak, hem sigorta şirketi hem de talep eden bakımından hatalı bir değerlendirme doğurur.

Hesaplanan tazminatın poliçe limitini aşması durumunda limit aşımı gündeme gelir ve bu durum özellikle genç yaşta yüksek maluliyet oranı çıkan dosyalarda sık görülür. Limiti aşan kısımdan sigorta şirketi sorumlu tutulamaz. Aşan tutar kusurlu sürücü, işleten ve araç sahibinden talep edilir ve bu kişilerin İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası varsa aşan kısım bu poliçeden karşılanır. İMM bulunmuyor veya İMM limiti de yetersiz kalıyorsa, kalan tutar için bu kişiler aleyhine dava açılır ve alınan ilama dayalı olarak şahsi malvarlıklarına yönelik icra takibi yapılır. Bu nedenle dosya açılmadan önce karşı tarafın İMM poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması, tahsil imkanını ve sürecin daha sağlıklı yürütülmesini doğrudan etkiler.

Poliçe teminatları tek kalem değildir. Sürekli iş göremezlik tazminatı sakatlanma teminatından, Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmayan tedavi giderleri ise sağlık gideri teminatından karşılanır ve bu limitler ayrı ayrı hesaplanır. Geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin hangi teminattan karşılanacağı ise tartışmalıdır ve yargı kararlarında istikrar kazanmamıştır. Bu ayrım limit aşımı bulunan dosyalarda sonucu doğrudan değiştirdiğinden, hesap raporunda hangi kalemin hangi teminattan istendiğinin açıkça belirtilmesi gerekir.

Kusur oranı tazminat miktarına nasıl etki eder?

Trafik kazası tazminatı hesaplanırken önce zarar görenin geliri, maluliyet oranı ve bakiye ömrü esas alınarak toplam zarar bulunur. Sonrasında bu tutar, zarar görenin kusurlu olmadığı oranla çarpılarak tazminata dönüşür. Yani kusur, tazminat hesabının üç temel değişkeninden biri olarak diğerleriyle birlikte çalışır.

Trafik kazalarında aracın işleteni, kusuru bulunmasa dahi tehlike sorumluluğu esasına göre sorumludur (2918 sayılı Kanun m. 85). Bu nedenle kusur, sorumluluğun doğup doğmadığını değil, ödenecek tutarı belirler.

Zarar görenin kazanın oluşumundaki kendi kusuru ise müterafik kusur olarak değerlendirilir ve tazminattan bu oranda indirim yapılır (TBK m. 52). Emniyet kemerinin takılmamış olması gibi kazanın oluşumuna değil zararın ağırlaşmasına etki eden davranışlar bu kapsamda indirim sebebi sayılabilir.

Kusur oranı kaza tespit tutanağıyla kesinleşmez. Kolluk tarafından düzenlenen tutanak, hangi trafik kuralının ihlal edildiğini ve asli–tali kusur değerlendirmesini gösterir, sayısal bir oran vermez. Oranı, ihlallerin kazaya katkı derecesini tartan bilirkişi belirler ve bu belirleme dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinde yeniden yapılır. Tutanakta kusurlu gösterilmiş olmak nihai bir sonuç değildir. Kamera görüntüleri, fren izleri ve hasar konumu gibi deliller oranı değiştirebilir.

Kusur oranına itiraz sürecine dair tüm detayları için uzmanlarımızın hazırladığı Trafik Kazalarında Kusur Oranına İtiraz Süreci başlıklı web sayfasını inceleyebilirsiniz.

Trafik kazası tazminatı ne kadar sürede alınır?

Trafik kazası sonrasında tazminat taleplerinin ne kadar süre içerisinde sonuçlanacağı izlenen yola bağlı değişir.

Sigorta şirketine yapılan başvuruda belgeler tamamlandıktan sonra sekiz iş günü içinde ödeme yapılır. Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınan dosyalar çoğunlukla dört ile sekiz ay arasında sonuçlanır. Mahkemede görülen tazminat davaları maluliyet raporu, kusur incelemesi ve aktüer hesabı gerektirdiği için iki yıl ile dört yıl arasında sürer ve istinaf ve temyiz aşamaları süreyi uzatır.

Hangi belgelere ihtiyaç vardır?

Sürecin ilk andan itibaren sağlıklı ve kesintisiz ilerleyebilmesi adına başvuru dosyasında şu belgeler yer almalıdır; kaza tespit tutanağı, olay yeri ve araç fotoğrafları, hastane kayıtları ile epikriz raporu, yetkili kuruluştan alınan maluliyet raporu, kimlik fotokopisi, gelir belgesi ve hak sahibine ait banka hesap bilgisi.

Ölümlü trafik kazalarında ayrıca ölüm belgesi, veraset ilamı ve hak sahiplerinin nüfus kayıt örneği istenir. Serbest çalışanlarda vergi levhası, fatura veya meslek odası kaydı geliri ispatlar. Ustalık ve uzmanlık belgesi, gelirin asgari ücretin üzerinde kabul edilmesini sağladığı için varsa mutlaka dosyaya eklenmelidir.

Yolcu konumundakilerin tazminat hakkı nedir?

Yolcu, kazada kusuru bulunmayan taraf olduğu için tazminatın tamamını talep eder. Kazaya karışan araçların işletenleri, sürücüleri ve sigorta şirketleri doğan zarardan müteselsilen sorumludur, yolcu zararının tamamını sorumluların tümünden veya birinden isteyebilir.

Yargıtay, yolcunun kusursuz olması nedeniyle tazminattan kusur indirimi yapılamayacağını, kazaya karışan diğer aracın kusurunun davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6044, K. 2024/12004, T. 02.12.2024). Tek taraflı kazalarda da yolcunun talep hakkı doğar, çünkü sorumluluk aracın işletilmesinden kaynaklanır.

Tazminat talebinde müterafik kusur indirimi nedir? Hangi durumlarda gündeme gelir?

Zarar görenin kendi davranışlarıyla zararın doğmasına yahut artmasına katkı vermesi durumlarında gündeme gelen müterafik kusurda hakim, zarar görenin kusurunu dikkate alarak tazminattan indirim yapar (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 52).

Emniyet kemeri takmamak, kask kullanmamak, alkollü sürücünün aracına binmek ve aşırı yolcu taşınan araca binmek, trafik kazalarında en sık karşılaşılan müterafik kusur durumlarıdır ve bu durumlarda indirim oranı hakimin takdirinde olmakla beraber uygulama %10-%20 bandındadır.

Müterafik kusuru, kusur oranıyla karıştırmamak gerekir. Müterafik kusur, kazanın oluşumuna değil zararın büyümesine ilişkindir ve ayrı bir indirim kalemidir.

Sürücü belgesi bulunmaması ise tek başına indirim sebebi değildir. Yargıtay, sürücü belgesiz araç kullanmanın trafiğin akışına ilişkin bir kural ihlali içermediğini, kazanın meydana gelmesine sebep olan kusur olarak kabul edilemeyeceğini ve yalnızca idari para cezası gerektirdiğini belirterek, ehliyetsizlik gerekçesiyle tazminattan yüzde 20 indirim yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6912, K. 2025/1594, T. 03.02.2025). Ehliyetsiz sürücü ayrıca genel bir trafik kuralını da ihlal etmişse indirim gündeme gelir, ihlal yoksa gelmez.

Manevi tazminat talebi için ayrıca dava mı açmak gerekir?

Trafik kazalarında manevi tazminat talebi için ayrı bir dava sürecine ihtiyaç yoktur, maddi tazminat talebi ile aynı dilekçede istenir. Talep edilmediği takdirde mahkeme kendiliğinden manevi tazminata hükmedez. Dolayısıyla dava açılırken tutarın belirtilmesi gerekir.

Yine zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamadığı için talep sürücüye, araç malikine ve işletene yöneltilir, sigorta şirketi tek davalı ise manevi tazminat reddedilir.

Ölümlü kazalarda eş, çocuklar, anne baba ve ağır bedensel zararda yakınlar kendi adlarına ayrı ayrı manevi tazminat ister. Sigorta Tahkim Komisyonu manevi tazminat talebini inceleyemez, dolayısıyla başvuru doğrudan mahkemeye yapılır.

Tazminat ödemesinde faiz ne zaman ve hangi oranlarda dikkate alınır?

Trafik kazası tazminatlarında faiz, sigorta şirketinin usulüne uygun başvuru sonrasında temerrüde düştüğü tarihten (eksiksiz başvuru yapılmışsa yasal 15 günlük sürenin bitimini izleyen günden, başvuru yapılmamışsa dava veya arabuluculuk tarihinden) itibaren işlemeye başlar.

Sigorta şirketine yöneltilen talep ticari iş niteliğinde sayıldığından temerrüt faizi Merkez Bankasının kısa vadeli avans faizi oranı üzerinden talep edilir ve bu web sayfasının hazırlandığı 09.09.2026 tarihinde güncel oran yıllık yüzde 39,75 olarak uygulanır.

Kusurlu sürücü ve araç işletenine karşı açılan davalarda ise haksız fiil tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir ve dava dilekçesinde faiz türü ile başlangıç tarihinin doğru belirtilmesi yüksek tutarlı tazminat dosyalarında hak sahipleri açısından önemli bir maddi fark oluşturur.

Maluliyet oranı yoksa tazminat alınabilir mi?

Kalıcı maluliyetin olmadığı trafik kazalarında sürekli iş göremezlik tazminatı doğmaz fakat iyileşme süresince çalışılamamasından doğan kazanç kaybı, tedavi süreciyle bağlantılı giderler ve manevi tazminat, maluliyet oranından bağımsız kalemlerdir (TBK m. 54 ve m. 56). Refakatçi ve bakıcı gideri de aynı şekilde ayrı bir tazminat kalemi olarak istenebilir.

Trafik kazalarında tedavi giderleri bakımından özel bir düzenleme vardır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi uyarınca kazaya bağlı sağlık hizmeti bedelleri SGK tarafından karşılanır. Bu nedenle hastane tedavi masrafları kural olarak sigorta şirketinden veya kusurlu sürücüden istenmez, SGK’nın karşılamadığı protez, ortez, yol ve refakat giderleri gibi kalemler ise talep edilebilir.

Maluliyet açısından sıfır oran verilen bir rapor da nihai değildir. Maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik esaslarına ve usulüne uygun düzenlenmiş olması gerekir ve bu şartları taşımayan rapora itiraz edilebilir. Yargıtay uygulamasında, maluliyet konusunda birbiriyle çelişen raporlar bulunduğunda çelişki giderilmeden karar verilemez.

İtiraz durumunda yeniden değerlendirme kişinin doğrudan başvurusuyla değil, dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu süreci içinde yapılır. Mahkeme ya da hakem heyeti, gerekli gördüğünde Adli Tıp Kurumundan veya bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından yeni rapor alınmasına karar verir.

Trafik kazası tazminat hesabında hangi gelir esas alınır, asgari ücret mi?

Trafik kazasında maddi tazminat hesabı yapılırken kişinin belgelenen gerçek geliri esas alınır fakat bu gelirin belgelenemediği durumlarda 2026 yılında belirlenen net asgari ücret yani 28.075,50 TL üzerinden ilerlenir.

Gelirin ispatı noktasında bordro, banka kayıtları, vergi levhası, fatura ve meslek odası kaydı kullanılmalıdır. Nitelikli işçi ve zanaatkar olarak değerlendirilmek ve asgari ücretin 2-3 katı arasında gelir olduğunu göstermek içinse ustalık belgesi, diploma ya da sertifika sunmak gerekir.

Sigortalı olmayan, kayıt dışı çalışan biri trafik kazası tazminatı alabilir mi?

Trafik kazası sonrasında tazminat hakkı sigortalılıktan değil, kazadan doğan bedensel ve ruhsal zararlardan doğar ve SGK kaydının bulunmaması bu hakkı ortadan kaldırmaz fakat esas gelirin belirlenmesinde tartışma yaratır. Burada ilgili meslek olası ya da sendikadan alınacak emsal ücret araştırması, tanık beyanları, işyeri kayıtları ve varsa ödemeye ilişkin belgeler ispatta kullanılır.

Yargıtay uygulamasında yalnızca tanık anlatımı çoğu zaman tek başına yeterli görülmez, meslek kuruluşundan emsal ücretin sorulması aranır. Gerçek gelirin ispatlanamadığı durumlarda hesap kaza tarihindeki net asgari ücret üzerinden yapılır yani tazminat talebi geliri yok gerekçesiyle reddedilemez.

Bu ayrım sigorta şirketine yapılan başvuruda da belirleyicidir. Zorunlu trafik sigortası kapsamında yapılan ödemelerde şirket, belgelenmemiş geliri kural olarak asgari ücret üzerinden değerlendirir ve gerçek gelire ilişkin belgeler dosyaya sunulmazsa teklif edilen tutar fiili kaybın altında kalabilir. Bu nedenle gelir ispatına ilişkin belgelerin başvuru öncesinde toplanması önem taşır.

Aynı esaslar kayıt dışı çalışanların yanı sıra mevsimlik işçiler, gündelikçiler ve serbest çalışanlar için de geçerlidir. Ölümlü trafik kazalarında da destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken vefat edenin geliri aynı yöntemle belirlenir.

Ev hanımının tazminatı nasıl belirlenir?

Gelir getiren bir işte çalışmıyor olması, ev hanımlarının trafik kazasındaki tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Ev hanımının tazminatı, ev içindeki emeğinin ekonomik değeri üzerinden hesaplanır ve ev hizmetleri para ile ölçülebilen bir emek sayıldığı için Yargıtay uygulamasında hesaplama kaza tarihindeki net asgari ücret üzerinden yapılır. Gerçek gelirin daha yüksek olduğu belgelenebiliyorsa bu gelir esas alınır.

Yaralanmalı kazalarda hesabın çarpanı maluliyet oranıdır. Bu oran, ev işlerini yapabilme gücüne göre değil, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş tam teşekküllü hastanelerden alınan sağlık kurulu raporu ile beden gücündeki kalıcı kayıp esas alınarak belirlenir. Tazminat, maluliyet oranının yanı sıra kusur oranı ve bakiye ömür birlikte değerlendirilerek bilirkişi tarafından hesaplanır ve kazada zarar görenin kusuru varsa tazminattan bu oranda indirim yapılır.

Ölümlü kazalarda ise ev hanımının ailesine verdiği destek de para değeriyle ölçülür ve eşi ve çocukları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Küçük çocuk bakımı ya da bakıma muhtaç bir aile bireyinin bakımı üstlenilmişse, bu durum destek payının ve destek süresinin belirlenmesinde ayrıca değerlendirilir.

SGK’dan aldığım maaş tazminattan düşülür mü?

Mükerrer ödeme yapılmasını önlemek adına SGK tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, trafik kazası sonrasında belirlenen maddi tazminattan düşülür.

Yargıtay, tazminatın saptanmasında net gelir, bakiye ömür, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları ile Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri gibi verilerin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1179, K. 2021/1563, T. 02.12.2021).

İndirim yalnızca aynı nitelikteki kalem için yapılır. Emekli aylığı, malullük aylığından farklı olarak kazadan doğmadığı için tazminattan düşülmez. Manevi tazminattan hiçbir sosyal güvenlik ödemesi indirilmez.

Tazminat davası açmadan önce sigortaya başvurmak zorunlu mu?

Zorunlu trafik sigortasına karşı tazminat davası açılmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması zorunludur ve dava şartıdır. KTK’nın 97. maddesine göre sigorta şirketinin başvuruyu 15 gün içinde cevaplamaması ya da verilen cevabın talebi karşılamaması durumunda zarar gören dava açabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir.

Sigorta şirketine başvuru yapılmamış veya başvuruda gerekli belgeler eksik bırakılmışsa bu durum tamamlanabilir bir dava şartı eksikliği olarak kabul edilir ve mahkeme eksikliğin giderilmesi için kesin süre verir. Bu süre içerisinde başvuru şartı yerine getirilmezse dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Bu zorunluluk sigorta şirketine yöneltilen talepler bakımından geçerlidir. Kazaya neden olan sürücü veya araç işletenine karşı doğrudan açılan tazminat davalarında KTK m.97’deki sigorta şirketine ön başvuru şartı aranmaz. Ayrıca zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan bu uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk zorunluluğu bulunmamaktadır.

Sigorta şirketi teklif ettiği tutarı kabul etmezsem ne olur?

Sigorta şirketinin teklifini düşük bularak kabul etmemeniz durumunda hakkınız ortadan kalkmaz, fark için tahkime ya da mahkemeye gidebilirsiniz. Bu süreçte şirketin ödediği tutarı almanız da benzer şekilde hakkı düşürmez, ödemeyi kısmi kabul olarak alıp kalan bakiye için talepte bulunmak mümkündür. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, ibraname ve feragat metinleridir.

Kayıtsız şartsız ibra imzalandığında fark talebi önemli ölçüde zayıflar ve bu yüzden belge imzalanmadan önce çekince konulmalı ve “fazlaya ilişkin haklar saklıdır” ifadesi eklenmelidir. Teklif ile hesap arasındaki farkın nedeni çoğunlukla düşük maluliyet oranı veya yüksek kusur payıdır.

Sigorta Tahkim Komisyonu mu, mahkeme mi daha avantajlı?

Sigorta şirketine karşı yürütülen taleplerde tahkim daha hızlıdır, mahkeme ise kapsam bakımından geniştir. Tahkim başvurusu için önce şirkete yazılı talep gerekir. Talebin reddedilmesi veya trafik sigortasından on beş gün içinde yanıt alınamaması yeterlidir (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 30). Bu süreçte hakem kararları ilam niteliğindedir ve dosyalar çoğunlukla altı ay içinde biter. Buna karşılık tahkimde yalnızca sigorta şirketi taraf olabilir.

Manevi tazminat, sürücü ve işletenden talep edilen kalemler ile teminat limitini aşan tutarlar mahkemede istenir. 2026 yılında 35.000 TL’nin üzerindeki hakem kararlarına itiraz, 383.000 TL’yi aşan uyuşmazlıklarda ise temyiz yolu açıktır.

Dava masrafı ve avukatlık ücreti ne kadar tutar?

Trafik kazası sonrası tazminat hesaplama sürecinin hukuki açıdan maliyeti izlenen yola göre değişir. Tahkim başvurusunda uyuşmazlık tutarına göre başvuru ücreti ve bilirkişi ücreti yatırılır, mahkeme harcı ödenmez.

Dava yolunda başvurma harcı, nispi peşin harç, gider avansı, bilirkişi ve keşif ücretleri gündeme gelir. Bedensel zarar davalarında peşin harç talep edilen tutarın binde birkaçı düzeyindedir. Vekalet ücreti ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve haklı çıkan taraf lehine karşı tarafa yüklenir. Tahkim yargılamasında vekalet ücreti mahkemelerdekinden düşüktür.

Yargıtay bu konuda, maktu ücretin altına inilmemek kaydıyla asliye mahkemeleri için hesaplanan ücretin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11292, K. 2023/13703, T. 18.12.2023).

Kaza sonrası hastane raporu almadıysam tazminat hakkım düşer mi?

Kaza günü hastaneye gitmemiş olmak tazminat hakkını doğrudan düşürmez fakat hukuki süreçte ispatı zorlaştırır. Yaralanma ile kaza arasındaki ilişki sonradan alınan sağlık kayıtları, tedavi evrakları ve tanık beyanlarıyla kurulur. Bu ilişkinin kurulabilmesi için tedavi sürecine ait belgelerin eksiksiz toplanması gerekir.

Yargıtay, psikolojik zarara dayalı taleplerde tüm tedavi evraklarının dosyaya getirtilmesini, muayenenin yapılmasını ve içinde psikiyatri uzmanı bulunan heyetten rapor alınmasını aramıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/7267, K. 2022/11725, T. 06.10.2022). Kaza sonrası ilk günlerde alınan kayıt bulunmayan dosyalarda süreç uzar, bu yüzden şikayet hafif dahi olsa mutlaka hastaneye başvuru yapılmalıdır.

Kusurlu olan taraf tazminat alabilir mi?

Trafik kazasında kusurlu olmak, kişinin hiçbir durumda tazminat alamayacağı anlamına gelmez. Kazada her iki tarafın da kusuru bulunuyorsa, tarafların birbirlerine verdikleri zarar bakımından sorumlulukları kusur oranlarına göre ayrı ayrı değerlendirilir.

Örneğin; kazada A sürücüsünün %25, B sürücüsünün ise %75 kusurlu olduğunu varsayalım. A sürücüsü, B’nin uğradığı zararın %25’inden, B sürücüsü ise A’nın uğradığı zararın %75’inden sorumlu olur. Dolayısıyla A’nın 200.000 TL, B’nin 100.000 TL tazminata esas zararı varsa, B’nin A’nın zararından sorumluluğu 150.000 TL, A’nın B’nin zararından sorumluluğu ise 25.000 TL üzerinden belirlenir. Tarafların karşılıklı alacaklarının mahsup edilmesi konusu kusur oranının belirlenmesinden ayrı bir hukuki işlemdir.

Kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan sürücünün kendi zararı bakımından karşı tarafa yüklenebilecek bir sorumluluk bulunmadığından, karşı tarafın zorunlu trafik sigortasından kendi zararı için tazminat talep edemez. Kasko yahut ferdi kaza sigortası gibi kişinin kendi zararını güvence altına alan bir teminatın bulunması durumunda ödeme ilgili poliçenin kapsamına göre değerlendirilir.

Alkollü araç kullanan sürücü tazminat alabilir mi?

Alkollü bir sürücünün karıştığı kazada, sürücünün kendi bedensel zararı zorunlu trafik sigortası tarafından karşılanmaz. Kazada zarar gören üçüncü kişiler açısından ise sigorta şirketi bu kişilere ödemeyapar, ardından alkollü sürücüye bu ödemeyi rücu eder. Tabi burada rücu hakkının doğması için alkolün kazanın oluşumundan etkili olduğunun ispatı gerekir. Yalnızca promilin yüksek olması yeterli sayılmaz. Sürücünün alkollü olduğunu bilmesine rağmen aracına binen yolcunun tazminatında ise müterafik kusur indirimi gündeme gelir.

Emniyet kemeri takmamak tazminatı düşürür mü?

Kaza esnasında emniyet kemeri takılmaması, kazanın oluşumuna değil fakat zararın büyümesine neden olduğu için müterafik kusur indirimi uygulanır ve böylelikle tazminatı düşürür. Tabi indirimin yapılabilmesi, kemer takmış olsaydı yaralanmanın daha hafif olacağının bilirkişi raporuyla ortaya konulmasına bağlıdır. Doğrudan indirim uygulanması söz konusu değildir. Uygulamada müterafik kusur indirimi %10-%20 bandında belirlenir. Bu yaklaşım motosiklet kazalarında da kask kullanmamak bakımından geçerlidir.

Karşı taraf sigortasızsa tazminatı kim öder?

Kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasının olmaması durumunda bedensel zararlar için Güvence Hesabı devreye girer ve bu zararları karşılar. Sigortası bulunmayan araçların dışında çalınan araçlarla yapılan ve sürücüsü tespit edilemeyen kazalarda da benzer şekilde Güvence Hesabına başvurulabilir (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 14).

Başvuru doğrudan Güvence Hesabına yapılır ve teminat, zorunlu trafik sigortası limitleriyle (kazanın olduğu yıl belirlenen) sınırlıdır. Yargıtay, rizikonun bilgi ve belgeleriyle birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiğini belirtmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2346, K. 2023/11698, T. 01.11.2023). Maddi zararlar ise bu kapsamında dışındadır, talebin doğrudan araç sahibine yöneltilmesi gerekir.

Sigorta şirketiyle ibraname imzaladım, tekrar dava açabilir miyim?

Sigorta şirketiyle ibraname imzalanmış olması dava hakkını her durumda ve koşulda ortadan kaldırmaz. İbraname ile ödenen tutar, gerçek zararın belirgin biçimde altındaysa bu durumda ibraname zararın tamamını kapsamayan makbuz niteliğinde değerlendirilir ve fark için dava açılır. Yine imzalandığı tarihte maluliyet raporu alınmamışsa, zararın kapsamı bilinmeden feragat yapıldığı için geçerli sayılmaz.

Bunlara karşın tutarın gerçek zarara yakın olduğu ve kişinin bilerek feragat ettiği dosyalarda talebin reddedilmesi yüksek olasılıktır. Bu nedenle ibraname imzalanmadan önce “fazlaya ilişkin haklarım saklıdır” şerhi düşmek, sonrasındaki süreçte belirleyici ve güvence niteliğindedir.

Tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Görevli mahkemenin belirlenmesinde davalı baz alınır.

Eğer dava sigorta şirketine yöneltiliyorsa uyuşmazlık ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 4). Yalnızca sürücü ve işletene açılan davalarda ise Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Sigorta şirketi diğer sorumlularla birlikte davalı gösterildiğinde dosyanın tamamı Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.

Yetki bakımından davacının seçim hakkı vardır. Davalının yerleşim yeri, kazanın meydana geldiği yer, sigorta şirketinin merkez veya şubesinin bulunduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 16).

Kazanın yaralanmalı ya da ölümlü olması tazminat hesaplamasını nasıl değiştirir?

Kazanın türüne göre tazminat hesaplama yöntemi tümüyle değişir.

  • Yaralanmalı kazada tazminat hesabı zarar görenin kendi kaybı üzerinden, ölümlü kazada hak sahiplerinin destek kaybı üzerinden kurulur. 
  • Yaralanmada maluliyet oranı çarpan olur, oran yoksa sürekli iş göremezlik doğmaz. Ölümde maluliyet oranı yoktur, bunun yerine ölenin gelirinden kendi payı düşülür ve kalan tutar destek görenler arasında paylaştırılır.
  • Yaralanmada tedavi gideri, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik gündeme gelirken, ölümde cenaze gideri ve ölüm anına kadar yapılan tedavi masrafları istenir.
  • Manevi tazminat her iki halde de talep edilir, ölümde hak sahibi sayısı arttığı için toplam tutar yükselir.

Trafik Kazası Tazminat Hesaplama Yargıtay Kararları

İçeriğimizin bu son bölümünde, tazminat hesabında birtakım yerleşik uygulamaları oluşturan Yargıtay kararlarını özetledik. Yaşadığınız hukuki probleme ilişkin en sağlıklı ve doğru yönlendirme için uzman avukatlarımızla iletişime geçebilirsiniz.

1- Tazminat hesabında esas alınacak veriler kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenir.

Trafik kazası tazminat hesaplama işleminin dayanacağı veri seti Hukuk Genel Kurulu kararıyla tek tek sayılmıştır. Karara göre zarar ve tazminata doğrudan etkili olan net gelir, yaşam tablosundan tespit edilen bakiye ömür, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları ile Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Karar, hesabın hangi kalemler üzerinde yükseldiğini gösterdiği için tazminat dosyalarının çatısını oluşturur. Kurum tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi de aynı kararla ortaya konulmuştur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1179, K. 2021/1563, T. 02.12.2021).

2- Progresif rant tekniğinde artırım ve iskonto oranı yüzde on uygulanır.

Hukuk Genel Kurulu, tazminat hesabının yöntemini ayrıntısıyla tartıştığı kararında ortalama ücret ve sabit taksitli rant tekniğinin terk edildiğini, yerine 1993 yılından itibaren progresif rant tekniğinin benimsendiğini belirtmiştir. Teknikte reel ücretlerin her yıl artacağı varsayımıyla bilinen son ücret üzerinden artırım yapılır, tazminatın peşin ödenecek olması nedeniyle aynı oranda iskonto uygulanır. Kararda iskontonun gerekçesi de açıklanmıştır: peşin ve sermaye olarak alınan tutardan indirim yapılmazsa tazminat zararı aşar ve tazminatın hiçbir zaman zarardan fazla olamayacağı ilkesi zedelenir. Kurul, ücret artış ve iskonto oranının yüzde on olarak uygulanmasını yerinde bulmuş, Kurumun kendi hesaplarında yüzde beş kullanmasının tazminat hukukunun genel ilkelerini değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Aynı kararda bakiye ömür bakımından PMF 1931 tablosunun terk edilmesi gerektiği vurgulanmış, iki tablo karşılaştırılmıştır: cinsiyet ayrımı yapmayan PMF 1931 tablosunda yeni doğanın ömrü 56,64 yıl kabul edilirken, TRH 2010 tablosunda kadınlarda 78,02 erkeklerde 71,93 yıl olarak belirlenmiştir. Aradaki fark başlangıçta 15 ile 22 yıl arasında değişmekte ve tazminat tutarını doğrudan etkilemektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1027, K. 2021/1708, T. 21.12.2021).

3- Yolcunun tazminatından kusur indirimi yapılmaz.

Kazada yolcu olarak bulunan kişi kusursuz olduğundan zararının tamamını sorumluların tümünden veya birinden isteyebilir. Yargıtay, birden çok aracın karıştığı kazada yolcunun maluliyet tazminatı hesaplanırken kusur indirimi yapılamayacağını, dava dışı sürücünün kusurunun davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir. Aynı kararda mükerrer ödeme uyarısı da yapılmıştır: aynı zarar için farklı mahkemelerde açılan davalarda, müteselsil sorumlulardan birinin yaptığı ödeme diğerlerini de borçtan kurtarır ve zarar görenin sebepsiz zenginleşmesi önlenir. Kararda ayrıca aynı zamanda suç teşkil eden haksız fiillerde ceza zamanaşımı süresinin zarardan sorumlu tüm ilgililer bakımından uygulanacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6044, K. 2024/12004, T. 02.12.2024).

4- Geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamındadır.

Dosyada davacı, kazada yolcu olarak bulunmuş ve kalıcı maluliyet oranı tespit edilememiştir. Mahkeme bu gerekçeyle sürekli iş göremezlik talebini reddederken, dokuz aylık iyileşme sürecine ait geçici iş göremezlik tazminatını net asgari ücret verileri üzerinden hesaplayıp hüküm altına almış, Yargıtay bu yaklaşımı onamıştır. Karar, sigorta şirketlerinin “maluliyet çıkmadı, teminat borcu doğmaz” savunmasını geçersiz kılar; iyileşme süresi başlı başına ayrı bir zarar kalemidir ve Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararlarından sonra Genel Şartlar gerekçe gösterilerek bu kalemin teminat dışında bırakılması mümkün değildir. Raporun Adli Tıp Kurumunca denetime elverişli bulunacak ayrıntıda düzenlenmesi de aynı kararla arandığı için, iyileşme süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri netleştirilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25027, K. 2023/14222, T. 27.12.2023).

5- Bakiye ömür TRH 2010 tablosundan bulunur, aktif ve pasif dönem ayrılır.

Hesabın omurgası bakiye ömür süresidir. Yargıtay, davacının TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömrünün ve bu süre içinde işleyecek aktif ile pasif dönemlerin hesaplamaya esas olacak şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda bakiye ömür belirlenmeden davacının 99 yaşına kadar yaşayacağı varsayımıyla yapılan hesap bozma sebebi sayılmıştır. Karar, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin bir arada bulunduğu dosyalarda hesap yönteminin nasıl kurulacağını göstermesi bakımından yol göstericidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8020, K. 2023/11400, T. 26.10.2023).

6- Bakiye ömür rapor tarihine göre değil olay tarihine göre hesaplanır.

Hesap raporunun düzenlendiği tarihin esas alınması tazminatı düşürür. Yargıtay, hükme esas alınan hesap raporunda muhtemel bakiye ömür süresinin rapor tarihine göre belirlendiğini tespit ederek, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve olay tarihi esas alınarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine karar vermiştir. Kaza ile rapor arasında yıllar geçen dosyalarda fark büyür; iki tarih arasındaki her yıl, hesaplanan sürenin kısalması anlamına gelir. Bilirkişi raporu elinize geçtiğinde kontrol edilecek ilk satır bakiye ömrün hangi tarihe göre alındığıdır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6912, K. 2025/1594, T. 03.02.2025).

7- Bakıcı gideri gerçek zarar hesabının parçasıdır.

Bakıma muhtaç hale gelen kazazedenin bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik tazminatının yanında ayrı kalem olarak hesaplanır. Kararda, bedensel zarara uğrayan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerektiği, gerçek zarar hesabının özü itibarıyla varsayımlara dayandığı ve bu nedenle gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğu belirtilmiştir. Bilimsel çalışmalar sonucu üretilen TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması da aynı gerekçeye dayanır. Kararda ayrıca bilirkişi raporunda bilinmeyen dönem tazminatının bir yıl esas alınarak hesaplanması hatalı bulunmuş, aktif ve pasif dönem için bakiye ömür süresinin yıllık gelir ile çarpılması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3806, K. 2025/244, T. 08.01.2025). Uygulamada tazminatı en çok düşüren hesap hatalarından biri budur.

8- Maluliyet raporu Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanesinden alınır.

Çalışma gücü kaybının varlığı ve oranı her sağlık kuruluşunca belirlenemez. Yargıtay, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybı iddiası bulunduğunda zararın kapsamının belirlenmesi için maluliyetin varlığı ve oranının saptanması gerektiğini, tespitin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşlarca yapılması gerektiğini belirtmiştir. Devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu tek başına yeterli sayılmaz. Karar, düşük oran verilen dosyalarda itiraz yolunun neden açık olduğunu açıklar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15776, K. 2022/9067, T. 20.06.2022).

9- Maluliyet raporu, iyileşmenin durduğu tespit edilmeden alınamaz.

Doğru kuruluştan alınan rapor da tek başına yeterli değildir; raporun zamanlaması ayrıca denetlenir. Yargıtay, alt ekstremite yaralanmasında kaza tarihi ile rapor tarihi arasında bir yıllık süre geçmemişse, hastada iyileşmenin durduğunun ve son bir yıldır düzelme olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu tespit yapılmadan alınan rapora itibar edilemeyeceğini belirtmiştir. Erken alınan rapor gerçek maluliyeti göstermez ve sigorta şirketinin itiraz gerekçesi haline gelir. Karar, maluliyet raporunun ne zaman istenmesi gerektiğini gösteren pratik bir ölçü koyar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10245, K. 2024/5904, T. 10.06.2024).

10- Çelişkili maluliyet raporları giderilmeden karar verilemez.

Dosyada birden fazla rapor bulunduğunda ve oranlar birbirini tutmadığında, çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Yargıtay, yaralanmanın niteliğine göre konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğine karar vermiştir. Uygulamada sigorta şirketleri düşük oran veren raporu, zarar görenler yüksek oran veren raporu esas almak ister; karar, tercihi yapan merciin gerekçesini denetlenebilir biçimde ortaya koymasını zorunlu kılar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10263, K. 2023/12359, T. 21.11.2023).

11- Yara izi tartışmasında da raporlar arasındaki çelişki giderilir.

Maluliyet doğurup doğurmadığı tartışmalı bulgularda dosya kolayca reddedilemez. Yargıtay, çelişkinin giderilmesi için yara nedbesinin keloid veya hipertrofik yara (skar) niteliğinde olup olmadığının ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığının incelenmesini, tüm tedavi evrakı tamamlanarak kişinin bizzat muayene edilmesini ve içinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınmasını aramıştır. Karar özellikle yüz ve görünür bölge yaralanmalarında önem taşır; ilk raporda oran verilmemiş olması sürecin sonu değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8153, K. 2024/3851, T. 25.04.2024).

12- Psikolojik zararda heyette psikiyatri uzmanı bulunmalıdır.

Kazanın bıraktığı ruhsal hasar da maluliyet doğurur. Yargıtay, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evraklarının dosyaya getirtilmesini, muayenesinin yapılmasını ve içinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu heyetten kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre rapor alınmasını gerekli görmüştür. Travma sonrası stres bozukluğu gibi tanılar bedensel bulgu bulunmayan dosyalarda tazminatın tek dayanağı olabilir. Karar, ruhsal şikâyetlerin başından itibaren kayıt altına alınmasının önemini gösterir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/7267, K. 2022/11725, T. 06.10.2022).

13- Destek süresi ve dönem ayrımı her hak sahibi için ayrı belirlenir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tazminat hukukunun genel ilkelerini uyguladığı kararında gerçek zararın hangi süre için hesaplanacağını sınırlarıyla ortaya koymuştur. Karara göre sigortalının 60 yaşına kadar aktif dönemde günlük net geliri üzerinden, 60 yaşından sonra kalan ömrü kadar pasif dönemde asgari ücret üzerinden her yıl için ayrı hesaplama yapılır. Bilinen dönemdeki kazanç mevcut verilere göre artırım ve iskonto uygulanmadan hesaplanırken, bilinmeyen dönem için tazminatın peşin ödenmesi karşısında artırım ve iskonto devreye girer. Destek süresi bakımından eşin kalan ömrü daha uzun olsa dahi süre ölenin kalan ömrüyle sınırlıdır. Çocuklardan erkeğin 18, ortaöğretimde 20, yükseköğrenimde 25 yaşını doldurduğu tarihte gelirden çıkacağı kabul edilir; kız çocuğunun evlenme yaşı bölgelere göre değiştiğinden Türkiye İstatistik Kurumu istatistiklerinden yararlanılır. Karar, destekten yoksun kalma hesabında hak sahibi başına ayrı süre belirlenmesinin zorunlu olduğunu göstermektedir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9703, K. 2022/11510, T. 29.09.2022).

14- Kurum sağlık kurulu raporu ilgililer bakımından bağlayıcı değildir.

Maluliyet oranına itiraz yolunun dayanağını gösteren karar, sürekli iş göremezlik halinin belirlenmesinde izlenecek yolu açıklamıştır. Kurum sağlık tesislerinin raporlarına dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakkı bulunur. Kurulun raporları Kurumu bağlar, ancak diğer ilgililer yönünden bağlayıcı değildir; ilgililer Adli Tıp Başkanlığından veya tıp fakültelerinin ilgili anabilim dalı konseylerinden inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilir. Karar, 28.06.1976 tarihli ve 6/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına dayanmaktadır. Raporlar arasında çelişki doğduğunda hangi rapora üstünlük tanınacağının gerekçelendirilmesi de aynı çerçevede zorunludur (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/578, K. 2021/6573, T. 20.05.2021).

15- Sigortacının temerrüdü sekiz iş günlük sürenin dolmasıyla gerçekleşir.

Faiz başlangıcı, ödenecek tutarı doğrudan etkiler. Yargıtay, rizikonun bilgi ve belgeleriyle birlikte ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiğini ve sigortacının temerrüt faizinden sorumlu olduğunu belirtmiştir. Aynı kararda, davadan önce yapılmış başvuru bulunmayan dosyalarda dava tarihinin temerrüt tarihi sayılacağı ifade edilmiştir. Sonuç açıktır: usulüne uygun başvuru, faizi kaza sonrasına çeker (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/11356, K. 2026/2298, T. 26.02.2026).

16- Güvence Hesabının ödeme yükümlülüğü ihbar tarihinde doğar.

Sigortasız araçların karıştığı kazalarda muhatap Güvence Hesabıdır. Yargıtay, rizikonun bilgi ve belgeleriyle birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiğini kabul etmiştir. Başvurunun eksiksiz belgeyle yapılması, faizin ihbar tarihinden işlemesini sağlar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2346, K. 2023/11698, T. 01.11.2023).

17- Tahkim yargılamasında vekalet ücreti mahkemedekinin beşte biridir.

Tahkim yolunun maliyet avantajı vekalet ücretinde belirginleşir. Yargıtay, itiraz hakem heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, maktu ücretin altına inilmemek kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan ücretin beşte biri oranında belirlenmesi gerektiğini, fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Karar, tahkim ile mahkeme arasında tercih yapılırken hesaba katılması gereken kalemi somutlaştırır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11292, K. 2023/13703, T. 18.12.2023).

Av. Çiğdem Baykara

Atatürk Üniversitesi'nden 2013 yılında mezun olan ve sigorta, iş ve tazminat hukuku alanlarında uzmanlaşana Av. Çiğdem Baykara, aktüerya hesaplama, arabuluculuk süreçleri, kusur değerlendirmesi ve adli trafik uzmanlığı alanlarında 13 yıllık deneyime sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now Button