İş Kazaları

İstanbul İş Kazası Avukatı

İçeriğe Göz Atın

İstanbul iş kazası avukatı, iş kazası sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılacak bildirimlerden kusur ve maluliyet oranlarının belirlenmesine, maddi ve manevi tazminat taleplerinden dava ve tahsilat süreçlerine kadar işçinin, hak sahiplerinin ve işverenlerin hukuki haklarını korumaya yönelik destek sağlayan profesyoneldir.

SGK verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 766.625 iş kazası meydana gelmiş, 1.944 çalışan hayatını kaybetmiştir. İnşaat sektörü ise 81.977 iş kazası ve 586 ölümle öne çıkmıştır. İnşaat, sanayi ve lojistik faaliyetlerinin yoğun olduğu İstanbul’da iş kazaları, işverenin sorumluluğu, SGK tarafından sağlanan haklar ve gerektiğinde ceza soruşturması yönünden birlikte değerlendirilmelidir.

Çözüm Hukuk Bürosu’nun iş kazaları alanında uzmanlaşan avukatları, kazanın SGK’ya bildirilmesi, iş kazasının tespiti, kusur ve maluliyet oranlarının değerlendirilmesi, iş göremezlik ödenekleri ve gelirlerin takibi ile işverene karşı açılacak tazminat davalarında hukuki destek sağlar. İş kazasından doğan tazminat taleplerinde kural olarak uygulanan 10 yıllık zamanaşımı süresi de dikkate alınarak süreç, ilk başvurudan tazminatın tahsiline kadar bütüncül ve şeffaf biçimde yürütülür.

İş Kazası Avukatı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

İş kazası avukatı seçerken yalnızca iş hukuku alanındaki dava tecrübesine değil, SGK işlemlerini, kusur ve maluliyet değerlendirmelerini, tazminat hesaplamalarını ve ceza soruşturmalarını birlikte yönetebilme deneyimine dikkat edilmelidir çünkü; iş kazası dosyalarında yapılacak teknik veya usule ilişkin hatalar, doğrudan tazminat miktarını ve izlenecek hukuki süreci etkiler.

Birkaç örnekle açıklamak gerekirse:

  • SGK’nın meydana gelen olayı iş kazası olarak kabul etmemesi durumunda iş kazasının tespiti için hukuki süreç yürütülmesi gerekebilir.
  • Maluliyet oranının eksik veya hatalı belirlenmesi, sürekli iş göremezlik geliri ve maddi tazminat hesabında hak kaybına neden olabilir.
  • İşverenin kusur oranının doğru belirlenmesi, iş güvenliği önlemlerinin, kaza tutanaklarının ve bilirkişi raporlarının ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektirir.
  • SGK bildirimleri, hizmet tespiti ve tazminat talepleri farklı usul ve sürelere tabidir. Bu süreçlerin birbirinden bağımsız takip edilmesi hak kaybına yol açabilir.
  • Ceza soruşturmasında toplanan deliller ve hazırlanan bilirkişi raporları, iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında da değerlendirilir.

Bu nedenle avukat seçiminde yalnızca dava aşamasına değil, kazanın ilk incelemesinden SGK işlemlerine, kusur ve maluliyet değerlendirmelerinden tazminatın tahsiline kadar sürecin tamamına hakim olunması önemlidir.

Çözüm Hukuk’un İstanbul’da iş kazaları alanında çalışan avukatları, işçi ve hak sahiplerinin tazminat taleplerinin yanı sıra işverenlerin hukuki sorumluluklarının değerlendirilmesi ve savunma süreçlerinde de destek sağlar.

İstanbul’un her iki yakasındaki görevli mahkemelerde yürütülen dosyalarda, iş güvenliği yükümlülükleri, bilirkişi raporları, SGK kayıtları ve tıbbi değerlendirmeler birlikte incelenerek dosyanın koşullarına uygun hukuki yol belirlenir.

Ofisimizin İletişim ve Adres Bilgileri

Çözüm Hukuk Bürosu olarak, İstanbul’daki müvekkillerimizle Bakırköy’deki ofisimizde yüz yüze görüşerek dosya değerlendirmesi yapıyoruz. Görüşme öncesinde sürece ilişkin sorularınız için bizi telefonla arayabilir, WhatsApp üzerinden yazabilir ya da e-posta gönderebilirsiniz. Görüşmeye gelirken dosyanızla ilgili hangi belgeleri getirmeniz gerektiği noktasında avukatlarımızdan bilgi alabilirsiniz.

İş Kazası Avukatı Hangi Konularda Hukuki Destek Sağlar?

İş kazası sonrasında yalnızca işverene karşı açılacak tazminat davası değil, kazanın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmesi, delillerin toplanması, kusur ve maluliyet oranlarının belirlenmesi, iş göremezlik ödenekleri ve gelirlerin takibi ile gerektiğinde ceza soruşturmasının yürütülmesi gibi birbiriyle bağlantılı hukuki süreçler gündeme gelir.

Bu kapsamda, büromuzun işçilere, hak sahiplerine ve işverenlere hukuki destek sağladığı başlıca konular şöyledir:

  • İş kazasının SGK’ya ve kolluk birimlerine bildirilmesi sürecinin takip edilmesi.
  • Kazaya ilişkin delillerin toplanması ve iş kazası tutanaklarının incelenmesi.
  • SGK’nın kazayı iş kazası olarak kabul etmemesi durumunda iş kazasının tespiti davasının yürütülmesi.
  • Sigortasız çalışanlar için hizmet tespiti sürecinin takip edilmesi.
  • İşverenin ve diğer sorumluların kusur oranlarının belirlenmesi, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi.
  • Sağlık kurulu raporlarının incelenmesi, maluliyet oranının belirlenmesi ve hatalı değerlendirmelere itiraz edilmesi.
  • SGK’dan alınabilecek geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik gelirine ilişkin işlemlerin takip edilmesi.
  • Maddi ve manevi tazminat tutarlarının hesaplanması ve işverene karşı tazminat davalarının yürütülmesi.
  • Ölümlü iş kazalarında hak sahiplerinin destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer taleplerinin takip edilmesi.
  • İş kazasına ilişkin ceza soruşturması ve ceza davasında mağdur, katılan veya sanık tarafının temsil edilmesi.
  • İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, hukuki sorumlulukları ve savunma süreçlerinde destek sağlanması.
  • İş kazasıyla bağlantılı işçilik alacaklarının değerlendirilmesi ve gerekli hukuki süreçlerin yürütülmesi.
  • Kararlaştırılan veya hükmedilen tazminatların tahsil sürecinin takip edilmesi.

Yanıtı Merak Edilen Sorular

İş kazası sonrasında gündeme gelen hukuki süreçlere ilişkin yanıtı en çok merak edilen soruları bu bölümde bulabilirsiniz. Dosyanız özelinde bilgi ve yönlendirme almak için tek yapmanız gereken uzman avukatlarımızla iletişime geçmek.

İş kazası avukatı ücreti ne kadardır ve hangi süreçler bu ücrete dahildir?

İş kazası avukatı ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir. Ücret, dava türüne ve dosyanın kapsamına göre değişir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine göre dava konusu değer üzerinden kararlaştırılan ücret %25’i aşamaz. SGK başvuruları, tespit davaları, tazminat davaları ve ceza dosyasının takibi gibi hizmetlerin ücrete dahil olup olmadığı sözleşmede belirtilir.

4 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tarifeye göre iş mahkemelerinde takip edilen davalarda maktu vekalet ücreti 45.000 TL olarak uygulanır. Konusu para olan davalarda ilk 600.000 TL için nispi oran yüzde on altıdır.

Avukatlık ücreti dışında dosyada hangi masraflar çıkar?

İş kazası davalarında başvurma ve peşin harç (Başvurma harcı 2026 yılında 732 TL’dir. Peşin harç ise talep edilen tutarın binde 68,31’inin dörtte biridir), gider avansı, tebligat, bilirkişi ve gerektiğinde keşif masrafları ortaya çıkar. Özellikle kusur, maluliyet ve aktüerya incelemeleri yargılama giderlerini artırabilir. Davanın sonucuna göre yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi mümkündür.

İş kazası davaları ne kadar sürer?

İş kazası davaları, dosyanın kapsamına göre değişmekle birlikte ilk derece mahkemesinde yaklaşık 2-3 yıl sürebilir. Kusur ve maluliyet raporlarının hazırlanması, aktüerya hesaplamaları ve raporlara yapılan itirazlar süreyi uzatabilir. İstinaf ve temyiz aşamalarına gidilmesi halinde yargılama daha uzun sürebilir.

İstanbul iş mahkemelerindeki dosya yoğunluğu duruşma aralıklarını açtığından süre ülke ortalamasının üzerinde seyreder. Öyle ki maluliyet raporu için Adli Tıp Kurumuna gönderilen dosyalarda bekleme tek başına bir yılı bulabilir.

İş kazası tazminatında zamanaşımı süresi nedir?

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinde kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (TBK, m. 146). Sürenin başlangıcı, zararın ortaya çıkışına ve kapsamının belirlenebilir olduğu tarihe göre değerlendirilir ve kazanın aynı zamanda suç oluşturması halinde daha uzun ceza zamanaşımı süreleri gündeme gelir.

İş kazası avukatına ne zaman başvurulmalıdır?

Kaza sonrasında mümkün olan en kısa sürede avukata başvurulması önemlidir çünkü kamera kayıtlarının korunması, tanıkların belirlenmesi, SGK bildirimlerinin incelenmesi ve iş kazası tutanaklarındaki hataların tespit edilmesi erken aşamada yapılmalıdır.

İş kazasında avukat tutmak zorunlu mudur?

İş kazasından kaynaklanan davalarda avukat tutmak zorunlu olmamakla beraber SGK işlemleri, kusur ve maluliyet raporları, tazminat hesaplamaları ve dava süreleri teknik değerlendirme gerektirir. Avukat desteği, hukuki sürecin doğru yürütülmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.

Avukata başvururken hangi belgeler gereklidir?

İlk görüşmede varsa iş kazası tutanağı, hastane kayıtları, SGK bildirim belgesi, iş sözleşmesi, maaş bordroları ve kazaya ilişkin fotoğraf veya görüntüler paylaşılmalıdır. Tanık bilgileri ve savcılık soruşturma numarası da önemlidir. Belgelerin tamamı bulunmasa bile hukuki değerlendirme yapılabilir.

Başka şehirde yaşıyorum, Çözüm Hukuk’a nasıl vekaletname verebilirim?

Bulunduğunuz şehirdeki herhangi bir noterden, yürütülecek hukuki işlemlere uygun yetkileri içeren vekaletname düzenletebilirsiniz. Vekaletnamenin iletilme yöntemi ve gerekli yetkiler büromuz avukatları tarafından sizlere açıklanır. İstanbul’a gelmeden dava ve SGK başvuru süreçlerinin önemli bir bölümü avukat aracılığıyla takip edilebilir. En doğru ve hızlı şekilde bilgi almak adına bizimle iletişime geçmeniz yeterlidir.

İşveren, iş kazasını SGK’ya bildirmediyse ne yapılmalı?

İşverenin iş kazasını SGK’ya bildirmemesi, işçinin tazminat haklarını ortadan kaldırmaz. İşçi veya yakınları, hastane kayıtları, tanık bilgileri ve diğer delillerle SGK’ya başvurabilir. Kurumun olayı iş kazası olarak kabul etmemesi halinde iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açılması gerekir.

Sigortasız çalışırken iş kazası geçirdim, haklarım nelerdir?

Sigortasız çalışan işçiler de iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat haklarına sahiptir. Sigortalı çalışmanın tespiti için gerektiğinde hizmet tespiti davası açılır. Çalışma ilişkisi tanık beyanları, banka kayıtları, işyeri belgeleri ve yazışmalarla ispatlanabilir. Hizmet tespiti davalarında kural olarak beş yıllık hak düşürücü süre dikkate alınır.

İşe gidip gelirken geçirilen kaza iş kazası sayılır mı?

İşveren tarafından sağlanan servis aracıyla işe gidiş veya işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar iş kazası sayılır (5510 sayılı Kanun, m. 13). İşçinin kendi aracıyla veya toplu taşımayla yaptığı olağan yolculuklar ise kural olarak bu kapsamda değildir. İşveren tarafından görevli olarak başka bir yere gönderilme durumları ayrıca değerlendirilmelidir.

İşyerinde geçirilen kalp krizi iş kazası sayılır mı?

İşçinin işyerinde bulunduğu sırada geçirdiği kalp krizi, koşulları oluştuğunda iş kazası olarak kabul edilir. Kalp krizinin mutlaka dış etken nedeniyle gerçekleşmesi gerekmez. Olayın iş kazası sayılması ile işverenin tazminat sorumluluğu farklı konulardır ve tazminat için kusur ve diğer sorumluluk koşulları ayrıca değerlendirilir.

SGK rapor parası ne zaman yatar?

Geçici iş göremezlik ödeneği, istirahat raporunun SGK sistemine işlenmesi ve gerekli kontrollerin tamamlanmasının ardından ödenir. İş kazalarında ödenek, hastalıktan farklı olarak istirahatin ilk gününden itibaren hesaplanır. Ödeme durumu e-Devlet üzerinden sorgulanabilir. Tutarın nasıl belirlendiği noktasında avukatlarımızın hazırladığı Rapor Parası Hesaplama sayfamızı inceleyebilirsiniz.

SGK’dan gelir bağlanması işverenden tazminat almaya engel midir?

SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, işverene karşı tazminat davası açılmasını engellemez fakat bağlanan gelirin mevzuata göre mahsup edilmesi gereken kısmı maddi tazminat hesabında dikkate alınır. Manevi tazminattan ise SGK geliri düşülmez.

Maluliyet oranım düşük belirlendiyse ne yapabilirim?

SGK Sağlık Kurulunun belirlediği maluliyet oranına Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde itiraz edilebilir. İtirazda güncel epikriz raporları, görüntüleme sonuçları ve fonksiyon kaybını gösteren tıbbi belgeler kullanılabilir. Uyuşmazlığın devam etmesi halinde yargı yoluna başvurulabilir.

SGK’dan bağlanan sürekli iş göremezlik geliri tazminattan düşülür mü?

SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı, maddi tazminat hesabında dikkate alınır. Böylece aynı zarar için mükerrer ödeme yapılması önlenir. Bu indirim manevi tazminata uygulanmaz.

Dava açmadan tazminat alınabilir mi?

İşverenle doğrudan anlaşma sağlanarak veya işveren mali sorumluluk sigortası kapsamında ödeme alınarak dava açmadan tazminat tahsil edilebilir fakat teklifin kabul edilmesinden önce kusur oranı, maluliyet durumu ve gerçek zarar tutarı değerlendirilmelidir. İmzalanacak uzlaşma ve ibra belgelerinin hukuki sonuçları da incelenmelidir.

İş kazası davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz (7036 sayılı Kanun, m. 3). Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. Diğer taraftan kıdem ve ihbar tazminatı, ücret ve fazla mesai gibi işçilik alacakları ile işe iade taleplerinde kural olarak arabuluculuk dava şartıdır.

İşverenin teklifini kabul etmeden önce nelere bakılmalıdır?

İşverenin tazminat teklifi değerlendirilirken kusur ve maluliyet oranları, işçinin geliri, bakiye yaşam süresi ve aktüerya hesabı incelenmelidir. Tedavi tamamlanmadan yapılan tekliflerde kalıcı zararların eksik hesaplanması riski bulunur. Ayrıca ödeme karşılığında imzalanacak ibranamenin kalan tazminat haklarına etkisi değerlendirilmelidir.

İş kazasında kusurluyum, yine de tazminat alabilir miyim?

İşçinin kazada kısmen kusurlu olması, tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca işçinin kusuru, tazminat tutarında indirime neden olabilir. İşverenin gerekli iş güvenliği önlemlerini alıp almadığı ve tarafların kusur oranları birlikte değerlendirilir.

İşveren tedbir aldığını söylerse tazminat sorumluluğu ortadan kalkar mı?

İşverenin güvenlik önlemleri aldığını belirtmesi tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Risk değerlendirmesi, iş güvenliği eğitimleri, koruyucu donanım ve denetim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği incelenir. Önlemlerin yalnızca belgelenmesi değil, fiilen uygulanması ve yeterli olması da önemlidir.

Taşeron işçisiyim, asıl işverene dava açabilir miyim?

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda, iş kazasından kaynaklanan tazminat talepleri asıl işverene de yöneltilebilir. Müteselsil sorumluluk koşulları oluşmuşsa işçi, tazminatın tamamını sorumlu işverenlerden talep edebilir. İşverenler arasındaki sözleşme ve fiili çalışma ilişkisi sorumluluğun belirlenmesinde incelenir.

İş kazası davası açarsam işten çıkarılabilir miyim?

İşçinin iş kazasından doğan haklarını araması, tek başına geçerli bir fesih nedeni değildir. Yalnızca dava açılması nedeniyle gerçekleştirilen fesih hukuka aykırı olabilir. İş güvencesi kapsamında bulunan işçiler işe iade talebinde bulunabilir. Diğer işçiler açısından ise fesih koşullarına göre kıdem, ihbar veya kötüniyet tazminatı gündeme gelebilir.

İş kazasından sonra işten ayrılmam tazminat hakkımı etkiler mi?

İşten ayrılmak, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. İşçi, iş sözleşmesi sona erdikten sonra da zamanaşımı süresi içinde tazminat talep edebilir fakat istifa, haklı nedenle fesih veya işveren tarafından işten çıkarılma gibi ayrılma biçimleri kıdem ve ihbar tazminatı haklarını etkileyebilir.

İstanbul’da iş kazası davaları hangi adliyede görülür?

İstanbul’daki iş kazası davaları, yetki kurallarına göre İstanbul Adliyesi (Çağlayan), Bakırköy Adliyesi veya İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) gibi görevli iş mahkemelerinde görülebilir. Davalının yerleşim yeri, işin yapıldığı yer ve kazanın veya zararın meydana geldiği yer yetkinin belirlenmesinde dikkate alınır (7036 sayılı Kanun, m. 6).

Dava sürecinde mahkemeye katılmak zorunda mıyım, avukatımın gitmesi yeterli mi?

Avukatla temsil edilen iş kazası davalarında duruşmalara kural olarak avukatın katılması yeterlidir fakat mahkemenin kişisel beyan veya isticvap için çağırması halinde işçinin katılması gerekebilir. Ayrıca Adli Tıp Kurumu veya hastane muayenelerinde işçinin bizzat hazır bulunması istenebilir.

Sorunuzun yanıtını bulamadınız mı?

Dosyanıza ilişkin sorularınız için bize telefonla ya da WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

İş Kazasının SGK’ya ve Kolluğa Bildirilmesi

İş kazası meydana geldiğinde işveren, kazayı derhal yetkili kolluk kuvvetlerine, kazadan sonraki üç iş günü içinde ise Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirmekle yükümlüdür (5510 sayılı Kanun, m. 13). Üç iş günlük sürenin hesaplanmasında hafta sonları ve resmi tatiller dikkate alınmaz.

İşverenin kazayı bildirmemesi, işçinin tazminat ve SGK haklarını ortadan kaldırmaz. Bildirim yapılmadığında işçi veya yakınları da SGK’ya başvurarak kazanın incelenmesini talep edebilir. Bu süreçte hastane kayıtları, kaza tutanakları, tanık ifadeleri ve olay yerindeki diğer delillerin korunması önem taşır.

İş kazasının süresinde bildirilmemesi durumunda SGK tarafından bildirim tarihine kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir. Ayrıca bildirim yükümlülüğünün ihlali nedeniyle idari para cezası uygulanır ve 2026 yılı için bu ceza, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre 44.443 TL ile 133.329 TL arasında değişmektedir.

Büromuzun iş kazaları alanında çalışan avukatları, SGK ve kolluk bildirimlerinin incelenmesi, eksik veya hatalı kayıtların düzeltilmesi, delillerin toplanması ve gerektiğinde iş kazasının tespiti sürecinin yürütülmesi konularında hukuki destek sağlar.

Delillerin Toplanması ve İş Kazası Tutanağına İtiraz

İş kazası sonrasında düzenlenen iş kazası tutanağı kesin delil niteliğinde değildir ve tutanaktaki hatalı veya eksik tespitlere itiraz edilebilir. Kazanın meydana geliş şeklinin yanlış aktarılması, iş güvenliği önlemlerinin eksik gösterilmesi veya kazanın işçinin kusurundan kaynaklandığının belirtilmesi durumunda tutanak, diğer delillerle birlikte incelenmelidir.

İş kazasının nasıl gerçekleştiğinin ve tarafların sorumluluğunun belirlenmesinde başlıca şu deliller değerlendirilir:

  • İşyeri kamera kayıtları ve kazanın meydana geldiği alana ilişkin görüntüler.
  • İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları ve çalışanların eğitim katılım belgeleri.
  • Risk değerlendirme raporları ve işyerinde alınan güvenlik önlemlerine ilişkin belgeler.
  • Kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları ve ekipman kullanım kayıtları.
  • Tanık beyanları, hastane kayıtları ve kazaya ilişkin diğer tutanaklar.

Kamera kayıtlarının silinmesi ve tanıklara sonradan ulaşılamaması, kazanın oluş şeklinin ispatını güçleştirebilir. Bu nedenle İstanbul’daki büyük şantiyelerde ve çalışan değişiminin yoğun olduğu işyerlerinde tanık bilgilerinin gecikmeden alınması önemlidir.

Kamera görüntülerinin saklanma süresi ise işyerinin kayıt sistemine ve uyguladığı saklama politikasına göre değiştiğinden delillerin mümkün olan en kısa sürede güvence altına alınması gerekir.

İş Kazasının Tespiti ve SGK’nın Kazayı Kabul Etmemesi Durumunda Tespit Davası

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) meydana gelen olayı iş kazası olarak kabul etmemesi, işçinin veya hak sahiplerinin hukuki haklarını ortadan kaldırmaz. SGK’nın iş kazası tespitini reddetmesi durumunda, iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açılarak olayın hukuki niteliğinin belirlenmesi talep edilir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre aşağıdaki durumlarda meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında değerlendirilir:

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar.
  • İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle gerçekleşen kazalar.
  • Sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderildiği sürelerde meydana gelen kazalar.
  • Emziren sigortalının mevzuatta belirtilen süt izni sırasında yaşadığı kazalar.
  • İşveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş ve işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar.
  • İşyerindeki yemek ve dinlenme molalarında meydana gelen olaylar da iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla beraber işyeri dışında servis beklerken gerçekleşen her olay kendiliğinden iş kazası sayılmaz. Olayın gerçekleştiği yer, işverenin organizasyonu ve 5510 sayılı Kanun’da belirtilen koşullar birlikte incelenmelidir.

İş kazasının tespiti davasında SGK ve işverenin davadaki konumu usul kurallarına göre belirlenir. Mahkeme, işyeri kayıtlarını, tanık beyanlarını, sağlık belgelerini ve kazanın gerçekleşme koşullarını inceleyerek olayın iş kazası niteliği taşıyıp taşımadığına karar verir.

Davanın kabul edilmesiyle birlikte olayın iş kazası olduğu hukuken tespit edilir. Geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri gibi SGK hakları ise ilgili mevzuattaki diğer koşulların da sağlanması halinde değerlendirilir. Alandaki uzman avukatlarımızın, SGK’nın ret kararının incelenmesi, delillerin hazırlanması ve iş kazasının tespiti davasının yürütülmesi süreçlerinde hukuki destek sağlar.

Sigortasız Çalışanın İş Kazası ve Hizmet Tespiti

Sigortasız çalışan bir işçinin iş kazası geçirmesi, tazminat ve sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldırmaz. İşverenin sigorta bildirimini yapmamış olması, kazadan kaynaklanan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi işçinin veya hak sahiplerinin tazminat talep etmesine de engel değildir.

Sigortasız çalışanın SGK kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri gibi haklarının değerlendirilmesi için sigortalı çalışmasının tespit edilmesi gerekir. Çalışmanın SGK kayıtlarında bulunmaması ve başka yollarla tespit edilememesi durumunda iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açılmalıdır.

Hizmet tespiti davasında kural olarak beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren başlar (5510 sayılı Kanun, m. 86) fakat işverenin işe giriş bildirgesi vermesi veya çalışmanın SGK kayıtlarıyla belirlenebilmesi gibi durumlarda hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Önemli bir nokta olarak, iş kazasından kaynaklanan tazminat davası ile hizmet tespiti süreci birlikte yürütülebilir.

Kusur Oranının Belirlenmesi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz

İş kazalarında işverenin, işçinin ve varsa üçüncü kişilerin kusur oranları, maddi tazminatın hesaplanmasını doğrudan etkiler. Kusur değerlendirmesinde işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, gerekli eğitimleri sağlayıp sağlamadığı, koruyucu önlemleri alıp almadığı ve işçinin kazanın meydana gelmesindeki davranışları birlikte incelenir.

İşçinin kazada kusurlu bulunması, işverenin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşverenin gerekli güvenlik önlemlerini almaması veya denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda tarafların kusur oranları ayrı ayrı değerlendirilir.

Örneğin; işçinin %20 oranında kusurlu bulunması, diğer koşullar aynı kaldığında işverenden talep edilebilecek maddi tazminat tutarını etkileyebilir.

Kusur oranının belirlenmesinde hazırlanan bilirkişi raporlarına, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (HMK, m. 281). Raporda iş güvenliği önlemlerinin eksik incelenmesi, tanık beyanlarının dikkate alınmaması veya kusur dağılımının somut delillerle desteklenmemesi durumunda ek rapor alınması ya da yeni bilirkişi incelemesi yapılması talep edilebilir.

Sağlık Kurulu Raporu ve Maluliyet Oranı

İş kazası sonrasında işçinin çalışma gücünde meydana gelen kaybın belirlenmesi, SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri ve işverenden talep edilecek maddi tazminatın hesaplanması açısından önem taşır.

5510 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre, meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilen sigortalılar, diğer koşulların da sağlanması halinde sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.

Meslekte kazanma gücü kaybının %10’un altında olması, işverene karşı tazminat talep edilmesine engel değildir fakat SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için aranan oran ile tazminat davasında değerlendirilen bedensel zarar birbirinden farklı hukuki değerlendirmelere tabidir.

Meslekte kazanma gücü kaybı oranı, yetkili sağlık kuruluşlarının düzenlediği raporlar esas alınarak SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenir. Tedavi ve iyileşme süreci tamamlanmadan yapılan değerlendirmeler, kalıcı iş göremezlik durumunu doğru yansıtmayabilir. Raporun alınması ve değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılar Rapor Parası Hesaplama sayfamızda açıklanmıştır.

Tazminat davasında ise mevcut sağlık kurulu raporlarının yeterli görülmemesi veya oranlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde Adli Tıp Kurumundan ya da yetkili sağlık kuruluşlarından ek rapor alınması gündeme gelir.

Maluliyet Oranına İtiraz

İş kazası sonrasında SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranına itiraz edilebilir. Oranın işçinin mevcut sağlık durumunu, kalıcı fonksiyon kayıplarını veya tedavi sonrasında ortaya çıkan etkileri doğru yansıtmaması durumunda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna başvurmak mümkündür.

İtiraz sürecinde epikriz raporları, görüntüleme sonuçları, ameliyat kayıtları ve diğer tıbbi belgeler birlikte değerlendirilir. Özellikle hangi organ veya fonksiyon kaybının eksik değerlendirildiğinin ve ilgili mevzuata göre hangi oranın uygulanması gerektiğinin somut gerekçelerle ortaya konulması önemlidir.

Yüksek Sağlık Kurulu kararına karşı da yargı yoluna başvurulabilir. İş mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda Adli Tıp Kurumundan veya yetkili sağlık kuruluşlarından rapor alınması, raporlar arasında çelişki bulunması halinde ise ek inceleme yapılması gündeme gelebilir. Değerlendirmede uygulanması gereken mevzuatın ve tıbbi bulguların doğru esas alınması gerekir.

SGK’dan Alınacak İş Göremezlik Ödeneği ve Gelirler

İş kazası geçiren işçiler ve ölüm halinde hak sahipleri, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri gibi sosyal güvenlik haklarından yararlanabilir. Bu ödemelerin koşulları, kazanın sonuçlarına ve işçinin sağlık durumuna yani maluliyet oranına bağlı farklılık gösterir.

  • Geçici iş göremezlik ödeneği: İşçinin iş kazası nedeniyle çalışamadığı ve istirahat raporu aldığı süre boyunca ödenir. Ödenek, yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide ise üçte ikisi üzerinden hesaplanır. İş kazalarında prim gün şartı aranmaz.
  • Sürekli iş göremezlik geliri: Meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilen sigortalılara bağlanır. Kısmi iş göremezlik durumunda gelir, kayıp oranına göre hesaplanır. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç olan sigortalılar için özel hesaplama hükümleri uygulanır.
  • Ölüm geliri: İş kazası sonucunda hayatını kaybeden sigortalının, kanunda belirtilen koşulları sağlayan eşine, çocuklarına ve diğer hak sahiplerine bağlanır.

SGK tarafından ödenek veya gelir bağlanması, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açılmasına engel değildir. Diğer taraftan, SGK tarafından yapılan bazı ödemelerin tazminat hesabına etkisi bulunduğundan, mükerrer ödeme oluşmaması için bu tutarların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Yaralanmalı İş Kazalarında Maddi Tazminat Kalemleri

Yaralanmalı iş kazalarında işçi, kazanın neden olduğu bedensel zararlar ve ekonomik kayıplar için işverenden maddi tazminat talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesine göre talep edilebilecek başlıca zarar kalemleri şöyledir; tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan kazanç kayıpları, bakıcı giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlardır.

Maddi tazminat hesabında işçinin kazanç durumu, maluliyet oranı, yaşı, bakiye yaşam süresi ve tarafların kusur oranları birlikte değerlendirilir. Hesaplamada aktif ve pasif çalışma dönemleri ayrıştırılır, bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu gibi aktüeryal verilerden yararlanılır.

SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin tazminattan indirilecek kısmı da hesaplamada dikkate alınır. Bu nedenle aktüerya raporlarında gelir, kusur, maluliyet oranı, yaşam süresi ve hesaplama yönteminin doğru uygulanması önem taşır.

Manevi Tazminat Talebi

İş kazası sonucunda bedensel bütünlüğü zarar gören işçi, yaşadığı fiziksel ve psikolojik acılar nedeniyle işverenden manevi tazminat talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre, işçinin hayatını kaybetmesi veya ağır bedensel zarara uğraması durumunda yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Manevi tazminat tutarı, maddi tazminattan farklı olarak belirli bir hesaplama formülüne göre değil, olayın koşulları dikkate alınarak hakim tarafından belirlenir. Bu değerlendirmede kazanın ağırlığı, işçinin uğradığı bedensel zarar, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları ile paranın alım gücü birlikte gözetilir.

SGK tarafından bağlanan iş göremezlik geliri veya diğer sosyal güvenlik ödemeleri, manevi tazminat tutarından düşülmez.

Ölümlü İş Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Ölümlü iş kazalarında, hayatını kaybeden işçinin maddi desteğinden yoksun kalan yakınları, Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminat için mirasçı olmak zorunlu değildir. Belirleyici olan, hayatını kaybeden kişinin sağlığında destek sağlaması veya gelecekte destek sağlayacağının kabul edilebilmesidir.

Eş, çocuklar, anne ve baba destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek başlıca kişilerdir. Kardeşler ve diğer yakınlar da fiili veya gelecekteki destek ilişkisini ispatlamaları halinde tazminat isteyebilir. Hak sahiplerinin destek süreleri ve payları, aile yapısına ve somut olayın koşullarına göre belirlenir.

Tazminat hesabında ölen işçinin geliri, yaşı, bakiye yaşam süresi, destekten yararlanan kişilerin sayısı ve tarafların kusur oranları dikkate alınır. Çocukların destek süresi eğitim durumlarına göre değerlendirilirken, gelirinin belgelenemediği durumlarda asgari ücret hesaplamaya esas alınabilir. SGK tarafından bağlanan ölüm gelirinin tazminattan indirilecek kısmı da mükerrer ödemeyi önlemek amacıyla değerlendirilir.

Asıl İşveren ve Alt İşverenin Sorumluluğu

İş kazasının alt işveren (taşeron) bünyesinde çalışan bir işçinin başına gelmesi, asıl işverenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine göre, kanuna uygun bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinde taraflar, işçinin bu ilişkiden doğan yükümlülükleri bakımından birlikte sorumludur. İş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde de tarafların sorumluluğu, iş ilişkisinin niteliği ve kazanın koşulları dikkate alınarak değerlendirilir.

Müteselsil sorumluluğun bulunduğu durumlarda işçi, tazminatın tamamını asıl işverenden veya alt işverenden talep edebilir. Taşeron şirketin ödeme gücünün bulunmaması veya faaliyetini sonlandırması halinde asıl işverenin sorumluluğu, tazminatın tahsil edilmesi açısından önem taşır.

Alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edilmesi durumunda ise işçi, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu nedenle iş kazası dosyalarında işverenler arasındaki sözleşmelerin, çalışma düzeninin, iş güvenliği yükümlülüklerinin ve ticaret sicili kayıtlarının birlikte incelenmesi gerekir.

İşveren Mali Sorumluluk Sigortasına Başvuru

İşveren mali sorumluluk sigortası, iş kazası nedeniyle işverenin karşı karşıya kaldığı tazminat yükümlülüklerini poliçede belirlenen teminat ve limitler kapsamında karşılayan isteğe bağlı bir sigorta türüdür. İşyerinde bu sigortanın bulunması halinde işçi veya hak sahipleri, poliçe kapsamına giren zararlar için sigorta şirketine de başvurabilir.

Sigorta poliçesinin varlığı, teminat limitleri ve kapsam dışı bırakılan durumlar, tazminatın hangi tutarda ve kimden talep edilebileceğinin belirlenmesi açısından önem taşır. Poliçe bilgileri işverenden talep edilebilir veya dava sürecinde ilgili kurumlardan ve sigorta şirketinden getirtilmesi istenebilir.

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe koşullarıyla sınırlıdır. İş kazasının teminat dışında kaldığı veya talep edilen tazminatın poliçe limitini aştığı durumlarda, işverenin hukuki sorumluluğu ayrıca değerlendirilir. Sigorta şirketinin ödeme talebini reddetmesi veya eksik ödeme yapması halinde uyuşmazlığın niteliğine göre hukuki yollara başvurulabilir.

İşverenle Uzlaşma ve İbra Belgesinin İncelenmesi

İş kazası sonrasında işveren ile işçi veya hak sahipleri arasında tazminat ödemesine yönelik uzlaşma sağlanabilir fakat ödeme karşılığında imzalanan ibraname, işçinin kalan tazminat haklarından vazgeçmesi sonucunu doğurabileceğinden belgenin içeriği ve ödenecek tutar dikkatle değerlendirilmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesine göre işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı düzenlenmesi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmesi, alacak türü ve miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin eksiksiz olarak banka aracılığıyla yapılması gerekir.

Bu koşulları taşımayan ibra belgeleri kesin hükümsüzdür fakat yapılan ödemenin banka aracılığıyla gerçekleştirilmesi halinde belge, ödenen tutar kadar makbuz niteliği taşıyabilir. İş kazasından doğan tazminat alacakları ile ölüm halinde hak sahiplerinin alacaklarına ilişkin ibra belgeleri de ilgili yasal hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

İş kazası sonucunda yaralanan işçi veya hayatını kaybeden işçinin hak sahipleri, maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla işverene ve hukuken sorumlu diğer kişilere karşı tazminat davası açabilir. İş ilişkisinden kaynaklanan bu davalar, kural olarak iş mahkemelerinde görülür (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 5). Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda her iki işverenin sorumluluğu da değerlendirilir.

Maddi tazminat tutarının dava başlangıcında tam olarak belirlenemediği durumlarda belirsiz alacak davası açılabilir. Böylece kusur, maluliyet ve aktüerya incelemeleri sonucunda ortaya çıkan zarar tutarına göre talep artırılabilir. Yargılama sırasında iş güvenliği önlemleri, tarafların kusur oranları, sağlık kurulu raporları ve işçinin gelir kaybı birlikte değerlendirilir.

İş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde faiz başlangıcı kural olarak kaza tarihidir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, zarar gören kişinin iddiasını inandırıcı delillerle ortaya koyması ve ekonomik durumunun gerektirmesi halinde mahkemeden geçici ödeme talep edilebilir. Yapılan geçici ödeme, hükmedilecek tazminattan mahsup edilir.

Ceza Soruşturması ve Davası

Ölümlü ve yaralanmalı iş kazalarında, kazanın meydana geliş şekline ve sorumluların kusur durumuna göre taksirle ölüme neden olma veya taksirle yaralama suçlarından ceza soruşturması yürütülebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 85. ve 89. maddeleri kapsamında işveren, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasından sorumlu diğer kişiler hakkında inceleme yapılabilir.

Taksirle ölüme neden olma suçunun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin hayatını kaybetmesi veya ölümle birlikte yaralanmanın meydana gelmesi halinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar çıkabilir. Taksirle yaralama suçunda ise yaralanmanın ağırlığına ve meydana gelen sonuca göre ceza belirlenir. Bilinçli taksir durumunda ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK, m. 22).

Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde yalnızca kişinin işyerindeki ünvanı değil, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma, uygulama ve denetleme konusundaki fiili görev ve yetkileri dikkate alınır. Ayrıca taksirle yaralama suçunun bazı halleri şikayete bağlı olduğundan, soruşturma koşullarının ve şikayet sürelerinin değerlendirilmesi önemlidir.

Ceza soruşturmasında toplanan deliller ve hazırlanan bilirkişi raporları, iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında da değerlendirilebilir. Bununla birlikte ceza yargılamasındaki kusur değerlendirmesi, hukuk mahkemesini her durumda bağlamaz.

İş Sırasında Meydana Gelen Trafik Kazaları

İşçinin görev sırasında araç kullanırken, iş seyahatinde veya işveren tarafından sağlanan servis aracıyla yolculuk ederken geçirdiği trafik kazaları, hem iş kazası hem de trafik kazası kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda iş kazasından doğan hukuki sorumluluklar ile trafik sigortası kapsamındaki tazminat hakları birlikte gündeme gelir.

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, işveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş ve işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar iş kazası sayılır. İşçinin kendi aracıyla veya toplu taşımayla gerçekleştirdiği olağan işe gidiş geliş yolculukları ise kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez.

İş kazası niteliği taşıyan trafik kazalarında işçi, koşulları oluştuğunda işverene ve kazadan sorumlu kişilere karşı tazminat talebinde bulunabilir. Ayrıca kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasına, poliçe teminatları kapsamında başvuru yapılabilir. Bu hukuki yollar birbirini ortadan kaldırmaz fakat aynı zarar için mükerrer tazminat alınamaz.

Meslek Hastalığından Doğan Talepler

Meslek hastalığı, işçinin yaptığı işin niteliği veya çalışma koşulları nedeniyle zaman içerisinde ortaya çıkan geçici ya da sürekli sağlık sorunlarını ifade eder (5510 sayılı Kanun, m. 14). İş kazasından farklı olarak meslek hastalıklarında sağlık sorunları genellikle tekrarlanan maruziyetler sonucunda gelişir.

Meslek hastalığının tespiti, yetkili sağlık kuruluşlarının düzenlediği raporlar ve tıbbi belgeler değerlendirilerek SGK Sağlık Kurulu tarafından yapılır. Hastalığın işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkması, işçinin haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu durumda hastalığın yapılan işle bağlantısı ve mevzuatta belirtilen yükümlülük süreleri değerlendirilir.

Meslek hastalığına yakalanan işçiler, koşulları sağlamaları halinde geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik gelirinden yararlanabilir. Ayrıca işverenin hukuki sorumluluğunun bulunduğu durumlarda maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

Kaza Sonrası İşten Çıkarılma ve İşçilik Alacakları

İş kazası geçiren işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarına ilişkin haklarını ortadan kaldırmaz. Feshin hukuka uygunluğu, işçinin sağlık durumu, işe devam edemediği süre ve işverenin gösterdiği fesih nedeni birlikte değerlendirilerek belirlenir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesine göre işveren, işçinin hastalık veya kaza nedeniyle işe devam edemediği sürenin işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar süresini altı hafta aşması halinde iş sözleşmesini bildirimsiz feshedebilir. Bu nedenle yapılan fesihte koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenir, ancak ihbar tazminatı doğmaz. Feshin yasal koşullara aykırı yapılması durumunda ise kıdem ve ihbar tazminatı talepleri gündeme gelebilir.

İş güvencesi kapsamında bulunan işçiler, geçersiz fesih durumunda işe iade talebinde de bulunabilir. Kural olarak en az 30 işçi çalıştıran işyerlerinde altı aylık kıdemi bulunan işçiler, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır.

Kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ve kullanılmayan yıllık izin alacakları, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinden ayrı değerlendirilir. İşçilik alacakları ve işe iade davalarında kural olarak arabuluculuk dava şartı uygulanırken, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk aranmaz.

İşverenin Savunması ve SGK Rücu Davaları

İş kazası sonrasında işverenin hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve kazanın önlenmesi için gerekli tedbirleri alıp almadığı değerlendirilir. İşverenin savunmasında yalnızca alınan önlemlerin belirtilmesi değil, bu önlemlerin somut belgelerle ortaya konulması önem taşır.

Bu kapsamda risk değerlendirme raporları, iş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları, kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları, makine bakım belgeleri ve işyeri denetim kayıtları incelenir. Alınan önlemlerin yeterliliği ve fiilen uygulanıp uygulanmadığı, işverenin kusur oranının belirlenmesinde dikkate alınır.

5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi kapsamında SGK, iş kazası nedeniyle yaptığı belirli ödemeleri ve bağladığı gelirleri, yasal koşulların oluşması halinde işverenden talep edebilir. SGK rücu davalarında işverenin kusur oranı, iş güvenliği yükümlülüklerine aykırılık ve SGK tarafından talep edilen tutarın hesaplanma yöntemi birlikte değerlendirilir. Sigortasız çalıştırma veya iş kazasının bildirilmemesi durumunda ise işverenin karşılaşabileceği ek mali ve hukuki sorumluluklar gündeme gelebilir.

Kararın İcrası ve Tazminatın Tahsili

İş kazası nedeniyle açılan tazminat davasının kazanılması, hükmedilen tutarın kendiliğinden tahsil edileceği anlamına gelmez. İşverenin mahkeme kararına rağmen ödeme yapmaması durumunda ilamlı icra takibi başlatılabilir. İcra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme yapılmaması halinde, yasal koşullar çerçevesinde işverenin banka hesaplarına, araçlarına ve taşınmazlarına haciz uygulanabilir.

Tazminatın tahsil edilebilmesi için işverenin malvarlığı ve ödeme gücünün dava sürecinde değerlendirilmesi önemlidir. Malvarlığının devredilmesi veya alacağın tahsilinin güçleşmesi riski bulunan durumlarda, koşulları oluşmuşsa ihtiyati haciz gibi hukuki koruma tedbirleri talep edilebilir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda müteselsil sorumluluk, tazminatın tahsil edilebileceği taraflar açısından önem taşır. Ayrıca işveren mali sorumluluk sigortasının bulunması halinde, poliçe kapsamındaki tazminat talepleri sigorta şirketine de yöneltilebilir.

Av. Çiğdem Baykara

Atatürk Üniversitesi'nden 2013 yılında mezun olan ve sigorta, iş ve tazminat hukuku alanlarında uzmanlaşana Av. Çiğdem Baykara, aktüerya hesaplama, arabuluculuk süreçleri, kusur değerlendirmesi ve adli trafik uzmanlığı alanlarında 13 yıllık deneyime sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now Button