Şirket Aracıyla Yapılan Kazalarda Bilinmesi Gerekenler
UZMAN GÖRÜŞÜ
Şirket aracıyla yapılan trafik kazalarında risk yalnızca araç hasarı değildir ve yanlış atılan bir adım sigorta haklarını, iş ilişkisini ve tazminat sorumluluğunu aynı anda etkiler.
Av. Ezgi Bozkurt
Tazminat ve Sigorta Hukuku Uzmanı
Araç sahibinin tüzel kişi olması dolayısıyla iş hukuku boyutunun devreye girmesi ve zorunlu trafik sigortası ile kasko poliçeleri bakımından işleyiş farklılıkları dolayısıyla şirket aracıyla yapılan trafik kazası, hukuki ağırlık bakımından sıradan bir trafik kazasından belirgin ölçüde ayrışır. Kaza anından sigorta bildirimine, işveren bildiriminden ceza soruşturmasına uzanan süreçlerin eş zamanlı işleyişi, en ufak bir ihmalin bile ağır mali ve hukuki yüklere dönüşmesine yol açabilir.
Şirket Aracıyla Kaza Yaptığınızda Bilmeniz Gereken 4 Kritik Nokta
1- Şirket, araç işleteni sıfatıyla üçüncü kişilere karşı çoğu durumda doğrudan sorumlu tutulur. Sürücünün kusurlu olması, şirketin sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz.
2- Tazminat miktarı, işverenin çalışana rücu edip edemeyeceği, iş sözleşmesinin akıbeti ve olası ceza soruşturması büyük ölçüde kusur oranına göre şekillenir.
3- Kaza tespit tutanağı, fotoğraflar, tanık bilgileri ve sigorta bildirimleri ilerleyen süreçte kusur değerlendirmesi ve tazminat talepleri açısından kritik öneme sahiptir.
4- Şirket aracı kazalarında aynı anda sigorta hukuku, iş hukuku ve bazı durumlarda ceza hukuku süreçleri devreye girer. Bu nedenle olay, sıradan bir trafik kazasından daha geniş hukuki sonuçlar doğurur.
Büromuz avukatlarının hazırladığı bu yazıda, şirket aracıyla kaza yapıldığı takdirde hukuki sürecin nasıl ilerleyeceğine ve bu sürecin iş, tazminat ve ceza hukuku noktalarında nasıl ayrıştığına ilişkin genel bilgiler paylaşılmıştır. Hukuki uyuşmazlığa ve sürece dair detaylı bilgi ve yönlendirme için info@cozumavukatlik.com.tr mail adresi ya da 0 (541) 371 06 09 numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.
Şirket Aracıyla Kaza Yapıldığında Hak Kaybı Yaşamamak İçin Bilmeniz Gerekenler
Şirket aracıyla yapılan trafik kazalarında sıradan trafik kazalarından farklı olarak aynı anda iş hukuku süreçlerinin de sigorta, tazminat ve ceza hukukları ile birlikte işlemesi dolayısıyla kazanın ardından atılan her adım tazminat haklarını, iş ilişkisinin devamını ve olası hukuki sorumlulukları doğrudan etkiler. Bu durumu göz önünde bulundurarak, konuya ilişkin detaylara geçmeden önce, hak kaybı yaşamamak adına ilk anda bilmeniz gereken en kritik noktaları bir özet olarak burada vermek istedik:
- Şirket, araç işleteni sıfatıyla üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluk altında tutulur.
- Çalışanın kusur oranı, tazminat sürecini, işverenin rücu hakkını ve olası ceza soruşturmasını doğrudan etkiler.
- Sigorta şirketine yapılacak bildirimlerin süresinde ve eksiksiz şekilde tamamlanması en kritik noktalardandır. İş kazası kapsamında değerlendirilebilecek durumlarda SGK bildirim süresi 3 iş günüdür.
- İşverenin maaştan doğrudan kesinti yapabilmesi belirli hukuki şartlara bağlıdır.
- İş sözleşmesinin haklı nedenle feshi bakımından çalışanın kusur oranı, zararın boyutu ve olayın niteliği ayrıca değerlendirilir.
- Kazada yaralanma ya da ölüm olması durumunda tarafların şikayetinden bağımsız bir şekilde ceza soruşturması resen başlatılır.
- Alkollü araç kullanımı hem ceza sorumluluğu hem de sigorta ve iş hukuku (iş sözleşmesinin haklı feshi ve rücu talepleri) bakımından daha ağır sonuçlar ortaya çıkarır.
- Kaza tespit tutanağı, eksper raporu, kamera kayıtları ve tanık bilgileri gibi delillerin korunması gerekir.
Yalnızca araç hasarıyla sınırlı sonuçlar doğurmayan bu kazalarda olayın niteliğine göre çalışan, işveren ve sigorta şirketi bakımından uzun vadeli hukuki ve mali süreçler gündeme gelir. Özellikle yaralanmalı, ölümlü ya da yüksek maddi hasarlı kazalarda sürecin başından itibaren tüm adımları bu disiplinlerde uzmanlaşmış bir avukat gözetiminde atmak büyük önem taşır.
Şirket Aracı ile Kaza Sonrası Öncelikle Ne Yapmalıyım?
Şirket aracıyla meydana gelen bir trafik kazasından sonra atılan ilk adımlar, kusur değerlendirmesinden sigorta ödemelerine, işverenin olası işlemlerinden tazminat süreçlerine kadar birçok hukuki sonucu doğrudan etkilediğinden ötürü olayın hemen ardından aşağıdaki noktalara dikkat etmenizi öneriyoruz:
- Öncelikle kazanın niteliğini doğru belirlemelisiniz. Yaralanma ya da ölümlü trafik kazalarında taraflar kendi aralarında kaza tespit tutanağı düzenleyemez. Bu durumda sorumluluk sahasına göre polis ya da jandarmanın olay yerine gelir. Tabi bu durum sürücülerin ayrıca delil toplamasına engel değildir. Araçların konumu, hasar aldığı yerler, yol durumu, trafik işaretleri, kamera bulunabilecek noktaları fotoğraflamanız ve varsa kazaya tanık olan birkaç kişinin iletişim bilgilerini almanızı öneririz. Bu bilgi ve belgeler, daha sonra hazırlanacak bilirkişi raporları ve kusur değerlendirmelerine olası itirazlarda kullanılabilmesi açısından çok değerlidir.
- Kazanın yalnızca maddi hasarla sonuçlanması durumunda ise taraflar kaza tespit tutanağı düzenleyebilir. Bu durumda da tutanağı imzalamadan önce dikkatlice incelemenizi, kabul etmediğiniz ya da gerçeği yansıtmadığını düşündüğünüz bilgi veya beyanlara imza atmamanızı öneririz. Her ne kadar sonrasında itiraz süreci yürütülebiliyor olsa da ilk anda buraya dikkat etmek de önemlidir.
- Şirket aracının karıştığı kazalarda farklı olarak en kısa sürede şirkete ya da aracın kiralandığı şirkete bildirim yapma yükümlülüğünüz vardır. Bildirimin gecikmesi hem şirket içi süreçlerde hem de sigorta prosedürlerinde olası hak kayıplarına zemin hazırlayabilir, bu açıdan en önemli noktalardandır.
- Önemli bir nokta olarak, olay yerinde kusuru peşinen kabul eden yazılı ya da sözlü beyanlarda da bulunmamalısınız. Kusur oranı her ne kadar resmi tutanaklar, bilirkişi incelemeleri ve diğer delillerin bir arada değerlendirilmesi ile belirlense de ilk anda yapılan hatalı açıklamalar ilerleyen süreçte aleyhinize kullanılabilir.
Süreç Hakkında Bilgi
Şirket aracıyla yaptığınız kazalarda hukuki yönlendirme alın.
Hukuki Süreç Nasıl İlerler?
Şirket aracının karıştığı trafik kazaları sonrasında trafik hukuku, iş hukuku ve ceza hukuku kapsamında birbirinden bağımsız fakat birbiriyle ilişkili süreçler aynı anda ilerler. Her sürecin kendine özgü usul, ispat ve sorumluluk kuralları bulunur.
Kaza sonrasında hukuki süreç genel hatlarıyla aşağıdaki gibi ilerler:
- Öncelikle kaza tespit tutanağı düzenlenmeli, araçların konumu ve hasar alanları fotoğraflanmalı, varsa tanık bilgileri alınmalı ve kamera kaydı bulunabilecek noktalar tespit edilmelidir. Yaralanma ya da ölümlü kazalarda tüm bu süreçleri kolluk kuvvetleri ilerletecektir fakat imkan dahilinde siz de fotoğraf çekebilirsiniz.
- Şirket araçlarında kaza bildirimi yalnızca sigorta şirketine yapılan bildirimden ibaret değildir. İşverenin de mümkün olan en kısa sürede haberdar edilmesi gerekir. Ardından zorunlu trafik sigortası ve varsa kasko poliçesi kapsamında hasar süreci başlatılır.
- Kaza tespit tutanağı, fotoğraflar, tanık beyanları, kamera kayıtları ve gerekiyorsa bilirkişi raporu üzerinden tarafların kusur oranı değerlendirilir. Bu oran sigorta ödemesini, tazminat sorumluluğunu, işverenin çalışana rücu hakkını ve olası ceza sürecini doğrudan etkiler.
- Kaza, işin yürütümü sırasında yahut işverenin organizasyonu kapsamında meydana gelmişse iş kazası olarak kabul edilebilir. Bu durumda SGK bildirimi, sağlık giderleri, geçici iş göremezlik ödemeleri ve olası maddi ve manevi tazminat talepleri ayrıca gündeme gelir.
- Çalışanın kusurlu olup olmadığı, kusurun ağırlığı, araç kullanım talimatlarına uyulup uyulmadığı, izinsiz veya alkollü kullanım bulunup bulunmadığı değerlendirilir. İşverenin çalışana rücu etmesi, maaştan kesinti yapması veya iş sözleşmesini feshetmesi her durumda doğrudan uygulanamaz, belirli şartlara bağlıdır.
- Kaza yaralanma veya ölümle sonuçlanmışsa savcılık tarafından ceza soruşturması resen başlatılır. Sigorta limitini aşan veya poliçe kapsamı dışında kalan zararlar bakımından ise tazminat davası gündeme gelir. Ceza yargılaması ile tazminat süreci birbirinden bağımsız ilerler ve ceza davasındaki beraat kararı, tazminat sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Şirket aracıyla yapılan trafik kazası, iş kazası olarak mı değerlendirilir?
Şirket aracıyla yapılan her trafik kazası doğrudan iş kazası olarak değerlendirilmez. Kazanın, işin yürütümü ya da işverenin organizasyonu kapsamında gerçekleşmesi durumunda iş kazası olarak değerlendirilmesi mümkündür.
İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ile SGK uygulamalarına baktığımızda, aşağıdaki kaza örnekleri, iş kazası kapsamında değerlendirilir:
- Mesai saatleri içinde, işverenin talimatıyla görev yeri dışında bulunulurken meydana gelen kazalar
- İşveren tarafından sağlanan servis veya şirket aracıyla işe gidiş, geliş sırasında yaşanan kazalar
- Çalışanın, işveren tarafından tahsis edilen aracı iş kapsamında kullandığı sırada meydana gelen kazalar
Burada sıraladığımız durumlara karşılık,
- çalışanın şirket aracını izinsiz şekilde tamamen kişisel amaçlarla kullanması
- mesai ve görev ilişkisi dışında, özel kullanım sırasında meydana gelen kazalar
- işverenin bilgisi ve organizasyonu dışında gerçekleşen kullanım halleri
iş kazası kapsamı dışında değerlendirilir. Yargıtay içtihatlarında temel kriter, kazanın, işverenin otoritesi ve işin yürütümüyle bağlantılı bir faaliyet sırasında meydana gelip gelmediğidir. Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca kazanın gerçekleştiği yer değil, olayın iş ilişkisiyle kurduğu işlevsel bağ da dikkate alınmalıdır.
Sorumluluk Dağılımı Nasıl Olur?
Şirket aracıyla meydana gelen trafik kazalarında sorumluluk çoğu zaman yalnızca sürücüye ya da yalnızca işverene yüklenmez. Kazanın özelliklerine ve oluş şekline göre hem sürücü hem de işleten aynı anda hukuki sorumluluk altında kalabilir.
Karayolları Trafik Kanunu uyarınca “işleten sorumluluğu kusursuz sorumluluk” esasına dayandığından, sürücünün kusur olup olmamasından bağımsız olarak aracın sahibi ve işleteni sıfatıyla üçüncü kişilere karşı sorumludur. Buna bağlı olarak kazada zarar gören kişiler doğrudan şirketten ya da şirketin sigortasından talepte bulunabilir.
Sürücünün sorumluluğu ise büyük ölçüde kusur oranına bağlı olarak belirlenir. Kazanın tamamen karşı tarafın kusurundan kaynaklandığı durumlarda sürücünün kişisel sorumluluğu doğmaz. Fakat hız ve kırmızı ışık ihlali, alkollü araç kullanımı vb. kusurlu davranışların olduğu kazalarda sürücü hem tazminat hem de ceza hukuku bakımından sorumludur.
Burada önemli bir parantez de, şirketin zarar görene ödeme yapmasının, sürücünün sorumluluğunu her zaman ortadan kaldırmadığı noktasındadır. Özellikle ağır kusur bulunan durumlarda işveren, ödediği tazminatın belirli bir kısmını sürücüye yansıtmak için rücu hakkını kullanabilir. Buna karşılık hafif kusurla gerçekleşen kazalarda iş hukukunun işçiyi koruyan yaklaşımına bağlı olarak çalışanın sorumluluğu daha sınırlı değerlendirilir.
Sorumluluk dağılımını değiştiren en önemli durumlardan biri ise izinsiz araç kullanımıdır. Çalışanın şirket aracını yetkisiz şekilde üçüncü bir kişiye vermesi ya da üçüncü kişinin aracı izinsiz kullanması durumunda hem sigorta hem de iş hukuku bakımından farklı sonuçlar ortaya çıkar. Bu durumlarda işverenin rücu hakkı genişler, kasko teminatı bakımından uyuşmazlıklar doğar ve sorumluluk değerlendirmesi olayın özelliklerine göre yeniden yapılır.
Özetle, şirket aracıyla meydana gelen kazalarda sorumluluk, kusur oranına, aracın hangi amaçla kullanıldığına, şirket talimatlarına uyulup uyulmadığına ve kazanın meydana geliş şekline göre belirlenir ve her olayın kendi şartları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Şirketin Sorumlulukları
Bu süreçte şirketin hukuki sorumluluğu, araçla ilgili gerekli özen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine göre şekillenmektedir. Araç, sigorta ve SGK bildirimi açılarından şirketin sorumlulukları şöyledir:
Araç bakım ve denetim sorumluluğu kapsamında şirket, aracın periyodik bakımlarını yaptırmak, teknik güvenliğini sağlamak ve ehliyet şartlarını taşımayan ya da sağlık durumu araç kullanmaya elverişli olmayan çalışanlara şirket aracı tahsis etmemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmiş olsa dahi bir kaza durumunda şirketin Karayolları Trafik Kanunu kapsamında kusursuz sorumluluk esasına dayanan işleten sıfatından doğan sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz.
Sigorta yükümlülüğü bakımından şirketin araç için trafik sigortası yaptırması zorunludur. Poliçe bulunmaksızın trafiğe çıkan araçların sebep olduğu zararlardan şirket doğrudan sorumlu tutulur. Yine geniş kapsamlı bir kasko poliçesinin bulunmaması da kaza sonrasında şirket açısından ciddi mali riskler doğurur.
Kaza sonrasında SGK bildirimi yükümlülüğü de işverene aittir. Kazanın iş kazası kapsamında değerlendirilmesi halinde işveren durumu 3 iş günü içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Bildirimin süresinde yapılmaması veya hiç yapılmaması durumunda ise SGK’nın hak sahiplerine yaptığı ödemeler nedeniyle işverene karşı rücu süreci gündeme gelir.
Sürücünün Sorumlulukları
Şirket aracıyla kaza yapan sürücünün hukuki sorumluluğu üç ayrı alanda eş zamanlı olarak doğabilir. Bu alanların detaylarına bakalım:
- Üçüncü kişilere karşı doğrudan sorumluluk: Kusurlu bulunan sürücü, zarar gören üçüncü kişiler tarafından şirketten bağımsız olarak hedef alınabilmektedir. Mahkeme kararıyla tespit edilen kusur oranı, sürücünün kişisel varlıkları üzerinden icra takibine zemin oluşturur.
- Cezai sorumluluk: Kaza yaralanma ya da ölümle sonuçlandıysa sürücü hakkında ceza yargılaması başlatılır. Alkollü araç kullanımı ya da kırmızı ışık ihlali gibi bilinçli taksir hallerinde belirlenen ceza artırılır. Kaza yerinden kaçmak ise başlı başına ayrı bir suç oluşturmaktadır.
- İşe devam ve disiplin sorumluluğu: Şirket, sürücünün kusuruna bağlı olarak disiplin işlemi başlatabilmekte ya da belirli koşulların varlığında iş sözleşmesini feshedebilmektedir. Kasıtlı zarar yahut ağır ihmal içeren fiillerde sürücüden bireysel tazminat talep edilebilmektedir.
Sigorta Şirketine Bildirim Süreci
Süreçteki en önemli adımlardan biri sigorta şirketine bildirimdir çünkü bu sürelerin kaçırılması, tazminat hakkını tehlikeye atabilir. Zorunlu trafik sigortası ve kasko genel şartları uyarınca trafik kazası, sigorta şirketine 10 gün içinde bildirilmek zorundadır. Maddi hasarlı kazalarda düzenlenen kaza tespit tutanağı ise 5 iş günü içinde sigorta şirketine teslim edilmelidir.
Bildirimde sunulması gereken belgeler ise şöyledir:
- Kaza tutanağı veya trafik kazası tespit tutanağı,
- sürücü belgesi ve araç ruhsatının kopyaları,
- kaza yerinden alınan fotoğraflar,
- yaralanma söz konusuysa sağlık raporu ve hastane kayıtları,
- tanık bilgileri.
Sigorta, şirket aracıyla yapılan zararı karşılar mı?
Trafik kazalarında zorunlu trafik sigortası yalnızca karşı tarafında bedensel ve maddi zararlarını poliçe limiti dahilinde karşılar. Şirket aracının kendi hasarı için kasko poliçesi zorunludur. Kasko poliçesinde ise kritik istisnalar dikkatle değerlendirilmelidir. Alkollü araç kullanımı ve yetkisiz sürücü kullanımı, sözleşmede tanımlanmayan kullanım amacı ve poliçede belirlenen muafiyet tutarını aşmayan hasarlar teminat kapsamından çıkarılabilir. Şirket araçlarında ticari kullanım ve çalışanlara araç tahsisi koşullarının poliçede açıkça tanımlanmış olması, hasar anında sigorta şirketinin kapsam reddi gerekçe göstermesini önlemesi açısından kritiktir.
Trafik sigortasının poliçe limitlerini aşan zararlar içinse zarar gören, doğrudan işletene yani şirkete başvurma hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin sürücüye rücu etme hakkı ise yalnızca alkollü araç kullanımı, kasıt veya ağır ihmal gibi poliçede açıkça düzenlenen haller için geçerlidir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay’ın şirket araçlarıyla ilgili kararları hem iş kazası tespitinde hem sorumluluk dağılımında belirleyici içtihatlar oluşturmuştur. Birçok kararı taradığımız bu bölümde, hukuki sürecin farklı yönlerine ilişkin önemli içtihatları bulabilirsiniz.
1- Şirket toplantısına giderken yapılan kaza – Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2023
Şirket talimatıyla bir toplantıya yönlendirilen işçinin yolda kaza yapması iş kazası olarak kabul edilmiştir. Belirleyici kıstas, coğrafi konum değil; işverenin otoritesiyle kurulmuş işlevsel bağdır. Araç kime ait olduğu sonucu etkilememiştir.
2- Servis beklerken meydana gelen kaza – Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2016
İşveren tarafından tahsis edilen servis aracına henüz binilmemişken, bekleme noktasında gerçekleşen kaza iş kazası sayılmıştır. Mahkeme, koruma kapsamının araç içiyle sınırlı tutulamayacağını ve işverenin sağladığı ulaşım hizmetinin tamamını kapsadığını ortaya koymuştur.
3- Servis aracıyla işe giderken yaralanan işçi – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022
Tazminat hesabı yapılırken SGK’nın rücuya tabi ödeme yapıp yapmadığı araştırılmadan karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Karar, iş kazası niteliğindeki trafik kazalarında SGK ödemelerinin tazminattan düşülmesi gerektiğini netleştirmiştir.
4- Trafik cezalarının maaştan kesilmesi – Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
İşçinin şirket aracıyla neden olduğu trafik para cezalarının, işçinin açık rızası alınmaksızın ücretinden kesilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkeme, takas hakkının yalnızca kasten sebebiyet verilen ve yargı kararıyla sabit hâle gelen zararlar için kullanılabileceğini hükme bağlamıştır.
Şirket aracıyla kaza yaptım, işten çıkarılır mıyım?
İş Kanunu’na göre, işverenin haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilmesi (bu durumda işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmez) için şu iki koşulun birlikte gerçeklemesi şartı aranır:
- Sürücü kazada kusur olmalı.
- Araç oluşan hasar, sürücünün 30 günlük brüt ücretini aşmalı.
Dolayısıyla karşı tarafında sebep olduğu kazalarda ya da bu tutarın altında kalan hasarlarda haklı fesih gerekçesi oluşmaz.
Fesih noktasında süre de belirleyici ve kritiktir. İşverenin, fesih gerekçesini öğrenmesinden itibaren 6 iş gününde bu yola başvurması gerekir. Aksi takdirde hak düşer.
Alkollü araç kullanımı ise bu koşullardan bağımsız değerlendirilir. Mesai saatlerinde alkollü olarak araç kullanan çalışanın iş sözleşmesi, hasar tutarı ve kusur oranı aranmaksızın İş Kanunu’nun ahlak ve iyi niyet kurallarını düzenleyen maddesi kapsamında derhal ve tazminatsız feshedilebilir.
İşveren bu kaza nedeniyle maaştan kesinti yapabilir mi?
Bu sorunun yanıtı, belirli hukuki şartlara bağlıdır. Kural olarak işveren, oluşan zararı tek taraflı şekilde ücret kesintisi yaparak tahsil edemez.
Türk Borçlar Kanunu kapsamında işverenin ücretle takas hakkı oldukça sınırlıdır. Özellikle taksirle meydana gelen trafik kazalarında, zarar tutarı mahkeme kararıyla kesinleşmeden maaştan doğrudan kesinti yapılması hukuka aykırı kabul edilir. Bu gibi durumlarda çalışan, iş mahkemesinde alacak ve iade talebinde bulunabilir.
Bunun yanında iş sözleşmesinde ya da toplu iş sözleşmesinde açık düzenleme bulunması durumunda disiplin cezası niteliğinde ücret kesintisi uygulanabilir fakat bu kesinti bir ayda iki gündeliği aşamaz ve gerekçesinin çalışana yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
Araçta oluşan değer kaybını kim öder?
Trafik kazalarında değer kaybını kimin karşılayacağı kusur oranına göre belirlenir. Karşı tarafında kusurlu olduğu kazalarda değer kaybı, karşı tarafın zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Sigorta şirketinin ödeme yapmaması ya da eksik ödeme yapması durumunda Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru ya da dava yoluna gidilebilir.
Sürücünün tümüyle kusur olması durumunda ise araçtaki değer kaybı trafik sigortası kapsamında karşılanmaz. Bu durumda şirketi zararı çalışandan talep edip edemeyeceği ise çalışanın kusurunun ağırlığına, iş ilişkisinin niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Özellikle ağır kusur veya açık ihmal iddialarında işveren tarafından rücu talepleri gündeme gelir.
Kasko hasarsızlık indirimi kaybından sürücü mü sorumludur?
Şirketin sonraki dönem sigorta primlerinde meydana gelen artışı ifade eden kasko hasarsızlık indirimi kaybından sürücünün doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu konuda değerlendirme yapılırken kazanın oluş şekli, sürücünün kusur durumu ve ortaya çıkan zararın somut olarak ispat edilip edilemeyeceği dikkate alınır.
Yargıtay uygulamaların yalnızca tahmine dayanan prim artışı iddialarının tek başına yeterli kabul edilmediği görülmekte olup bu artışın varsayımsal değil, somut ve belgelenebilir şekilde ortaya konulması gerekir.
Bununla birlikte sürücünün ağır kusurlu veya kasıtlı davranışı nedeniyle meydana gelen kazalarda, sigorta şirketi ya da işveren tarafından HİB kaybının da zarar kalemi olarak ileri sürülebilir. Bu durumda da zarar miktarının ve illiyet bağının somut belgelerle ispat edilmesi gerekir.
Mesai dışında yapılan kazalarda kapsam ve süreç değişir mi?
Bu sorunun yanıtı, kullanımın işveren izni kapsamında olup olmamasına bağlı olarak değişir. İşverenin açık ya da örtülü izniyle gerçekleştirilen kullanımlarda, şirketin araç işleteni sıfatıyla üçüncü kişilere karşı sorumluluğu çoğu durumda devam eder. Fakat kazanın işin görülmesi sırasında gerçekleşmemesi nedeniyle iş hukuku ve iş kazası değerlendirmeleri farklılaşır.
Çalışanın mesai dışında ve izinsiz kullanımı durumunda ise çalışan açısından hukuki riskler belirgin şekilde artar. Bu durumda şirket, kullanımın kendi bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini ileri sürerek sorumluluğun kapsamına itiraz edebilir. Yine birçok kasko poliçesinde yetkisiz kullanım teminat dışı kaldığından sigorta koruması da ortadan kalkabilir. Son olarak işveren, şirket aracının izinsiz kullanılması nedeniyle güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.
Ceza davası açılır mı?
Yalnızca maddi hasarlı kazalarda kural olarak ceza yargılaması gündeme gelmemekle beraber yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında Cumhuriyet Savcılığı, şikayet aranmaksızın resen soruşturma başlatır. Dolayısıyla bu soruya yanıt olarak evet, şirket aracıyla yapılan kazalarda, olayın niteliğine göre sürücü hakkında ceza davası açılması mümkündür.
Ceza davası kapsamında değerlendirme yapılırken aşırı hız, kırmızı ışık ihlali veya alkollü araç kullanımı gibi ağır kural ihlalleri mevcutsa bilinçli taksir hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Ufak bir not olarak, alkollü araç kullanımı, kaza meydana gelmese dahi ayrıca ceza sorumluluğu doğurur.
Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda çalışanın sorumluluğu nasıl belirlenir?
Yaralanmalı ya da ölümlü trafik kazalarında kusur tespiti yapılırken kaza yeri inceleme tutanağı, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve eğer mevcutsa güvenlik kamerası görüntüleri dikkate alınır. Bilirkişi, hız, görüş mesafesi, yolun akışı ve sinyalizasyon gibi teknik unsurları bir arada değerlendirerek kusur oranlarını belirler.
Çalışanın asli ya da tali kusurlu bulunması halinde hem ceza sorumluluğu hem de maddi ve manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelir. Kazanın yaralanmalı veya ölümlü olması durumunda taksirle yaralama ya da taksirle ölüme neden olma suçları nedeniyle ceza soruşturması yürütülür. Alkollü araç kullanımı, aşırı hız yahut ağır kural ihlalleri mevcutsa bilinçli taksir hükümleri uygulanarak cezalar artırılabilmektedir.
Yaralanmalı kazalarda maddi tazminat hesabında zarar görenin yaşı, mesleği, geliri, maluliyet oranı ve tedavi masrafları temel alınır. Ölümlü kazalarda ise tazminat sürecinde zarar görenin desteğinden yoksun kalacak yakınların durumunu, ölenin yaş ve gelir düzeyini ve bakım yükümlülükleri gündeme gelir. Destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze masrafları ve manevi tazminat ayrı kalemler olarak talep edilmelidir.
Tüm bu davalarda şirket, ortak davalı (ödediği tazminatları kusur oranına göre çalışana rücu edebilmektedir) konumunda bulunur. İşverenin, kusur oranına bakılmaksızın araç işleteni sıfatıyla sorumlu tutulduğu davalarda sigorta poliçesinin yeterliliği ve limit üstü sorumluluk için hazırlıklı olunması önem taşır.
Üçüncü kişilerin zararını kim karşılar? Sürücü mü yoksa işveren mi?
Kazada maddi ve manevi zarar gören üçüncü kişi, pratikte sigortaya, aracı işleten şirkete ve sürücüye aynı anda başvurabilir ve hukuki açıdan bu üç yol birbirini kapatmaz.
Sürecin akışı itibariyle zarar öncelikle zorunlu trafik sigortasından talep edilmelidir. Sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde ödemer yapar. Limit aşılıyorsa ya da sigorta poliçesi yoksa zarar gören hem şirkete hem de sürücüye karşı aynı davada tazminat talep edebilir.
Mahkeme kararı tazminatı belirlediğinde şirket, hükmedilen tutarı zarar görene öder ve sonrasınra sürücünün kusur oranındaki payı için sürücüye başvurur. Sürücünün hafif kusurlu olduğu davalarda iş hukukunun koruma ilkesi devreye girerek rücu miktarını kısıtlamaktadır fakat ağır kusur yahut kasıt hallerinde bu kısıtlama uygulanmamaktadır.
Şirket aracının kiralık olması durumunda hukuki süreç nasıl ilerler?
Kiralık araçla yapılan kazada işleten sıfatı kiracı şirkete aittir ve araç sahibi olan kiralama firması kaza araçtaki teknik bir arızadan kaynaklanmadığı sürece kural olarak sorumlu tutulamaz.
Bu durumda hukuki süreç açısından kira sözleşmesinin içeriği belirleyicidir. Kaza anındaki sorumluluk dağılımı, araç hasarının kime ait olacağı ve zorunlu sigorta ile isteğe bağlı sigortaların hangi tarafça yaptırılacağı sözleşmede açıkça düzenlenmiş olmalıdır. Kiralık araçlarda çoğunlukla ek kaza sigortası ya da muafiyet kaldırma opsiyonu sunulmaktadır. Bu opsiyonlar kullanılmamışsa kiracı şirket, muafiyet tutarını karşılamakla yükümlüdür.
Çalışanın kaza yaptığı kiralık araç, iş amaçlı kullanıma tahsis edilmişse şirket aracı kazasındaki hukuki süreç büyük ölçüde aynı şekilde ilerler. İşverenin sorumluluğu yine geçerlidir ve kazanın kiralık araçta yaşanması bu statüyü değiştirmemektedir.
Şirket aracıyla alkollü bir şekilde kaza yaptım, ne yapmalıyım?
Alkollü araç kullanımı, ceza, sigorta ve iş hukuku alanlarının hukuki sonuçlarını ağırlaştıran bir etkendir. Burada yanıtlanması gereken ilk soru; alkol oranı 1.00 promilin altında mı, üstünde mi olmalıdır?
Eğer sürücünün alkol oranı 1.00 promilin üzerinde ise zorunlu trafik sigortası kapsamında sigorta şirketi karşı tarafa ödeme yapar fakat bu tutarı sonrasında sürücüye rücu eder. Yine kasko poliçesi de teminat dışı kalacağından şirket, araçtaki maddi hasardan sürücüyü sorumlu tutacaktır. Konunun ceza hukuku boyutunda ise alkollü araç kullanma bir suç oluşturmakta, kaza yaralanmalı ya da ölümlüyse bilinçli taksir uygulaması ile ceza artırılmaktadır. Tüm bunlara ek olarak işveren, mesai sırasında alkollü araç kullanılması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.
Kaza sonrasında verilen ifadeler ve imzalanan tutanaklar hukuki süreci doğrudan etkileyebileceğinden ötürü ifade işlemleri başlamadan önce ceza ve trafik hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almanızı öneririz.
Şirket aracıyla ölümlü trafik kazasına karıştım, suçlu bulunur muyum?
Ölümlü bir kaza yaşanması olması, doğrudan şirket aracını kullanan sürücünün kusurlu olduğu anlamına gelmez. Burada kusur yani suçluluk kavramı belirlenirken kazanın oluş biçimi, tarafların hız ve kural ihlalleri, yol ve görüş koşulları ve bilirkişi değerlendirmesi dikkate alınır.
Ölümlü trafik kazalarında soruşturma şikayete bağlı olmaksızın Cumhuriyet Savcılığı resen başlatılır. Bu süreçte kaza tespit tutanağı, araç ekspertiz kayıtları, olay yeri inceleme raporları, tanık beyanları ve varsa kamera görüntüleri delil niteliği taşır. Yapılan incelemeler sonucunda kazanın tümüyle karşı tarafın kusurundan kaynaklandığının tespit edilmesi durumunda sürücü hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Kusurun ortak olması durumunda ise tarafların kusur oranları ayrı ayrı belirlenir ve cezai sorumlulukların tespitinde bu oranlar dikkate alınır.
Bununla beraber ölümlü trafik kazalarında, ceza soruşturmasının yanı sıra destekten yoksun kalma tazminatı başta olmak üzere maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir. Özellikle şirket aracının kullanıldığı kazalarda sürücünün, araç malikinin ve işverenin hukuki sorumluluğu birlikte değerlendirilebildiğinden süreç daha karmaşık bir hal alır. Dolayısıyla soruşturmanın ilk aşamadan itibaren hem ceza hem de tazminat hukuku boyutunu birlikte yönetebilecek deneyimli bir avukatın gözetiminde ilerlemesi, hak kayıplarının önlenmesi ve sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından en kritik noktalardan biridir.
Şirket aracını arkadaşıma vermiştim ve kaza yaptı. Bu durumda sorumluluk kimde olur?
Şirket aracını arkadaşınıza vermeniz ve onun kazaya karışması durumunda üçüncü kişilere karşı öncelikle araç işleteni sıfatıyla şirket sorumlu olur. Bu süreçte şirket, ödediği zararları olayın koşullarına ve kusur duruma bağlı olarak aracı yetkisiz bir şekilde kullandıran çalışana rücu etme hakkına sahiptir.
Çalışan açısından ortaya çıkabilecek başlıca sonuçlar şöyledir:
- Yetkisiz sürücü kullanımı nedeniyle kasko poliçesi teminat sağlamayabilir ya da sigorta şirketi ödediği tutarı sonradan sorumlulara rücu edebilir.
- Şirket, araçta oluşan hasar ile üçüncü kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminatları çalışandan talep edebilir.
- Bu davranış, işveren ile çalışan arasındaki güven ilişkisini zedelediğinden ötürü İş Kanunu kapsamında haklı nedenle fesih sebebi (yani tazminatsız işten çıkış) olarak değerlendirilir.
Yasal Uyarı
1- Sitemizde yer alan metinler, uzman avukatlarımız tarafından sizlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Her hukuki süreç kendine has dinamiklere sahiptir. Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Çözüm Hukuk Bürosu sorumlu değildir.
2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları ilgili mevzuat kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, yayınlanması ya da kullanılması yasaktır. Aykırı kullanımın tespiti halinde Çözüm Hukuk Bürosu yasal yollara başvurma hakkı saklıdır.
Metinlerimiz e-imzalı olup zaman damgalıdır.



